DEVLET BAHÇELİ:''Demokratik nitelikli ve kamuoyuna açık bu toplantımızı, tıpkı Ermeni çetecilerinin gece yarısı baskını gibi baskı altına almışlardır. Salonu vermemek için kırk dereden su getirmişlerdir. Meselenin yargıya taşınması neticesinde ortaya olumlu bir sonuç çıkmış ancak zaman darlığı nedeniyle hazırlıklar bu salona kaydırıldığından Namur'deki salon tercih edilmemiştir. Ermeni zihniyeti bir kez daha karavana atmıştır, havanda su dövmüştür.''
*Kloşar : Ömrü sokakta geçen fakir insan.
Yazarın adı : Martin Heipertz. Alman Maliye Bakanlığında Avro eksperi olarak çalışıyor. Bu sıralar zamanının tamamını tek para birimini kurtarmaya adamış olan bu yüksek bürokrat altı yıl önce Avrupa Merkez Bankası’nda çalışmaktaydı.
Kloşarın adı : Franz. Avusturya’da eskiden banka soyguncusu imiş. Sonradan dilenci olmuş.
Yazar ve kloşar bir gün Frankfurt’ta karşılaşırlar.
Havadan sudan, hayata dair sohbet ederler.
Bu sohbetlerden geçen Ağustos ayı sonunda «Serseri» başlıklı bir roman çıkmış.
İlk basımda tiraj 1500 adet imiş.
Şu an için üçüncü baskısı yapılıyor ve İtalyanca diline çevirisi için talep gelmiş.
Yayınevi Berlinuniversitypress.
Kitap içeriği serserinin ağzından kapitalizmin eleştirisi.
Bürokratın romandaki adı Frank.
Bir yatırım bankacısı olan Frank kendi bohem hayatını anlatan marjinali nefesini tuttarak dinliyor.
Çünkü mali kriz öncesinde kendisinin de kapitalist sistemden kuşkuları var.
İki kahramanın isimleri arasında sadece son harf farklı : Birinde k, diğerinde z harfi var.
Diğer harflerin aynı oluşu ortak yönlerini simgeliyor.
Zira ikisi de eğlenceyi ve kumarı seviyor.
Serseri Franz kumar yüzünden hapse düşmüş.
Frank ise Franz’ın ifadesiyle «kimilerinin kazandığı, kimilerinin kaybettiği, ama bankanın mutlaka kazandığı bir sistemin çocuğu»...
Yani bu serserinin ağzından birşey üretmeden kumar oynayan bir sistemin dolaylı eleştirisi...
Franz’ın kişiliği gerçeğe % 95, Frank’ınki ise % 50 uygunmuş.
Kendisi gibi CDU’lu, emrinde çalıştığı, bakan Wolfgang Schäuble’ye hayran.
Martin Heipertz Oxford ve Paris’te okumuş.
İlk kitabını 2008 yılında Kosova’da BM özel temsilcisinin ekonomi danışmanı olarak çalışırken yazmış.
Romanda, Franz avroya hoş bakmadığını dile getiriyor.
«Yunanistan ve Akdeniz’in yarısını tek para sistemine kabul ediyorlar. Yürümesi mümkün değil» diyor.
Almanya’da birçok sohbete konu olan bu düşünceye katılıp katılmadığı sorulduğunda ise M.Heipertz şu cevabı veriyor : ‘Franz siyaseten düzgün değil. İnsan serseri olunca herşey söyleyebilir’ diyebiliyor.
Satılan her kitaptan dilenci Franz bir avro, Frank ise 50 avro sent kazanıyor.
1976 yılında Frankfurt’ta dünyaya gelen Martin Heipertz’in bu ikinci kitabı.
2008 yılında çıkan ve yaklaşık 60 avroya satılan ilk kitabında Avrupa İstikrar ve Kalkınma Paktını konu edinmiş.
İlk kitap 400 adet satmış.
Akademik bir kitap için bir başarı sayılır diyor yazar.
Fakat romanını yazarken daha çok zevk almış.
Böylece profesyonel yaşamımdan sıkıldığımda serseri ile yaptığım sohbetlerin romanına sığındım der gibi...
Türkçe’ye çevrilse de bir an önce biz de okusak...
Yakup Yurt (c)
Brüksel, 11 Ekim 2011
Genel olarak sosyalist parti adayı François Hollande’ın kazanacağı düşüncesi hakim.
STİB Brüksel Belediyelerarası Toplu Taşıma Şirketi’ne ait bir otobüs ile (Otobüs-Metro-Tramvay) şahsi bir binek otomobil kaza yaptılar.
Daha çok Belçika’ya göç etmiş bir Türk ailesinin neler yapması gerektiği konusunda şahsi fikirlerimi anlattım, felsefe yaptım.
Feministler ve kadın hakları savunucuları tedirginler ve teyakkuz halindeler.
´Üstünlük duygusu’ nasıl oluşmaktadır ve bunu hastalık mertebesine ulaşmadan makul bir seviyede tutmak için neler yapılabilir?
Aynı giyinen, aynı konuşan, aynı düşünen, aynı davranan, aynı tüketen insanlar sürüsüne dahil olmak istemeyişimden olmalı...
Makalenin başlığı aynı zamanda merhum yazar ve mizah abidesi Aziz Nesin’in 1967’de yazdığı bir kitabın başlığıdır...
14 Şubat’a günler kala sevgilisi olanlar hediye alma ve o günü özgün bir şekilde kutlama telaşına girdiler.
PS’in muhalefette olduğu şu asimetrik Belçika’da sosyal manzarayı tahayyül edebiliyor musunuz?
Ağaçtan yetişir, dalından toplanır, pazarda satılır, evde soyulur ve afiyetle yenilir veya sıkılır afiyetle içilirdi...
Hükümet çok geç kuruldu, ama çok hızlı çalışıyor.
Doğum çok uzun sürdü ve sancılı oldu.
1.Di Rupo hükümeti bir Aziz Nicolas günü doğdu.
Yunanistan'da ve İtalya'da ekonomik kriz nedeniyle iflas yaşandı.
Siyasi başbakanlar yerine teknokrat başbakanlar getirildi.
Dünya dönmeye devam ediyor.