Haberin yayım tarihi
2012-11-13
Haberin bulunduğu kategoriler

Atatürk'ün mirasına sarsılmaz bir azimle sahip çıkacağız.

GEÇİCİ MASLAHATGÜZAR, MÜSTEŞAR OYA YAZAR TURAN’IN,

ULU ÖNDER ATATÜRK’ÜN ARAMIZDAN AYRILIŞININ 74’ÜNCÜ YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE DÜZENLENEN TÖRENDE YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA

( 10 Kasım 2012, Brüksel)

 

Sayın Büyükelçim, Sayın Başkonsolosum,

Saygıdeğer Konuklar, Değerli Çalışma Arkadaşlarım, Değerli Basın Mensupları,

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü 74 yıl önce sonsuzluğa uğurladık. Aziz hatırasını saygıyla ve şükranla anıyoruz.

 

Atatürk’ün en büyük eseri hiç şüphesiz kendi ifadesiyle “Türkiye Cumhuriyeti”dir;  yenilmiş, düşman işgali altında ve yokolmak üzere olan bir imparatorluktan, yeni, bağımsız ve çağdaş bir devlet yaratmasıdır.

Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra "Ya istiklâl ya ölüm" parolasıyla başlatılan milli mücadele, yüzbinlerce şehidimizin canı pahasına kazanılmıştır.

Bu ölüm kalım savaşı, deha ve azmin, esir olmaktansa ölmeyi tercih eden bir milletin tarihte eşine  zor rastlanır bir zaferidir.

Mustafa Kemal, kazanılan askeri zaferi bir amaç olarak değil, nihai hedef olan çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak ve hatta onu aşmak için bir araç olarak görmüş ve kullanmıştır.

 

Savaştan çıkmış ve her türlü olanaktan yoksun bir ülkenin bu çağdaşlaşma çabaları, bugün dahi tarihin en büyük aydınlanma hareketlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Atatürk, Türkiye Cumhuriyetinin temelini, karşısında bağımsızlık mücadelesi verdiği Batı devletlerine karşı husumet duyguları üzerine değil, aksine barış ilkesini esas alarak, akıl ve mantığa dayalı değerler üzerine tesis etmiştir.

Türk bağımsızlık savaşı ve devrimleri aynı zamanda, boyunduruk altındaki birçok ülkenin bağımsızlık arayışlarına da öncülük etmiş ve tarihin akışına yön vermiştir.

Değerli Konuklar,

Atatürk yalnızca dahi bir asker ve ileri görüşlü bir devlet adamı değil, aynı zamanda büyük bir düşünce adamıdır. Olanaksız gibi görünen düşünceleri yaşama geçirerek, kuramların zor şartlarda nasıl uygulamaya dönüştürülebileceğini kanıtlamıştır.

Batı dünyasında birkaç asrı bulan bilimsel, kültürel devrim ve sanayi devrimi, Atatürk’ün önderliğinde Türkiye’de kısa bir süre içerisinde gerçekleştirilmiştir.

Belçika’nın “La Libre Belgique” Gazetesi bu olağanüstü dönüşüm için Ata’nın vefatının ardından şu başlığı kullanmıştı:

“Milletine bu kadar az zamanda bu ölçüde hizmet edebilen tek devlet adamı Atatürk`tür.”

Yüzlerce yıl koyu bir kadercilik anlayışı içinde yaşayan Türk toplumunu yeniden canlandırmanın, ancak akılcılığın her alanda öncü olmasını sağlamakla mümkün olduğunu açıkça gören Atatürk, bilime dayanan, hurafe ve kalıplaşmış düşünce yapılarından uzak, ilerici, araştırmacı, kültürlü ve geniş ufuklu bireyler sayesinde Cumhuriyetin milletler aleminde saygın bir yere ulaşabileceğine gönülden inanmıştır.

Fransız L’illustration dergisinin 23 Kasım 1938 tarihli nüshasında yeralan şu sözler, ona duyulan saygı ve hayranlığın Türk ulusuyla sınırlı kalmayıp, bir zamanlar karşısında mücadele verdiği bir millet tarafından da paylaşıldığını göstermekte, onun düşünce sisteminin evrenselliğini ortaya koymaktadır:

 

Tarih çok büyükler gördü; İskender’leri, Napolyon’ları, Washington’ları… Fakat yirminci yüzyılda büyüklük rekorunu Atatürk, bir Türk kırdı.”

Atatürk`ün düşünceleri, kaynağını akıl ve bilimden aldığı için dinamik ve sürekli kendini yenileyen bir yapıya sahiptir. Yıllar önce açıkladığı fikir, ilke ve düşünceler, bu yüzden güncelliğini korumakta ve çağdaşlık yürüyüşünde yolumuzu aydınlatmaktadır.

Değerli Konuklar,

Gücünü daima milletten alan ve tüm başarıları çok sevdiği milletine mal eden Mustafa Kemal, Batı`lı birçok ülkenin totaliter rejimlerle yöneldiği bir zamanda, ortaya koyduğu ilkeler ve uygulamalarıyla demokratikleşme sürecini başlatmış, bunun somut bir tezahürü olarak, henüz Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasını kararlaştırmıştır.

Demokrasi kültürünün yerleşmesi ve toplum katmanlarına yayılması için uygarlığın tüm araçlarını başarıyla kullanan Atatürk, başta eğitim ve sosyal yaşamda gerçekleştirilmesine öncülük yaptığı köklü devrimlerle, çağdaş değerleri özümseyen ve yaşamında uygulayan bireyler yetiştirilmesine çalışmıştır.

O’nun bilgisizliğe, dogmalara ve geri kalmışlığa karşı verdiği mücadele de, bağımsızlık savaşı kadar zor geçmiştir.

Büyük bedeller ödenerek kazanılan bu iki büyük mücadeleyi daima hatırlamamız gerekmektedir.

 

Bugün, başta kadınlar olmak üzere, Türkiye Cumhuriyetinin her bir vatandaşı, Atatürk’ün temellerini attığı insan odaklı, laik ve demokratik Cumhuriyetin kendilerine sağlamakta olduğu siyasi, iktisadi ve sosyal hak ve olanaklar sayesinde mevcut konumlarına gelebilmişlerdir.

Bu hususu, ülkesini gururla temsil eden kadın bir diplomat olarak özellikle vurgulama ihtiyacı hissediyorum.

Geleceğimizi şekillendirecek olan gençler, geçmişimizi iyi bilmeli, bu bilinçle çalışmalı,  geleceğe umutla ve inançla bakabilmelidir.

Ata’nın kendi sözlerinde belirttiği gibi;

Bugünün koşulları içinde, birey için olduğu kadar ulus için de, gücünü ve yeteneğini somut eylemlerle gösterip kanıtlamadıkça, kendisine saygı gösterilmesini ve önem verilmesini beklemek boşunadır...”

Türk insanı olarak yaşadığımız her coğrafyada kimlik ve kültürümüzün bilinciyle, birlik ve beraberlik içinde, ümitsizliğe, kararsızlığa kapılmadan, aklın öncülüğünde ilerleyerek düşlediğimiz hedeflere ulaşabiliriz. Neticede elde edeceğimiz başarı, sadece bugünü değil, geleceği de şekillendirecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Türk Ulusu`nun gönlünde ölümsüzleşen Büyük Önderimizi, silah arkadaşları ve vatan uğrunda canını feda etmiş tüm aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyor, bizlere emanet ettikleri mirasa sarsılmaz bir azimle sahip çıkacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Saygılarımla,

Son Haberler

Hits: 7792 Visitors: 3112
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.