Haberin yayım tarihi
2012-01-03
Haberin bulunduğu kategoriler

2013 Yılbaşı İçin Erken Yazı..Bahadır Kaleağası..

Türkiye 2013`e yurtta huzur, cihanda umutla girse hoş olmaz mı?

BAHADIR KALEAĞASI

Geride iyi bir 2012 yılı bırakarak girdik 2013`e. Bu yüzyılda tarihin çarkları hızlanırken uluslararası sitemin çarkları gacırdıyor. Geçmişle gelecek, şimdiki zamanın etrafında pervane. Geniş zamanlarda aramaya devam ediyoruz ışığı.

Gezegenimizin atmosferi, 2012 yılında ısınmaya devam etti. Bu sefer Birleşmiş Milletler çerçevesinde yeni bir anlaşma için görüşmeler hızla ilerledi. Hedef, 2020`den önce yürürlüğe girecek yeni bir anlaşma. Karbondioksit salımı, karbon ticareti, teknolojik yatırım finansmanı ve yeşil enerji devrimi konularında uzlaşma sağlandı.

Küresel mali sistem de daha iyi bir yıl geçirdi. Haziran 2012`de Meksika`da Los Cabos`ta toplanan G20 zirvesi somut sonuçlara ulaştı. Eşzamanlı olarak toplanan B20 sonucunda, iş dünyasıyla siyasi liderler arasında istişare güçlendi. Her ülkenin kendi kur ve dış ticaret politikalarına odaklanmasının sonuçta hiçbirine kalıcı ekonomik büyüme getirmediği gerçeği kabul gördü. Dünya nüfusunun üçte ikisi, dünya ekonomisinin neredeyse yüzde 90`ını temsil eden G20 kurumsallaşmaya başladı.

Euro bölgesinde ise geçen yılların karmaşası bitti. Başta ABD, Japonya, Çin gibi ekonomik devlerin yanı sıra, Türkiye dahil tüm dünyayı kaygılandıran olumsuz gidişat toparlandı. Yeni bir ortak ekonomik yönetim inşası başarıyla ilerliyor. Böylece Avrupa Birliği içinde daha dar bir çekirdek yapı oluşmakta. Bu euro bölgesine göre daha esnek bir yapıda kalan geniş AB ise artık Türkiye, Balkanlar ve Karadeniz yönünde genişleyebilecek.

2012`de yeni Türk siyaseti

Türkiye de verimli bir 2012 geçirdi. Toplum, Haziran 2011 genel seçimleri sonucunda Türkiye`nin 21. yüzyıldaki rekabet gücünü yansıtan bir TBMM ile tanışamamıştı. Gençler, kadınlar, sivil toplum liderleri, farklı meslek alanlarında yükselmiş kişiler, uluslararası standartlarda başarılı insanlar, girişimci siyasetçiler ve deneyimli bilgelerden oluşan güven verici bir Meclis talebi iyice arttı. Toplumsal temsil gücü yüksek, yetenekleri üstün ve lidere tapma güdüsünden yoksun yepyeni bir TBMM aranıyor artık; henüz genel seçimler gündemde bile değilken. Böylece siyasi partiler, 21. yüzyılda Türk halkının küresel rekabet gücünü yüksek kılacak politikalara odaklandı. Bilgi teknolojileri, radikal bir eğitim reformu, yeşil enerji devrimi, kadın hakları ve sosyal güvenlik gibi alanlarda hedefleri, kaynakları ve uygulama takvimi belli olan önerilerle şekilleniyor siyaset yarışı. Sivil toplum, özel sektör, akademi ve medya da aynı konulara öncelik verdi. Ülke, gerçek gündemine odaklandı.

Ekonomik ve sosyal hedefler

Bu sayede Türkiye, 21. yüzyılda hızla yükselmek üzere toplumsal seferberlik içine girdi. Dünyanın 16. büyük ekonomisi olmak önemli. Daha da büyümeli, ilk 10 hedeflenmeli. Fakat esas belirleyici olan, Dünya Bankası İnsani Kalkınma Endeksi, ülkelerarası cinsiyet eşitliği sıralaması, teknolojik yenilikçilik grafiği, OECD`nin Pisa eğitim kalitesi testi, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, Dünya Özgürlük Raporu, Demokrasi Endeksi ve Uluslararası Yolsuzluk Endeksi gibi ölçütler. Türkiye`nin bu sıralamalarda gerilerdeki konumu, partilerüstü bir utanç kaynağı. Bu durumu düzeltmek içinse ulusal uzlaşı zemini var. Öncelik, eğitim reformu. Hedef: İlkokuldan itibaren çok iyi İngilizce öğrenen, genel kültürü, yaratılıcılığı, girişimciliği, özgürlük, takım çalışması ve sosyal sorumluluk bilinci yüksek nesiller.

Türk ekonomisi, 2009-2011 döneminde küresel dalgalanmalardan asgari etkilenme ve bütçe disiplini başarısını 2012`de iyi değerlendirdi. Türk Ticaret Kanunu, partilerarası işbirliğiyle sonunda yasalaşmıştı. Böylece Türkiye`de iş yapma biçimi, yatırım ortamı, kayıtdışı ekonomi ve kurumsallaşma açısından köklü bir atılım gerçekleşti. İş piyasası reformu için toplumsal uzlaşma sağlandı. Vergi reformu başarıldı. Cari açık krize dönüşmeden azalmaya başlarken, Türkiye`nin uluslararası sermayeden, ticaretten ve turizmden aldığı pay hızla arttı. Bu eğilimlerde olumlu siyasi hava, güçlenen hukuk devleti ve AB sürecinde Kıbrıs gibi siyasal pürüzlerden bağımsız bir atılım belirleyici oldu.

2012 Anayasası

Toplumsal uzlaşma içinde yalın, kısa ve vatandaşla iletişim gücü yüksek bir metin oluştu. Özgürlükçü bir hukuk düzeni, bağımsız ve de tarafsız bir yargı, güvenlik sağlama ve sosyal yetenekleriyle çok güçlü bir devlet düzeni tesis edildi. Temelde ise devleti değil, vatandaşı koruyan bir anayasal mantığa geçildi. Bu çerçevede demokratik reform gündemi de somutlaştı. Etnik saplantılardan, merkeziyetçi dürtülerden, feodal yobazlıktan, teröre esaretten, dogmalardan ve kadın haklarına karşı ilkel hoyratlıklardan arınmış geniş bir demokrasi ufkuna kavuştu ülke. Aynı zamanda güvenlik güçlerinin teknolojik olanakları, insan sermayesi ve yasal yetkileri de teröre karşı en etkili biçimde düzenlendi. Böylece Türkiye, kısa sürede AB standartlarında bireysel, kültürel, etnik, dinsel ve cinsel özgürlükler, haklar ve güvenlik ülkesi oldu.

Son on yılın küresel eksen çoğalmasının doğal sonucu olarak, her ülke gibi Türkiye`nin de dünyanın her bölgesiyle ilişkileri artıyor. Eksenler çoğalıyor, Türkiye bu sayede hem Avrupa`da hem de dünyada güçleniyor. Bu yönde 2012`de yeni atılımlar gerçekleşti. Ortadoğu`da Türkiye, her anlamda barış, demokrasi ve refah odağı. Kafkasya Refah Paktı sayesinde sınırlar açıldı, tabular aşıldı. Kıbrıs`ta da Türkiye, kendini içine hapsettiği 360 derecelik kırmızı çizgiler alışkanlığından vazgeçti. Hedef, tarih ve koşul koyan taraf artık Ankara.

Dış ilişkilerde istikrar

Dış politikamız açısından en önemli atılımlar ise iki önemli kavramda odaklanıyor: İnsan ve iletişim. Birincisi, insan odaklı dış politika. Temel hedefi, ülkenin insanlarının daha iyi sosyal ve ekonomik koşullara kavuşmalarına hizmetin aracı olan bir dış politika anlayışı. İkincisi, daha önceki yüzyılın zamanaşımına uğramış uluslararası iletişim özürlü devlet özelliğinden kurtulmak.

Daha birçok olumlu gelişme oldu 2012`de. Sadece dünya medyasındaki `Made in Turkey modası`, `Elektrikli otomobilde Türk imzası`, `Yeni teknoloji üssü Türkiye`, `Türkiye`de sokak çocuğu kalmadı` ve `Avrupa`nın yeni sağlık merkezi` gibi başlıklar bile çok heyecan verici.

Peki ya AB? Tüm bu olumlu eğilimlere sahip bir ülkenin AB ile ilişkileri de doğal olarak ciddiyet ve dengeye kavuştu. Müzakereler, siyasetüstü bir anlayışla 2016`da üyelik hedefine odaklandı. Zaman ve dünya lehimize dönüyor. Türkiye 2013`e yurtta huzur, cihanda umutla giriyor.

Not: Bu yazı, 2013 yılı başında yazılması temenni edilen erken bir 2012 değerlendirmesidir. Gerçek olaylar ve kişilerle ilgisi maalesef olamayabilir.

Son Haberler

Hits: 5943 Visitors: 3055
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.