DEVLET BAHÇELİ:''Demokratik nitelikli ve kamuoyuna açık bu toplantımızı, tıpkı Ermeni çetecilerinin gece yarısı baskını gibi baskı altına almışlardır. Salonu vermemek için kırk dereden su getirmişlerdir. Meselenin yargıya taşınması neticesinde ortaya olumlu bir sonuç çıkmış ancak zaman darlığı nedeniyle hazırlıklar bu salona kaydırıldığından Namur'deki salon tercih edilmemiştir. Ermeni zihniyeti bir kez daha karavana atmıştır, havanda su dövmüştür.''
Yunanistan’da ve İtalya’da ekonomik kriz nedeniyle iflas yaşandı.
Siyasi başbakanlar yerine teknokrat başbakanlar getirildi.
Dünya dönmeye devam ediyor.
Dengesiz bazı meczuplar masum insanları öldürse de globalleşmeye devam ediyoruz.
Noel kutlandı, ördek ciğeri ve havyar eşliğinde şampanyalar içildi.
Sarhoşlar daha yeni ayılmaya başladılar...
Eski derin sohbetlere yine yelken açıldı...
***
«Ah komşu ah... biliyor musun ? Yunanlıların kurtulması için Almanlar gibi çalışmaları şart... Yoksa alimallah iki yakaları bir araya gelmez ve borç batağından çıkmazlar valla ! Benden söylemesi...»
Ah şu önyargıların gözü kör olsun !
Kuzeyliler çalışkandır, Akdenizli tembeldir ; soğuk canlı tutar, sıcak mayıştırır...
Asırlardan beri süregelen bu önyargılar birilerinin işine yarıyor ama kimin?
***
Yoksa daha 19.cu asırda cermen ve latin halklarının kendilerine özgü ekonomi anlayışları nedeniyle aynı para birimini paylaşamayacaklarını söyleyen Walter Bagehot haklı mıydı?
Baksanıza Avro sendeliyor, AB’nin para birimi olarak kalması tartışmaya açıldı bile...
İnsanlar ölseler de önyargılar kalıyor dünyamızda.
Ve inanıyoruz, inanmak istiyoruz saf saf, işimize gelince...
***
Halbuki Kuzeylilerde ödüle muhatap iki şey vardır : Çalışma ve konfordan feragat...
İstinalar hariç, Latin halkları bu ideolojiye pek hoş bakmıyorlar.
Belki de Almanların geçmişten gelen alışkanlıkları günümüz dünyasında Alman ekonomisinin daha güçlü gibi görünmesine yardımcı oluyordur.
Kimbilir?
Buna geleneklerin ve dinsel inançların da etkisi oluyordur muhakkak...
Yoksa bir Yunanlıya, gel, hatır için Alman ol, Almanlaş diyecek halimiz yok tabii ki...
Bunun tersi de doğru hiç şüphesiz...
Uzmanlar otursunlar öğlen uykusunun, zeytin yağının, iklimin, doğanın Yunanistan, İtalya, Fransa, Türkiye ve İspanya ekonomilerine yansımalarını karşılaştırsınlar...
***
Bilim önyargılarla değil, ölçülebilir olgularla karar verir.
Alın size çok ciddi bir kurum olan Türkiye’nin de üyesi olduğu, 24 üyeli, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OCDE) kaynaklı 2008 verileri.
Bu rakamlar kişi başı yıllık ortalama çalışma süresinin ülkelere göre dağılımını veriyor.
Buna göre Yunanlı 2.120, İtalyan 1.800, İspanyol 1.9650 ve Alman ise ... sadece 1.430 saat çalışmış...
Bu tablo ‘Tembellik Oscarı’nın sadece 1.390 saat çalışan Hollandalı’ya verilmesini gerektiriyor...
Ne o, şaşırdınız galiba ? ezberiniz mi bozuldu?
***
Önyargı değil, bilimsel gerçeğe uygun olarak denilmesi gerekeni söyleyeyim de ezberiniz bir kez daha bozulsun o zaman...
‘Almanya’da insanlar ne kadar zenginse o kadar az çalışıyorlar. Aynı şekilde, en fakir milletler daha çok çalışıyor.’
Yani tersi doğru değil.
Ve demek ki sistemi sorgulamak gerekiyor.
***
Diğer yandan, Almanya gibi ihracat yapan ve kredi veren bellibaşlı mağrur zengin ülkelerin unutmamaları gereken bazı bilimsel, nesnel gerçekler var.
Çünkü onların da ithalat yapan ve borç alan ülkelere ihtiyacı bulunuyor.
Mahalle bakkalının gücü borç defterinden kaynaklanır.
Hesap kitap sonucu aniden kemer sıkmaya karar verilirse borç verecek insan da bulunmaz.
Satamayacağı malı hangi akıllı üretir?
Sistem çökerse kime yarar?
Fakir olmazsa, zengin de olmaz...
Simit olmazsa, aşıklar nasıl yudumlar çaylarını, belirsiz ufuklara bakarken...
Martılar süzülürken köpüklü sular üzerinde...
Yakup Yurt (c)
Brüksel, 28 Aralık 2011
Genel olarak sosyalist parti adayı François Hollande’ın kazanacağı düşüncesi hakim.
STİB Brüksel Belediyelerarası Toplu Taşıma Şirketi’ne ait bir otobüs ile (Otobüs-Metro-Tramvay) şahsi bir binek otomobil kaza yaptılar.
Daha çok Belçika’ya göç etmiş bir Türk ailesinin neler yapması gerektiği konusunda şahsi fikirlerimi anlattım, felsefe yaptım.
Feministler ve kadın hakları savunucuları tedirginler ve teyakkuz halindeler.
´Üstünlük duygusu’ nasıl oluşmaktadır ve bunu hastalık mertebesine ulaşmadan makul bir seviyede tutmak için neler yapılabilir?
Aynı giyinen, aynı konuşan, aynı düşünen, aynı davranan, aynı tüketen insanlar sürüsüne dahil olmak istemeyişimden olmalı...
Makalenin başlığı aynı zamanda merhum yazar ve mizah abidesi Aziz Nesin’in 1967’de yazdığı bir kitabın başlığıdır...
14 Şubat’a günler kala sevgilisi olanlar hediye alma ve o günü özgün bir şekilde kutlama telaşına girdiler.
PS’in muhalefette olduğu şu asimetrik Belçika’da sosyal manzarayı tahayyül edebiliyor musunuz?
Ağaçtan yetişir, dalından toplanır, pazarda satılır, evde soyulur ve afiyetle yenilir veya sıkılır afiyetle içilirdi...
Hükümet çok geç kuruldu, ama çok hızlı çalışıyor.
Doğum çok uzun sürdü ve sancılı oldu.
1.Di Rupo hükümeti bir Aziz Nicolas günü doğdu.
Yunanistan'da ve İtalya'da ekonomik kriz nedeniyle iflas yaşandı.
Siyasi başbakanlar yerine teknokrat başbakanlar getirildi.
Dünya dönmeye devam ediyor.