Stephen Hadley:’’Türkiye dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri'’’...Eski ABD Başkanı George W. Bush'un ulusal güvenlik başdanışmanlarından Stephen Hadley, Türkiye'nin dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri olduğunu söyledi.
Hani huzur kokan sokaklar vardır, sıcacık, bir ilkbahar gününde, toprak olan her yerde papatyalar, çeşit çeşit çiçekler açmıştır, cıvıl cıvıl kuşlar ötüşür, bembeyaz, ya da rengarenk çamaşırlar serilmiştir bahçelere..
Çocukları patlar, top oynar, kadınlar camdan cama selamlaşır, kocalarını anlatır birbirlerine.
Ya da hava soğuktur ama insanların kalbi sımsıcaktır, çocuklar kardan adam yapar, kartopu oynar, elleri soğuktan mosmor morarmıştır, burunlar kızarık, ama onlar bunu hiç hissetmez, bacalardan dumanlar tüter, nefis yemek kokuları tüm mahalleyi sarmıştır.
Bir de hüzün kokan sokaklar vardır, sessiz, ıssız, terk edilmiş bir şehirlerin sokakları.
Her yer beton yığını, ne çocuklar oynayabilir orada, ne çiçekler açar, ne de kuşlar ötüşür..
Oksijensiz kalmıştır sanki insanlar, nefes alamıyorlardır sanki.
Bunalımlar, depresyonlar, kavgalar, ayrılıklar…
Zaten çocukların oynamasına izin vermezler ki.
Biraz fazla hareketli çocuğa, zeki değil de, hiperaktif muamelesi yaparlar.
Götürdükleri doktorlar da hemen bir sakinleştirici yazıp savuşturuverir.
Ne sevgi, ne de saygı kalmıştır insanlarda. Halbuki çocukların da tek aradığı o “sevgi”denen şeydir.
Yaşlılar terk edilmiştir, kimsenin kimseden haberi yoktur.
Bir merhaba diyeceğim ve biri benden bir şey isteyecek diye insanların ödleri patlar birbirlerinden.
Aile kavramı diye bir şey zaten kalmamıştır.
İnsanlık can çekişmektedir, hele de sosyal güvence de yoksa.
Her zaman sorarım, sosyal güvencenin bile bir numaralı ülke olduğu Belçika’da intihar olaylarının bu kadar çok oluşu sizce düşündürücü değil mi?
Dünya değişiyor, aslında değişen dünya değil, insanların ta kendisi.
Peki ya sebep?
Bana göre egoizmin artması.
Maneviyatın terk edilişi.
Egoizmin arması demek, insanların birbirlerinden uzaklaşması demektir.
Herkes sadece kendisini düşünürse, kim kime yardım eli uzatır, kim kimi sever, kim kimi sayar ki?
Bazen sanki bunları boşu boşuna konuşuyor, boşuna yazıyormuş gibi geliyor bana, ama beni anlayan bir iki kişi bile çıksa yeter diyorum sonra.
Duygularımı, düşüncelerimi paylaştığım, paylaşmanın ve insanlığın ne demek olduğunu bilen birkaç bir kaç kişi…
İnsan hakları, demokrasi, ya da özgürlük, eşitlik diyen insanlar ne kadar demokratik, ne kadar insan?
Aynı fikirlerde değiliz diye hala birbirimize saygı duymuyorsak bu demokratiklik mi?
O kadar okumama rağmen bu kavramların değerlendirilmesini bir türlü anlamış değilim, belki de sorun kavramlarda değil, bizlerde, ne dersiniz?
Bunları anlayabilen birileri varsa bana anlatabilir mi ?
Ve bunların gerçekten yaşandığı bir huzur sokağı hala var mı acaba?
Kaçıncı yüzyılda Avrupa’nın neresinde yaşıyoruz ama nedense hala ortacağ sorunlarıyla boğuşmaktan kendimizi bir türlü alamıyoruz.
Evet, sağlığımız önemli deriz, ama dışarıda yediğimiz hazır yiyeceklerin ne kadar güvenlikli olduğunu hiç birimiz bilemiyoruz.
Duygularımı, düşüncelerimi paylaştığım, paylaşmanın ve insanlığın ne demek olduğunu bilen birkaç bir kaç kişi…
Dumanlar çıkıyordu bir evden...
Kara dumanlar, bir toz bulutu gibi, alevler fışkırıyordu camlardan.
Çığlık sesleri geliyordu içeriden.
Meksikalı, Alman, Belçikalı, Macar, Arap ve diğer ülkelerden öğrencileriyle sohbet etmek benim için büyük bir zevkti.
Birlik ve beraberlik ruhuyla yola çıkarsak, kimse ne devletimize ne de milletimize zarar veremez.
Sevdiklerimiz bizim için elbette değerli ama bir o kadar önemli olan daha o kadar çok değerimiz var ki…
Dünyada halâ ılık bir savaş havası egemen. Ortadoğu sorunları bir türlü çözüme kavuşmuyor.
Eğer yapılan iş insanın hem kendine, hem ailesine, hem de çevresine faydalıysa o iş mutlaka dolu dolu, iyi bir iştir.
O bir sefire, Türkiye Cumhuriyetinin Brüksel Büyükelçisi Sayın Murat ERSAVCI’nın eşi, o bir antropolog, bir sosyolog, bir psikolog, bir eş, bir kadın!
Bazen konuşurken ya da yorum yaparken o kadar duygusuzca, ya da düşünmeden konuşuyoruz ki, neyin nereye gideceğini, ya da ne anlama geleceğini hiç hesaplayamıyoruz.
Brüksel’de yaşayan Türk kadınları bu yılki Dünya Kadınlar Günü’nde bize hoş bir sürpriz hazırlamışlar.