Stephen Hadley:’’Türkiye dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri'’’...Eski ABD Başkanı George W. Bush'un ulusal güvenlik başdanışmanlarından Stephen Hadley, Türkiye'nin dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri olduğunu söyledi.
UETD (Avrupalı Türk Demokratlar Birliği) geleceğimiz açısından büyük önem taşıyan bir etkiliğin gerçekleşmesine ev sahipliği yaptı. Köln’de genel merkez binasında düzenlenen “Anadilim Türkçem Geleceğim: Türkçe’nin Anadili Olarak Geleceği”konulu çalıştaya sivil kitle çatı kuruluşlarının temsilcileri, eğitimciler ve yazarlar katıldı.
UETD, DITIB, ATİB, IGMG ve VIKZ çatı kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan Çalıştay Yürütme Kurulu, çalıştay hakkında kapsamlı bilgi verdi. Toplantıda, “Türkçe’yi aile, cemiyet ve Avrupa’daki toplumsal hayatımızda nasıl canlı tutabilir ve yaşatabiliriz?”sorusuna cevap arandı. Türkçe’nin geleceği konusundaki görüşlerimi, yol haritasının belirlenmesine katkıda bulunmak gayesiyle sizlerle paylaşmak istiyorum.
ANA SORU(N)
Almanya’da yarım asırlık göç sürecini geride bırakırken kapsamlı bir durum değerlendirmesi yapmamız gerekiyor. Çünkü, geleceğimizin inşası bunu zorunlu kılıyor.
Hiç şüphesiz, bu ülkedeki varlığımızın, özellikle kültürel hayatımızın sürekliliği anadilimiz Türkçe’nin eğitim ve öğretimine bağlıdır. Eğer gelecek nesiller, Türkçe öğrenmeyi başaramazlarsa, neler olabileceğini hepimiz çok iyi biliyoruz: Tarihi köklerimizle, kök(en) kültürümüzle ve anavatanımız Türkiye ile bağları kesilecek; soydaşlarımızla aralarında anlaşamayacakları için dildaşlık duygusu da kalmayacaktır.
Aslında günümüzde, bunun işaretlerini görüyor ve geleceğimize ışık tutan örneklerle karşılaşıyoruz. Örneğin; Almanya, Belçika, Hollanda, Fransa, İlgiltere, Danimarka gibi farklı ülkelerde yaşayan üçüncü nesil Türk kökenli çocuklar biraraya geldiklerinde, ortak anadilleri Türkçe’de çok iyi konuşup anlaşamıyorlar. Her çocuk, yaşadığı ülkede konuşulan dil ile karışık bir Türkçe konuşuyor veya hiç Türkçe konuşamıyor. Üç nesil sonra geldiğimiz noktaya bir bakalım: Annenin anadili Türkçe, babanın anadili Türkçe ve çocuğun anadili ise Türkçe değil. Çünkü çocuk anadili olarak kabul edilen Türkçe’yi konuşamıyor veya konuşurken zorlanıyor.
Eğer üçüncü nesil karışık bir dil konuşuyorsa veya çok az Türkçe konuşabiliyorsa, acaba dördüncü, beşinci veya 15. nesil nasıl bir dil, daha doğrusu Türkçe’yi ne kadar konuşabilecek? İşte, ana soru(n) budur.
Almanya’da Türkçe’nin hangi konuma ge(tiri)ldiğini biliyor musunuz? Türkçe, artık “anadili” değil “köken dili”olarak tanımlanıyor ve bu yüzden okullarda da “anadili dersi”olarak değil, “yabancı dil”veya “seçmeli yabancı dil”dersi olarak öğretiliyor.
Şimdi, Türk kökenli öğrenciler, Türkçe dersi verilen çoğu okullarda anadillerini “yabancı dil”olarak öğrenebiliyorlar. Elbette, asıl hedef Türkçe’nin öğrenilmesi ve öğretilmesidir. Fakat, bu sürecin sadece pedagojik değil, ayrıca psikolojik boyutunu da düşünmek zorundayız.
ÖNERİLER
Ancak, Almanya’daki Türkçe eğitimi ve öğretimi hakkında yeterli bilgiye sahip olduğumuzu da söyleyemeyiz. Çünkü, hangi okullarda, hangi şartlarda Türkçe dersi verildiği, diğer kurum ve kuruluşlarda, cami ve derneklerde ne kadar Türkçe eğitimi ve öğretimi yapıldığı hakkında ayrıntılı bilgilere sahip değiliz.
Eğer anadilimiz Türkçe’nin unutulmasını istemiyorsak, bunun için söylemden artık eyleme geçmeli ve özellikle geleceğe yönelik önlemler almalıyız.
- Türkçe öğrenmek ve öğretmek isteyen herkesin yararlanabileceği bir “internet sitesi”hazırlamalı, “Almanya Türkçe Haritası”çıkarmalı ve “Türkçe Bilgi Bankası”oluşturmalıyız.
- Türkçe’nin yasal zeminde de kurumsallaşmasını sağlamak için girişimlerde bulunmalıyız.
- Türkçe’yi sevdirerek Türkçe bilinci oluşturmak gayesiyle “Türkçe Sevdalıları”veya “Türkçe Gönüllüleri”adı altında girişimler hayata geçirmeli ve yürütülen etkinliklere toplumun bütün kesimlerinin katılımını ve katkısını sağlamalıyız.
- Özellikle gençler tarafından konuşulan karışık dil (Türkçe ve Almanca: Türkmanca) konusunda neler yapabileceğimizi araştırmalıyız.
- Yeni yetişen nesillere Türkçe’nin sevdirilerek öğretilebilmesi için acilen ihtiyaç duyulan bütün pratik bilgileri derleyip “Türkçe’yi çocuğuma - sevdirerek nasıl öğretebilirim?”adı altında hizmete sunmalıyız. Bu çalışma, anadili konusunda duyarlı her anne ve babanın başvurabileceği ve ağırlıklı olarak pratik, yani çözüm odaklı bilgilerin yer aldığı bir özelliğe sahip olmalıdır.
Türkçe, sadece büyük bir geçmişi olan değil, aynı zamanda büyük bir geleceği de olan bir medeniyet dilidir. Bu açıdan, eğitim ve öğretimi sadece Türkçe konuşanlar için değil, medeniyetler ittifakı, dolayısıyla bütün insanlık için büyük bir kazanımdır.
Ali Kılıçarslan/ALMANYA
Tuhaf şey yaşamak. Hiçbir dahlimiz olmadan var olmak. Ve kaçışı olmayan bir sona mecbur, daha doğru bir ifadeyle mahkûm olmak.
Saha performansı pek çok faktöre bağlı olmakla beraber asıl bağlı faktör çalışanın ta kendisidir.
50. yıl dönümünün kutlanmaya başlandığı bu günlerde her alanda yasal olarak örgütlenen toplumuzun tek örgütlenemediği tek kesim basınımız olmuştur.
Unutmak gayr-i ihtiyarî vuku bulan bir iştir, hatırlamanın aksine. Yani ki unutmak, bu zaviyeden bakınca bazen bir dert, bazen de âlâ bir devadır.
Proje ve performans, birinci sınıftan başlar sekizinci sınıfa kadar devam eder. Her bir sınıf atlandığında ödevler daha bir zorlaşır, külfeti daha bir artar.
4+4+4 eğitim sistemi hakkında çok şeyler yazıldı, çizildi ve konuşuldu. Hatta T.B.M.M.'de kavgalar, protestolar oldu.
Timsah gözyaşları değil, sadece 4 Nisan’da da hatırlamak değildir seni Başbuğum.
Kırsal bir kültürde oluşmuş toplum kolay güdülür. Buna ''Kuzuların sessizliği'' demek daha doğru olacak sanırım.
Türkiye daha ileri bir ülke olacaksa, çocuklarına ve gençlerine daha iyi eğitim ve fırsatlar sunabilmeli.
İyimser bir gözle bakınca, ihtimal ki, ihtimalleri, bilhassa gelecek hakkında ümitvar oluşumuza imkân verdikleri için seviyoruz.
Hoer noch slavin – vrouwen en islam” van Vlaams Belang senator Anke Van dermeersch is een absurd en langdradig manifest...
Türk milletinin birbirine bağlılığını daha da güçlendirmek için Nevruz Bayramı çok büyük bir önem taşımaktadır.