"Dünyanın En İyi Balı" ödülü Türkiye’ye verildi…..Kanada’nın Montreal kentinde yapılan 46. Dünya Arıcılık Kongresi’nde Eğriçayır Balı, "Dünyanın En İyi Balı" ödülüne layık görüldü.


GÜNCEL SANAT FİKRİ

gundem.be

Yazan Sevim Ünal.

On bir yıl önceydi. Akademi’de heykeltraşlık atölyesine yazılmıştım. İki yıl ders aldıktan sonra, resmi özlediğimi fark etmiş ve modern resimde kendimi geliştirmek üzere aynı akademinin modern resim atölyesine geçmiştim. Aradan onca zaman geçti tabi. Bu yıl yeniden heykeltraşlık atölyesine döndüm. Hocalar beni görünce şaşırdılar. ‘Ne işin var burada?’ dedi klasik heykeltraşlık dersleri veren. ‘Yarım bırakmıştım, tamamlamaya geldim’ dedim. Atölye’ye şöyle bir göz attım. Epey değişmişti. Üstelik çok az kişi vardı. Anlaşılan sanat artık hobi’ye dönüşmüştü.  Öğrencilerin azlığından mı, başka bir nedenden mi artık bu iki hoca atölyelerini birleştirmişlerdi.  İki hoca  ortak ders veriyordu.

Modern heykeltraşlık atölyesi hocamız bir teknik mühendisti. Ona ait eserleri on yıl önce  gördüğümde ‘bu adam bir mucit’ diye düşünmüştüm. Yine o zaman merakıma yenik düşüp asıl mesleğinin ne olduğunu kendisine sormuştum. Evet, mucit değildi fakat mesleğine uygundu yaptığı eserler.  Uzun bir süre oldukça tanınmış bir şirkette çalışmış ve sonra sıkılınca Akademi’de dersler vermeye başlamış. Tabi hocanın sanata bakış açısı yine kendi mesleği üzerindendi. Genelde hareket eden objeler tasarlıyor, bunları tasarlamak için matematiksel işlemler üzerine kafa yoruyordu. Yani enstalasyon sanatçısıydı.

Günümüzde sanat; enstalasyon, video, çok büyük boyutlarda yapıtlar, absürt diyebileceğimiz tasarımlarla dolu. Birçoğunda ‘hani yetenek’ diye bir düşünce geçiyor aklınızdan. Başınızı çevirdiğiniz her eserde bir fikir fırtınası yaşanıyor. En iyi fikri bulan kazanır, en absürt olan duyulur.

Atölye’ye geri dönecek olursak, şimdilik  güncel sanat üzerine dersler alıyoruz. Haftada bir gün, günümüze ait sanatçılar tanıtılıyor, yaptığı eserlerin, internet üzerinden görselleri sunuluyor.

 ‘Bunlardan feyz alın, esinlenin sonra da kendi eserinizi yaratın’ diyordu hoca.  ‘Hmm’ demek zorunda kalıyorsunuz. Bu ‘hmm’ boş bir zamanın simgesi. Yani, daha derin bir araştırma yapmak için kendine tanınmış bir zaman diliminin veya bu alanda deneyler yapmak üzere  bıraktığınız bir boşluğun simgesi.

Genelde, tanıttığı sanatçılar çok tanınmış, dünyaca ün salmış olanlardı. Onlara ait eserlerin hepsi çok büyük bütçeler gerektiren şeylerdi. Proje bazında çalışılmış ve desteklenmiş, dev çalışmalardı. Tüm bunları görmek aklıma tek bir düşünce getiriyordu.  Günümüz sanatçısı fikrini projelendiriyor, sunuyor, maddi desteği bulduktan sonra ki, bu az buz bir miktar değil; gerisini kendisine çalışacak ustalara bırakıyor olmalıydı. ‘Hadi bakalım, bana şu boyutta bir demir dökün, şunu yapın, bunu yapın. Şu tarihe hazır olsun bu parçalar.’  Hoca da öyle olduğunu tastikler şekilde anlatıyordu. O anlatırken aklımdan şunlar geçiyordu.  ‘Sanat için büyük miktarda para, çokça usta ve devlet desteği gerekiyor. Bunları edindikten sonra yeteneğe gerek kalmıyor. Fikir yetiyor.’ 

Bir hafta sonu, daha önceden planlanmış, güncel bir sergiyi gezmek için Belçika’nın ufak bir şehrine gidiyoruz.  Çalışmalar bu şehrin çeşitli mekanlarına, sokaklarına  serpiştirilmiş.

Gerçi çoğu bir süre sonra yıktırılacak büyük bir binada sergilenmişti. Gerisi de farklı mekanlarda bulunuyordu.

O gün elimize, eserlerin sergilendiği mekanlara dair bir harita tutuşturuldu. Ona bakıp, sırasıyla geziyoruz. Dar sokaklardan geçerken gördüğümüz her şeye dikkatle bakıyoruz. Çünkü elimizdeki haritada bazı şeyler net değil, aramak gerekiyor. Önden giden ve elinde aynı haritayı tutan iki sanat sever bir evin önünde duruyor. ‘sanırım buldum’ diye heyecanlı bir sesle yanındakine dönüyor. Adamın bulduğunu  biz de görmek istediğimiz  için hızla yanına gidiyoruz. Dar sokakta, minik bir evin penceresinin yanında, tebeşirle çizilmiş beyaz çizgileri gösteriyor. ‘İşte bu’ diyor.  Başımızı kaldırıp şaşkınlıkla bir önceki gün yağmurdan yer yer silinmiş çizgilere bakıyoruz. Sonra birbirimize dönüyoruz. ‘Bu mu?’ deme cesaretin gösteriyorum. Aslında şaşkınlığım çok büyük.

Diğerleri de başlıyorlar söylenmeye. Sonra gülüp, yolumuza devam ediyoruz. Aynı sanatçının bir çok yerde çizgileriyle karşılaşıyoruz. Tabi  diğer sanatçıların çalışmalarıyla da.

 O andan itibaren her şeye sanat olabilir titizliğiyle iyice bakmadan geçmiyoruz. Yolda hoca ve diğer atölyelerden kişilerden bir grupla karşılaşıyoruz. ‘Buldunuz mu hepsini?’ diye soruyor hoca. ‘Bulduk’ derken gülmeden edemiyoruz. ‘Hocam!’ adam dönüp bakıyor. ‘Sanırım bir şeyi unutmuşlar.’

‘Nedir?’ diye soruyor. ‘Yeteneklerini eserlere aktarmayı. Gördüğüm her şey sadece fikir.’ O da aklıma yatmadığını anlıyor, yüzünü buruşturuyor.  Grup dağılıyor. Herkes bir tarafa gidiyor. Ben bulduğum en yakın kafe’ye girip oturuyorum. Sıcak bir kahve söylüyorum kendime. Dışarısı soğuk ve yağmur yağma ihtimali var. Bir süre sonra hoca da gelip karşıma oturuyor. Pat diye başlıyor açıklamaya. ‘Bu zamanda, sanatta fikir çok önemli’ diyor. Uzun uzun nedenlerini anlatıyor. Tabi ki, güzel çalışmalarla  karşılaşıyorum fakat beni düşündüren şey ‘sanat nereye gidiyor?’ sorusunun yanıtı. Biraz da endişeliyim. Bir yerden sonra hocayı dinlemek yerine  için-için  kendimle konuşuyorum. ‘Cici cici şeyler yapıyorum. Bu cicilikten nasıl sıyrılacağım? Hadi sıyrıldım diyelim. Bunun sanat olduğuna kendimi gerçekten inandırabilecek miyim? Yıllarca yetenek ve fikir dendi. Şimdi her şeyi bir kenara atıp, sadece orijinal bir fikir yeterli deniyor. Aklım almıyor, canım sıkılıyordu bunlara.’

 Hoca’ya ayıp olmasın diye düşüncelerimden sıyrılıp onu dinlemeye devam ediyorum. O da büyük bir hevesle anlatmaya devam ediyor.  Sohbet uzayıp gidiyor. Derin bir iç çekiyorum. ‘Üzülme, yaparsın’ deyip, gülümsüyor.  Bir süre sonra diğerleri de geliyor, sonra kalkıp, dönmek üzere yola çıkıyoruz.

Yolda aynı konular yeniden tartışılıyor.

28/09/2018

Antwerpen/Belgium


Diğer

01 / 10 / 2018 13:25

GÜNCEL SANAT FİKRİ

İki yıl ders aldıktan sonra, resmi özlediğimi fark etmiş ve modern resimde kendimi geliştirmek üzere aynı akademinin modern resim atölyesine geçmiştim.

Devamını oku

05 / 08 / 2018 10:55

BİR SANATÇININ DÜNYASI; FEVZİ YAVUZ

İşte yeniden oradaydım. Foça’nın kalbinde. Sabahın ilk ışıklarıyla uyandım. Kutsal bir mabedi ziyarete gider gibiydim. Yüzümü buz gibi suyla yıkadım, dirildim.

Devamını oku

01 / 06 / 2018 17:45

BİZDEN BİR PORTRE, ´´İŞ ADAMI ŞENOL ABIZ´´

Kaynak Finans’ın kapısından girdim. Günlerden Pazartesi. Aman Tanrım ‘Pazartesi sendromu’ dedikleri bu mu?

Devamını oku

04 / 05 / 2018 13:30

SANAT VE SANATÇI KAVRAMI ÜSTÜNE BİR KAÇ SÖZ

Sanatçı, sanat içinde süreklilik, değişkenlik, hareketlilik gösteren, kendisini daima yenileyen, her şeyden önemlisi, yaşadığı zamanın izlerini geleceğe taşıyan kişidir.

Devamını oku

12 / 03 / 2018 11:00

DR. SEMA KOÇ ERDÖN´Ü TANIYALIM.

Merdivenleri hızla çıkıp zili çalıyorum. Kimse yok. Geri araca dönüp fotoğraf makinamı alıp binanın bir kaç fotoğrafını çekiyorum. Tam o sırada dr. Sema hanım beliriyor.

Devamını oku

21 / 02 / 2018 18:05

PROF. DR. SEVİLAY ALTINTAŞ´I TANIYALIM

Kendisinden, çok önce 14 Şubat sabahı bu röportajı yapmak için randevu almıştım. O kadar yoğundu ki, verdiği saate hayır diyemedim.

Devamını oku

14 / 02 / 2018 14:35

BİZDEN PORTRELER.

Belki onları bir hastanede doktor olarak görüyoruz, bir bankada müdür, bir şirketin sahibi olarak biliyoruz veya bir yerlerde avukat, psikiyatrist, sanatçı olarak karşılaşıyoruz.

Devamını oku

19 / 09 / 2017 12:25

GİZLİ EL´İN MACERALARI

Gizli bir el vardı ve fakat, internet, TV, cep telefonları yoktu. O dönemlerde sohbetlerde, yüz yüze, canlı canlı yapılırdı.

Devamını oku

12 / 09 / 2017 10:35

NEDEN?

Tek şansızlığı koca bir aşiretin ortasına doğması değildi, güzeldi Fehime. Hem de çok güzeldi. Henüz on dört yaşında olması, onun hayatını karartmalarına engel değildi.

Devamını oku

13 / 08 / 2017 19:00

BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR.

Kısa sürmüş bir tatilin ardında, verandaya oturmuş, yorgunluklarını atmaya çalışıyorlardı. Anavatana yapılan her yolculuk, bir kendine dönüştü.

Devamını oku

24 / 05 / 2017 01:35

SANAT VE SANATÇIYI SÖMÜRÜ ÜZERİNE.

Çok uzun süredir sanatla uğraşıyorum. Öyle ki, çocukluğumdan bu yana resim yapmak benim için nefes almakla eş anlama gelmiş durumda.

Devamını oku

03 / 05 / 2017 13:40

İNCE BİR SİYASİ OYUN YAĞAR FARKLILIKLARIN ÜZERİNE.

Kimliği Çingene. Türkler arasında bu kimlikle aşağılanacağını bildikleri için kendilerini başka kimliklere, hatta dinlerini dahi gizleyenler var.

Devamını oku