Stephen Hadley:’’Türkiye dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri'’’...Eski ABD Başkanı George W. Bush'un ulusal güvenlik başdanışmanlarından Stephen Hadley, Türkiye'nin dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri olduğunu söyledi.
Genelde olumsuz, negatif anlamlı, soğuk cümleler kullanmayı hiç sevmem ama nedense bazen olumsuzlukları da dile getirme ihtiyacı duyuyor insan.
Tarihe şöyle bir bakıyorum; ünlü filozofların, sosyologların,bilim adamlarının, büyük liderlerin hayatına... Hiç birinin de kendi zamanlarında değerleri tam olarak bilinmemiş. Hatta çoğu birşeylerle suçlanmışlar. Ya ateist denmiş onlara, ya tutucu, ya da akılsız...
Asırlardır insanoğlu kendi kendine işkence etmekten adeta zevk almış ve almakta.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla soğuk savaş dönemi bitmişti. Nato da böylelikle kendine özgü anlamını yitirmişti sanki.
Dünyada halâ ılık bir savaş havası egemen. Ortadoğu sorunları bir türlü çözüme kavuşmuyor. Bir yanda ise açlıkla mücadele eden Afrika ülkeleri...
Öte yandan doğal afetlerin perişan ettiği insanlar...
Dayanışma yerine ekonomik yarışı seçen “gelişmiş ve modern” diye nitelendirdigimiz ülkeler...
Bir de globalleşmeden, uluslararası ilişkilerden bahsediyorlar. Hümanizm, sosyal dayanışma kavramları sohbetleri süslüyor.
Bir taraftan terörizmi el altından desteklerken diğer taraftan insan hakları hakkında ders vermeye kalkıyorlar.
Yakın çevremizde yaşanan pek çok küçük olay bile bazı şeyleri açıklamaya yetiyor aslında...
Belçika hükümetinin kurulamaması, hizmet yerine koltuk sevdası taşıyan siyasi partiler, ya da hizmet için kendilerini feda eden isimsiz kahramanlar, en basit örnekler arasında.
Bütün meselenin insanlık sorunu olduğunu görmemek mümkün değil.
İnsanların insanlıktan çıkma sorunu. “İnsan düşünen bir hayvandır” diyen Aristoteles haklı gibi geliyor artık sanki bana. Hatta “hayvan düşünemeyen insandır” diye de ters bir mantik yürütmek geliyor içimden..
Çünkü hayvanların bile birbirlerine bu kadar kin, fesat, kiskanclik ya da kotuluk düşündüklerini zannetmiyorum. Hani derler ya “sözüm meclisten dışarı” işte oyle. Yani, aslında sözüm gerçekten insan olanlara değil elbette.
Aldatmalar, hırsızlıklar, zina gibi kötü şeyler günden güne çoğalırken sorunlar bunlarla da bitmiyor, kediler ulaşamadıkları etleri mırdarlıkla suçluyor. “Yazık” demekten başka bir şey gelmiyor insanın elinden.
Bu kadar olumsuzluklara rağmen olumlu şeyler, iyi insanlar halâ yok mu? Elbette var.. Hatta tanıdığım o kadar çok iyi ve dürüst insan var ki, onların varlığı hem yaşama sevinci konusunda hem de pek çok konuda insana motivasyon vermeye yetiyor da artıyor bile.
Birgül KAPAKLIKAYA
Kaçıncı yüzyılda Avrupa’nın neresinde yaşıyoruz ama nedense hala ortacağ sorunlarıyla boğuşmaktan kendimizi bir türlü alamıyoruz.
Evet, sağlığımız önemli deriz, ama dışarıda yediğimiz hazır yiyeceklerin ne kadar güvenlikli olduğunu hiç birimiz bilemiyoruz.
Duygularımı, düşüncelerimi paylaştığım, paylaşmanın ve insanlığın ne demek olduğunu bilen birkaç bir kaç kişi…
Dumanlar çıkıyordu bir evden...
Kara dumanlar, bir toz bulutu gibi, alevler fışkırıyordu camlardan.
Çığlık sesleri geliyordu içeriden.
Meksikalı, Alman, Belçikalı, Macar, Arap ve diğer ülkelerden öğrencileriyle sohbet etmek benim için büyük bir zevkti.
Birlik ve beraberlik ruhuyla yola çıkarsak, kimse ne devletimize ne de milletimize zarar veremez.
Sevdiklerimiz bizim için elbette değerli ama bir o kadar önemli olan daha o kadar çok değerimiz var ki…
Dünyada halâ ılık bir savaş havası egemen. Ortadoğu sorunları bir türlü çözüme kavuşmuyor.
Eğer yapılan iş insanın hem kendine, hem ailesine, hem de çevresine faydalıysa o iş mutlaka dolu dolu, iyi bir iştir.
O bir sefire, Türkiye Cumhuriyetinin Brüksel Büyükelçisi Sayın Murat ERSAVCI’nın eşi, o bir antropolog, bir sosyolog, bir psikolog, bir eş, bir kadın!
Bazen konuşurken ya da yorum yaparken o kadar duygusuzca, ya da düşünmeden konuşuyoruz ki, neyin nereye gideceğini, ya da ne anlama geleceğini hiç hesaplayamıyoruz.
Brüksel’de yaşayan Türk kadınları bu yılki Dünya Kadınlar Günü’nde bize hoş bir sürpriz hazırlamışlar.