Haberin yayım tarihi
2011-05-17
Haberin bulunduğu kategoriler

Brüksel'de Bir Hafta..16 Mayıs 2011..Tusiad Raporu.

BU SAYIDA:

AB – TÜRKİYE

AB KIBRIS

AB - ÇİN

AB – FİLİSTİN

ARKTİK KONSEY

AR-GE

İÇ İŞLERİ

İSTİHDAM

TURİZM

EKONOMİ

AVRUPA YATIRIM BANKASI

AB – Türkiye

- Danimarka Sanayiciler Birliği (Danish Industry –DI) 2011 Küresel Kıyaslama Raporu’nu yayımladı. Bu yıl yedincisi yayımlanan raporda OECD ülkelerinin küresel rekabet içerisindeki değerlendirmesi yapılıyor. Uluslararası 86 kıyaslama kıstası içeren raporda OECD ülkelerinin güçlü ve zayıf olduğunu noktalar ortaya konuluyor.

Türkiye’nin de yer aldığı raporun bu yılki ana konusunu ülkelerin hammaddeye erişim alanında verdiği mücadele oluşturuyor.

Raporda uluslararası kıyaslamalarda kullanılmak üzere altı ana konu belirlenmiş; büyüme ve kalkınma, bilgi ve uzmanlıklar, iş dünyasında esneklik, girişimcilik, maliyetler ve vergi, açıklık ve uluslararası pazarlara açıklık.

Rekabetçilik endeksinde ilk sırayı İsviçre; büyüme ve kalkınma alanında İsrail ve G.Kore; bilgi ve uzmanlıklar alanında İsviçre, iş dünyasında esneklik alanında İzlanda, girişimcilik alanında Avustralya; ’ maliyetler ve vergi alanında Meksika, uluslar arası pazarlara açıklık alanında ise Hollanda ilk sırada yer alan ülkeler olarak belirtiliyor.

Türkiye ise rekabetçilik endeksinde 33 ülke arasında 29.; büyüme ve kalkınma alanında yine 29.; bilgi ve uzmanlıklar alanında 33.; iş dünyasında esneklik alanında 27.; girişimcilik alanında 16.; maliyetler ve vergi alanında 10.; açıklık ve uluslararası pazarlara açıklık alanında ise 31. sırada yer alıyor.

- Uluslararası Af Örgütü 2011 yılı raporunu yayımladı. Raporda Türkiye ile ilgili değerlendirmeler için dört sayfa ayrılmış bulunuyor.

Bu bölümde Türkiye’de yapılan anayasa değişiklikleri ve terörle mücadele yasasının gözden geçirilmesi çalışmalarıyla birlikte insan hakları açısından olumlu adımlar atılmış olmakla birlikte temel değişiklikler adına ilerleme kaydedilmemiş olduğu belirtiliyor. Ceza davalarının ifade özgürlüğünü ihlal etmeye devam ettiği, kurulacağı belirtilen bağımsız insan hakları izleme kurulunun hâlihazırda kurulmadığı ortaya konuluyor. İşkence ve kötü muamelenin devam ettiğine dair bildirimlerin gelmeye devam ettiği belirtilirken, bu konularda açılan soruşturma ve davaların herhangi bir etkisinin olmadığının altı çizildi. Kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi konusunda ilerleme kaydedilemediği belirtildi.

AB Kıbrıs

- K. Kıbrıs Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun Özel Temsilcisi Kudret Özersay Kathimerini gazetesine verdiği demeçte Kıbrıs sorununun 2012 yılından önce çözülmesi ve en kısa sürede dörtlü ya da beşli konferans gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Özersay, gazeteye yaptığı açıklamada müzakerelerde çok daha ileri bir noktada olunabileceğini ancak K. Kıbrıs’ın Cenevre’de sunduğu “tüm uzlaşı noktalarının çerçeve içerisine alınarak Güney Kıbrıs’taki seçimler öncesinde uluslararası konferansa gidilmesi” önerisinin Rum tarafınca kabul edilmediğini ifade etti.

Tarafların çözüm sonrasında Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafını bağlayacak uluslararası anlaşmaların hangileri olduğu ve bu anlaşmaların nasıl uygulanacağı konusunda ilerleme kaydettiğini belirten Özersay, bu aşamanın olumlu bir gelişme olarak değerlendirildiğini söyledi. Özersay; polis konusunun düzenlenecek dörtlü ya da beşli konferansta ele alınacak garantiler konusuyla ilişkili olduğunu, bugün varılan noktada uzlaşı alanlarının mevcut olduğunu ve her iki tarafın da kendi toplumunu bu uzlaşı noktaları hakkında bilgilendirmesi gerektiğini ifade etti. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un isteğinin de bu doğrultuda olduğunu belirten Özersay, daha önceki dönemlerde gerçekleştirilen müzakerelerde ilerleme olmasına karşın Rum Hükümet Sözcüsü’nün müzakerelerin takılı kaldığında ısrar etmiş olduğunu hatırlattı.

Kıbrıs Rum tarafının BM Genel Sekreteri önünde taahhütlerde bulunulmadığını iddia ettiğini söyleyen Özersay, müzakere masasında yaşanan ilerlemeler ve verilen taahhütlerin kamuoyuna duyurulması, hiçbir zaman olmayacak şeyler için ise yanlış izlenimler yaratılmaması gerektiğini vurguladı.

Özersay, 2012 yılında AB Dönem Başkanlığını devralacak Kıbrıs Rum tarafının yeterince esnek olamayacağını, aynı tecrübenin Güney Kıbrıs 2004 yılında AB’ye üye olduğunda da yaşandığını belirtti.

- Temmuz 1974’te dönemin Kıbrıs hükümetine karşı gerçekleştirilen askeri darbe sırasında hayatını kaybeden Andreas Kesta’nın yeniden defnedilmesi töreninde konuşan G. Kıbrıs Rum Lideri Hristofyas, günümüzde Kıbrıs’ın uluslararası ortamlarda daha güçlü bir konumu olduğunu ileri sürerek, bu durumun Rum hükümetinin uluslararası düzeydeki girişimleri sonucunda elde edildiğini söyledi. Rum Meclisi Araştırma Komitesi’nin hazırladığı Kıbrıs Dosyası’na da değinen Hristofyas, raporun büyük komplo konusunda belgeler ortaya koyduğunu, Kıbrıs’a karşı suçun önceden hazırlandığı ve NATO, Türkiye ve Yunan Cuntasının bunda önemli rol oynadığı konusunda siyasi güçlerin yıllardır söylediklerinin doğrulandığını iddia etti.

AB - Çin

- Çin yönetimi AB’nin Çin’den ithal edilen ve dergi ve katalogların basımında kullanılan yüksek kaliteli kâğıda ek gümrük vergisi uygulayacağını açıklaması üzerine bu durumu Dünya Ticaret Örgütü nezdine taşıyacağına açıkladı. Çin AB’nin Çin’e karşı uygulayacağını açıkladığı anti sübvansiyon ve anti damping vergisinin Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı olduğunu, bu uygulamaların AB’deki yerli üreticileri korumak amacıyla getirildiğini ileri sürüyor.

Çin’in kağıt üreticisi sektöre hükümetin kontrolünde olan bankalar aracılığıyla ucuz kredi sağladığını açıklayan AB Komisyonu ise bu uygulama ile ilk defa Çin’den kaynaklanan rekabet nedeniyle güç durumda olduğunu açıklayan bir sektörü desteklemeye yönelik girişimde bulunuyor.

Bu noktadan sonra Çin ile AB arasında ticaret savaşlarının kaçınılmaz olacağına işaret eden uzmanlar ise Çin’in karşı saldırıya geçerek AB’den ithal ettiği patatesten üretilen nişastaya vergi uygulamaya başladığını belirtiyor.

AB – Filistin

- Uluslararası İşbirliği, İnsani Yardım ve Krizle Mücadeleden sorumlu AB Komiseri Kristalina Georgieva Filistin ve İsrail’e BM Genel Sekreter Yardımcısı Valerie Amos beraberinde yapmış olduğu ziyaret kapsamında Filistin Başkanı Mahmoud Abbas ve Filistin Başbakanı Salam Fayyad ile görüştü. AB Komiseri Georgieva Filistin Başbakanı Fayyad’ı geçtiğimiz yıllarda yürütmüş olduğu başarılı çalışmalar nedeniyle tebrik etti ve AB’nin Filistin’de halkın yardıma en çok ihtiyaç duyan kesimine insani yardım desteğinin devam edeceğini vurguladı. Komiser Georgieva, Batı Şeria’nın C bölgesinde ve Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinli ailelerinin zorunlu olarak yer değiştirmeye tabi tutulmasına neden olan tüm eylemlerin bir an önce durması gerektiğinin altını çizdi. Georgieva zorunlu yer değiştirmenin yanı sıra erişim ve hareketliliğe İsrail tarafından uygulanan kısıtlamaların bölgede yaşayan insanların ekonomik ve sosyal gelişimlerini olumsuz yönde etkilediğini vurguladı. Georgieva ayrıca İsrail halkının barış ve güvenlik içinde yaşama meşru hakkının İsrail’i işgalci kuvvet olarak uluslararası insani hukuktan doğan sorumluluklarından ibra etmediğini de belirtti.

Arktik Konsey

- Kuzey Kutbu’nda sınırı olan sekiz ülke tarafından kurulan Arktik Konsey Grönland’da gerçekleşen toplantıda yasal açıdan bağlayıcılığı bulunan ilk anlaşmasını tamamladı. Tüm dünyanın bu bölgeye olan ilgisinin giderek artmaya devam ettiği şu dönemde gerçekleştirilen anlaşma havacılık ve denizcilik arama ve kurtarma alanlarını kapsıyor.

Bakanlar düzeyinde gerçekleştirilen toplantıda iklim değişikliği, buzulların erimesi, kıyı ötesi petrol yatakları ve yeni gemicilik rotaları gibi konular görüşüldü. Toplantıya ABD Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton ve Rusya Dış İşleri Bakanı Sergey Lavrov katıldı.

Toplantı çerçevesinde başkanlık değişimi de gerçekleşti ve Arktik Konsey Başkanlığını sürdüren Danimarka görevi İsveç Dış İşleri Bakanı Carl Bildt’e teslim etti.

Bölgenin gündemindeki önemli konuların tartışılacağı bir forum olarak Arktik Konsey’in kurulmasına 1996’da Kanada’nın Ottawa şehrinde karar verilmişti. Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç, Rusya, İsveç ve ABD Arktik Konsey’in üyesi olan ülkeler. Bu ülkelere ek olarak kutup bölgesinde yaşayan yerli halkı temsil eden altı örgüt de Konsey’de daimi katılımcı olarak temsil ediliyor.

Ar-Ge

- Hazırlanan raporlar ve iş dünyasından alınan geri dönüşler AB’nin bir ar – ge merkezi olacağı iddialarının gerçekleşmesinin çok güç olduğunu ortaya koyuyor. Ar – ge ve yenilikçilik faaliyetlerini desteklemek amacıyla oluşturulan programlar çerçevesinde sağlanan mali kaynağa erişimin çok güç olduğunu belirten araştırmacılar ve şirketler, özellikle kuralların açık bir şekilde anlaşılmadığını ve başvurular ve kabul sonrasında gereken denetimler ile ilgili bürokratik ve idari yüklerin çok fazla olduğuna işaret ediyor.

2007 – 2013 döneminde ar-ge ve yenilikçilik projelerinin desteklenmesi için oluşturulan 7. Çerçeve Program’ın 52 milyar €’luk bütçesi ile dünya üzerinde ilk sırada yer aldığı belirtilirken, kuralların net olmaması ve uygulama güçlüklerinin bulunmasının şirketler açısından bu kaynağı cazip olmaktan uzaklaştırdığına işaret ediliyor. Aşırı bürokrasi, idari aşamaların ve raporlama gerekliliklerin verimsizliğe ve zaman kaybına neden oluşunun Çerçeve Programı özellikle KOBİ’ler açısından başvuru yapması imkansız olarak algılanan bir konuma taşıdığı belirtiliyor.

Ar- -ge kuruluşlarının Avrıupa düzeyindeki temsilcisi Earto, Çerçeve Program kapsamındaki başvuruların değerlendirilme ve kabul edilme süresinin en az bir yıl sürdüğünü, ulusal düzeyde uygulamada olan ar-ge fonlarının onay süresinin ise en fazla üç ay olduğunu hatırlatıyor.

1999 – 2006 döneminde uygulamaya konulan Çerçeve Program ile ilgili şikayetler üzerine AB Komisyonu’nun 7. Çerçeve Program ile ilgili bazı sadeleştirmelere gitmesi de uygulamada olumlu yönde değişikliklere neden olamadı.

İç İşleri

- AB’nin iç işlerinden sorumlu Komiser Cecilia Malmström, Danimarka’nın sınırlarında gümrük kontrolleri yapılması uygulamasına geçeceğini duyurması üzerine bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamasında Danimarka hükümetini bu kararı nedeniyle eleştiren Malmström, iç sınırlardaki denetimin görülür bir şekilde ve geçerlilik süresi belirtilmeksizin artırılmasının endişe verici olduğunu, AB Komisyonu’nun yapmış olduğu ilk açıklamalar doğrultusunda bu uygulama nedeniyle Danimarka’nın AB ve uluslararası yasalar kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmeyen ülke durumuna düşeceğini belirtti.

Malmström Komisyon’un yapacağı inceleme ile Danimarka hükümetinin bu kararının temelinin, ülkenin sınırlardan kaynaklanan geçişler sonrasında Danimarka’da ortaya çıkan suç vakalarından ve vergi kaçakçılığı işlemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını ortaya koyacağını söyledi.

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da Danimarka Başbakanı Lars Lokke Rasmussen’e bir mektup göndererek, hükümetin uygulamaya koyacağını açıkladığı denetimlerin sabit gümrük noktaları kurularak gümrük denetimcileri tarafından gerçekleştirileceği ve ek polis gücü ile de bu çalışmaların destekleneceğinin anlaşıldığını belirtti.

Alınacak bu önlemlerin endişe verici olduğunu vurgulayan Barroso, AB içinde sınırların ortadan kaldırılmış olmasının iş dünyası ve bireylere büyük özgürlükler getirdiğini, Danimarka hükümetinin uygulamaya koyacağı denetimlerin Tek Pazar’ın işleyişine de büyük bir darbe olacağını belirtti.

Danimarka resmi makamları 11 Mayıs’ta AB Komisyonu’na gönderdikleri bir açıklama ile Danimarka hükümetinin ülkenin sınır denetimlerinin güçlendirilmesi yönünde karar aldığını belirtmişti.

Denetimlerin uygulama süresinin belirlenmediği, süresiz olarak uygulamaya konulacağı belirtilen açıklamada yapılacak denetimlerin gözle görülür, belirgin bir şekilde uygulanacağı vurgulandı.

- Uluslararası Af Örgütü 2011 yılı raporunda Birliği sınırlarının Kuzey Afrikalı mültecilere açılması çağrısında bulundu. Sertleştirilen sınır kontrollerinin mülteci sorununa bir çözüm olmadığını belirten örgütün Almanya sorumlusu Wolfgang Grenz, bir yandan Kuzey Afrika’daki insan hakları ihlallerini sert bir şekilde eleştiren AB’nin diğer yandan sınırlarını buralardan gelen mültecilere kapatmasını iki yüzlülük olarak tanımladı.

Uluslararası Af Örgütü’nün son raporunda özellikle internetin insan hakları açısından önemine vurgu yapılıyor. Örgütün Almanya sorumlusu Wolfgang Grenz, yayınlanan raporla ilgili olarak yaptığı açıklamada Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte insan hakları açısından ilerleme vaat eden bir döneme girildiğini belirtirken, bu bölgelerdeki gazeteci, insan hakları eylemcisi ya da blog yazarları da dahil olmak üzere herkesin siyasi reform ve insan hakları taleplerini internet üzerinden duyurmaya çalıştığını kaydetti.

Tunus ve Mısır’daki halk hareketlerinde internet ve cep telefonlarının büyük rolü olduğunu vurgulayan Grenz, insan hakları ve özgürlük konularının bu ülkelerde hâlihazırda bıçak sırtında olduğunu, örneğin Mısır’da yeni yönetimin bağımsız sendikaların kurulmasına yönelik yasal düzenleme çıkarmak yerine barışçıl gösteri ve grevleri suç olarak tanımlayan bir yasayı yürürlüğe koyduğunu belirtti.

157 ülkede 2010 yılı içerisindeki insan hakları ihlallerini kayıt altına alan raporda Türkiye ve Almanya da eleştirilen ülkeler arasında yer alıyor.

Uluslararası Af Örgütü raporunda Türkiye’ye de dört sayfa ayrılıyor. Raporda KCK davası ve gazetecilere karşı açılan davalarda ihlaller yaşandığından endişe edildiği belirtilirken, işkence ve kötü muamele, adil olmayan yargılamalar ve eşcinsel hakları gibi konularda da eleştiride bulunuluyor.

İstihdam

- Eurobarometre’nin yapmış olduğu son araştırmaya göre Avrupa’daki gençlerin %53’ü başka bir Avrupa ülkesinde çalışmaya olumlu yaklaşıyor. Bununla birlikte gençler maddi imkânsızlıkları nedeniyle eğitimlerinin bir bölümünü başka bir Avrupa ülkesinde sürdürmeye ve böylece iş arayışlarını kolaylaştırmaya yaklaşmıyor. Çalışmalar eğitimlerinin bir bölümünü başka bir ülkede gerçekleştiren gençlerin başka ülkelerdeki iş arayışlarında daha şanslı olduğunu ortaya koyuyor.

Eurobarometre’nin araştırması genç insanların başka bir ülkede çalışma istekleri ile hâlihazırda mevcut iş gücü hareketliliği arasında büyük uçurumlar olduğunu, Avrupa’da hâlihazırda çalışmakta olan işgücünün ancak %3’ünün kendi ülkeleri dışındaki bir Avrupa ülkesinde çalışmakta olduğunu gösteriyor.

Araştırma gençlerin sadece %14’ünün eğitim amacıyla kendi ülkeleri dışına çıkmış olduğunu, eğitim için ülkeleri dışına çıkmak istediğini söyleyen gençlerin %33’ü bunun için maddi olanaklarının kısıtlı olduğunu belirtiyor.

Turizm

- AB Komisyonu ve AB Macaristan Dönem Başkanlığı tarafından düzenlenen Avrupa Turizm Paydaşları Konferansı’nda konuyla ilgili Eurobarometre tarafından yapılan araştırmayı sunan AB Komisyonu Sanayi ve Girişimcilikten sorumlu Başkan Yardımcısı Antonio Tajani, araştırmadan turizm sektörünün ekonomik krizden çıktığı yönünde bir sonuç çıktığını belirtti. Araştırmanın sonuçlarına göre 2010 yılında AB vatandaşlarının %73’ü iş için ve şahsi nedenlerle seyahat etti. Şahsi nedenlerle seyahat edenlerin oranı ise %68’di. Bu oran 2009 yılında %65 seviyesindeydi. Araştırma ayrıca AB vatandaşlarının %58’inin tatillerini kendi ülkelerinde ya da başka bir AB ülkesinde geçirmeyi tercih ettiğini ortaya koydu. 2011 yılı planlarında AB vatandaşlarının tatil için en çok seçtiği ülkeler sırasıyla İtalya (%11,5), İspanya (%8,6) ve Fransa (%8,2) olurken, AB vatandaşlarının %23’ünün henüz tatillerini nerede geçireceklerine karar vermedikleri görülüyor. Avrupalılar arasında en çok seyahat edenlerin Finlandiya (%89), Danimarka (%87), Hollanda ve İsveç (her ikisinde de %87), Lüksemburg (%85) ve Norveç (%84) vatandaşları olduğu belirtilirken, AB vatandaşlarının çoğunun (%57) tatil planlarını kendilerinin yaptığı görülüyor.

Araştırma tatil mekanı seçiminde tatilcilerin “yerel çekicilik” (%32), “kültürel miras” (%27), “eğlence olanakları” (%14) gibi faktörlere dikkat ettiğini gösteriyor. Eurobarometre araştırması 27 AB üye ülkesinin yanı sıra Norveç, İzlanda, Hırvatistan, Türkiye ve Makedonya’da tesadüfî örnekleme ile seçilmiş 30 bin 15 yaş ve üstü bireylerin katılımıyla gerçekleştirildi.

Ekonomi

- AB Komisyonu’nun yılda dört kez yayımladığı ekonomik öngörüler raporuna göre AB ekonomisi küresel ekonomik krizden çıkış belirtilerini göstermeye devam ediyor. 2010 sonbahar aylarında tahmin edilenin aksine, AB ekonomisinin krizden çıkış belirtilerinin güçleneceği ve AB gayrı safi milli yurt içi hasılasının 2011 itibarıyla %1,75; 2012’de ise yaklaşık %2 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.

Ancak enflasyondaki artış AB gayrı safi milli yurt içi hasılasında kaydedilen artışın üstünde seyrediyor; işsizlik verileri ise işsiz sayısındaki azalmanın istenenden daha düşük seviyede gerçekleştiğini gösteriyor.

Enflasyondaki artışın sebebi 2010 sonbahar aylarından itibaren meydana gelen mal fiyatlarındaki artıştan kaynaklanıyor. Enflasyonun 2011 itibarıyla AB genelinde %3 ve Euro Alanı’nda ise %2,5; 2012 yılında ise sırasıyla %2 ve %1,75 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Önümüzdeki bir buçuk yıllık dönemde işsizlik verilerinin yavaş yavaş bir toparlanma içine gireceği ve 2012’de işsizlik oranının %9,25 olarak gerçekleşeceği öngörülüyor.

Kamu maliyesi alanında olumlu yönde gelişmeler kaydediliyor; 2012 yılında kamu bütçe açığının AB gayrı safi yurt içi hasılasının yaklaşık %3,75’i düzeyine gelmesi bekleniyor. Ancak bu durum AB ülkelerinin her birinde değişiklik gösteriyor.

- Mart 2011’de %2,7 olan Euro Alanı (AB17) yıllık enflasyon oranı Nisan 2011’de %2,8’e yükseldi. Bir önceki yılın aynı döneminde enflasyon oranı %1,6 seviyesindeydi. Nisan 2011’de aylık enflasyon ise %0,6 olarak gerçekleşti.

Mart 2011’de %2,7 olarak hesaplanan AB27’deki yıllık enflasyon oranı Nisan ayında %3,2’ye yükseldi. Bir önceki yılın aynı döneminde enflasyon oranı %2,1 seviyesindeydi. Mart 2011 AB27 aylık enflasyon oranı ise %0,5 olarak gerçekleşti.

Üye ülkelerdeki enflasyon oranlarına bakıldığında Nisan 2011’de en düşük oranlar İrlanda (%1,5), Çek Cumhuriyeti (%1,6) ve İsveç’te (%1,8), en yüksek oranlar ise Romanya (%8,4), Estonya (%5,4), Letonya ve Macaristan’da (her ikisinde de %4,4) gözlendi.

- Euro Alanı’nın dünyanın geri kalanıyla dış ticaret dengesi, ilk tahminlere göre Mart 2011’de 2,8 milyar € ticaret fazlası gösterdi. Mart 2010’da ise dış ticarette 2,7 milyar € fazla kaydedilmişti. Şubat 2011’de 3 milyar € dış ticaret açığı gerçekleşirken, bir yıl öncesinde yani Şubat 2010’da 1,4 milyar € dış ticaret fazlası olmuştu. Mart 2011 verileri bir önceki ayla karşılaştırıldığında Euro Alanı’nda mevsimsel olarak düzeltilmiş ihracatın %1,1, ithalatın ise %0,3 oranında arttığı görüldü.

AB27’de Mart 2010’daki 8,9 milyar € dış ticaret açığına kıyasla Mart 2011’de 9,6 milyar € dış ticaret açığı belirlendi. Şubat 2011’de 10,1 milyar € dış ticaret açığı, bir önceki yılın aynı döneminde ise 7,5 milyar € dış ticaret açığı görülmüştü. Mart 2011 verileri bir önceki ayla karşılaştırıldığında AB27’de mevsimsel olarak düzeltilmiş ihracatın %0,2 azaldığı, ithalatın ise %0,6 oranında arttığı görüldü.

AB27’nin bütün önemli ticaret ortaklarıyla ticareti Ocak-Şubat 2011’de bir önceki yılın aynı dönemine göre artış gösterdi. En büyük artışlar Türkiye (%47), Rusya (%46), Çin (%33) ve G. Kore’ye (%31) yapılan ihracatlarda ve Brezilya (%41), Rusya (%33), Norveç (%30) ve Türkiye’den (%28) yapılan ithalatlarda kaydedildi.

Avrupa Yatırım Bankası

- Avrupa Yatırım Bankası (AYB) ile Sırbistan Cumhuriyeti yetkilileri tarafından imzalanan anlaşmaya göre AYB Sırbistan’daki farklı projelere toplam 650 milyon € tutarında kredi sağlayacak. Bu 650 milyon €’luk kredinin 150 milyon €’luk bölümü KOBİ’ler ve Apex kredileri olarak da bilinen Mid- Kaplar için, 500 milyon €’luk bölümü ise Fiat tarafından Sırbistan’da gerçekleştirilmekte olan yatırım programına tahsis edilecek. KOBİ’ler ve Sırbistan ekonomisinin lokomotifi olarak anılan Mid- Kap projeleri için verilecek krediler ülkenin krizden çıkışta sürdürülebilir olarak büyümesine destek vermeyi amaçlıyor. AYB Sırbistan’da 2000 yılından beri dördüncü kez Mid-Kap projelerini desteklemek için bir program başlatıyor. Verilecek 650 milyon €’luk kredinin en büyük bölümünü oluşturan 500 milyon €’luk dilim ise Sırbistan’ın Kragujevac bölgesinde Fiat Grubu ile Sırbistan Cumhuriyeti ortak girişimi Fiat Auto Serbia’ya ait otomotiv fabrikasının yenilenmesi ve üretim kapasitesinin artırılması için yapılacak yatırımları finanse etmek için tahsis edilecek.

*

B R Ü K S E L ’ D E   G E L E C E K   A Y

AB Kurumları

· 16 Mayıs, Eurogroup Toplantısı

· 17 Mayıs, Ekonomik ve Mali İşler Konseyi

· 19 – 20 Mayıs, Eğitim, Gençlik ve Kültür Konseyi

· 23 Mayıs, Genel İşler Konseyi

· 23 – 24 Mayıs, Dışişleri Konseyi

· 27 Mayıs, Doğu Ortaklığı Zirvesi

· 30 Mayıs – 1 Haziran, Rekabetçilik Konseyi

· 6 – 7 Haziran, İstihdam, Sosyal, Sağlık ve Tüketici İşleri Konseyi

· 9 – 10 Haziran, Adalet ve İç İşleri Konseyi

Konferanslar

· 16 Mayıs, Chinese energy policy towards the Caspian region, EPC, http://www.epc.eu

· 16 Mayıs, Iceland: a case study of a European economy emerging from crisis, CEPS, http://www.ceps.be

· 19 Mayıs, The European social model: a driving force for growth and well-being, EPC, http://www.epc.eu

· 24 Mayıs, The Shadow Economy: Stifling European Growth?, CEPS, http://www.ceps.be

· 31 Mayıs, The Future of Nuclear in Europe, CEPS, http://www.ceps.be

 

HAZIRLAYANLAR :

Dilek İştar Ateş – Gamze Erdem Türkelli

bxloffice@tusiad.org

www.tusiad.org

*****************************************

Dr Bahadir Kaleagasi

International Coordinator

TUSIAD - Turkish Industry & Business Association

 

BRUSSELS :

Representation to the EU and BUSINESSEUROPE

(The Confederation of European Business)

T: +32 2 7364047      twitter.com/kaleagasi

kaleagasi@tusiad.org          www.tusiad.org

 

Son Haberler

Hits: 9411 Visitors: 3219
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.