Haberin yayım tarihi
2006-12-22
Haberin bulunduğu kategoriler

Kanlı Noel'in 43. yıldönümünde Ortega Raporu ve Yokoluş Yasası

Rum-Yunan yayılmacılığının, Türk Halkına yönelik silahlı saldırıya, etnik temizliğe ve soykırıma dönüştüğü 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'inin 43. yıldönümünde, herkesin bir kez daha ellerini başının arasına alıp "nereye gidiyoruz?" diye sorması gerekmektedir...

Rum ordusunun komutanlığını da yapan emekli Yunan generali Karayannis'in de yıllar sonra itiraf ettiği gibi, 1960-1963 Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde, Cumhuriyetin Cumhurbaşkanının emri ile, EOKA'cılardan 5000 kişilik gizli bir ordu oluşturulmuş, başta Papadopulos, Klerides ve Yorgacis olmak üzere ortaklık Cumhuriyeti'nin Bakanlarından oluşan gizli AKRİTAS örgütü kurulmuş ve Türk Halkını 6 saat içinde soykırımdan geçirmeyi amaçlayan AKRİTAS Soykırım Planı yapılmıştı...

Nitekim 21 Aralık 1963 akşamı, bir insanlık suçu teşkil eden bu kanlı etnik temizlik planının uygulamasına başlanmış, takip eden günlerde, 103 Türk köyü işgal edilerek yakılıp yıkılmış, yağmalanmış, yüzlerce insanımız katledilmiş, 50 bin Türk etnik temizlik sonucu göçe zorlanmış, adanın %97'si işgal edilmiş, Kıbrıs Türk Halkı, eşit kurucu ortağı olduğu devletten silah zoruyla dışlanarak adanın %3'ünden oluşan gettolarda 11 yıl sürecek insanlık dışı bir kuşatma altına alınmıştı... Bu süre içinde Türk Halkı, sadece Anavatan Türkiye'den gelen Kızılay yardımları ile ayakta durmuş ve ENOSİSİ önlemek, Yunan boyunduruğuna girmemek için direnişini sürdürmüştür...

Ne yazık ki, adadaki İngiliz askerlerinin ve Mart 1964'de adaya gönderilen BM Barış Gücü askerlerinin gözleri önünde gerçekleşen bu soykırıma, sözde uygar Batı ve Doğu dünyası seyirci kalmaktan utanmamıştır...

Sadece seyirci kalınmamış, 4 Mart 1964'de BM Güvenlik Konseyi tarafından alınan kararla, ortaklık Cumhuriyetini yıkan bu soykırımcı, darbeci, eli kanlı barbar, gayrı meşru yönetim, 1960 Anlaşmaları ile oluşan sözüm ona "meşru Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti" olarak tanınmıştır...

Nitekim, dünyanın bu utanç verici sessizliğinden cesaret alan Yunanistan, işgali tamamlayarak ENOSİSİ gerçekleştirmek için 20 bin tam techizatlı askerini gizlice  adaya çıkarmış ve 11 yıl sürecek adı konmamış bir işgali gerçekleştirmiştir...

Ve, bu insanlık dışı kuşatma, bu kanlı işgal, ancak Anavatan Türkiye tarafından gerçekleştirilen 1974 Türk Barış Harekatı ile parçalanmış, Türk Halkı, kendi geleceğini özgürce belirleyeceği demokratik ve özgür koşullara kavuşmuştu...

Bugün, Kanlı Noel'in 43. yıldönümde bunları hatırlayarak gereğini yapmazsak, bağımsızlık, egemenlik ve özgürlüğümüzün güvencesi olan devletimiza sahip çıkmazsak, görevimizi yapmış sayılabilir miyiz?
 
ORTEGA RAPORU VE YOKOLUŞ YASASI

Bu karanlık dönem, daha sonra BM'nin görevlendirdiği uzmanlar tarafından da ORTEGA RAPORU adıyla belgelenmiş ve BM Güvenlik Konseyi'ne sunulmuştur...Bu raporda, yakılıp yıkılan Türk köylerinin fotoğrafları, kaç evin yakıldığı ve tahrip edildiği, kaç evin yağmalandığı, kaç bin hayvanın çalındığı veya yok edildiği, ne kadar taşınır malın yağmalandığı tek tek belgelenmiştir...

43 yıldır üzerinde durmadığımız  bu rapor, bildiğim kadarı ile Cumhurbaşkanlığı arşivinde durmaktadır...Bulunamazsa BM arşivinde vardır...
Rumlara taşınmaz ve taşınır mal tazminatı ödenmesinin bir yasa ile gündeme getirildiği bugünlerde, bu rapor bir "kara kitap" olarak yayınlanamaz mı?
 Cumhurbaşkanı Talat ve KKTC hükümetine önerim, bu raporun derhal tozlanmış arşiv raflarından bulunarak bir kitap şeklinde basılması ve başta AB yetkilileri ve AİHM yargıçları olmak üzere,  tüm dünyaya yaygın şekilde dağıtılmasıdır...

Yine aynı şekilde, o dönem BM Genel Sekreteri tarafından her ay Güvenlik Konseyi'ne sunulan ve Türk halkına yapılan saldırıları, insanlık dışı uygulamaları, ambargoları ve 20 bin işgalci Yunan askerinin adaya gizlice nasıl çıkarıldığını günü gününe belgeleyen raporlar da arşivlerden bulunarak, orijinal İngilizcesi ile bir kitap şekline getirilmeli ve başta AB ile  AİHM olmak üzere dağıtılmalıdır...( Bu raporlardan birçok alıntı yazmış olduğum '1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Doğuşu-Çöküşü ve Unutulan Yıllar' adlı kitabında yer almaktadır )
Cumhurbaşkanlığı ve CTP-ÖRP hükümetinin bunu yapmaması halinde, Yeni oluşturulan Kıbrıs Türk Soykırım Komitesi bunu yapmalı ve soykırım iddiamızın ne denli gerçeklere ve belgelere dayalı olduğu tüm Dünyaya gösterilmelidir..

Kıbrıs sorununun, Rumların iddia ettiği gibi, 1974'de başlayan bir "saldırı ve işgal sorunu" olmadığı ve mülk sorununun da aynı şekilde 1974'deki sözüm ona "Türk işgali" ile başlamadığı, taşınır mal tazminatı, manevi tazminat ve kullanım kaybı tazminatları söz konusu ise, bu tazminatları en çok hak edenin Türk halkı olduğu ve hesaplamaların da 1974'de değil, 1963'den itibaren yapılması gerektiği, daha güzel nasıl anlatılabilir?   
Bu bağlamda, anımsadığım kadarı ile, 1964-65 yıllarında dönemin Kıbrıs Türk Yönetimi, evleri yakılıp yıkılan ve göçe zorlanan Türklere dağıttıkları formaların doldurulması ve imzalanması suretiyle uğradıkları zarar ziyanı, yağmalanan taşınır-taşınmaz  mallarını madde madde saptamışlardı...Bugün dönemin yetkililerinden sorulsa, bu listeler de devletin arşivinde bulunacaktır...

Daha sonra 1974'de de Güneyden Kuzey'e geçen onbinlerce göçmen, İngiliz üs bölgesinde arabalarını, traktörlerini ve av tüfeklerine kadar birçok eşyalarını bırakmak zorunda kalmışlardır....Bunlar da listelenmiş ve İngiliz yetkililere verilmiştir...
Devlet arşivinde orijinalleri olan bu taşınır mallar için de taşınır mal tazminatı niye gündeme getirilmiyor? 

Rumlara taşınır-taşınmaz mal tazminatı ödenmesini öngören Yokoluş Yasası'nı çıkartan AKP hükümeti, Cumhurbaşkanı Talat ve CTP-DP hükümeti, bu yasa için harcadıkları zaman, enerji ve gayretin binde birini harcasalar, Türk Halkının haklarını da korumak adına bunları yapamazlar mı?

O günlerde göçmen olanların kendi el yazıları ile doldurdukları bu formları birer inkar edilmez belge olarak kullanarak, yağmacı Rum yönetimi aleyhine AİHM'de binlerce dava açamazlar mı?

Kanlı Noel'in 43. yıldönümü, hiç olmazsa bunları anımsamanın ve gereğini yapmanın bir vesilesi olmalıdır...
 
NİYE İLLE DE RUMLAR MEMNUN EDİLMEK İSTENİYOR?

Kıbrıs'ta Rumlar bir acı çekmişse, suçsuz oldukları halde, Türkler 10 kat fazlasını çekmiştir...
Kıbrıs'ta Rumlar bir kaybetmişse, suçsuz oldukları halde, Türkler 10 kat fazlasını kaybetmiştir...

Kıbrıs sorununda Türklerin sorumluluğu birse, Rumların sorumluluğu 10 kat fazladır...
Özetle, yaşananlardan ille de her iki toplum sorumlu tutulacaksa, her toplum nüfusu oranında sorumludur ve bu açıdan da Rumların sorumluluğu bizden beş kat fazladır...
Bu gerçekler üzerinde hiç düşünmeyerek ille de Rumların memnun edilmesi, ille de Rumların tazmin edilmesi, ille de Rumların mallarının korunması, ille de Rumların tatmin edilmesi hangi aklın ürünüdür?

Hele hele Kanlı Noel'in 43 yıldönümde, Anayasamız çiğnenerek, halkımızın hakları gözardı edilerek çıkarılan Yokoluş Yasası ile, daha bir barış anlaşması bile imzalanmadan, ateş- kes koşullarında, KKTC topraklarının Rumlara verilmesine ve milyonlarca dolarlık SAVAŞ TAZMİNATLARI ödenmesine devam edilmesi, en hafif deyimiyle gaflet değilse nedir?
Siyaset yapma, hükümet etme, Kıbrıs sorununu çözme, barış getirme iddiası ile ortaya çıkanların geldiği noktaya bakınca şaşmamak, üzülmemek, kahrolmamak ve öfkelenmemek elde değildir.. 

Bağımsızlık, özgürlük, egemenlik için can veren insanlarımızı andığımız bu anlamlı haftada, Rum saldırganlığının kurbanı olan şehitlerimizi rahmetle anıyor ve Rum  barbarlığına karşı kahramanca direnen mukavemetçilerimizi saygıyla selamlıyorum... 
 
Sabahattin İsmail
Volkan gazetesi başyazarı 
( volkan@kktc.net ( www.volkangazetesi.net )

Son Haberler

Hits: 9434 Visitors: 3220
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.