Haberin yayım tarihi
2012-08-04
Haberin bulunduğu kategoriler

Euro Krizi Kıvılcımları

LINK->>http://bit.ly/M8nrjP  

EURO KRİZİ KIVILCIMLARI

BAHADIR KALEAĞASI

- Euro ne kadar başarılı?

- Eksik olan siyasi yapı

- Ekonomik rekabet gücü sorunları

- İş dünyası ne konuşuyor?

- AB`nin değişimi veTürkiye için fırsatlar

- Yeni Kopenhag kriterleri


Dipnot: Neden "Euro"?"Avro" değil!

 

Dışarıda güneş bir açıyor, bir kapıyor.

Toplantı salonuyla aynı ritmi tutturmaya çalışıyor sanki hava durumu.

Kopenhag’da Avrupa İş Dünyası Zirvesi.

BUSINESSEUROPE Başkanlar Konseyi.

Avrupa özel sektörünün temsil kuruluşu.

Türkiye’den üyeleri TÜSİAD ve TİSK.

 

Gündemde Avrupa ve dünya ekonomisi var. Kriz konuşuluyor doğal olarak.AB dönem başkanı sıfatıyla Danimarka Başbakanı da masada, iş dünyasıyla istişarede.

Konu malum: “N’olacak bu euronun hali?”

Danimarka euro bölgesinde değil, fakat doğal olarak etkisi altında. Danimarka Kronu da euro’ya bağlı yaşayan bir para birimi. Avrupa parasının küresel sancıları tüm ülkeleri bunaltıyor. Zaten sorunlar, euroyla sınırlı değil. Alışıldık bir para krizi yok masada. Değeri hızla düşen, piyasaların, şirketlerin ve bireylerin kendisinden kaçtığı, dolara, sterline, altına hücum edilen bir durum yok euro için. Yunanistan gibi bir ülkenin sorunu ise euro bölgesine dahil olmak değil. Tam tersine, ait olduğu ekonomik ve kurumsal sistemin kurallarını ihlal etmek Atina’nın suçu.

Eksik başarı

Euro’nun on yıllık bilançosu iyi:

-> Euro’ya geçildikten sonra bölgede enflasyon yüzde 2 seviyesinde denetime girdi. Daha önce yüzde 3’e yaklaşıyordu. Avrupa ölçeğinde önemli bir fark.

->  Euro bölgesi içinde tek para birimi sayesinde ülkeler arası ticaret yüzde 20 arttı. Birçok ülkede refah, istihdam ve yaşam seviyesi hızla yükseldi.

->  Dünya rekabet ortamında pazara giriş, teknoloji ve insan sermayesi gibi göstergelerde AB şirketleri ek güç kazandı.

-> Yılda yaklaşık 25 milyar euro tutarında kur farkı tasarrufu gerçekleşiyor.

-> Euro’nun dolara göre kuru aşağı yukarı birebir olarak öngörülürken, daha yukarılarda seyretti.

-> Euro, dünyada dolardan sonra en önemli rezerv parası. Tedavüldeki para sıralamasında ise yaklaşık 906 milyarla birinci.

-> Avrupa Merkez Bankası, uluslararası finans sisteminin en saygın kurumlarından.

Fakat kamu disiplini zayıf bazı AB ülkeleri, Asya’yla rekabette zorlanan sektörler, yaşlanan nüfusun sosyal sisteme maliyeti, girişimcilik ve yatırım ortamının sıkıntıları ve yıpranan çalışma kültürü gibi sorunlar, Avrupa’da radikal bir reform atılımını zorunlu hale getirdi. Bunların da ötesinde, temel sorun para bölgesinin yönetiminde. Avrupa’nın kurumsal yapısında. Ekonomik güç, her zaman daha etkili bir siyasal güç yapısıyla desteklenmek zorunda. Tarih böyle diyor şimdilik. Avrupa iş dünyası da ekonomiden siyasete uzanıyor kendi içindeki tarihsel tartışmada.

Fırtına sonrası?

- Alman özel sektörü ciddi uyarılar yapıyor: “Titanik batarken müzik dinleyen yolcular gibi hissetmeyelim kendimizi. Avrupa hâlâ dünyadaki en güçlü ekonomi ve sosyal model. Sadece aklımızı başımıza toplayalım. Geminin batmaması için gerekenler belli. Buzdağı orada, çarpmayalım, rotadan şaşmayalım, yakıtımızı doğru kullanalım, mürettebat iyi çalışsın.”

- Yunanistan iş dünyası: “Yıllardır uyardık siyasetçileri. Haklı çıktık maalesef. İki yıl müsaade, toparlayacağız.”

- İspanya ve İtalya şerden hayır çıkartma peşinde: “Bu vesileyle hükümetlerimiz gecikmiş reformları yapıyor, mali disiplin sağlanıyor,ama yetmez. Biraz daha destek lütfen, fakat doğrudan bankalara, piyasalara...Devletlere değil. Resmi borcumuzu daha da arttırmayın. Tabii sorun, ulusal boyutun ötesinde. Maastricht Anlaşması görevini yaptı, artık ikinci atılıma geçelim, Avrupa’da gerçek bir ekonomik hükümet zamanı geldi.”

- Fransa noktayı koyuyor: “Avrupa’da artık siyasal birlik aşamasına geldik.”

- İngiltere ise noktalı virgül: “Euro bölgesinde olmayanlar, olanlar kadar ileri bir siyasal birliğe hazır değil.”

Özel sektör içi tartışmalar, son zamanlarda AB siyasi zirvelerindeki havayla birleşince, ufukta yeni bir düzen belirmekte: İki çemberli Avrupa. Daha sıkı bir siyasi birlik oluşturan çekirdek euro bölgesi etrafında nispeten daha esnek bir geniş AB çemberi. Türkiye dahil yeni ülkelere daha rahat genişleyen bir AB.

Yeni Kopenhag kriterleri

BUSINESSEUROPE toplantısından önceki gece Danimarka Kraliçesi’nin ev sahipliği yaptığı akşam yemeğinde atmosfer daha rahattı. Bir zamanlar Kuzey Avrupa’ya hükmetmiş altı asırlık bir başkentin 21. yüzyılın vitrinini süsleyen özellikleri gündemdeydi. Altı milyonluk nüfusuyla Danimarka, dünya çapında şirketlere ve markalara sahip: Maersk, Lego, Carlsberg, Tuborg, Bang&Olufsen,Nilfisk, SAS, Novo, Vestas, Arla, Ecco, Bodum... Kopenhag ise dünya kent yaşamı kalitesi sıralamasında zirvede. Uygarlık kıstasları, dünyadaki her kentin sakinleri ve seçmenleri için de önemli bir liste oluşturuyor:Çevre koşullarına, doğaya en saygılı kent düzenlemeleri, yeşil alanlar,su kıyıları, çöp yönetimi, her gün kent sakinlerinin yarıya yakınının kullandığı bisiklet yolları, rüzgâr enerjisi... Bireysel özgürlüklere, toplumsal sorumluluğa, sanata, tasarıma, yaratıcılığa, teknolojiye ve de insana verilen önceliğin kent sathına hâkim olduğu bir uygarlık anlayışı.

Avrupa’yı dünya gücü yapan özellikler ve simgeler Kopenhag’da yoğunlaşıyor. Tabii ki diğer Avrupa ülkelerinde de 21. yüzyılın yüksek standartlı yaşamı gözlemleniyor. Barselona’dan Dublin’e, Prag’dan Amsterdam’a, Alman sanayiine, Fransa sahillerine, İtalya sokaklarına yayılan refah göstergeleri, küresel kriz haberleriyle çelişmekte. Fakat veriler ortada. Ateş daha çok düşüyor, daha çok yeri, daha kötü yakıyor son yıllarda. Kıvılcımlar Danimarka, Almanya, Finlandiya, Polonya, Hollanda ve İsveç gibi daha başarılı ekonomiler dahil her yere sıçrıyor.

Çelişkiler doğal. Önemli olan hangi sentezlere doğru bir evrimin somutlaşmakta olduğu. Krizin kıvılcımları yakar ama bazen de aydınlatır. Bu açıdan Danimarka,girişimciye, esneklikle çalışanı koruyan sosyal sistem dengesi, teknolojik yenilikçiliği ve özgürlük kültürüyle diğer Avrupa ülkelerine krizden hep birlikte çıkış yönünü gösteriyor. Kopenhag kriterleri, yıllardır Türkiye için AB yolunda birer demokrasi önkoşulu oldu. Ufukta euro krizinin ötesinde, Türkiye için fırsatlarla dolu bir dönem var. Yeni Kopenhag kriterleri Ankara için de geçerli.

(*) EURO MU, AVRO MU?

Euro, Latince ‘Europa’nın ilk dört harfinden oluşuyor. Türkçede aynı kısaltma ‘avru’ olabilirdi. Fakat buna gerek yok. Euro, dolar ve yen benzeri para birimleri, birer özel isim. Her dilde telaffuzları farklı olabiliyor. Yazarken de bazen küçük fonetik düzeltmeler olası (‘dollar’ yerine ‘dolar’, ‘franc’ yerine ‘frank’). Türkçede de bu kurala uymak doğru olur. AB Konseyi(16/12/1995 ve Avrupa Merkez Bankası kararları var. AB üyesi olunca da hukuksal zorunluluk olacak bir uygulama bu. Halk, üzerinde euro yazan banknotları kullanacak ve halen döviz olarak kullanıyor. Her ülke bastığı paraya euro yazıyor, herkes kendi dilinde telaffuz ediyor. İngilizcedeki ‘yuro’, Fransızcadaki ‘öro’ veya Almanca’da ki ‘öyro’ telaffuzları gibi Türkçede‘euro’ veya ‘u’ harfini yutarak ‘ero’ demek iyi olur. Alt para biriminin yazılışı ise ‘cent’ veya ‘sent’ olabiliyor.  Türkçe’de ikincisi uygun.

Dr Bahadır Kaleağası

31.VII.2012

.  .  .  . .  .  .  .  .  .  .  .  . .  .  .  .  .  .  .  .  . .  .  .

 Dr Bahadir Kaleagasi

 

 International Coordinator  -  TUSIAD

 Turkish Industry & Business Association

www.tusiad.org

 

 President, Bosphorus Institute

www.institut-bosphore.org

 

 BRUSSELS :

 TUSIAD Representation to

 the EU and BUSINESSEUROPE

 (The Confederation of European Business)

 T: +32 2 7364047      twitter.com/kaleagasi

kaleagasi@tusiad.org    www.kaleagasi.net

Son Haberler

Hits: 7313 Visitors: 3095
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.