Haberin yayım tarihi
2012-06-27
Haberin bulunduğu kategoriler

TÜSİAD AB Temsilciliği Haftalık Bülteni..27.06.2012

I. TÜSİAD AB Temsilciliği Haftalık Bülteni

- >  http://bit.ly/MQ25If  

II. Radikal- 25.VI.2012

Vize Konusunun Önemi ve Ötesi - BAHADIRKALEAĞASI

- Ulusal onur ve çıkar meselesi

- Haksızlık nerede?

- Vize ötesi: göç konusu

- Göçebelik ve 21. yüzyıl

- > http://bit.ly/tJvIx0

_____________________

I. TÜSİAD AB TEMSİLCİLİĞİHAFTALIK BÜLTENİ

LINK- >  ->  http://bit.ly/MQ25If  

- AB ile Türkiye arasında vizelerin kaldırılması hedefine yönelik diyalogun başlaması için ilk adımlar karşılıklı olarak atıldı. 

- AB Bakanlar Konseyi toplantısında Türkiye ile Adalet ve İç İşleri alanında işbirliğinin geliştirilmesi konusunda kararlar alındı. 

- K.Kıbrıs’ın BM müzakerelerinde Özel Temsilcisi Osman Ertuğ Brüksel’e bir ziyaret gerçekleştirdi. 

- AB – ABD Adalet ve İç İşleri Bakanlar Toplantısı’nda AB – ABD Veri Gizliliği ve Güvenliği Anlaşması müzakerelerinin sonuçlandırılması yönünde kararlılık yinelendi.

- AB ve ABD İnternet üzerinde Çocukların Cinsel İstismarıyla Mücadele için Küresel İttifak girişimini başlattı. 

- İnsani Yardımdan sorumlu AB Komiseri Georgieva Türkiye’de Suriyeli mültecilerin barındığı kampları ziyaret etti.

- AB ile İzlanda arasındaki üyelik müzakerelerinde bir yıl içinde 18 başlık daha müzakerelere açılırken, bunlardan 10’u geçici olarak kapatıldı. 

- AB Konseyi ve AP AB genelinde suç mağdurları için asgari koruma standartları içeren yönetmelik teklifi konusunda geçici olarak görüş birliğine vardı. 

- ABD tarafından açıklanan bir rapora göre insan kaçakçılığı suçu konusunda G. Kıbrıs dünya değerlendirmesinde Afganistan ve Liberya ile aynı sıralamada yer alıyor.

- AB Komisyonu yabancı şirketlerin yatırımlarını AB çapında koruma amaçlı olarak yasal çerçevede bazı düzenlemeler yapma kararı aldı. 

- AB Komisyonu “Bilim Kızların İşi!” başlıklı bir kampanya başlattı. 

II. YORUM: Vize Konusunun Önemi ve Ötesi  -Bahadır Kaleağası

- > http://bit.ly/tJvIx0

Bir gün geldi, sonunda AB ile vize konusunda önemli bir aşama geride kaldı. Başarılı bir diplomasi ile vize kolaylığı ve muafiyeti süreci başladı. Eşzamanlı olarak, Avrupa dışındaki ülkelerden gelerek Türkiye üzerinden Batı’ya uzanan kaçak göç konusunda Ankara Brüksel’in talep ettiği geri kabul anlaşmasını ve uygulama taahhüdünde bulundu. Süreç teknik olarak iyi ilerlerse, önümüzdeki yıllarda hızla sonuçlanır. Fakat bunu beklemeden acil müdahale gerektiren bir durum söz konusu: vize bir ulusal çıkar ve ulusal onur konusu. Dolayısı ile en önemli dış politika önceliği olmalı.

Nitekim aynı gün, Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde yine bir tatsız hadise yaşandı. Bir yabancı ülke başkonsolosluğu tarafından bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’na, Sayın Başbakan’a, Sayın Ana muhalefet Partisi Başkanı’na, milletvekillerine ve de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına saygısızlık yapıldı. Çünkü üniversite öğrencisi bir gencin vize başvurusu ret edildi. Bir AB başkentinde mesleki yaşama hazırlık için önemli bir staja kabul olması ve devletten burslu olması gibi unsurları dikkate alınmadı. Sakıncalı, istenmeyen kişi muamelesi gördü. Zaten vize başvurusu kabul olsa da durumun vahameti değişmeyecekti. Her gün defalarca Türkiye devleti ve vatandaşlarına saygısızlık yapılıyor.

Haksızlık nerede?

Örneğin, bir Avrupa ülkesi Türklere vize koyuyor, fakat X ülkesi için istemiyor. Çünkü Türkiye kaynaklı kaçak göç veya örgütlü suç odaklarından kaygı duyuyor. Bu tutum nispeten meşru olabilir. Diğer taraftan, vize istenmeyen X ülkesi vatandaşı fiilen süresiz vize sahibidir. Çünkü kendinsin istenmeyen ziyaretçi olması olasılığı daha düşüktür. Bir sonraki noktaya, bir Türk’ün bu ülke başkonsolosluğuna vize başvurusu yaptığı aşamaya gelelim. Bu Türk’ün o ülke tarafından istenmeyen gruptan olduğuna dair bir kanıt yokken, neredeyse suçlu muamelesi görmesi doğru değil. Kendisinden istenen belgeler saçmalık sınırlarını zorlamakta. İş yaşamına yeni atılmış bir gencin, bir emekli memurun, herhangi bir kişinin üzerine kayıtlı tapusu olmayabilir. Gezmek istediği ülkede bir tanıdığı olmayabilir. Bankadaki parası mahrem bir bilgidir.

Diyelim ki vize verildi. Artık bu kişi o ülkenin gözünde potansiyel suçlu değil demektir. Dolayısıyla bu noktada vizesiz gelinen bir X ülkesinin vatandaşına göre çok daha güvenli bir kişi olarak görülmelidir. Madem artık bu kişinin o ülkeye gelmesinde bir sorun yoktur, o halde neden vizenin süresi kısıtlıdır? Hatta bazen bir fuarın, gezi turunun veya konferansın başlangıcından bitimine kadar bir süredir? Bir X ülkesi insanı ile bir Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı eşit değil mi? Bu tutum Türkiye Cumhuriyeti’ne saygısızlıktır.

Ulusal çıkar sorunu

“Tüm konsolosluklar, hep kötü muamele yapıyor” demek haksızlık olur. Fakat genelde çok ciddi bir sorun ile karşı karşıyayız. Türkler turizm, iş veya eğitim amaçlı olarak Avrupa’ya gittiklerinde, bu ülkelerin ekonomisine katkıda bulunmaktalar. Ayrıca ziyaret edilen ülkeyi ve toplumu daha iyi tanımak bu ülkenin ürünlerine ve kültürüne karşı sempatiyi de arttırır. Aynı şeklide, Türkiye’yi ziyaret eden Avrupalıların da büyük çoğunluğu iş ve sosyal yaşamlarında Türklere karşı daha açık olur, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklerler. Türkiye ticaret, yatırım ve turizmde daha kazançlı olur.

 

Vize sorununa kızarak seyahatten vazgeçmek Türkiye’nin çıkarına değil. Dışa açık bir toplum olmak, Avrupa’yı ve dünyayı tanımak ve Türkiye’yi tanıtmak bir küresel rekabet gücü meselesidir. Diğer ülkelerdeki yeni ekonomik, sosyal ve kültürel eğilimleri gözlemlemek gerek. Ticaret, teknoloji, yatırım, bilim, sanat, moda, eğlence, kentçilik, mimari, müzeler, tarihsel mekânlar, spor gibi farklı alanlarda Avrupa ve gezegen üzerinde hareketlilik gerek. Uluslar arası açıklık ve etkileşim toplumlar ve ülkeler için bir güç kaynağıdır. Örneğin, Bizans dünyası ve Balkanlara en yakın konumdaki Osmanlı, kendinden daha güçlü beylikler arasından sıyrılarak bir cihan devletine dönüşmüştür. İngiltere dünyaya açıklık ile bir denizler aşırı imparatorluk, New York göçmenler ve ticaret sayesinde bir uluslararası ekonomik merkez, Çin ideolojik duvarlarını yıkarak ekonomik dev olmuştur.

Vize ötesi: göç sorunu

Avrupa siyaset psikolojisinde, vize konusu göç kaygılarını bilinç üstüne taşıyor. Aşırı sağ siyasi güçlerin göç konusunu istismarı merkez sağ ve sol partilerin söylemlerinde temkinlilik tetikliyor. Hâlbuki Batı toplumlarının bir kesiminin son yıllarda unuttuğu bir gerçek var: göçmenlik ve göçebelik insanlığın varoluşunda ve ilerleyişinde belirleyici bir etken oldu. İnsanın mekân ve zaman içindeki uygarlık yolculuğu bir gün güneş sistemi sınırlarını aşacaktır. Bu evrimi, beş milyon küsur yıl önce iki ayakları üzerinde doğrularak, ilerleyerek ve hareket ederek gezegenin diğer canlılarına üstünlük sağlayan ilk insanlar başlattı. Uygarlık o zamanlardan beri göçebelik ile yerleşik düzenin diyalektiğinde ilerledi. Ateş, tekerlek, demir döküm, diller, sanat,yazı, matematik, dinler ve demokrasi insanlığın dünya üzerindeki hareketliliği ile gelişti.

Göçebelik boyutu farklı insan gruplarının varoluş, ruh hali veya eğilimlerini belirleyebiliyor: ilk kabileler, avcılar, çobanlar, gemiciler, kolonlar, hacılar, korsanlar,panayırcılar, tacirler, dilenciler, pazarcılar, sürgünler, kâşifler, mucitler,ozanlar, dervişler, satıcılar, yaylacılar, kovboylar, seyyahlar, sanatçılar,işçiler, eğitimciler, hippiler, uluslararası iş adamları, tasarımcılar,gazeteciler, öğrenciler, yazlıkçılar, turistler, internetle sanal âlemde gezinenler, sosyal medya sakinleri, mobil teknoloji müdavimleri, geleceğe dönük yaşayanlar...

Batı dünyasının yükselişi le Avrupalı seyyahların, tacirlerin ve kâşiflerin dünyanın diğer bölgelerine artan ilgisi eşzamanlıdır. Avrupa idealizminin köklerinde, İmmanuel Kant’ın(1724-1804) “Kalıcı Barış Düzeni Projesi”nin üç koşulu arasında, toplumlararasında eşitlik ve ülkelerin hukuk devleti özelliğinin yanı sıra, insanların seyahat özgürlüğü vardır. AB kendi içinde bu hedeflere büyük ölçüde ulaştı. Seyahat özgürlüğünün ötesinde, kendi içinde bazı kısıtlamalarla da olsa serbest yerleşim ve çalışma özgürlüğünü tesis etti.

Bugün, yirmi birinci yüzyılda üçüncü dünyanın yoksulları, daha iyi bir geleceğin peşinde zengin Batı’ya yerleşmek için her yolu zorluyor. Teknolojik ilerlemeler ise, fiziksel yer değiştirmek etkeninden farklı bir göç boyutu da yaratıyor. Örneğin bir ABD şirketinin çağrı merkezi, muhasebe veya bilgisayar yazılım hizmetini Hindistan’daki bir şirket tedarik edebiliyor. Diğer taraftan, Avrupa hızla yaşlanarak, yeniden göçmen toplumu olacağı yakın geleceğe geri dönüyor.

Araştırmalar teyit ediyor ki, işgücünün gelişmesi, ekonominin büyümesi ve emeklilik sisteminin finansmanı için AB dışından gelecek nitelikli göçmenlere açılmak kaçınılmaz.Türkiye’den TÜSİAD ve TİSK’in üye oldukları Avrupa iş dünyasının temsil kuruluşu BUSINESSEUROPE da bu konuda AB siyasetçilerine açık mesajlar veriyor. STEM olarak tanımlanan bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik ağırlıklı eğitim ve yeteneklere Avrupa’nın özellikle acil ihtiyacı var. Sadece bilişim sektöründe iki milyon açık işe eleman bulunamıyor.

Türkiye açısından da vize sorunun ötesindeki asıl tartışma alanı bu boyutta sekileniyor. Nicelik değil, nitelik devreye giriyor. Vize zorlukları da, ardındaki göç sorunu da, uluslararası onur ve çıkar konusu da aynı soruların yanıtlarında geziniyor: dışarıya açık ve uluslararası ilişkileri gelişmiş bir topluma doğrumu gidiyoruz?

Özgürlükleri,  yaratıcılığı ve yetenekleri ile insan sermayesi yükselen bir ülke olma yolunda mı ilerliyor Türkiye?

.  .  .  . .  .  .  .  .  .  .  .  . .  .  .  .  .  .  .  .  . .  .  .

 Dr Bahadir Kaleagasi

 

 International Coordinator  -  TUSIAD

 Turkish Industry & Business Association

www.tusiad.org

 

 President, Bosphorus Institute

www.institut-bosphore.org

 

 BRUSSELS :

 TUSIAD Representation to

 the EU and BUSINESSEUROPE

 (The Confederation of European Business)

 T: +32 2 7364047      twitter.com/kaleagasi

kaleagasi@tusiad.org    www.kaleagasi.net

Son Haberler

Hits: 7161 Visitors: 3087
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.