Haberin yayım tarihi
2007-08-17
Haberin bulunduğu kategoriler

17 Ağustos 1999 saat 03:02……

17 Ağustos 1999 günü hayatımda hiç hatırlamak istemediğim en acı gün.

Zannediyorum 17 Ağustos gecesi saat 03:20 civarındaydı..Belçika'da aynı semtte oturduğumuz bir hemşehrimiz kapımızı çaldı. Gece yarısı yarı uykulu bir halde kapıyı açtım ve o acı haberi hakkında ilk bilgileri almış olduk.

Söylenen şiddetli bir deprem olduğu ve hayatını kaybedenler olduğu idi. Kesin rakamlar ve depremin boyutları bilinmiyordu.

Saatler geçtikçe kaygılarımız artmış ve süratle yakınlarımıza nasıl ulaşırız diye çareler ve yollar aramaya başlamıştık. Deprem dolayısı ile İstanbul-Ankara yolları kapanmıştı. Tek çaremiz İzmir'e ulaşmak ve Bursa üzerinden memleketimiz Adapazarı'na ulaşmak idi. Ve bizde öyle yaptık.

Aldığımız il bilgiler çok feci idi. Fakat kalbimizde hep bir umut vardı. İnanmak istemiyorduk. Böyle bir şey olamaz dı.

Depremin ikinci günü akşamı baba ocağına ulaştığımızda gerçekle yüzyüze gelmiştik. Felaketin botları korkunçtu. Üç yeğenimin ikisini kaybetmiştik. 11 yaşındaki dünyalar güzeli Asena adlı biricik kızımız biz gelene kadar enkaz altından çıkarılmış ve çoktan toprağa verilmişti. Askerden henüz dönmüş yiğidimiz Gültekin ise hala enkaz altındaydı. Hızlı hareket etmemiz gerekiyordu, fakat bitmiştik. Gece karanlığında yapacak bir şey yoktu. Gün ağarmak üzereyken hemen yola koyulduk ve büyük bir uğraşı sonucu kendisine ulaştık.
Manzara konkuçtu. Gözyaşları, hıçkırıklar, haykırışlar birbirine karışmıştı. Yapacak tek şey artık son görevdi.

Gerekenler süratle yapıldı.

Sonra yeni bir süreç başladı. Artık gözyaşları bitmeli, yaralar sarılmalı, kalanlar yaşamalıydı. Öylede oldu.

Bugün aradan tam 8 yıl geçmiş. Deprem sonrası gördüğümüz ve bizzat yaşadığımız deprem günlerini bugüne kadar kaleme alamadım. Bu felaketi hatırlamak bile insanın dengesini bozmaya yetiyordu. Mezar taşlarına bile bakamaz olmuştum. Memleketim Akyazı'ya her gelişimde kaybettiklerimizin yattığı mezarlığın önünden geçtiğim yüreğim kabarıyor, dayanamıyorum.

Deprem konusunda geride kalan ve affedemediğim bir başka konu ise bu felakette hatalı ve eksik malzeme ile yaptıkları binalarla binlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olanların bugün yine muteber insanlar olarak muamele görmesi ve yine aynı sektörde hiçbir şey olmamış gibi aynı işleri yapmaları. Hatta deprem sonrası şehrin yeniden imarı için bir çok ihalenin yine aynı insanlar tarafından kapatılması bir başka acı durum.

Bu konularda yazacak, söyleyecek aslında çok şey var. Fakat yarı kapalı demokrasilerde sözün pek önemi olmuyor. Halk denetiminin ve halk adına söz sahibi olan sivil toplum örgütlerinin hiçe sayıldığı ve bir nevi yarı diktatörlük rejimi gibi işleyen bir sistemde başkaları tarafından haksız bir şekilde mağdur edilen kitlelerin hakkını savunamıyorsunuz. Siyasi partilerin yapıları gereği bir nevi yarı diktatörlük uygulamasının hakim olduğu bir düzende yapılan eleştiriler, yazılan çizilenlerin pek kıymeti olmuyor. Hatta bizzat yapılan şikayetlerden de suçluların cezalandırılması doğrultusunda olumlu sonuçlar alındığını söylemek de mümkün değil. Bu nedenle 17 Ağustos depreminden ders çıkarmak, suçluları cezalandırarak gelecek nesillere hata yapmamaları konusunda mesaj vermek, bu ülkede hak ve adaletin olduğunu göstermek gibi bir kaygı veya çaba olduğunu söylemek zor.

Kısaca bizimde ülkemiz için yapacak pek fazla şeyimiz yok. Acıyorum. Sadece ülkeme ve insanlarıma acıyorum..


Saygılarımla...





Aşağıda o büyük felaketin boyutlarını anlatan bir yazıyı ve bazı deprem görüntülerini okurlarımıza sunuyoruz. 

17 Ağustos 1999 depremi hakkında genel bilgiler..

17 Ağustos 1999 gecesi, yerel saatle 03:02'de  meydana geldi. Depremin merkezi Kocaeli-Gölcük olarak belirlendi. Depremin şiddetinin Richter ölçeğine göre 7.4 büyüklüğünde olduğu tespit edildi.

Deprem geniş bir alanda hissedildi. Fakat en yıkıcı etki alanı ise İzmit-Gölcük bölgesi, Adapazarı ve Düzce oldu.

Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 43.953 yaralı olmuştur. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000 e yakın yaralı olmuştur. Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz bırakmıştır. Yaklaşık 16.000.000 insan depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir.

17 Ağustos 1999 depremi yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biridir. Deprem gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biridir. 45-50 saniye kadar süren deprem dalgası Richter ölçeğine göre 7.4 büyüklüğünde olmuş ve merkez üssü Gölcük başta olmak üzere en büyük hasarı Adapazarı, Yalova ve Düzce hattı üzerinde olan yerleşim bölgelerinde yapmıştır.. 
 
Tarihçe

Yakın tarihte bu bölgede Adazaparı merkez üssü olmak üzere 1943, 1957, 1967 yıllarında şiddetli depremler olmuştur. Geçmişteki tarihlere baktığımızda ortlama 30 senede bir bu bölgede büyük depremler olmaktadır. 1999 depreminden sonrada belirli periyotlarda ve çeşitli büyüklüklerde depremlerin beklenmesi bu fay hattının karakteristik özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Depremin bu kadar çok can kaybına yol açmasının sebebi olarak kaçak yapılar, standartlara uygun olmayan binalar ve daha ucuza mal etmek için malzemeden çalan müteahhitler gösterilmektedir. Depremden sonra tüm Türkiye'de geçerli olmak üzere deprem yönetmeliği çıkarılmış, zorunlu deprem sigortası gibi birtakım düzenlemeler getirilmiş olsa da, inşa edilen yeni binaların halen depreme karşı dayanıklı olarak inşa edildiklerini söylemek zordur. Bu konuda vatandaşı bilinçlendirmek, denetimleri sıkılaştırmak ve yaptırımları uygulamak için devlete büyük bir görev düşmektedir.

Deprem Hasarlarının genel sebepleri..

Sağlam olmayan zeminde yapılaşma (kumlu, killi, suya doygun toprak zeminler, bataklıktan ıslah edilmiş zeminler v.b.)

Zemine uygun, yapıyı taşıyacak temelin doğru olarak tasarlanmaması

Yapı malzemesi seçim hataları: beton yapımında deniz kumu kullanıldığı takdirde hem beton dayanımı düşük olur, hem de beton içindeki çelik donatı çubukları korozyona uğrayarak dayanımı azalır, beton ile birleşimi zayıflar. Düz çelik çubukların dayanımı ve betonla birleşimi, nervürlü (tırtıklı) çelik çubuklarına göre daha düşüktür.

Yapı malzemesi kullanım hataları: Beton yapımı esnasında kullanılan çimento, çakıl, su oranları beton dayanımı açısından çok kritiktir.

Yapı eleman birleşim hataları: Beton kolon ve kirişlere yerleştirilen çelik donatı oranları ve yerleştirme biçimi yapı dayanıklılığına direk olarak etki eder.

Yapı projelendirme hataları: Deprem şartnamesine uygun olmayan projeler; deprem yükünü taşıyacak, kolonlar arasına yerleştirilecek, betonarme perde kolon/duvarların bulunmaması; resmi projeden farklı yapı elemanlarının eklenmesi: üst katlarda dışarı doğru çıkmalar, fazladan çıkılan katlar, taşıyıcı kolonların estetik veya mekan kazanma amacıyla kaldırılması.

Bilinçsiz kişilerce sonradan yapı içinde yapılan tadilatlar: kolon, kiriş kaldırma, bodrumlarda mekan kazanma amacıyla temelde zemini kazma olarak görülebilir.. 

Deprem sonrası Yargı ve cezalar
Yapım hatalarından çöken binaların müteahhitlerine yaklaşık 2100 dava açıldı. Bu davalardan 1800'ü kamuoyunda Rahşan Affı olarak bilinen Şartlı Salıverme Yasası ve başka hukuki boşluklardan dolayı cezasız sonuçlanmıştır. Geriye kalan 300 davanın 110 kadarında ceza verilse de çoğu ertelenmiştir. Bunun dışında kalan davalar ise 16 Şubat 2007 Cuma günü 7.5 yıllık zaman aşımı sürelerini doldurarak zaman aşımına uğradılar ve düştüler.

Örnek davalar ve sonuçları
Düzce Ersoy Apartmanı: 36 kişi öldü, dava zaman aşımına uğradı.
Düzce Ömür Hastanesi: 11 kişi öldü, dava zaman aşımına uğradı.
Yalova Ceylankent Sitesi: 98 kişi öldü, 2 sanığa verilen hapis cezaları ertelendi.
Kocaeli Ubay Apartmanı: 58 kişi öldü, müteahhit hakkında verilen ceza ertelendi.
Yüksel Sitesi: 316 kişi öldü, 5 sanığa verilen çeşitli cezalar ertelendi.
Can Göçer ve Zafer Çoşkun: Veli Göçer'in oğluyla ortağı yakalanamadığı için haklarındaki dava zaman aşımına girdi.
Sakarya: 695 davadan sadece 5 kişiye ceza çıktı.
Kocaeli: 600 dava açıldı, 12 kişi 10'ar ay hapis cezası aldı. 6'sının cezası infaz edildi, 6'sı için süre istendi.
Yalova: 173 dava açıldı, hemen hemen tamamı sonuçlandı. Ceza aldığı bilinen tek isim Veli Göçer 18 yıl 9 ay hapse mahkum edildi.
Düzce: Yaklaşık 220 dava açıldığı sanılıyor. Yargılamalar sonucu hiç kimse cezaevine girmedi. 

Resmi rakamlara göre 17 Ağustos depremi kayıpları..
Bolu 270, Bursa 268, Eskişehir 86, İstanbul 981, Kocaeli 9.477, Sakarya 3.891, Yalova 2.504, Zonguldak 3 olmak üzere toplam 17480 kişi ölmüştür. Yaralı sayısı: 23 bin 781, Sakat kalan: 505
 
Yıkılan ve ağır hasarlı bina:
16 bin 649, Orta hasarlı konut: 90 bin 536, Orta hasarlı işyeri: 14 bin 133, Az hasarlı konut: 102 bin 822, Az hasarlı işyeri: 13 bin 344, Prefabrik talep sayısı: 43 bin 264, Dağıtılan prefabrik sayısı: 40 bin 786


http://www.youtube.com/watch?v=2UqTBgMrod4&mode=related&search=


 


http://www.youtube.com/watch?v=rXZ88B2XnII&mode=related&search=



 

Son Haberler

Hits: 9434 Visitors: 3220
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.