Stephen Hadley:’’Türkiye dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri'’’...Eski ABD Başkanı George W. Bush'un ulusal güvenlik başdanışmanlarından Stephen Hadley, Türkiye'nin dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri olduğunu söyledi.
Geçenlerde Saint-Josse-Ten-Noode Belediyesi sınırları içerisinde babamlara ait olan eve mahalle polisi geçmiş. Evde kimseyi bulamayınca bir not bırakmış. Evle bizzat kendim ilgilendiğim için mahalle polisinin ricasını kırmamak üzere davetine icabet ettim.
Mahalle polisinin eve geçme sebebi, bir Rumen uyruklu vatandaşın babamlara ait olan eve adres göstermesiymiş. Bunun üzerine şaşkınlığımı gizleyemeyerek değerli polis memuruyla bir süre sohbet ettikten sonra Belçika’nın neden bu hale geldiğini sordum. Kendisi de bana “Eeee ne olacak, hala bir hükümet kurulamadı. Hükümet kurulamadığı için de bazı ülkelerin almış olduğu radikal kararlar maalesef burada alınmıyor” diyerek yakındı.
***
Avrupa’nın en önemli ülkelerinden olan Belçika’da hala hükümet kurulamadığı şu günlerde hükümetin kurulamamış olmasının birinci yılını acı bir şekilde kutlamaktayız. Bu kutlamalar esnasında dökülen gözyaşlarının sevinç gözyaşları olup olmadığı bilinmez ama şu son birkaç ayda Belçika’da yaşayan halkın gözlerinden sinir gözyaşlarının döküldüğü kesin.
Öyle ya, hükümetin hala kurulamamış olması ister istemez halkı yakından tetiklemektedir. Şimdi burada “Bütün bu sorunların hükümetin kurulamamasıyla ne alakası var” diye bir soru akla gelebilir. Ama unutmayalım ki hükümet boşluğu yaşayan bir ülkede ister istemez bir başıboşluk, hatta tamir etmesi zor bir düzensizlik meydana gelir. Kısacası ülke mekanizması zedelenir ve bozulur. Bir ülke mekanizmasının bozulduğu andan itibaren, mekanizması bozulan o ülkede bir travma oluşur ve o travmanın neticesinde bir takım olumsuz etkenler meydana gelir. Tabi bu olumsuz etkenler de ilk olarak zavallı halkı etkiler.
***
Mekanizması hastalanmış bu ülkede su, elektrik, gaz, mazot, kira, yiyecek, içecek, ev taksiti gibi aylık masrafların gün geçtikçe tavan yaptığını, kazançların ise aynı seviyelerde kaldığını hissetmemek hemen hemen imkânsız. Bunlara bir de bitmek tükenmek bilmeyen vergiler ve her köşe başında piyangodan çıkar gibi çıkan cezalar eklendiği zaman, ay sonunda zavallı halkın kesesinde sıfır artı sıfır eşittir eksi oğlu eksi kalır.
***
Bu şekilde ay sonunu zor getiren halk artık zor durumdadır. Ama gel gör ki halkın halinden anlayan yok. Daha doğrusu halinden umursayan bile yok. Bazıları umursarmış gibi görünebilirler ama aslında onlar da umursamazlar.
Peki, acaba siyasiler ne diyorlar bu duruma? Bana kalırsa onlar içerisinde bulunduğumuz bu durumdan pek fazla şikayetçi değiller. Nasıl olsa onların tuzları kuru. Onların ay sonunda banka hesaplarına giren güzel bir rakamları var. Neticede ay sonunu getirmek gibi bir dertleri olamaz. Ayrıca güzel mahallelerde bulunan güzel evlerde yaşamlarını sürdürmekteler. Ve daha bir sürü birbirinden cazip avantajlara sahipler. Hal böyle olunca da siyasiler, rahatlarını pek bozma niyetlerinde değiller.
Şayet onlar bugün Belçika’nın içine düşmüş olduğu bu durumundan şikayetçi olsalardı, en kısa zamanda bu çıkılması zor gibi görünen durumdan bir an önce kurtulma pahasına somut adımlar atarlardı.
Bence bu saatten sonra değerli siyasilerimiz bu düzensizliğe bir çare bulmuş olsalar bile, artık iş işten geçmiştir. Çünkü halk ezileceği kadar ezilmiştir. Bana kalırsa halk bu ezilmenin cevabını bir sonraki seçimlerde ciddi bir şekilde sandıkta vermelidir.
Cafer Yıldırımer
Bu deyim ile birlikte laf çarptırma sanatının en yaygın olduğu ortam ise bana göre 'Facebook' ortamıdır.
'Hamamönü Restorasyonu' adı altında düzenlenen sergi Brüksel'de bulunan Yunus Emre Kültür Merkezi'nin mütevazı binasında gerçekleşti.
Bir ara kendi kendime “Acaba Mendeleyev’in periyodik tablosunda değişiklik mi meydana geldi” diye düşündüm..
Belçika’da hala hükümet kurulamadığı şu günlerde hükümetin kurulamamış olmasının birinci yılını acı bir şekilde kutlamaktayız.
Her zorluk karşısında içinden “Mıhı mismar eden Allah’ım” diyerek kendi kendini teselli etmiş biricik büyükannem, nur içinde yat.
Erasmus Yüksek Okulunda ders veren Profesör Wim van Ael Belçikalılara yönelik İslam dinin güzelliklerini anlattı.
"Merhumu nasıl bilirdiniz" sözü kafamda takılı kalmış bozuk bir kırkbeşlik gibi dönüp durduğu esnada dalıp gitmişim eskilere doğru.