Stephen Hadley:’’Türkiye dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri'’’...Eski ABD Başkanı George W. Bush'un ulusal güvenlik başdanışmanlarından Stephen Hadley, Türkiye'nin dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri olduğunu söyledi.
Birol Ertan
Türkiye’de son günlerde Atlantik Ötesine bağımlı güçler ile Tayyip Erdoğan hükümeti arasındaki çekişmenin ardında, Türkiye’nin Atlantik ittifakından ani bir kopuşunun gerçekleşme olasılığının artması ve bunun neredeyse bir zorunluluk noktasına doğru sürüklenmesi gerçeği yatmaktadır.
***
Türkiye’de son haftalarda MİT krizi ile gündeme gelen gelişmeleri iktidar içi geçici güç savaşı olarak görüp bir kenara bırakmanın, bundan sonra yaşanacakları tahmin edebilmeyi zorlaştıracağını ve daha da önemlisi, ilerideki günlerdeki gelişmeleri görmezden gelmekle eş anlamlı olacağını düşünüyorum. Perde arkasındaki mücadeleyi bilmeden değerlendirmeler yapanları bir kenara koyuyorum, ancak perde arkasında neler döndüğünü bildiği halde küresel güçlerin kulaklarını çekmesinden çekinerek topu taca atmanın dürüstçe bir tavır olmadığını da hatırlatmak istiyorum.
Son günlere gelinceye kadarki gelişmeleri (zamanlama sıralaması yapmaksızın) alt alta sıralayalım.
Bu gelişmelere, ekonomik verileri de ekleyelim.
Bu rakamlar, Türkiye’nin ticaret ortakları olarak Rusya, Çin, Almanya, Irak, İran’ın başat rol oynamaya başladığını gösteriyor. Özellikle petrol ve doğalgaz konusunda Rusya ve İran’a bağımlılık, Türkiye’nin gelecek hesaplarında bu ülkelerin dış politikalarıyla uyumlu olmayı zorunlu hale getirmeye başladı. Bu durumda, ABD ve Batı bloğunun güven kaybı karşısında Türkiye, kendisine hem ekonomik, hem de siyasal ve diplomatik olarak yeni ortaklar bulmaya başladı.
Bütün bunları neden anlatıyorum. Biraz sonra öne süreceğim iddia, hepinizde “Hadi Canım Sen De” dedirtecek de ondan. Aşağıdaki iddiamı peşinen reddetmeden önce, yukarıdaki verileri ve saydığım olayların art arda gelişmesini bir daha okuyun.
Türkiye’de son günlerde Atlantik Ötesine bağımlı güçler ile Tayyip Erdoğan hükümeti arasındaki çekişmenin ardında, Türkiye’nin Atlantik ittifakından ani bir kopuşunun gerçekleşme olasılığının artması ve bunun neredeyse bir zorunluluk noktasına doğru sürüklenmesi gerçeği bulunmaktadır.
Türkiye’nin Atlantik güçlerinden ani kopma gösterme ihtiyacı içine girmesinin nedeni ise yeni bir dünyanın kurulmaya başlamasıyla ilgilidir. ABD’nin İsrail’e koşulsuz desteği, Irak’ın İran ile yakınlaşması, Rusya’nın yeniden küresel bir figür olarak ortaya çıkması, Türkiye’nin ticaret ve enerjide Rusya ve İran’a bağımlılığı, Çin-Rusya-Hindistan-Almanya bloğunun yeni bir küresel taraf olarak ortaya çıkmaya başlaması ve Avrupa Birliği hayallerinin ortadan kalkması; Türkiye’yi yeni stratejiler oluşturmaya doğru ister istemez zorlamaktadır.
Türkiye’de Atlantik Ötesi güçler ile Tayyip Erdoğan hükümetinin bundan sonra daha sert ve açık biçimde karşı karşıya gelebileceğini, özellikle Türkiye’nin İran, Rusya ve Çin’e yakınlaşmasının bu süreci daha da hızlandıracağını düşünüyorum.
Bu iddialarıma, “Hadi Canım Sen De !” deyip geçmeyin. Bu çok iddialı sıra dışı makaledeki fikirleri bir yerlere not edin. İlerideki günlerdeki yeni gelişmeler karşısında şaşırıp kalmayın.
Bu süreçte Türkiye için Başkanlık sistemini savunanlar ya da eleştirenler, konuyu ne kadar bilmektedirler?
Türkiye konusunda bir proje üretilmemiş olması düşünülebilir mi? Elbette, düşünülemez.
Fransa'da seçimlerin en önemli sürprizi, radikal hareketlerin oy oranlarının yükseltmesi oldu.
Kapitalist sistemin küresel egemenliğini sağlamaya dönük yaratılan NATO, IMF, Dünya Bankası gibi kurumlarının varlığı tartışılır oldu.
Bugün Türkiye’yi, bölgemizi ve hatta dünyayı ilgilendiren en önemli sorun, küresel güçlerin Orta Doğu coğrafyasında oynadıkları tehlikeli oyundur.
Hafta sonu kişisel zamanından ayırarak gönüllü işlere vakit ayıran kaç kişi var ki çevremizde?
Yeni bir Türkiye yaratıldı. Gözlerimiz belki görmek istemeyebilir ya da bakıp göremiyor olabiliriz, ancak Türkiye, artık eski Türkiye Cumhuriyeti değil.
Dünyada sınıf mücadeleleri ile insan hakları düşüncesinin gelişimi arasında ciddi paralellikler kurulabilir.
Çevre bilinçlenmesi konusunda 1980’lerden başlayarak yargı aşamasında ciddi bir duyarlılık yaşandığını ise görmek gerekir.
Yeni liberalizmden Yeni Kamu Yönetimine kadar uzanan bu yozlaştırılma sürecinde ülkemizde de “Yeni CHP” ile karşı karşıya kaldık.
Türkiye’nin Atlantik güçlerinden ani kopma gösterme ihtiyacı içine girmesinin nedeni ise yeni bir dünyanın kurulmaya başlamasıyla ilgilidir.
Türkiye’de I. Fenerbahçe dışında başka milli kurumların da olduğu ortaya çıkmıştır.