DEVLET BAHÇELİ:''Demokratik nitelikli ve kamuoyuna açık bu toplantımızı, tıpkı Ermeni çetecilerinin gece yarısı baskını gibi baskı altına almışlardır. Salonu vermemek için kırk dereden su getirmişlerdir. Meselenin yargıya taşınması neticesinde ortaya olumlu bir sonuç çıkmış ancak zaman darlığı nedeniyle hazırlıklar bu salona kaydırıldığından Namur'deki salon tercih edilmemiştir. Ermeni zihniyeti bir kez daha karavana atmıştır, havanda su dövmüştür.''


Kendimce..

gundem.be

Bugün oturdum ve son yaz tatilimde gittiğim yerleri ve tattığım yerel lezzetleri düşünürken bir şeyin farkına vardığımı hatırladım. Bizim genellikle çıktığı ve dolayısıyla en iyi yapıldığı yer olan illerinden, ilçelerinden ve bölgelerinden bildiğimiz bazı yiyeceklerimiz o kendi bölgelerinde bizim onları bildiğimiz isimleriyle anılmıyor. Misal Akçaabat köftesi, Akçaabat ve Trabzon’da sadece köfte deniyor. Türkiye’de neredeyse bir çok bölgede yol kenarında görebileceğimiz Vakf-ı Kebir ekmeği fırınlarında da çıkan o meşhur ekmek yine Trabzon’da sadece ekmek olarak bilinir.

Memleketim olan Ankara’dan da biliyorum ki Ankara’nın döneri diğer dönerlerden ayrı olur lezzet olarak. Ankara dışında Ankara döneri olarak bildiğimiz döneri Ankara’da sadece döner, meşhur Ankara simidini de sadece simit olarak alabilirsiniz.

Bu olgudan yola çıkarak ‘kendimce’ şöyle bir çözüm ürettim dünyadaki bir çok soruna. Neden birbirimizi siyah adam, beyaz adam, Müslüman, Hıristiyan, Alevi, Sünnî, Türk, Kürt, Afrikalı, Amerikalı diye ayırıyoruz? Sadece bu gezegene, dünyaya özgü olan varlıklar değil miyiz? Hepimiz anatomik olarak aynıyız, bu dünyada insanız. Neden sadece ‘insan’ diye hitap edemiyoruz da bir sürü ayrım katmışız, isim takmışız?

İlahi Ufuk, anlatacağın bu muydu, bulduğun çözüm bu muydu diye düşündüğünüzü hatta dediğinizi duyar gibiyim.

Evet arkadaş, bu kadar basit gördüm bir an çözümü bu kadar çok ve karmaşık sorunlarımıza. Değil mi ki; bir çok zor sorulara ve sorunlara insanoğlu çok basit çözümler bulmuş. Bir teker size çok basit gelebilir artık, ama onun bulunduğu zamanı ve ortamı bir tahayyül edin.

Kimseden birden hayatını, fikrini, görüşlerini değiştirmesini beklemiyorum ama en azından bu basit çözümleme üzerinde bir düşünülmeli.

Bir yerlerde okumuştum, yanlış hatırlamıyorsam ecdadımıza mensup bir düşünür, bir yazar idi. Demiş ki;

                “Irkım insan, memleketim dünya”

Buna benzer başka bir yerde de şöyle bir şey yazıyordu;

 “Bütün savaşlar iç savaştır, çünkü bütün insanlar kardeştir”

İslam’da takva ehli de bunu kabul eder zaten, hepimiz Hz. Adem’den geliyoruz, bu kavga niye?

Daha huzurlu ve barış dolu günler dilerim hepimize.


Ufuk Demirsoy

ufuk.demirsoy@gmail.com


Diğer

15 / 11 / 2011 12:35

Hasret

Her insanın bir şeylere, birilerine duyduğu bir hasreti, özlemi vardır. Kimisi huzurlu bir dünya, huzurlu bir aile yaşantısına hasret duyar.

Devamını oku

13 / 09 / 2011 10:20

Kendimce..

Kimseden birden hayatını, fikrini, görüşlerini değiştirmesini beklemiyorum ama en azından bu basit çözümleme üzerinde bir düşünülmeli.

Devamını oku

07 / 08 / 2011 12:25

Gezen bilir..

Hani deriz ya yediğin içtiğin senin olsun anlat ne var ne yok oralarda diye. İşte bende genel bir izlenimimi paylaşmak istiyorum.

Devamını oku