Başbakan Yıldırım: Avrupa Konseyi kendi işine baksın Başbakan Yıldırım, AKPM'nin seçimlerin ertelenmesi çağrısı ile ilgili, "Avrupa Konseyi kendi işine baksa iyi olur. Seçimi onlar yapmayacak, Türkiye yapacak." dedi.


ANADİLİNİ KAYBEDEN, KİMLİĞİNİ DE KAYBEDER.

gundem.be

İbrahim ÇİTİL

(Amsterdampostası Haber Portalı Genel Yayın Yönetmeni)

Sayın Başkan, Değerli Konuklar,

Bu kadar önemli ve önemli olduğu kadar da hassas bir konuda, kendi alanlarında çok önemli konuşmacıların katıldığı böyle bir paneli düzenleyen, davetleriyle beni onurlandıran değerli dostlarıma teşekkür ediyorum.

Bu cesaretli girişimlerinden dolayı kendilerini kutluyorum. Bu panele katılan değerli konuşmacılarımızı, değerli basın mensuplarını ve tüm katılımcıları saygıyla selamlıyorum.

Değerli dinleyenler;

Ben bu panelde, “Dilini kaybeden, Kimliğini de kaybeder” konusu üzerinde duracağım. Konuşmamda bu iki konuyu mümkün olduğu kadar bir arada ele alacağım.

Değerli dinleyenler,

Kendimi Tanıtım;

Hollanda’dan katılımcı olarak ben de hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Bu tür toplantılar ilk değil. Bizler de içinde yaşadığımız ülkedeki Türk Sivil  Toplum Kuruluşları tarafından benzer çalışmalar düzenlendi ve düzenleniyor. Bizler de imkanlarımız nisbetinde bu tür çalışmalara severek katılıyoruz. Katkıda bulunuyoruz. Temennimiz verimli geçmesi ve iyi bir sonucun elde edilmesidir.

Şimdi kısaca ben şöyle bir kendimden başlayayım. Hollanda’da ikinci kuşak Türklerdenim. İşçi   çocuğuyum yani Hollanda’da doğmadım, ama büyüdüm ve Türk toplumuna nasıl faydalı olabilirim, neler yapabilirim, kültürümüze, dinimize nasıl faydalı olurum düşüncesiyle çeşitli platformlarda ve sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptım. Radyoculuk, dergicilik ve gazetecilik yaptım. Türk toplumunun sesi ve kulağı olmaya çalışitım.  Türkçe dilinin unutulmaması için çeşitli şiir ve kompozisyon yarışmaları, bilgilendirme toplantıları organize ettim. Şu anda da fahri olarak, Hollanda Sivaslılar Platformu Başkanlığını ve Dijital Haber Portalı olarak Amsterdam Postası sitesinin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmaktayım.

Avrupa’daki İnsanlarımızın sorunlarıyla hemhâl olanların bir araya gelmesini, kendi pencerelerinden yaşanan sorunları ortaya koymasını ve varsa çözüm önerilerini getirerek çorbada tuzu bulunması beni ziyadesiyle mutlu kılmaktadır.

Bugün, sizinle beraber, birlikte düşüneceğimiz, ele alacağımız konu, tesadüfen seçilen bir konu değildir. Bu konu, 1960’lı yılların ortasından itibaren çözülemeyen ve halen çözüm bekleyen, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yerleşik düzene geçen Türk’lerin ‘’Anadili  ve Eğitimi’’dir. O bakımdan, dil deyince, elbette, her şeyden önce, dilin tarifini yapmak gerekir. Hepimizin bildiği gibi dil; İnsanın doğup büyüdüğü aile ve soyca bağlı bulunduğu toplum çevresinden öğrendiği, bilinç altına inen ve kişilerle toplum arasındaki ilişkilerde en güçlü bağdır. Diğer bir tarifle; kişinin önce annesinden ve ailesinden, daha sonra da sosyal çevresinden öğrendiği, şuur altına yerleşen ve onun toplumla kendi arasındaki bağlarını oluşturan bir iletişim aracıdır. Son yıllarda hakim kültürün etkisinde kalanlanların, aileden ve okuldan yeteri kadar destek alamamasından dolayı gençlerimizin Anadillerinin yok olmaya yüz tuttuğunu hepimiz yakından biliyoruz, hepimiz yakından tanıyoruz.

Dil sadece insanlar arasında iletişimi sağlayan bir iletişim aracı değil, aynı zamanda da yeni neslin geleceğine de yön veren  kültürün bir parçasıdır, temelidir. Kültür, toplumların, yaşama biçimidir. İnsanın benliğinin, kimliğinin ve kişiliğinin temelleri aile ortamıyla başlar, öğretimle gelişir. Anne, baba ve çevremizden öğrendiğimiz türküler, ninniler, yemekler, giyim, kuşam, folklor ve daha nice bir çok değer kültürün bir parçasıdır ve bu saydıklarımız, Anadil sayesinde geleceğe taşınmaktadır. Bu da dilin sadece günümüz için değil geleceğimiz adına da önemli olduğunu gösterir. Anadilin toplum içi iletişimi sağlaması ve kültür taşıyıcılığı yapmasının yanında birey olarak insanın düşüncelerini en derin duygularla ifade edebilmesi, hayatı anlamlandırması, anlatması ve bireyi hayata özgür bir fert olarak katması açısından düşünüldüğünde anadilin bireysel ve toplumsal olarak ne denli önemli olduğu görülmektedir. Anadilimizi yeni nesillere akratamazsak, yaşatamazsak, dilimizi bozarız, kültürümüzü yok ederiz, dinimizi kaybederiz, milletimizle olan bağı koparmış oluruz. Sonunda kültürün helaki, neslin helakini getirir diye düşünüyorum.

Günümüzde Batı Avrupa’da var olan ‘’Islamofobi ve Türkofobi’’ korkusuyla birlikte Türklerin yaşadıkları bir çok sorun içinde en önemlisi  işsizlik ve kimlik bunalımıdır. Gerek aile’den, gerekse sosyal ortamdan destek alamayan gençlerimizin anadili eğitimindeki yetersizliği de eklenince hakim kültürün vermiş olduğu tesirle, o kültürün diliyle konuşmaya, düşünmeye ve onlar gibi davranmaya başlıyorlar. Dahası kendi dili etrafında toplanamayan, o dil ile düşünemeyen, ağlayamayan, sevinemeye, yaşayamayan ve ölmeyi beceremiyenlerin Türk toplumundan giderek uzaklaştıklarını ve yalnızlığa itildiklerini gün geçtikçe üzülerek görmekteyiz. Dolayısıyla bu sorunla karşı karşıya olanlar yalnız gençlerimiz değil, onların ana-babaları, akrabaları, hasılı bütün Türk toplumudur.

Hakim kültürün içinde yaşayan Türklerin, güzelim Türkçemizi nasıl hor kullandıklarını, dilimizi öğrenmeden yetiştiklerine her gün şahit olmaktayız. Bu kabahatin,  kendini eğitemeyen ana-babaların ve kurumsallaşamayan Türk dernek ve cemiyetlerinin suçu olduğunu söyleyebilirim. Belki, toplumun her ferdinin bu konuda üzerine düşen sorumlulukları vardır; ama her şeyden önce, tabii olarak, ailede kitap okuma alışkanlığının olmayışı, cemiyetlerimizin  Türkçe ve edebiyatla alakalı faaliyetlere yeteri kadar ağırlık veremediklerini söyleyebilirim.

Günümüzdeki teknolojik gelişmelere bağlı olarak iletişim araçlarının yaygınlaşması dil ilişkilerini hızlandırmıştır. Dilimizin ve kültürel kimliğimizin yok olmasını ve bozulmasını hızlandıran günümüzün sosyal değişmelerinden birisi de, kitle haberleşme, ve medyanın etkileridir. Facebook, watsapp gibi sosyal haberleşme araçlarının önemli bir payı ve rolü vardır. Haberleşilirken, kısa mesajlaşmalar ve imla kurallarına dikkat edilmemesini söyleyebiliriz.

Türkçeyi anadili olarak konuşan insanların yaşadıkları ülkenin zorlamaları neticesinde, okulların dışında ve aile ortamlarında  iki dili karıştırarak konuştuklarına sürekli rastlamaktayız. Selamlaşmayı, vedalaşmayı ve teşekkürü bile çoğunlukla yaşadıkları ülkenin diliyle yapmaktadırlar.  Genelde ikinci, üçüncü ve dördüncü nesil artık,  düşündüğünü de Türkçe’nin dışında düşünüyor. Okuldan ve aileden yeteri kadar Türkçe öğrenemiyor ki! Yani her şey o ülkenin diliyle, yani rüyaları bile o dille görüyorlar. Türkçe, sadece ebeveynleri tarafından konuşulan bir dil onlar için.

Avrupa’da anadilimizi yaşatmak için, artık birilerinden bir şeyler beklemeden.  Türkçe dil enstitüleri kurulmalıdır. Avrupa başkentlerinde açılan Yunus Emre Enstitüleri, Türk dernekleri, cemiyetleri  ve camilerinin bünyesinde Türkçe sınıflar oluşturulmalıdır. Uzman öğretmenler tarafından Anadili  ve kültürü derslerine ağırlık verilmelidir. Türkçe şiir ve kompozisyon yarışmaları yapılmalı, gençler ödüllendirilmelidir. Onların Türkçe kitap okumaları teşvik edilmelidir.  Ailelerin eğitilmesi ve bilinçlenmesi sağlanmalıdır.

Sonuç olarak: Hakim kültürün ve dillerin tesiri altına giren, ondan etkilenen kişilerin kendi kültürleri yavaş yavaş kaybolacak, anadillerini  kaybedeceklerdir. Onun için dilimize sahip çıkmalıyız. Çünkü dilini kaybeden insanlar kimliğini, kültürünü ve dinini de kaybeder, kimliğini kaybeden insanlar da her şeyini kaybeder. Bu nedenle hayatımızda korumamız gereken değerlerin en başında dilimiz gelmelidir. Dilimizi korumak ve yaşatmak içinde çokça kitap okumalıyız, çocuklarımıza da okutmalıyız. Bir millet dilini kaybederse kültürünü kaybeder, kendisinden her hangi bir iz kalmaz. Asimile olur, unutulur...


Diğer

24 / 04 / 2018 21:40

AALST´TA 23 NİSAN COŞKUSU YAŞANDI.

Saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Belçika Ulusal Marşı ile başlayan etkinlikte; ilkokul çocuklarının hazırladığı programda, katılımcılar sık sık duygulu anlar yaşadı.

Devamını oku

24 / 04 / 2018 21:30

KADER SEVİNÇ 23 NİSAN´DA KOLTUĞUNU MİNİK KEREM´E DEVRETTİ.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Brüksel’de CHP AB Temsilciliği’nde de geleneklere uygun şekilde kutlandı.

Devamını oku

23 / 04 / 2018 23:40

BÜYÜKELÇİ GÜMRÜKÇÜ GÖREVİ, NİL SU ÖZTÜRK´E DEVRETTİ.

Büyükelçi Levent Gümrükçü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle makamını öğrenci Nil Su Öztürk'e devretti.

Devamını oku

23 / 04 / 2018 23:35

ANVERS´DE 23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI COŞKUSU.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Anvers Başkonsolosluğunun bahçesinde velileriyle veya çeşitli dernekler aracılığıyla gelen çocuklarla birlikte coşkuyla kutlandı.

Devamını oku

16 / 04 / 2018 23:05

MİLLETVEKİLİ YÜKSEL ESKİŞEHİR´DE TEMASLARDA BULUNDU.

Milletvekili Veli Yüksel, İki günlük Türkiye ziyareti kapsamında Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak’la makamında görüş alışverişinde bulundu.

Devamını oku

16 / 04 / 2018 22:55

UETD GENÇLERİ AB´YE HAZIRLIYOR.

UETD Belçika Başkanı Basir Hamarat, UETD Genel Sekreteri Bülent Bilgi, eski Avrupa Parlamento Milletvekili Ozan Ceyhun ile birlikte proje başlattı.

Devamını oku

16 / 04 / 2018 16:15

BELÇİKA´DA VE TÜRKİYE´DEKİ HAKLARINIZ

Avukat Hazel Albayrak ve İstanbul Barosuna bağlı Avukat Adem Yıldırım tarafından “Belçika’da ve Türkiye’deki Haklarınız” başlıklı bilgilendirme panelleri düzenleniyor.

Devamını oku

12 / 04 / 2018 12:15

ALİ ÇAĞLAR KUMPAS KURBANI

ÇAĞLAR: ’’Söz konusu olay 2012 yılı ile ilgili. 2016 ve 2017’de konu hakkında mahkemeye gerekli bilgileri sundum. Ardından herhangi bir takip olmadı''

Devamını oku

12 / 04 / 2018 00:05

HEUSDEN´DE FETÖ OYUNU

Heusden-Zolder’de bulunan Sint-Franciscus Hastanesinde gündeme gelen skandal haber Türk toplumunda derin üzüntü yarattı.

Devamını oku

10 / 04 / 2018 13:45

SINIRI İYİCE AŞTIK SANKİ

Sanki tam olarak insan olabildik de, aynı saflarda namaz kılar mi kılmaz mi diye sosyal medyada tartışmalara giriyoruz.

Devamını oku

09 / 04 / 2018 14:15

GENK ŞEHRİNDE BAŞBUĞ TÜRKEŞ ANISINA RESİM SERGİSİ DÜZENLENDİ.

Belçika’nın Genk şehrinde Türk dünyasının efsanevi lideri, ülkücü hareketin Başbuğu Alparslan Türkeş’in hayatını ve mücadelesini yansıtan bir resim sergisi düzenlendi.

Devamını oku

09 / 04 / 2018 12:15

BELÇİKA´DA HRİSTİYAN GÖÇMENE ÖZEL MUAMELE

Belçika'nın aşırı sağcı Mülteci ve Göç Bakanı Theo Francken'in, ülkesinin Hristiyan sığınmacılara özel muamele yaptığını ima etmesi tartışmalara yol açtı.

Devamını oku