Stephen Hadley:’’Türkiye dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri'’’...Eski ABD Başkanı George W. Bush'un ulusal güvenlik başdanışmanlarından Stephen Hadley, Türkiye'nin dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri olduğunu söyledi.
Son zamanlarda internet dünyasının önde gelen paylaşım sitelerinde bir video sıkça adından söz ettirmekte. Sanal ortamların furyası haline gelen bu videoda 'Contorium' isminde çok değerli bir elementin var olduğunu, bunun sadece İstanbul boğazının yer altı yataklarında bulunduğunu. Bu yer altı yataklarına Amerika emperyalizmin ambargo koyduğunu daha sonra ise batılılara kiralandığını vesaire anlatılıyor.
Öncelikle bu ‘Contorium’ diye adlandırılan elementi ilk duyduğum zaman bayağı şaşırdım. Zira lisede kimya okuduğum yıllarda böyle bir elementin varlığından hiç haberdar olmamamla beraber, yıllar sonra tekrar Mendeleyev’in periyodik tablosunu elime aldım. Öncelikle uzun bir aradan sonra tekrar kavuştuğum bu tabloyu yukarıdan aşağıya doğru sonra aşağıdan yukarıya doğru güzelce bir gözden geçirdim, ama nafile. ‘Contorium’ denen element bu periyodik tablosunda yer almıyordu.
Bir ara kendi kendime “Acaba Mendeleyev’in periyodik tablosunda değişiklik mi meydana geldi” diye düşündüm. Zira bu izlediğim video karşısında tereddüde düşmemek elde değildi. Her şey o kadar güzel anlatılmış ki.
Tanıdığım birkaç kimyager arkadaşı aradım ve sordum… Ama her birinden aldığım cevap hemen hemen aynı oldu: “Yok ağabey, böyle bir elementi veya minerali daha önce hiç duymadım… Ama yine de bir araştırayım, şayet bir şey bulursam, seni haberdar ederim”.
Beni pek tatmin etmeyen cevaplar karşısında araştırmalarıma devam ederken bir de ne bulayım. Bu konuyla ilgili bir bilgi geçmesin mi elime. Meğerse işin aslı bir şakaymış. Hani derler ya “Delinin biri bir kuyuya bir taş atar sonra kırk akıllı o taşı kuyudan çıkaramaz diye”. İşte bu ‘Contorium’ palavrası da bir delinin bir kuyuya taş atmasıyla başlamış.
İşin aslı Boğaziçi Üniversite Kimya Bölümünde okuyan bir öğrencinin biraz eğlenmek amacıyla ‘Contorium’ adlı bir minerali uydurmasıyla başlamış. Bu mineralin konusunu ele alan bir komplo teorisini anlatan bir video hazırlamış. Daha sonra bu videoyu internetin meşhur paylaşım sitelerine koymuş. Kısa bir süre içerisinde tamamen hayal ürününden ibaret olan bu video izlenme rekorları kırmış. Video o kadar çok izlenmiş ki, söz yerindeyse iş çığırından çıkmış. Hatta videonun konusu, Türkiye’de bir ırkçı partinin propagandası bile olmuş. Bu işin bu noktalara varacağına hikâyeyi uyduran öğrenci bile şaşmış kalmış. Hâlbuki bunda şaşacak ne var. Türk milleti olarak hiç araştırma yapmadan pek severiz komplo teorilerine inanmayı.
Daha önceleri yine buna benzer uyduruk elementler yine internet ortamında buna benzer sonuçlar meydana getirmişti. Hatırlanacağı üzere geçmişte ‘Feomidyum’, ‘Neptunyum, ‘Tripanozoid’, ‘Osminyum’ gibi tamamen hayali ve uyduruk elementler ve mineraller üzerine yine uyduruk hikâyeler ve komplo teorileri üretilmişti. 2006 seçimlerinde ise Feomidyum üzerine üretilen komplo teorisi bir milletvekili adayı için seçim malzemesi bile olmuş.
Bu tür hayal ürünü komplo teorileri geçmişte ne kadar çok var olduysa, muhtemelen gelecekte de maalesef var olacaktır. Çünkü bu tür yalanların önünü kesmek hemen hemen imkânsız gibi bir şey. Burada yapılacak tek şey öncelikle bu tür haberleri iyice araştırmaktır. Sonra yalan olduğunu ortaya çıkardıktan sonra ödün vermemektir. Aksi takdirde araştırmadan bu tür sahte bilgileri başkalarına aktarmak, yalancılara prim vermekten başka bir şey olmayacağı gibi bu tür yalan bilgilerin bazı insanlar üzerinde kötü sonuçlar meydana getirebileceğini bilmek lazım.
Şayet bu tür yalanlara prim vermeye devam ettiğimiz takdirde, bize ancak Mendeleyev’in periyodik tablosunu yeniden şekillendirmek düşer.
Cafer Yıldırımer
Bu deyim ile birlikte laf çarptırma sanatının en yaygın olduğu ortam ise bana göre 'Facebook' ortamıdır.
'Hamamönü Restorasyonu' adı altında düzenlenen sergi Brüksel'de bulunan Yunus Emre Kültür Merkezi'nin mütevazı binasında gerçekleşti.
Bir ara kendi kendime “Acaba Mendeleyev’in periyodik tablosunda değişiklik mi meydana geldi” diye düşündüm..
Belçika’da hala hükümet kurulamadığı şu günlerde hükümetin kurulamamış olmasının birinci yılını acı bir şekilde kutlamaktayız.
Her zorluk karşısında içinden “Mıhı mismar eden Allah’ım” diyerek kendi kendini teselli etmiş biricik büyükannem, nur içinde yat.
Erasmus Yüksek Okulunda ders veren Profesör Wim van Ael Belçikalılara yönelik İslam dinin güzelliklerini anlattı.
"Merhumu nasıl bilirdiniz" sözü kafamda takılı kalmış bozuk bir kırkbeşlik gibi dönüp durduğu esnada dalıp gitmişim eskilere doğru.