ABD’den skandal Türkiye kararı….. ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu, Türkiye’ye Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri faaliyetleri nedeniyle yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısını onayladı.


Seçimlere 5 kala,

gundem.be

Belçika’da Ana vatanımızda seçimlere çok az kalmasının heyecanını yaşarken, Baba vatanımızda ise seçimlerin ardından bir yılın dolmasına günler kalmasına rağmen hala hükümetin kurulamamasının üzüntüsünü ve şaşkınlığını yaşamaktayız.

Federalizm zor işliyor.

Flaman siyasiler ve Walon siyasiler arasında bir türlü anlaşmaya varılamıyor.

Bu durum vatandaşların siyasete olan güvenini ve inancını iyice zedelemekte.

Belçika’da tekrar seçimlere gidilirse hiç şaşırmam.

Gelelim Türkiye’de yaklaşan seçim sürecine.

Seçim startı verildiğinde tatildeydim ve yakından gözleme şansım oldu.

Etraf milyonlarca seçim bayraklarıyla donatıldı. O denliki gökyüzünü görmek mümkün değil.

Sokaklar seçim arabalarının megafondan yükselen parti şarkılarıyla inlemekte.

Parti başkanları ise meydanlarda bangır, bangır bağırmakta birbirilerini karalamakta ve binbir türlü iftiralarda bulunmaktalar.

Bir nevi çevre kirliliği.

Vatandaşlar ise bu durumdan oldukça rahatsız. Kimi bir an önce seçimler bitse de kurtulsak diyor, kimi yarının ne getireceği kaygısında, kimi ise sandığa gitmeyip protesto edeceğini söylemekte.

Bu guruba mutlaka vatandaşlık görevlerini yerine getirmeleri için elimden geldiğince ikna etmeye çalıştım. Hem sandığa gitmeyip hemde şikayet etmek olmaz değil mi?

Toplum tedirgin.

Nasıl olmasın ki?

Toplum her sabah hangi gündemle uyanacaklarını kestirememekte.

Meydanlarda ve basında bol keseden DEMAGOJİ yani halk avcılığı yapılmakta.

Seçim mitinglerinde Merhum Menderes’in veya Ecevit’in adının anılmasına gerek var mı?

Demirel’in adının anılmasına gerek var mı?

Borç içinde aldıkları maaş yetmediğinden birçok insanımız kredi kartlarıyla ay sonunu getirmek için mücadele veriyor.

Reklamlarda sürekli insanlar krediye sürükleniyor. Günde 20 liraya sigortasız çalışan milyonlarca insan var. Bu parayla bir kilo et almanız bile hayal.

İstanbul’a yeni çılgın şehir hayali var. Oysa İstanbul’un ve birçok büyük şehirlerin en büyük sorunu ise göç. Ve bu göçün beraberinde getirdiği uyum sorunları.

Göçü önleyecek çılgın projeler nerede?

Tarımı tekrar canlandıracak çılgın projeler nerede?

İthalatı değilde ihracatı öncelikli kılacak çılgın projeler nerede?

Susan değilde konuşan topluma cesaret verecek projeler nerede?

Parti başkanları neden açık oturumda karşılıklı kozlarını diyalog içinde paylaşamazlar?

Bundan neden kaçarlar?

Neden her Allah’ın günü meydanlarda birbirilerini halka bangır, bangır şikayette bulunurlar?

Konuşmalar neden belden aşağı kadar indi.

Kampanyalarda ne soy kalıyor nede sop., ne boy kalıyor nede yaşlılık. Allah hepimizi farklı yaratmış, kimimiz uzun boylu kimimiz kısa boylu. Kimimiz uzun yaşarız kimimiz ise gencecik yaşta vefat ederiz. Bunu kim engelleyebilir.

Seçim kirliliğinin en içler acısı yönü ise kampanya döneminin kaset skandalıyla çalkalanması oldu.

Bir mitingde yapmış olduğu ‘’Deniz Baykal kaset mağduru Kılıçdaroğlu ise kaset mamülü” demesini başbakanımıza hiç ama hiç yakıştıramadım.

Kasetleri yayımlanan MHP'li 10 milletvekilinin istifasına neden oldu. Bu durum gerçekten üzücüydü.

Sanki birileri MHP’nin kaybetmesini istercesine ortaya atılan çirkin bir davranıştı.

Özelim diyen milletvekili adayına ise cevap gecikmedi. Başbakanımız ne özeli genel, genel diye bağırarak bunu da seçim malzemesi yaptı. Bu daha da vahim bir durum.

Bugün başkasına yapılan çirkin davranışa göz yumarsak, yarın çark kendimize döner. Dinimizde yüz karasını yüze vurmayı uygun bulmazken bu yapılanlar çok üzücü.

Başbakanımızdan şu açıklamayı yapmasını isterdim; ‘’her kim böylesi çirkin oyunlara başvuruyorsa onların bir an önce yakalanmasını ve cezalandırılmasını sağlayacağım’’ olmalıydı.

Evet toplumu temsil edenlerin hayatlarına daha özen göstermeleri gerekir. Böylesi durumların olmaması gerekir. Ama kaç partilinin kaçamakları yok veya hangi partililerin imam nikahlı birçok eşi yok. Bunu hepimiz biliyoruz.

Kazanmak için herşey mubah olmamalı.

Çelme takarak yakışıksız oyunlar oynayarak siyaset yapılmamalı.

Belçika’da bir deyim vardır; siyasette kazanmak için ceset üzerinden geçmek gibi. Bir siyasetçi olarak buna katılmıyorum. Çirkin davranışlar kişinin kendine yakışır. Seçim kazanmak uğruna  çirkin oyunlara başvuran adaylarda toplumu temsil edemez. Çünkü her şey onlar için mubahtır.

Benim kanımca Devlet Bahçeli’nin bu çirkin oyuna gelmeyip adaylarına sahip çıkıp istifalarına izin vermemeliydi. İsa peygamberin dediği gibi ‘’ilk taşı hiç suçu olmayan atsın’’ diyebilmeliydi. Kanımca birileri MHP'nin baraji aşmasını istemiyor.

BDP, demokrat değil.

Barış ve demokrasi partisi 'nin ise barışla ve demokrasiyle uzaktan yakından alakası yok.

Olmadığı gibi ülkede kaos yaratmakta. Gençleri, taşla, molotof kokteyle suça sürüklemekte.

Bu durumda maalesef Türk ve Kürt vatandaşlarımızı birbirinden daha da uzaklaştırmakta.

Bir çok Kürt asıllı arkadaşlarımın dediği gibi, BDP partisinin Kürt vatandaşlarını iyi temsil edememesi.

Kısacası Türkiye’de bazıları önce demokrasi kavramını anlamalı. Demokrasi Yunanca demos halk, kratos iktidar, yani halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi.

Ülkemizde öğrenci olmak gerçekten zor.

Görüyoruz ki halk her geçen gün daha da bastırılmakta ve korkmakta. Fikir özgürlüğü bastırılmakta,  protesto eden gençler tutuklanmakta.  Eğitim ticaret unsuru olmamalı, dershaneler ortadan kaldırılmalı. Dershaneleri olan bir ülkenin verdiği eğitimin yetersiz olduğunu göstermekte. Sınav sistemi ise içler acısı, bu öğrenciler sesini nasıl, nereye duyursun?

Korgeneral ayağa kalkmadı diye tutuklandı.

Korgeneral Engin Alan’ın durumu ise daha da vahim. Başbakan bunu da seçim mitinglerinde ayağa kalkmamanın canlı yayında cezası kesildi, gereği yapıldı, gideceği yer Silivri oldu diye açıklamasını şaşkınlıkla izledim. Tamam Korgeneral ayağa kalmamakla saygısızlık etmiş ama Çanakkale'de anma töreni ertelenemez, binlerce insan saatlerce bekletilemez. Balyoz, Ergenekon adı altında kimbilir ne kadar mağdur bulunmakta. Önce bunlar aydınlatılmalı.

Siyasette, ticarette her nerede olursa olsun güç güzellikler adına kullanıldığında güzeldir, ama intikam alma, kişisel çıkarlar veya kötü emeller adına kullanmak ise çok tehlikeli olabilir.

Bu halinle sana iş vermişiz daha ne istiyorsun.

Yine bir mitingde bir bakanımız derdini bildirmeye çalışan görme özürlü bir vatandaşa, “ bu halinle sana iş vermişiz daha ne istiyorsun” lafı insanı düşündürüyor. Oysa 630.000 lirayla geçinmek gerçekten zor

Protesto etmek insan haklarından bir tanesi. Sesimizi duyurmak isterken susturulmak yakışmaz. Yeter ki protestolar zararsız olsun, taşlamakla, molotof kokteyli atmakla ise ses duyurmak değil tam tersi kaos yaratmak, suçsuz insanların canına ve malına kastetmektir.

Bu kadar dansözün içinde bir çalgıcı gerek.

Bodrum’da katıldığım 1 mayıs etkinliğinde, Muğla milletvekili adayı Tolga Çandar ise güzel bir laf etti. Onun içinde çalgıcı aday denilmiş, eh oda bu kadar dansözün içinde bir çalgıcı gerek deyiverdi.

Mecliste her görüşten vekillerin olması demokrasi açısından önemli. Her kesimin temsil edilme hakki var. Umarım bu hükümette herkesi kucaklayan ötekileştirmeyen devlet adamlarının olması.

Güç dağılımı çok önemli.

Tek partili veya tek kişilik hükümet istikrarlı olabilir ama görüyoruz ki baskıcıda olabiliyor. 

Her baskı bir başkaldırıyı da beraberinde getirir. Özgür düşünen, özgür yaşanan bir dünya dileklerimle. Eleştiri özelliklede yapıcı eleştiri bizleri daha güzeline yönlendirir. Eleştiriden korkmamalıyız, özelliklede öz eleştiriden.

Yiğidi öldür ama hakkını yeme demiş büyüklerimiz.

Hükümette güzel çalışmalarda oldu elbette. Örneğin: TOKI konutları ama neyleyim sarayları özgür düşünemiyorsam. Buz dolabımda bir kilo dahi et bulunduramıyorsam.

Kilometrelerce 4’lü yollar yapıldı. Neyleyim yolları arabam yoksa veya olduğu halde benzin fiyatlarının yüksek olusundan dolayı gideceğim yere gidemiyorsam.

Sağlık hizmetleri eskiye nazaran daha iyi, ama neyleyim sağlık merkezlerini gündemin olumsuzlukları her gün psikolojimi bozduktan sonra. Halkın büyük çoğunluğu depresyonda olduktan sonra. Çılgın projeleri neyleyim TOKİ’den aldığım eve aş götürecek işim olmadıktan sonra.

Özgür düşünebilen toplum yaratıcı olur.

Düşünceleri bastırılmış toplumda felç olur. Umarım bu seçimler daha güzel yarınların oluşmasını sağlayıp hayırlara vesile olmasını tüm kalbimle diliyorum. 


Diğer

12 / 12 / 2019 11:00

İNSAN ÖMRÜ MEVSİMLERE BENZER.

Bazen hüzünle, bazen özlemle, bazen çoşkuyla. 4 mevsim göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçmiştir. Mevsimler boyunca, ne fırtınalar ne güzel günler görmüşüzdür.

Devamını oku

19 / 05 / 2014 20:00

KÖMÜR KARASI DEĞİL, YÜZ KARASI.

Babam rahmetli Ali Acar 14 yaşında önce Zonguldak’ta sonra Heusden-Zolder’de madene girmesiyle 36 yaşında akciğer kanserinden vefat etti.

Devamını oku

06 / 04 / 2014 11:50

NEBAHAT ACAR:´SOSYAL BİR AVRUPA DÜZENİNE İHTİYAÇ VAR´.

Acilen adil bir düzene ve adil bir paylaşım sistemine ihtiyacımız var, yoksa dünya ve insanlık ölüme terk edilmiş olacak.

Devamını oku

07 / 11 / 2013 12:35

BEYAZ KURDELA KAMPANYASI.

Şiddet dünyamızda maalesef her gün daha da büyümekte. Özellikle kadına karşı psikolojik, fiziki, cinsel şiddet gittikçe artıyor.

Devamını oku

01 / 11 / 2013 12:30

CAMİ POLEMİĞİ..

Tramvayda karşımda oturan ilkokul çocukları iki kız kardeş dikkatimi çekmişti. Başlarını yemeniyle bağlamışlar ellerinde Kuran-ı Kerim.

Devamını oku

30 / 10 / 2013 15:15

90 YIL DİLE KOLAY

O bir Cumhurriyet ki; kolay, elde edilmedi, yoktan var edildi. Dedelerimiz, ninelerimiz son nefeslerine kadar mücadele verdiler.

Devamını oku

04 / 10 / 2013 12:05

BEYAZ EVLİLİK CEZALARI ARTIYOR

Çiftlerin anlaşmalı olarak oturum almak için sahte evlilikle hukuku ve devleti dolandırması ‘’Beyaz Evlilik’’ olarak nitelendiriliyor.

Devamını oku

10 / 01 / 2013 13:55

Gazeteciler Gününüz Kutlu Olsun

Hayatını kaybeden arkadaşlara rahmet, özgürlüklerini kaybeden arkadaşların bir an önce özgürlüklerine ve sevdiklerine kavuşmasını diliyorum.

Devamını oku

13 / 12 / 2012 12:20

Okullarda Anadilini konuşmak neden yasak?

10 çocuktan 8’i evde Türkçe, Arabça konuştukları dilin okulda konuşmalarının yasaklandığı belirtiliyor..

Devamını oku

13 / 11 / 2012 14:10

Lal Gecesi

Brüksel Bozar'da gerçeklesen uluslararası film festivalinde İlyas Salman'ın ''Lal Gecesi'' filmi çok düşündürücüydü.

Devamını oku

01 / 11 / 2012 23:20

Bayramlar hiçbir siyasi görüşe alet edilmemeli.

Ülkemizin birçok yerinde maalesef bayram olaylı geçti. Bayram kutlamaya gitmek isteyen otobüsler dolusu insanların yollarının kesilmesi de anlaşılır gibi değil.

Devamını oku

17 / 10 / 2012 12:40

Güleyim mi, ağlayayım mı halimize, şaşırdım doğrusu.

Gülmemek için kendimi zor tuttum. Heusden-Zolder’deki görüntü gerçekten içler acısıydı. Herşey paramparça.

Devamını oku