Stephen Hadley:’’Türkiye dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri'’’...Eski ABD Başkanı George W. Bush'un ulusal güvenlik başdanışmanlarından Stephen Hadley, Türkiye'nin dünyadaki en önemli 5-6 ülkeden biri olduğunu söyledi.
Kürtçülük konusunun ne olduğunun, ne olmadığının ve gerçek niyetin anlaşılması açısından zaman zaman PKK’nın yayın organı ROJ TV’nin izlenmesinde fayda olduğunu düşünüyor ve bunu da özellikle romantik, at gözlüklü ve sahibinden kiralık/satılık yazar-çizer tayfasına şiddetle tavsiye ediyorum.
Diyarbakır’da “Buradayım, İrademe Sahip Çıkıyorum” sloganı ile bir miting yapıldı. Miting öncesinde BDP milletvekili Emine Ayna, ROJ TV’ye bazı açıklamalarda bulundu. Ayna’nın bu açıklamaları, almayan akıllara, görmeyen gözlere sokar mahiyetindeydi.
Ayna, özetle şunları söyledi; “Kürtler, Kürdistan’ın başkentinden, Suriye, Irak ve İran’daki Kürtler için de aynı şeyi ifade eden Diyarbakır’dan, tek bir ses çıkaracaklar. Diyecekler ki; ‘Eğer değiştireceğin anayasada benim irademi tanımayacaksan, ben olmayacaksam, ben de senin anayasanı tanımayacağım. Bu toprağın esas sahibi Kürdistan halkıdır. Kürdistan halkı, bu topraklarda ilelebet yaşayacaktır”.
Ayna’nın sarf ettiği bu sözlerin altı çizilmesi gerekenleri ise şunlardı;
Bir; “Türkiye, Suriye, Irak ve İran’daki Kürtlerin yaşadığı coğrafyanın adı Kürdistan ve başkenti de Diyarbakır’dır”.
İki; “Bu toprakların sahibi Kürdistan halkıdır”.
Geçmiş dönemde milletvekilliği yapan Leyla Zana da yapmış olduğu bir açıklamada aynen şunu söylemişti; “Kürt sorunu Türkiye, Suriye, Irak ve İran’dan oluşan dört parçalı bir sorundur. Bu sorun Türkiye’de çözülse dahi sorun tamamen çözülmüş sayılmaz”.
Farklı zamanlarda ve farklı şahıslar tarafından dillendirilen, ancak birbiri ile tamamen örtüşen bu açıklamaların ortak paydası, görüldüğü üzere; “Kürdistan”dı. Yani amaç, bugün Kürtçü kesim başta olmak üzere, gazete köşelerinde yazan bazı yazarların ve televizyon ekranlarını sürekli işgal eden bazı sözüm ona bilirkişilerin dillendirdikleri gibi; anadil isteği, kültürel hak talebi gibi süslemeler asla değildi. Gerçek amaç sadece ve sadece; “Kürdistan”dı.
PKK uzantısı KCK denilen yapının başkanı Murat Karayılan, bakın aynı yayın organından şöyle seslendi; “Suriye konusu bizim açımızdan önemlidir, yakından takip ediyoruz. Halkımızın bir kısmı, Kürdistan’ın bir parçası olan Suriye’de yaşıyor. Mevcut rejimin bizim açımızdan değişmesi gereken, demokratik bir Suriye’nin kurulması gerekiyor. Kürtlerin de orada demokratik özerk bir statüye sahip olması gerekir. Bizim talebimiz, demokratik Suriye, Demokratik Özerk Kürdistan’dır”.
Özetleyelim; “Suriye; Kürdistan’ın bir parçası. Kürtler Suriye’de özerk bir statüye sahip olmalı. Demokratik bir Suriye ve sonuçta; Demokratik Özerk Kürdistan”.
Ne dersiniz? Leyla Zana’nın, Emine Ayna’nın, PKK’nın Apo’dan sonra gelen ikinci adamı M.Karayılan’ın açıklamalarında en ufak bir fark var mı? Tam tamına ve bire bir “cuk” diye örtüşmüyor mu?
Ne dersiniz? Bugün Türkiye için dillendirilen “Demokratik Özerklik” talebinin Suriye için de talep edilmesinin hiç mi anlamı yok!
Oysa çok anlamı var, hele ki içinde bulunduğumuz şu süreçte…
Suriye konusunu bir sonraki yazıda ele almak üzere, “ROJ TV vasıtasıyla şapka bir kez daha düştü, ve o kel, görmesi gereken bakar kör/nankörler için bir kez daha göründü” diyorum.
Sabahattin Talu
ABD, nükleer silah bulundurduğu gerekçesiyle Irak’a girdi. Bulamayınca bu sefer “Demokrasi getireceğim” dedi, Ya Sonra...
Eğer sıra Suriye'de ise, ve K.Irak benzeri sözüm ona "Batı Kürdistan" Suriye'de oluşturulur ise, bu durumun PKK ve bazı Kürt gruplarının...
PKK sorumlularından Mahmut Şakar, Avrupa'daki Ermeni çevrelerle birlikte, bir "Kürt Diasporası" oluşturma yönünde çalışmalar yürüttü.
Ne zaman geniş çaplı bir operasyon yapılsa "canlı kalkan" oldular. Gerekçeleri de hep şu oldu; "insanlar ölmesin, analar ağlamasın"...
"ROJ TV vasıtasıyla şapka bir kez daha düştü, ve o kel, görmesi gereken bakar kör/nankörler için bir kez daha göründü"
"Hadi bakalım top sizde. Kim, neyi ne kadar istiyor, kim, kimi ne kadar temsil ediyor, kim, nerede ve nasıl yaşamak istiyor, bir görelim".
KCK’nın görevi; Apo’nun “Demokratik Özerklik” projesine işlerlik kazandırmak, hayata geçirmek.
Gözünüzün önüne getirin; Apo serbest, davullu zurnalı karşılamalar, törenler, gösteriler. Habur görüntüleri, solda sıfır'ın altında sıfır
Dikkat edin, bu 26 sapığın neredeyse tamamı da esnaf ve belediye çalışanı, yani bölge insanı.
Peki, kim bunlar? Uzaydan mı gelip gidiyorlar? Sadece dağdakiler mi PKK'lı? Şehirlerde, ilçelerde, köylerde yoklar mı?
Yerel yönetim reformunun önünün de açılmasını demokrasi adına doğru tercihler olarak belirtiyormuş Cemalim, Haslan Cemalim…
Şebeke, önceleri eleman temini amacıyla mahalledeki bazı garibanları zorla kaçırarak şebekeye kazandırmış.