Haberin yayım tarihi
2014-02-15
Haberin bulunduğu kategoriler

SAPANCA GÖLÜ EFSANESİ

Hızır Aleyhisselam Sapanca´yı Ziyaret Etmiş.

Sapanca gölünün oluşumu ve göl ile ilgili bir çok rivayet kuşaktan kuşağa aktarılarak anlatılır durur.

Bir rivayete göre Vaktiyle Sapanca yerleşim yeri gölün şimdi olduğu yerdeymiş. Hızır Aleyhisselam Sapanca’yı ziyaret etmiş. O dönemde kapı kapı dolaşarak aş,iş istemişse de kimse ona yiyecek ekmek dahi vermemiş.Bir yaşlı teyze kendisine kucak açmış ve karnını doyurmuş.

Hızır Aleyhisselam yaşlı teyzeye; arkana hiç bakmadan beni takip et demiş ve yürümüş. Teyze bir yerden sonra dayanamayıp arkasına baktığında geçtiği her yerin sulara gömüldüğünü görmüş ve bu günkü gölün hudutları bu sayede belli olmuş.

Geride kalan tüm halk ve yapılar sular altında kalmış. Çekilen bu video, sapanca gölünün bilinmeyen fakat kulaktan kulağa dededen toruna aktarılan, göl seviyesi çok düştüğünde Hızır Aleyhisselamın gazabı ile batmış olan eski Sapanca yerleşim yerine ait yapıların gözüktüğüne dair anlatılanlara iyi bir kanıt niteliğinde olabilir.

Bu yapının ne amaca hizmet etiği ve ne zaman yapılmış olabileceği konusunda akademisyenlerin bir araştırma yapması, kültür ve tarih kurumunun bölgede ortaya çıkmış olan bu gizemli yapının tüm bilinmeyenlerini açığa çıkartması konusunda ilgili ve yetkililerin göreve çağrılması gerekmektedir.

Derviş, Sapancı Efsanesi.

Bir zamanlar Sapanca gölünün yerinde, verimli topraklar, bu toprakların üzerinde de zengin, varlıklı bir kasaba varmış. Kasaba halkı zenginmiş, varlıklıymış ama, gözlerini dünya malı bürümüş, bencillik ve cimrilik ruhlarını karartmış.

Bir gün, Adapazarı’nın güneyindeki Erenler tepesinde oturan, gözünü dünyaya kapamış, gönlünü aşk ve sevgiyle doldurmuş erenlerden bir eren, bu kasabaya inmiş.

Selâm vermiş, selamını almamışlar, konuk olmak istemiş, kimse “buyurun” dememiş, hangi kapıyı çaldıysa yüzüne kapanmış, bu fakir, fakat gönlü zengin dervişe bir bardak içecek su bile vermemişler.

Derviş gönlü bu, bir kırıldı mı onarılmaz, onarılsa da faydası olmaz. Aksama değin yorgun-argın, aç-susuz kasabayı terk ederken, ötelerde küçük bir kulübeden sızan mum ışığına doğru yönelmiş, bir de bu kapıyı çalayım, belki bir gönül yoldaşı bulurum diye düşünmüş.

Bu, kasaba halkına sapan yaparak geçimini sağlayan fakir bir sapancının iş yeriymiş. Kapıyı çalmış, az sonra sapancı güler yüzle konuğuna açmış kapıyı:

- Buyurun, hoş geldin, safa geldin. Ocaktan tencereyi simdi indirdim. Bir konuk göndermesi için Tanrı’ya niyaz ediyordum, demiş.

Derviş memnun, baş köşe’ye oturmuş. Sapancı sofrayı kurmuş, nesi var, nesi yoksa dervişin önüne getirmiş. Yemekten sonra, içi talaş dolu yatağını sermiş, konuğunu yatırmış. Sabah, erkenden kalkmışlar. Derviş, Sapancı’dan izin istemiş, Sapancı da onu karşıdaki tepelere kadar uğurlamış. Dönüsünde bir de ne görsün. Kasabanın yerinde koca bir göl var. Ne ev-bark kalmış, ne tarla-tapan. Koca göl, hepsini bir anda yutuvermiş. Kendisinden başka hayatta kimsecikler yok. Dervişin ahı tutmuş, kırılan bir gönül, bir kasabaya mal olmuş. O günden sonra, bu koca göle Sapanca adını vermişler.

Son Haberler

Hits: 8916 Visitors: 3184
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.