Haberin yayım tarihi
2011-07-06
Haberin bulunduğu kategoriler

Laiklik: Ortak paydamız

Bir takım dini pratikler sebebiyle meydana gelen Müslüman vatandaşların Batı toplumlarımızdaki görünürlüğü laiklik tartışmasının tekrar canlanmasına yol açtı. Her ne kadar şamatalı sürdürülse de, bu tartışma oldukça yararlı, çünkü doğru anlaşıldığı zannedilen bir ilkenin üzerindeki tozun temizlenmesine vesile oluyor.

Nedir laiklik?

Tanım önemli. Laiklik, siyasi otorite tarafından devleti organize eden bir ilkedir. Bu ilke, bir takım başka ilkelerin biraraya getirilmesinden ortaya çıkar: Eşitlik (tanınmış din ve felsefelerin eşit muamele görmelerini de kapsar), anti-ayrımcılık, hukuk devleti, din ve siyaset ayrılığı, kamusal idarenin dini kurumların iç organizasyonuna karışmaması, dini kurumların da kamusal idareninin iç organizasyonuna karışmaması, kuvvetler ayrılığı, çoğulculuk ve din özgürlüğü (hem inanma hem de inanmama özgürlüğünü kapsar).

Laiklik, ana ilke olan devlet tarafsızlığı ilkesinin bir başka isimlendirilmesidir. Zira, tarihi olguları gözden geçirmek gerekirse, ilk önce tarafsızlık kelimesi meydana gelmiştir. Günümüzde “laiklik” ve “tarafsızlık” terimleri eşanlamlıdır ve dolayısıyla biri diğeri için kullanilabilir. Belçika anayasal düzeniyle Belçika’daki kamuoyu tartışmalarında “tarafsızlık” kelimesinin kullanılmasına rağmen bu makalede “laiklik” kelimesi tercih edilecektir.

Bu ilke, ortak paydadır. Çünkü laiklik, bir felsefi inanç değil, tüm felsefi inançların ifade özgürlüğünü teminat altına alan bir siyasi otoriteyi organize etme yöntemidir. Bu çerçeveyi doğruca oluşturduktan sonra iki önyargıyı sorgulamak mümkündür.

“Bir dine aidiyet duymak ve laikliği benimsemek çelişen iki şeydir” önyargısı. Bundan dolayı kamuoyundaki tartışmalarda adeta mekanik bir biçimde “dindarlar” ve “laikler” karşı karşıya getirilir. Oysa laikliğin ne olduğunu hatırlarsak (ve dolayısıyla ateizm anlamına gelmediğini anlarsak) inanç tercihiyle laikliğin benimsenmesi arasında hiç bir uyumsuzluk olmadığı sonucuna varırız. Bu açıklama sadece Müslümanları değil, felsefi bir inancı, hangisi olursa olsun, seçen herkesi ilgilendiriyor. Felsefi açıdan ister Müslüman, isterse Hristiyan, Yahudi, Budist, ateist veya bilinemezci (agnostik) olunsun, aynı zamanda siyasi açıdan laik olunabilir.

“Laiklik ve din özgürlüğü arasında çatışmacı bir ilişki vardır” önyargısı. Sanki din özgürlüğünün alanını genişletmek (en azından potansiyel olarak) laikliği tehlikeye sokmak anlamına geliyormuş gibi. Oysa bu iki ilkeyi karşı karşıya koymak söz konusu olamaz. Laiklik, ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa’ya uygun şekilde temel özgürlük olarak kabul edilen din özgürlüğüne saygı üretebilir. Özellikle kamusal alanda, çünkü sadece kişisel alana indirgenmiş din özgürlüğü hakiki anlamda din özgürlüğü değildir. Din özgürlüğünün teminatı ancak kamusal alanda anlam kazanır. Din özgürlüğüne vurulan her darbe aynı zamanda laikliğe vurulan bir darbedir.

İstemeksizin sürdürülen veya bilinçli olarak muhafaza edilen bu önyargılar Müslüman vatandaşların çoğunun (ve tabii bir takım diğer inananların) laiklik ilkesiyle neden çatışmacı bir ilişki içinde olduklarını açıklıyor. Bir yandan tabi tutuldukları temel hak ihlalleriyle ayrımcılıkların sistemli bir şekilde laiklik ilkesinin bir gereği olarak tanıtılması, diğer yandan dini pratiklerin eğitim ve kamu hizmeti gibi sektörlerde yasaklanmasının bir takım ateist militanlar tarafından laiklik olarak sunulması, bahsi geçen Müslüman vatandaşlarına “laiklik yaşam tercihimize engeldir” fikrini veriyor. Halbuki Müslüman vatandaşların acilen bu ilkeyi sahiplenmeleri ve laik olmak için daha az Müslüman olmaları gerekmediğini anlamaları gerekiyor.

Gelelim ortadan kaldırılması gereken bir başka iddiaya: “Müslüman vatandaşlar yasal düzenlemeleri dini pratiklerine uygun hale getirmek için değiştirmek istiyorlar.” Doğrusu, yasal düzenlemeler zaten söz konusu dini pratiklerin hürce uygulanabilmesini temin ediyor.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve demokratik devletlerimizin anayasalarında bulunan bireysel haklardan Müslüman vatandaşlar taviz verilmesini istemiyor. Tam aksine, tek istedikleri şey mevcut yasaların hakkaniyet ve adaletle uygulanmalarıdır. Fransa’da 2004’te okulda dini simgeler ve 2010’da kamusal alanda çarşaf giyimiyle ilgili çıkan yasalar, İsviçre’de ise 2009’da minarelerle ilgili düzenlenen anayasa değişikliği yasal çerçeveyi değiştirerek temel haklar konusunda geri adım teşkil etmiştir. Bir de Belçika’da okulda ve kamu hizmetinde dini simgeler konularında yasa tasarılarından, Belçika kamu otoritesinin İslam kültünün iç işlerine karışmasından, camilerin seçim kampanyaları dönemlerinde siyasiler tarafından miting alanı olarak kullanılmasından bahsetmek gerekiyor. Tüm bu örnekler, asıl Müslüman vatandaşların laiklik ilkesine aykırı ve açtıkları yolla tüm vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini tehlikeye atan düzenlemelerin hedefinde olduklarını gösteriyor.

Bu çerçevede, “laik kesim”’in tutarlılıkla laiklik ilkesinin arkasında durması ve dün Katolik kilisesinin siyaset üzerindeki hâkimiyetine karşı verdiği mücadeleyle bugün bireysel özgürlüklere karşı verilen mücadeleyi karıştırmaması lazım. Başka deyişle, açık açık ayrımcılıkları meşrulaştıran söylemlerden uzaklaşması lazım.

Müslüman laik olarak benden söylemesi.

Mehmet Alparslan Saygın, hukukçudur. Muslim Vigilance(1) adlı think tank’ın üyesi, neutralite.be(2) adlı çalışma grubun üyesi ve www.chroniquelaique.be  (3) adlı websitenin eş-sorumlusudur. Bu makale, Fransızca olarak Reliures(4) dergisinde yayınlanmıştır.

(1) Muslim Vigilance, genelde Avrupa’da özelde Belçika’da Müslüman vatandaşların görünürlüğünden kaynaklanan soru ve tartışmaları dikkatle takip eden, sıkça maruz kaldıkları temel hak ihlallerine karşı mücadele eden, eşitlik, anti-ayrımcılık, hukuk devleti, devlet tarafsızlığı ve din-devlet ayrılığı ilkeleri ihlallerine karşı tetikte olan bir think tank (referans: www.vigilancemusulmane.be ).

(2) Neutralite.be, siyasi partilere, kamu kurumlara ve genel olarak bu tartışmaya ilgi duyan ve hukuki argümanlara sahip olmak isteyen tüm şahıslara temel haklara saygılı, pratik, devlet tarafsızlığı ilkesini güçlendirmeyi amaçlayan hukuki öneriler üreten bir çalışma grubu (referans: www.neutralite.be ).

(3) Chroniquelaique.be, laiklik, tarafsızlık, din-devlet ayrılığı gibi konseptlere ilişkin gündemi meşgul eden, çoğu zaman fikirsel kestirmelerle işlenen ve kafa karışıklıları meydana getiren konulara ilişkin laik görüş ve değerlendirmelerinin yayınlandığı, bahsedilen ilkelerin üzerindeki tozu temizlemeyi amaçlayan virtüel bir platform (referans: www.chroniquelaique.be ).

(4) Referans: www.reliures.org

Son Haberler

Hits: [srs_total_pageViews] Visitors: [srs_total_visitors]
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.