Haberin yayım tarihi
2013-01-01
Haberin bulunduğu kategoriler

Hollanda ekonomisine duyulan endişeler artarak devam ediyor.

Avrupa`da borç krizi kargaşasından sonra ekonomik çalkantılarla geçirilen şiddetli bir yazın ardından durum biraz normale dönüyor gibi görünse bile, Hollanda`da ekonomisine duyulan endişeler artarak devam ediyor.

Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Lodewijk Asscher’a göre, "Kriz henüz daha dibe vurmuş değil" Ekonomi Bakanı Henk Kamp’a göre ise, "Yapılacak daha çok iş var".

Hollanda ekonomisinin yeniden düze çıkması için gerekli olan tüketicilerin ekonomiye olan güveni sürekli olarak azalıyor.

Hollanda’da seksenli yıllarda yaşanan ekonomik krizle ilişkilendirilen günümüzün ekonomik krizi için, Hollanda Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Job Swank, "Bu kriz bir güven krizidir" diyor.

İşsizlik
Avrupa liderleri acil olarak başlattıkları krizle mücadelede yavaş yavaş yol almayı başarırken, Hollanda’da geçen yıl ekonomik sorunlar arttı, işsizlik her zamankinden daha yüksek (yüzde 7) bir düzeye ulaştı. Ülkeyi sarmalına alan işten çıkarmalar nedeniyle işsizlik ödeneği alanların sayısı büyük ölçüde arttı ve emeklilik ve konut pazarında geleceğe yönelik kaygılar çoğaldı.

Hollanda Merkez Bankası’nın 2013 yılında ekonominin yüzde 0,6 oranında daha da küçüleceğinin beklediğini açıklamasıyla, 2012 yılı karamsar bir şekilde sona erdi .

Bu haberi, Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (CBS) Kasım ayında hiç beklenmedik bir şekilde yaptığı ekonominin yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 1,1 oranında daraldığı açıklaması, izledi.

Kısıtlamalar
Her iki haber de Hollanda’ya bomba gibi düştü. Son bir yıl içinde (I. ve II.Rutte hükümeti döneminde) zaten 46 milyar euro gibi önemli miktarda kısıtlamaya gidilmişti. Önümüzdeki yıl bu kısıtlamaların daha da artıp artmayacağı sorusu, CBS’in yeni rakamları açıklamasından sonra, ilkbaharda cevap bulacak.

Bütçe açığı
Bütçe açığını Avrupa Birliği’nin öngördüğü gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 3’ü sınırında tutmak için ülkedeki birçok kesim kemer sıkma politikasının gerekli olduğuna inanıyor ve euronun istikrarını sürdürmesini güvence altına almak için de bunun şart olduğuna inanıyor.

Son rakamlara göre, her ne kadar Telekom satışlarından elde edilen gelir dolayısıyla bütçe açığının muhtemelen daha az olacağı varsayılsa bile, Hollanda`da bütçe açığının gelecek yıl yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Küçülme
Hükümetin tasarruf tedbirlerinin kısa vadede ekonomik büyümeye olumsuz yansıdığından, ekonomideki küçülme kısmen de olsa hükümetin kemer sıkma politikasıyla ilişkilendiriliyor. Hükümet tasarruf tedbirlerine başvurmamış olsa bile, ekonomik çevrelerce bu konjonktürde bütçe açığının kaçınılmaz olduğu savunuluyor.

KDV’nin yüzde 19’dan yüzde 21’e yükseltilmesi, enflasyonun artışına ve 2012 ve 2013 yılında hane başına düşen harcanabilir gelirinin "önemli bir" ölçüde azalmasına neden oldu.

Satın alma gücü
Hollandalıların alım gücü, I. Rutte kabinesi krizi başlamadan öncede hükümetin gündemindeydi. II. Rutte kabinesinin getirdiği gelire bağlı sağlık sigortası primi uygulaması özellikle orta sınıfın alım gücünü düşürdüğü için kaldırıldı.

Bu uygulamanın kaldırılmasına rağmen, halkın satın alma gücü maksimum yüzde 2,9 oranında geriledi.

Tüketicinin ekonomiye olan güveninin yeniden sağlanması, Avrupa`daki borç krizinin daha ne kadar süreceğine bağlı olacağına benziyor.

Avrupa liderleri tarafından geçtiğimiz yıl kararlı adımlar atılarak, Yunanistan, Portekiz, İrlanda, İspanya ve Kıbrıs gibi mali olarak zor durumdaki ülkelere yardım için 750 milyar euro’luk geçici ve kalıcı acil fon kuruldu.

Yunanistan
Avrupa’nın da baskısıyla, İtalya ve Yunanistan’da seçimlerden sonra Avrupa ile iyi ilişkiler kurabilecek liderler göreve getirildi. İtalya’da teknokrat Mario Monti, Yunanistan’da yeni seçilen Antonis Samaras, Avrupa Acil Fonu’ndan yardım alabilme karşılığında, Brüksel ile sıkı bir tasarruf tedbirleri alınması anlaşmasını yapmayı bildiler.

Yunanistan`da, önümüzdeki iki yıl içinde bu anlaşma çerçevesinde 11,5 milyar euro tasarruf yapılacak. Avrupa Komisyonu`nun son tahminleri de oldukça iyimser: devlet borçları azalacak, finans piyasalarda gerginlikler asgari düzeye çekilecek ve bazı üye devletler arasındaki rekabet durumu düzelecek.

Ayrıca, İspanya`da geçen yıl Avrupa tarafından büyük ölçüde desteklenerek, Haziran ayında bankalar için 100 milyar Euro yardım sözü aldı.

Avrupa Merkez Bankası
Avrupa Merkez Bankası (ECB) geçen yıl krizde önemli bir rol oynadı. euronun tedavüle girmesinden bu yana ilk defa faizleri tarihinin en düşük düzeyi olan yüzde 0,7’e düşürdü. Böylece, kısa bir süre içinde ECB tarafından faizler üçüncü kez düşürülmüş oldu: ilk ikisi Kasım ve Aralık 2011 yılında yapıldı.

ECB’nin faiz oranlarını düşürmesiyle daha zayıf durumda olan Euro ülkeleri biraz olsun rahat bir nefes aldı. Böylece o ülkeler ECB’den aldıkları kredilere daha az faiz ödemek zorunda kaldılar.

Bankacılık Denetleme Kurulu
Ayrıca, ECB yeni kurulan Bankacılık Denetleme Kurulu’nda önemli bir rol oynadı. Toplam bilançosu 30 milyar euro`dan fazla olan 200 büyük banka ECB’nin denetimine girdi.

Hollanda’da, ING, Rabobank, ABNAmro ve SNS Reaal’ın bilançosu 30 milyar euro’dan fazla.

SNS
Bu son banka, son bir yıl içinde şirketin gayrimenkul şubesinde işlerin iyi gitmemesi nedeniyle baskı altına girdi.

Kriz döneminde 10 milyar euro’luk devlet yardımı alan ING borçlarının büyük bir bölümünü ödeyebildi. SNS ise, altı aydır borçların yeniden yapılandırılması için Maliye Bakanlığı ile görüşmelerini sürdürüyor.

De Wit Komisyonu
Görüşmelerin bu kadar çok uzamasına, De Wit Komisyonu’nun Nisan ayında Fortis / ABN Amro ve ING için geçmişte devlet tarafından yapılan milyarlarca Euro’luk müdahaleler ve yapılan ‘büyük yanlışlıkları’ eleştirmesinin payı büyük oldu.

Ayrıca meclis, eski Maliye Bakanı Wouter Bos tarafından "çok geç ve eksik’’ olarak bilgilendirildi. Böylece meclisin kontrol görevini yapması engellenmiş oldu.

Bunları dikkate alan komisyon, hükümetin meclisi bilgilendirmeden büyük miktarlarda paraları devletten yardım talep eden kuruluşlara ödememesini yönünde tavsiyede bulundu.

Sosyal diyalog
Yılın sonunda hükümet, ekonomiye olan güveni, işçi- işveren temsilcileriyle görüşmeler yoluyla sağlamaya çalıştı. Bakan Asscher’e göre, görüşmelerden henüz bir `Wassenaar Anlaşması` çıkmadı ya da en azından `bir nokta üzerinde" anlaşma sağlanamadı.

Ancak, müzakerelerin bir dizi sosyal anlaşmalara yol açması muhtemel. Bahardan önce konunun daha da aydınlanacağı bekleniyor.

FNV
Geçtiğimiz yıl rölantiye alınan bu tür görüşmelerin yeniden yapılacak olması iyiye işaret olarak algılanıyor Geçtiğimiz yıl, devlet, iş ve işveren temsilcilerinden oluşan üçlü müzakere modeli işletilememiş ve bu yöntemin terk edileceğinden endişe edilmişti. Hükümetle emeklilik üzerinde varılan uzlaşmadan kaynaklanan FNV içindeki güç mücadelesi, üçlü arasında güven ortamı yaratılmasına katkıda bulunmamıştı.

Çalışma ve Sosyal İşlerden sorumlu Devlet Bakanı PvdA’lı Jetta Klijnsma, henüz daha mecliste milletvekili olarak bulunurken, FNV Başkanı Agnes Jongerius, yedi yıl yürüttüğü sendika liderliğini bıraktıktan sonra, FNV’nin içinde bulunduğu süreci yönetmekle görevlendirilmişti.

Geçici olarak Ton Heerts’in FNV’nin başına getirilmesi de kurum içindeki çekişmelere son veremedi. Ton Heerts’in mütemadiyen tekrarlar gibi, "mağaza yenileme süresince açık kalacaktır" sözü işe yaradı. İşsizlikle mücadele en inşaat sektörünü yeniden canlandırmak için yürütülen üçlü müzakereler sonunda hükümet 100 milyon Euro ekstra bütçe ayırdı. Şimdi ise, bu tedbirlerin gelecek yıl ekonomiye olan etkisini hep birlikte bekleyip göreceğiz. Kaynak: Son haber

 

Son Haberler

Hits: 7879 Visitors: 3116
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.