DEVLET BAHÇELİ:''Demokratik nitelikli ve kamuoyuna açık bu toplantımızı, tıpkı Ermeni çetecilerinin gece yarısı baskını gibi baskı altına almışlardır. Salonu vermemek için kırk dereden su getirmişlerdir. Meselenin yargıya taşınması neticesinde ortaya olumlu bir sonuç çıkmış ancak zaman darlığı nedeniyle hazırlıklar bu salona kaydırıldığından Namur'deki salon tercih edilmemiştir. Ermeni zihniyeti bir kez daha karavana atmıştır, havanda su dövmüştür.''
Guido Fonteyn Belçikalı Flaman serbest bir gazeteci ve denemeci.
Bu Cuma haftalık Le Vif/L’Express dergisinde çıkan ‘Belçika Modeli’ başlıklı yazısını okuyunca beynimde bir flaş çaktı...
Anladım ki utanma duygusunu kaybeden bir insan istediğini düşünür, yazar veya söyler...
Veya herşeye at gözlüğü ile bakmaya alışmış ‘uyumsuzların’ hâlâ anlayamadıkları çok basit şeyler var !
Beni isyanlara sevkeden cümle şu : «Bart De Wever, Jan Jambon, Ben Weyts bir araya gelip İskoçyalılar, Basklar, vs... gibi ezilen halkları ziyaret o kadar seviyorlar ki...»
Malûmunuz İrlanda’da İRA, İskoçya’da SNP, Bask ülkesinde yıllardan beri şiddet kullanan, milliyetçi ve ayrılıkçı ETA örgütleri var.
Ve bizim Flaman milliyetçisi N-VA’cılar kardeş yabancı partileri ziyaret edip barışçılık havası atıyor!
Yani Flamanlar zalimlere karşı mazlumların yanında yer alırlar demek istiyor yazar efendi !
Zira Flamanya artık eski ‘aşağılık kompleksinden’ arınmış ve bundan böyle bir azınlık gibi davranmasını gerektiren menfaat kalmamış...
Geçmişin Belçika’sında nerdeyse % 100 Frankofon hegemonyası altında yeşeren Flaman hareketi başarıya ulaşmış...
Öyle bir seviyeye gelmiş ki, artık Basklara, Katalanlara, İskoçyalılara, Frankofon Kanadalılara ve hatta İsrail-Filistin sorununa da örnek olabilirmiş...
Bu ülkelerdeki sorunların temelinde farklı sebepler yatsa da...
***
Yazar beyefendi bu sözlerle de yetinmiyor.
Neden örnek alınmaları gerektiğini anlatıyor.
Eğer doğru anladıysam şunu demek istemiş : «Bizim devlet reformumuz bir başarı öyküsü. Flamanların geçmişte çektikleri baskı, dışlanma ve zulümlerin sonunda geldikleri noktayı muhataplarımıza anlatma imkanı buluyoruz. 1962-1963 dil sınırı tespitinden bu yana devlet reformu yapmaktayız. Dil sınırı hangi hukukuk hangi coğrafyada uygulanacağını bilmek açısından çok önemli. Ve biz hâlâ bunu tartışıyoruz.»
***
Ama herkes gibi vurarak, kırarak, kan akıtarak, teröre baş vurarak değil...
Uygar insanlar gibi barışçı yöntemlerle...
Tartışarak, müzakere ederek...
İşte ‘Belçika Modelinin’ başarısı da bu!
Aynı ülke içindeki farklı dil grupları arasındaki ilişkilerde şiddet olmayışı...
Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa...
Kuşlar da ötüşe ötüşe.
Her ne kadar sürekli müzakere halinde olduğumuz izlenimi oluşsa da...
Barışçı müzakere sistemimiz bizim en iyi ihraç ürünümüz.
O nedenle bu mesajın tekelini N-VA’ya bırakmayalım.
Demek istemiş bay Guido Fonteyn.
***
Evinin salonundaki akvaryumda yüzen rengârenk minik balıklara bakarak barışçı hayal ve söylemler geliştirmek çok kolay yazar bey.
Sizin başka okyanuslardaki fırtınaların gerçek sebebini asla anlayamazsınız.
Kısaca bunun başlıca sebebi uluslararası sömürü sistemidir.
Bağımsızlık Savaşı sonunda ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ diyen ise M.K.Atatürk’tür.
Brüksel, 04 Kasım 2011
Genel olarak sosyalist parti adayı François Hollande’ın kazanacağı düşüncesi hakim.
STİB Brüksel Belediyelerarası Toplu Taşıma Şirketi’ne ait bir otobüs ile (Otobüs-Metro-Tramvay) şahsi bir binek otomobil kaza yaptılar.
Daha çok Belçika’ya göç etmiş bir Türk ailesinin neler yapması gerektiği konusunda şahsi fikirlerimi anlattım, felsefe yaptım.
Feministler ve kadın hakları savunucuları tedirginler ve teyakkuz halindeler.
´Üstünlük duygusu’ nasıl oluşmaktadır ve bunu hastalık mertebesine ulaşmadan makul bir seviyede tutmak için neler yapılabilir?
Aynı giyinen, aynı konuşan, aynı düşünen, aynı davranan, aynı tüketen insanlar sürüsüne dahil olmak istemeyişimden olmalı...
Makalenin başlığı aynı zamanda merhum yazar ve mizah abidesi Aziz Nesin’in 1967’de yazdığı bir kitabın başlığıdır...
14 Şubat’a günler kala sevgilisi olanlar hediye alma ve o günü özgün bir şekilde kutlama telaşına girdiler.
PS’in muhalefette olduğu şu asimetrik Belçika’da sosyal manzarayı tahayyül edebiliyor musunuz?
Ağaçtan yetişir, dalından toplanır, pazarda satılır, evde soyulur ve afiyetle yenilir veya sıkılır afiyetle içilirdi...
Hükümet çok geç kuruldu, ama çok hızlı çalışıyor.
Doğum çok uzun sürdü ve sancılı oldu.
1.Di Rupo hükümeti bir Aziz Nicolas günü doğdu.
Yunanistan'da ve İtalya'da ekonomik kriz nedeniyle iflas yaşandı.
Siyasi başbakanlar yerine teknokrat başbakanlar getirildi.
Dünya dönmeye devam ediyor.