Haberin yayım tarihi
2014-04-20
Haberin bulunduğu kategoriler

AB İLE İŞLERİ TOPARLAMA ZAMANI

GÜMRÜK BİRLİĞİ ÖTESİ: 

AB İLE İŞLERİ TOPARLAMA ZAMANI

Çok eskidendi. 

O zamanlar internet bile yoktu günlük yaşamda. 

Ne Çin vardı dev bir ekonomi olarak, ne de ABD’nin 11 Eylül sonrası. 

Arap mevsimleri de başlamamıştı, iklim değişikliği bilinci de yeşermemişti.

Küresel ekonomik kriz, G20, Dünya Ticaret Örgütü, kaya gazı, Putin yoktu; henüz. 

Avrupa Birliği onbeş üye ülkeden ibaretti. Eski komünist bloktakiler aday ülkeydiler. Türkiye ise o zaman da AB yolundaydı fakat demokrasi sorunları vardı. Terör vardı. Kıbrıs vardı. Yine de bir kutlama anı geldi. 

Yıl 1995, 6 Mart. Brüksel’de AB Konseyi binasının üst katındaki toplantı bitiyor.  Asansörden gözlerinde sevinçle Başbakan Tansu Çiller ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın, AB bakanları ve diplomatlar çıkıyor. Basın ve diğer bekleyenler önce alkışlıyor, sonra soruyor: «Bundan sonra ne olacak ?». Yanıt ertesi gün manşetlerde: «Türkiye AB üyeliğine gidiyor». 

Bu önemli aşamayı bir merkez sağ-merkez sol koalisyon hükümeti geçiyor. Akşam kutlanıyor ivme kazanan AB süreci. Brüksel kafelerinde Belçika Frankı harcayarak. Euro yok; henüz.

Sonra ne oldu? Ne olmadı?

O yıllarda Türkiye temel demokratik reformlar ve mevzuat uyumunu hızla gerçekleştirerek AB’nin genişleme dalgalarına katılabilirdi. O yıllarda Paris ve Berlin kaynaklı muhalefet zayıftı. Küresel ekonomik konjonktür uygundu. Jeo-stratejik değerlendirmeler olumluydu. Kıbrıs sorunu Annan Planı çerçevesinde Güney’de Papadopulos iktidara gelmeden çözülürdü. Ekonomi güçlenmekteydi; Derviş reformları yine kesinlikle gerekirdi ama daha kademeli olurdu belki. Sonra 11 Eylül sonrası Türkiye’nin jeo-stratejik önemi daha da arttı. Reformlarını başaran demokratik bir Türkiye’ye AB “hayır” diyemezdi. Nitekim gecikerek de olsa, başarılı bir reform dönemi sonrası Türkiye 2004’de üyelik müzakerelerine başladı. Kıbrıs engelleyemedi. 

Tarih de kanıtlıyor ki, Türkiye ne zaman demokratik reformlarda ilerlese, ekonomik çekim gücü, dış politika gücü ve AB süreci hep çok olumlu etkilenmiştir.

Fakat gümrük birliğinden sonraki aşama olan AB üyeliği yolu engebeli, dönemeçli oldu. Süreç uzadıkça, AB’nin Türkiye’den talepleri giderek ayrıntılara girdi. Vize konusu dâhil sorunlar derinleşti. Parti kapatma davaları, medya özgürlüğü ve kadın hakları gibi sorunlar nedeni ile Türkiye bir türlü demokratik saygınlığını pekiştiremedi. Bu arada sosyal ve ekonomik sıkıntılar Avrupa’da bazı halk kesimlerini yeni projelere karşı tepkiselleştirdi. Bu olumsuz havadan Türkiye dosyası da etkilendi.

Olumlu ama geçici bilanço

Tarih aktı. 2014 baharı. Gümrük birliği hala gündemde. Son olarak AB Komisyonu’nun ısmarlaması üzerine Dünya Bankası kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapor bir çok etkinlikle kamuoyuna sunuldu. Bunlardan biri de Brüksel’de TÜSİAD AB Temsilciliği’nde düzenlenen yuvarlak masa toplantısı oldu. Bankanın raporunda verilere dayalı, somut bir analiz söz konusu:

- Sonuç :  gümrük birliğinin bilançosu hem Türkiye, hem de AB için olumlu. Eksik alanlar var. Zamanla etkisini kaybeden konular var. 

- Çözüm :  gümrük birliğini yenilemek ve ilerlemek. 

Bu vesile ile AB Komiseri Füle’ye ve her vesilede AB liderleri ve Ankara’ya da söylediğimiz gibi, en etkili çözüm ise Türkiye’nin AB üyeliği yörüngesinde hızlanmasıdır.

Geçen yıllarda kaçan tarihsel fırsatlara rağmen, Türk ekonomisi gümrük birliğinden genel olarak olumlu etkilendi: 

1.  Daha çok kalemde, daha çok ihracat: tekstil, otomotiv, elektronik, beyaz eşya, makina…

2.  Daha çok yatırım: AB kökenli yatırımların payı dörtte üç.

3.  Halka daha kaliteli ürün ve hizmet, tüketici hakları, gıda güvenliği, çevre standartları, sosyal koşullar, rekabet politikası…

4.  Şirketler için ileri Avrupa koşullarında üretim, yönetim, denetim ve rekabet disiplini.

5.  Irak’tan Çin’e diğer ülkelerin Türk ürünlerine artan itibarı, dünya ile artan ve çeşitlenen ticaret.

6.  Uluslararası açılımları daha etkili, daha güvenilir bir ekonomi.

Bazı hatalı analizlerde gündeme getirilen “ithalattan gümrük vergisi geliri kaybı” ise ancak ilk bir-iki yıl için yapılabilir. "Gümrük birliği olmasıydı" varsayımı yanıltıcı. Gümrük birliği ile standartları, uluslararası marka değeri ve dolayısı ile rekabet gücü artan Türk sanayisi uluslararası krizlerden az etkilendi. Gümrük birliği olmasıydı ithalat da buna göre bambaşka verilerle şekillenirdi.

Daha ileri: Transatlantik hedef

Gümrük birliği tam üyelik öncesi bir aşama olarak tasarlanmıştı. Fakat tam üyelik uzadıkça Türkiye’nin AB karar sistemi dışında olmasından kaynaklanan sorunlar belirginleşti. Diğer yandan, gümrük birliğini serbest ticaret anlaşmasına dönüştürmek de iyi olmaz. Türk ekonomisinin uluslararası açılımları ve marka değeri açısından olumsuz olur. Serbest ticaret anlaşmalarının serpildiği küresel ekonomide Türkiye’nin rakip ülkelere göre karşılaştırmalı ekonomik üstünlüğünü erir. Ayrıca, Dünya Bankası raporunun da işaret ettiği gibi, serbest ticaret anlaşması yerine gümrük birliği olması sayesinde yüzde yedi oranında ek ihracat artışı kazanılıyor.

AB son yıllarda ticaret anlaşmalarını çoğaltıyor: G.Kore, Hindistan, Japonya, Güney Amerika, Güney Doğu Asya, Çin...  Dünya ve Türkiye ekonomisini etkileyecek esas etken ise ABD-AB arasında müzakere edilmekte olan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı anlaşması (TTIP). Transatlantik anlaşmanın AB ile üyelik süreci veya ekonomik entegrasyon içindeki ülkelere de açık olması öngörülebilir. Norveç, İsviçre ve Balkanları da içerecek bu konum Türkiye’nin uluslararası ekonomik çekim gücü ve “softpower” konumunu çok olumlu etkiler. Başka bir yaklaşımla, AB-Türkiye gümrük birliği doğrudan Transatlantik ekonomik alana dahil edilebilir. 

İşleri toparlama vakti

Gümrük birliği hizmetler, tarım, ulaştırma, vize ve kamu ihaleleri gibi alanlarda gelişebilir.  Bu yönde stratejik çerçeveyi iyi değerlendirmek gerekiyor:

►  Dünya ekonomisi çok eksenli bir yönde, enerji, siyaset, teknoloji ve ekoloji gibi alanların birbirinden ayrılmayacağı sürekli bir  “big bang” içinde gelişiyor.

►  Avrupa’da birlik süreci “farklılaştırılmış entegrasyon” sistemine doğru evrim içinde:  geniş bir AB ekonomik ve siyasal çemberi, merkezinde çekirdek Euro alanı. Türkiye dosyası da bu çerçevede hızla ilerler, Türkiye geniş AB’ye üye olur.

►  Türkiye bu küresel ortamda, ancak demokrasi, hukuk devleti, özgürlükler ve insan sermayesi yüksek bir toplum olarak siyasal saygınlık ve ekonomik çekim gücü sahibi olabilir.

Yıllar eskidi. 

Gümrük birliği de. 

AB-Türkiye ilişkileri de. 

Zaman yenilikçilik zamanı. 

Hep öyleydi. 

Dr Bahadır Kaleağası

International Coordinator  -  TÜSİAD

Turkish Industry & Business Association

www.tusiad.org

President, Bosphorus Institute

www.institut-bosphore.org

Son Haberler

Hits: 6230 Visitors: 3066
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.