DEVLET BAHÇELİ:''Demokratik nitelikli ve kamuoyuna açık bu toplantımızı, tıpkı Ermeni çetecilerinin gece yarısı baskını gibi baskı altına almışlardır. Salonu vermemek için kırk dereden su getirmişlerdir. Meselenin yargıya taşınması neticesinde ortaya olumlu bir sonuç çıkmış ancak zaman darlığı nedeniyle hazırlıklar bu salona kaydırıldığından Namur'deki salon tercih edilmemiştir. Ermeni zihniyeti bir kez daha karavana atmıştır, havanda su dövmüştür.''
05 Nisan akşamı alışverişteydik Beringen Casino'da,
Kültür, edebiyat, şiir, duygu pazarındaydık.
Evdeki hesap çarşıya uydu sayılır.
Beringen halkını takdir etmek lazım önce,
Hacısı hocası, ebe'si dedesi , eşikteki beşikteki tam kadro oradaydı !
Oldu mu böyle olacak işte.
Organizasyon için çabalayanların da yüzü güler, yorgunluklarını unuturlar.
İmkanlar müsaitse, 3-5 kuruş'un peşinde olmadan,
insanlarımıza hizmet verebilmek ne güzel değil mi ?
Aslında tüm dernekler, buna biraz kafa yorsalar hiç fena olmaz yani...
Her şey iyi güzel de, ne aldın pazardan derseniz :
Benim hisseme düşen,
Kalbini sahibine teslim etmekti !
Hayatı inanç gibi, düşünüp yaşayanlara selam olsun...
Diyebilirim ki, son yıllardaki, en kıymetli kazanımlardan biriydi bu mesaj !
Kalbi sahibine teslim etmek...
Bu teslimiyet nasıl olur,
Devir teslim mi yapılır?
Al gülüm ver gülüm mü denilir?
Kafa kafaya mı teslim edilir?
Harmana veresiyemi verilir?
Peşin mi ödenir?
Bilemiyorum...
En güzeli tavsiye'ye uymak ,
Etrafımızda bizi rahatsız eden, üzen, bunaltan, daraltan, strese sokan,
Kişi, kuruluş, olay, iş güç ne varsa;
Hepsinden uzak durup, inzivaya çekilmek...
Kendini dinlemek, kendinle olmak, sevdiklerinle olmak,
yada kısaca ,
Hayati İnanç hocanın tabiriyle,
Kalbini sahibine teslim etmek.
Siz ne dersiniz,
Var mısınız ??
Varsınız, varsınız...
İyi ki varsınız , kalın sağlıcakla...
Zeki YALÇIN/Heusden Zolder
Bir tavuk yılda ortalama 250 kez yumurtlarmış.
Hindi ise, aşağı yukarı 120 yumurta.
Hindi yumurtası, daha iri ve protein değeri yüksekmiş.
O da '' to be or not to be " diye tüketmiş ömür sermayesini..
Vallla bilemem kimin ne olduğunu..
Derin konu..
Posoflu ganimet gibi, hangisini sayalım.
Bursa, Çorum, Eskişehir, Kayseri..
Hoca Gakkoş..
Manzara çok hoş,
4 +4 +4
Biraz top kafalı olduğumuzdan ,
Taktik sandık önce...
Hani 4 - 3 - 3 gibi , 4-4-2 gibi falan..
Binlerce vatan evladı,
Yaşlısı, genci,
Kadını kızanı,
Üniversitelisi, liselisi...
Dede torunu kucağında, çiftlikte köpeklerin boğuşmasını seyredermiş...
Torun sormuş dede’ye :
Karabaş mı kazanacak yoksa Akbaş mı ?
Halk'a hizmeti, Hak'ka hizmet bildin,
Kanla, canla mücadele ettin..
Boyun eğmedin asla,
Yılmadın, yıkılmadın,
Nasip olursa, sağlığında olduğu gibi ;
Ölümünde bile, birleştirici özelliği sayesinde,
Dostlarını biraraya toplayacak.
İnşallah rahmetle anmaya vesile olacak..
2011 de tarih oldu.
Kutladık,
Şutladık gitti.
Taca mı ?
Kornere mi ?
Akıl tutulmasından kurtulalım,
Ve bu büyük insana gönülden diyelim ki ;
Ey koca M.Akif,
Biz sen kadar olamayız,
Ama,
Geliyoruz,
Fransız Fransızlığını yapacak,
Kuzu yayılacak,
At otlayacak,
İt ürüyecek, kervan yürüyecek..
* İşsizlik almış başını gidiyor Avrupa'da ,
*Biz karnımızı zor doyuruyoruz...
*Sen kalkmış 5 yetmez 10 isterim diyorsun..