"Dünyanın En İyi Balı" ödülü Türkiye’ye verildi…..Kanada’nın Montreal kentinde yapılan 46. Dünya Arıcılık Kongresi’nde Eğriçayır Balı, "Dünyanın En İyi Balı" ödülüne layık görüldü.


BİR SANATÇININ DÜNYASI; FEVZİ YAVUZ

gundem.be

Yazan Sevim Ünal.

Resim sanatı bir macera. Öyle ki, bir dağın zirvesinden aşağılara bakmak gibidir. Tüm dünya ayaklarınızın altında, beyaz bulutlara değer başınız. Sıra dağların hiç biri sizin bulunduğunuz yerden daha yüksek değildir. İşte böyle bir şey, hatta fazlasıdır resim yapma duygusu. Aklımda bu düşüncelerle, gecenin geç saatinde Foça’nın kıvrılıp giden yollarında ilerliyorum. Uzaktan, denizin üzerine savurduğu kara saçlarıyla, yan gelip yatmış, haylaz bir kız çocuğuna benzetiyorum Foça’yı. Öyle ki, yattığı yerden hayata dil uzatır misali duruyor. Işıltılar içinde, gökyüzünde iri yıldızları kopartıp eteklerine saçmış gibi alımlı.

Şöyle bir bakıyorum küçük koyun kıyısına.

Oradaydı. Boyaların arasında, elinde fırçasıyla, bir kaç yıl önce, kocaman gülümsemesiyle bize bakıyordu. Yüzünden tablolarına yansıyan o mutlu duygularla. ‘İşte tam buraya dokundum’ diyordu, coşkulu bir sesle, tualinde bir noktayı göstererek. ‘Fırçayı dokundurduğum anda gelip yerleşiyorlar.’ Bir mücizeye bakar gibi, irir iri açıyordu gözlerini, sanki bir sır verircesine düşüyordu ses perdesi. Kırlarda koşup, oynayan bir çocuk bu derece mutlu olabilir miydi? Bence olamazdı. Onunki daha büyük bir duyguydu, bir aşk. Aşk kelimesi, o yoğun duygu dahi böyle bir sevdanın yanında sönük kalmaz mıydı? Kalırdı, tabi kalırdı.

İşte yeniden oradaydım. Foça’nın kalbinde.

Sabahın ilk ışıklarıyla uyandım. Kutsal bir mabedi ziyarete gider gibiydim. Yüzümü buz gibi suyla yıkadım, dirildim. Sonuçta, benim için her sanat evi, yaratıcılığa hizmet veren kutsal bir mekandı. O mekanlara yaraşır olmalıydı her şey. Sonund gitmem gereken yerdeydim ‘Fevzi Yavuz Sanat Evi.’ İşte, o güleç yüz, mutlu ışıldayan gözler.

Bu sefer, daha da genişletilmiş bir mekan. Sanat evi ve atölyesi. Onlarca resim, yüzlerce roman gibi.

Sıra-sıra, dizi-dizi raflarda. Her biri, beyazın üstünde, önce figüre, sonra kelimelere dönüşüvermişler. Mitolojiyi, tarihin derinliklerini, medeniyetleri, aşkları, çığlıkları, sevinçleri, olayları; her şeyi anlatıyorlar.

Bir tablosunu anlatmak istiyor, tablo yaratıcısından önce davranıyor, renkler dolduruyor atölyeyi, binlerce kapı açılıyor farklı dünyalara. İşte o anda, Zümrüt kuşuna dönüşüyorsunuz, kanatlanıp, tabloların sunduğu o mistik dünyalara uçuyorsunuz. Büyüler içinde, renkler içinde raks ediyorsunuz. İlk girdiğiniz kapıdan girip, gerçeğin kapısından geri geliyorsunuz. Köşede duran, geniş, boyalı masanın yanında Zümrüt kuşu sizi terk ediyor, yine kendi bedeninize dönüveriyorsunuz.

Masanın üstünde duran fırçalarda sıra, kıvranıyorlar, sihir değmiş gibi. Usta dokunur dokunmaz yep-yeni dünyaların geniş kapılarını oluşturuverecekler. Fakat zamanı değil. Onlardan uzaklaşıyoruz. Kıvrılıp sarkıyor boyunları.

Fevzi Yavuz her şeyi tek tek anlatmak, göstermek, ifade etmek istiyor. Ondaki duyguların kelimelere dönüşmesi ne kadar zor biliyorum. Anlatırken yoğunlaşıyor, atölyede var olan her şey ile bütünleşiyor. Renga-renk bir kelebek gibi, kah bir tabloda, kah diğerinde. O an fırçalarına konsa, kapıp tuale geçse neler yaratacak. Biraz daha sabrediyor, resim yapma ilhamını şimdilik savuşturuyor.

Hep resimler onu anlatıyor, şimdi sıra onda. Hepsini anlatmalı. O dünyalara giden yolları nasıl oluşturduğunu tarif etmeli. Yani söz ressamda. Uçuk mavi tonların arasından geçip giden sarılar, yeşiller, pembeler sözcüklere dökülmeli... Piposunu dudaklarının arasına sıkıştırıp, bir süre dalıyor. Nasıl anlatmalı renkleri? Gözleriyle okuşuyor her bir objeyi.

Ötede bir ses ‘çaylar hazırr!’

Çayların hazır olduğu masaya geçip oturuyoruz. Çevreme bakıyorum. Hafif esen rüzgarda sallanan ağaç yapraklarına takılıyor gözlerim, ‘bu resimler çok büyülü’ diye geçiriyorum içimden. Bahçenin bir köşesinde duran tualden müzik sesleri yükseliyor ‘bunu yeni yaptım’ diyor Fevzi hoca. Merakla başımı oraya doğru çeviriyorum. ‘Görüyor musun? O bir dansöz’ diyor. Müziğin ritmi yükseliyor, tualdeki dansöz, yeşil otlara çıplak ayaklarıyla basıp kalçalarını kıvırıyor, ayak bileğindeki halhaller şıngırdıyor. Dönüp göz kırpıyor bize. Püsküllü, kırmızı kostümünü savuruyor, kollarını yanlara açıp bir iki göbek atıp yok oluyor.

‘Nasıl olmuş?’ diyor Fevzi hoca.

‘Daha iyi olamazdı’ diyorum. Gülümsüyoruz.

Ressam ve Mimar Fevzi Yavuz her şeyi resimleriyle anlatan bir sanatçı. Hani Picasso’nun bir sözü vardır ya.

“Herşeyi söylemem ama, her şeyin resmini yaparım.”

İşte bu söz tam da bu ressam için söylenmiş olmalı.

Sevim Ünal

Antwerpen 3-08-2018

gundem.be

Diğer

01 / 10 / 2018 13:25

GÜNCEL SANAT FİKRİ

İki yıl ders aldıktan sonra, resmi özlediğimi fark etmiş ve modern resimde kendimi geliştirmek üzere aynı akademinin modern resim atölyesine geçmiştim.

Devamını oku

05 / 08 / 2018 10:55

BİR SANATÇININ DÜNYASI; FEVZİ YAVUZ

İşte yeniden oradaydım. Foça’nın kalbinde. Sabahın ilk ışıklarıyla uyandım. Kutsal bir mabedi ziyarete gider gibiydim. Yüzümü buz gibi suyla yıkadım, dirildim.

Devamını oku

01 / 06 / 2018 17:45

BİZDEN BİR PORTRE, ´´İŞ ADAMI ŞENOL ABIZ´´

Kaynak Finans’ın kapısından girdim. Günlerden Pazartesi. Aman Tanrım ‘Pazartesi sendromu’ dedikleri bu mu?

Devamını oku

04 / 05 / 2018 13:30

SANAT VE SANATÇI KAVRAMI ÜSTÜNE BİR KAÇ SÖZ

Sanatçı, sanat içinde süreklilik, değişkenlik, hareketlilik gösteren, kendisini daima yenileyen, her şeyden önemlisi, yaşadığı zamanın izlerini geleceğe taşıyan kişidir.

Devamını oku

12 / 03 / 2018 11:00

DR. SEMA KOÇ ERDÖN´Ü TANIYALIM.

Merdivenleri hızla çıkıp zili çalıyorum. Kimse yok. Geri araca dönüp fotoğraf makinamı alıp binanın bir kaç fotoğrafını çekiyorum. Tam o sırada dr. Sema hanım beliriyor.

Devamını oku

21 / 02 / 2018 18:05

PROF. DR. SEVİLAY ALTINTAŞ´I TANIYALIM

Kendisinden, çok önce 14 Şubat sabahı bu röportajı yapmak için randevu almıştım. O kadar yoğundu ki, verdiği saate hayır diyemedim.

Devamını oku

14 / 02 / 2018 14:35

BİZDEN PORTRELER.

Belki onları bir hastanede doktor olarak görüyoruz, bir bankada müdür, bir şirketin sahibi olarak biliyoruz veya bir yerlerde avukat, psikiyatrist, sanatçı olarak karşılaşıyoruz.

Devamını oku

19 / 09 / 2017 12:25

GİZLİ EL´İN MACERALARI

Gizli bir el vardı ve fakat, internet, TV, cep telefonları yoktu. O dönemlerde sohbetlerde, yüz yüze, canlı canlı yapılırdı.

Devamını oku

12 / 09 / 2017 10:35

NEDEN?

Tek şansızlığı koca bir aşiretin ortasına doğması değildi, güzeldi Fehime. Hem de çok güzeldi. Henüz on dört yaşında olması, onun hayatını karartmalarına engel değildi.

Devamını oku

13 / 08 / 2017 19:00

BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR.

Kısa sürmüş bir tatilin ardında, verandaya oturmuş, yorgunluklarını atmaya çalışıyorlardı. Anavatana yapılan her yolculuk, bir kendine dönüştü.

Devamını oku

24 / 05 / 2017 01:35

SANAT VE SANATÇIYI SÖMÜRÜ ÜZERİNE.

Çok uzun süredir sanatla uğraşıyorum. Öyle ki, çocukluğumdan bu yana resim yapmak benim için nefes almakla eş anlama gelmiş durumda.

Devamını oku

03 / 05 / 2017 13:40

İNCE BİR SİYASİ OYUN YAĞAR FARKLILIKLARIN ÜZERİNE.

Kimliği Çingene. Türkler arasında bu kimlikle aşağılanacağını bildikleri için kendilerini başka kimliklere, hatta dinlerini dahi gizleyenler var.

Devamını oku