DANIŞTAY´IN ´´AYASOFYA´´ KARARI SEVİNÇLE KARŞILANDI gundem.be Danıştay 10. Dairesinin, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesi, Ayasofya Meydanı'nda coşkuyla karşılandı.


´´ KALBİM AĞRIYORDU´´

gundem.be

Zekiye DOĞAN

İki hafta önce bir arkadaşımdan telefon aldım.
“Zekiye hanım sizi arayan birisi var, ulaşamıyormuş size,  yanına kadar gider
misiniz?” dedi.
Tabi giderim dedim.
En son sekiz yıl önce görüştüğüm bir arkadaşımdı telefonda bahsedilen kişi.
Gittim, Yanına vardığımda yataktaydı.
Benim tanıdığım dünya güzeli alımlı kadından bir deri bir kemik kalmıştı.
Gözaltları çökmüş, gülen yüzü solmuştu.
Halsiz ve bitkindi. Derinden gelen bir sesle “geldin mi?"
"Beni buldun mu?” Dedi.
"Evet geldim" Dedim.
Solmuş yüzü, Derin bakan gözleri gülüyordu beni gördüğünde.
“Dünya çok küçük seni bir yıldır arıyorum. Ama telefonun kapalıydı. Haberimi aldın mı?” Dedi
ve hıçkırarak ağlamaya başladı!..
İçim cız etti. Canım acıyordu, İçim yanıyordu, yüreğim ağrıyordu!..
Sekiz yıl önce kocasıyla beraber Kuveyt’e Dow görevlisi olarak gitmişlerdi ve beni de götürmek istemişti.
Güzel bir teklifti maddi olarak, manevi olarak da güvendiğim birileri ile birlikte olacaktım.
Farklı dünyanın farklı köşesinde farklı kültürlerdeki yaşamı tanımak öğrenmek cazip gelmişti.
Fakat benim bir görevim vardı, Annelik görevi, evladımı bırakıp gidemezdim. Oğlum Savunma Bakanlığında (Ministerie van Defensie) profesyonel asker olarak göreve başlamıştı ve henüz 17 yaşındaydı. Onun yanında olmak ve ona destek olmak zorundaydım.
Kuveyt-Hollanda mesafesi dostluğumuzu bitirmemişti fakat hayat bulunduğumuz ülkelerde devam ediyordu.
Aradan uzun zaman geçmesine rağmen birbirimizi unutmamıştık hala, Ama irtibatı kesmiştik.
Ta ki o telefon gelene kadar.
Arkadaşım bir yudum su içti, Sakağındaki ödemden dolayı su içerken zorlanıyordu.
Zorda olsa anlatmaya devam ediyordu.
“Bir yıl oldu Hollanda’ya döneli. Tanrı’dan istediğim her şeye ulaşmıştım. Evlatlarım okulunu bitirdi iyi bir gelecek sahibi oldular”.
“Artık bizde erken emekliliğin tadını çıkartacaktık”.
“O kadar mutluyduk ki; Aniden kocam hasta oldu”.
“Ne olup bittiğini anlamadan onu bir yıl içerisinde kanser hastalığı benden alıp götürdü!
"Yok simdi yok!” Dedi.
Canım acıya acıya, İçim yana yana, Yüreğim ağrıya ağrıya dinliyordum.
“Bende aynı (kanser) hastalığına yakalandım”.
“Operasyon yapamıyorlar Hollanda’da”.
“Almanya’da yapılıyormuş bu tip operasyonlar”.
“Götürdüler Almanya’ya bir umut dedim. Ama olmadı”.
“Operasyon yapamıyoruz ilaç tedavisi uygulayacağız. Dediler”.
“Geri evime yolladılar... İyileşeceksin dediler”!
Evet; İyileşeceksin dediler!”
Canım acıyordu, İçim yanıyordu, yüreğim ağrıyordu ve dinlemeye devam ediyordum sessizce.
“Ama keşke Kuveyt’ten dönmeseydik. Keşke orada kalsaydık”.
“Böyle olacağını nereden bilebilirdik ki, bilmiş olsaydık. Dönmezdik”.
“Alışmıştık oralara ve orada ki insanların yakınlığına”.
Bir yudum su alıp konuşmasına devam ediyordu:
“Hasta olmamdan dolayı eve yardımcı almak zorunda kaldım, akrabalara yük olmamak için. Ama istediğim gibi biri değil.  Ben de çok mızmız oldum bu illet hastalıktan dolayı”.
“Psikologa gitmem gerekiyor fakat ilaçlarla aram iyi değil; Bağımlı olurum diye korkuyorum. Korkuyorum işte!” Diyerek konuşmasını bitirdi.
Yorgun ve bitkindi onu yalnız bırakmam gerekiyordu.
O an boğazıma sanki bir şeyler düğümlenmişti ve yüreğim ağrıyordu.             
Üzgün ve buruk bir ses tonuyla korkma ne olur, seninle aynı kaderi paylaşıyoruz Bak ben iyileştim.
Doktor tedavisi altında; İlaçlarını kullandığın sürece bağımlı olmazsın.
Bu süreci bir psikolog kontrolü altında tamamlaman sana çok iyi gelecek. Dedim.
Şimdi dinlen deyip; İçim sızlayarak arkadaşıma tekrar görüşme sözü vererek ayrıldım yanından.
 O dünya güzeli alımlı bayan yataktaydı artık.
Ona yapabileceğim. Elimden gelen hiç bir şey yoktu. Arkadaşlık ve dostluk dışında.
Bir şey yapamamanın çaresizliği içerisinde evime döndüm.
Canım acıyordu; İçim yanıyordu; Kalbim ağrıyordu; Onu bırakıp çıktığımda.
Diğer taraftan Allahhım’a şükür ediyordum.
Çünkü aynı kaderi paylaşıyorduk arkadaşımla hastalık konusunda.
Ama ben ondan şanslıydım. Başarılı bir operasyon sonrası ayağa kalkmıştım.
Bu süreç içerisinde Allahhım’a dua etmiştim. Her gün.
Beni oğluma bağışla diye, dualarım kabul olmuştu.
Allah hım dualarımı kabul etmişti. Tehlike kalkmıştı ve ayaktaydım artık.
“Öğrenmenin yaşı yok” derler hani bir kere daha öğrendim ki; yaşamak ince bir ip üzerinde mutluluk ise ufacık şeylerde saklı.
Arkasına saklandığımız mazeretlerle hiç kimseyi, üzmeye üzülmeye ,Kırmaya-kırılmaya, darılmaya darda bırakmaya ,darda kalmaya değmiyor.
Ve bu koca dünyadan kimler geldi kimler geçti. Hiç birimize baki değil, bir gün bizde göçüp gideceğiz.
Konunun bir başka yönü ise arkadaşımın bir Hollandalı olmasına rağmen zor gününde yanında bir Türk ( beni) istemesiydi.
Hem de o kadar çok akrabası ve çevresi olmasına rağmen özellikle beni istemesi.
Onun bu isteği yüreğimin ağrısını biraz olsun hafifletip buruk sevince bırakmıştı.
Çünkü son yıllarda yaşadığım ikinci ülkem de bir yabancı düşmanlığıdır aldı başını gidiyor.
Bazen açıktan bazen üstü kapalı yabancı düşmanlığını hayatın her alanında görmek, hissetmek mümkün.
Hollanda’da özellikle bazı politikacılar yabancı düşmanlığını önlemek adına bir şeyler yapmak yerine, yabancı düşmanlığını körüklüyorlar.
İyi gitmeyen ekonomide ülke de yaşayan yabancıları işaret etmekle; Yabancılara karşı çıkardıkları yeni kanunlarla ülkenin emekçileri olan biz Türkleri yürekten yaralıyorlar.
Yaşadığımız bu ülke de hepimizin yapması gereken şey din, dil, ırk, renk ayrımı yapmadan  İnsanca birlik beraberlik harmoni içinde yaşamak ve yaşatmak olmalı.
“Derdi veren Allah dermanını da verir” inancıyla Allah’tan dileğim arkadaşım ve arkadaşım gibi hasta olanları tez zamanda sağlığına kavuştursun.
Dostluğun, arkadaşlığın, insanlığın  insanca yaşamanın dini, dili, ırkı, rengi yok.

Dilerim ayrımcılık yapanlara bu gerçek hikaye bir örnek olur…


Diğer

13 / 06 / 2020 12:50

AH ŞU ERKEKLER OLMASA

Dünya ülkelerine ve kendi ülkemize baktığımızda yönetici sıfatında olup ülkeleri yöneten yöneticilerin çoğunluğu erkeklerden oluşuyor.

Devamını oku

20 / 05 / 2020 15:05

ÇILGIN KADIN..

Geçenlerde birisiyle sohbetimde şuan ki yaşantıma bakarak: "Merhaba çılgın kadın, dünya senin hayat senin çok rahatsın rahata alışmışsın." dedi.

Devamını oku

30 / 04 / 2020 15:30

RAHATSIZ OLUYORSAN ODANI DEĞİŞTİR

Nazik olmayan bir yüz ifadesiyle: “Kulaklarım duymuyor. Ayrıca televizyonun sesi sizi rahatsız edecek kadar fazla açık değil” dedi.

Devamını oku

23 / 04 / 2020 11:25

TÜRKÇEMİZDE HELLO VE PARDON

Yüreğindeki Gurbeti bağrında barındıranlardan korkmayın dost olup milletçe sevgi yumağı kurup yok olanları var olanlarla ülkemiz adına birlikte kucaklayalım!..

Devamını oku

06 / 02 / 2020 12:25

FAYDASIZ BAŞ ANCAK MEZARA YARAŞIR

Ya hep birlikte el ele vererek yaşadığımız çevremizi cennete çevireceğiz yada cehenneme ateşimizi ellerimizle götüreceğiz!..

Devamını oku

01 / 02 / 2020 13:10

BU YANLIŞI DÜZELTİRMİSİNİZ !!!

Adına şanına ülkesine inancına geleneklerine göreneklerine uygun esnaflar olmanın yolu yalnızca para kazanmak değil insan kazanmak olmalı.

Devamını oku

09 / 01 / 2020 01:35

AYIP OLMUYOR MU?

Canım yanmıştı öfkeli bir ses tonuyla: “Oha, koca denizde bu yaptığınız ne? Ayıp olmuyor mu? Dedim.

Devamını oku

04 / 01 / 2020 11:50

DÖRT KAŞIKLA TABANDAN OYNARIZ

Emirdağ, sosyolojik anlamda yapılan bütün araştırmaların kaynağında tek bir soru var. Bu ilçe neden bu kadar göç veriyor?

Devamını oku

24 / 12 / 2019 21:10

ANTALYA´DA TEYZEYİ SEYREDİYORUM

“Antalya’yı görsün” diye yanıma getirmiştim. Sahildeyiz oda tıpkı teyze gibi ayakları denizde kıyıda oturuyor.

Devamını oku

17 / 12 / 2019 17:35

BU JEST NEYİN KARŞILIĞI?

Karşılık beklemeden konu komşusuna yardım eden ataların çocuklarıyız size yapılan jestin illa karşılığı mı olmalı?

Devamını oku

14 / 12 / 2019 15:15

TÜKETEN ZİHNİYET ÇOĞALDIKÇA ÜRETEN TÜKENİYOR

Ulvi Görevimde Umuda Yolculuk adlı yeni çıkan kitabımın mutluluğunu o an unutmuştum ve gazeteci arkadaşın küçümseyen sözlerine takılı kalmıştım.

Devamını oku

03 / 12 / 2019 13:15

TÜRKİYE´DE ADRES KAYIT SİSTEMİ GENELGESİ

Evini yeni taşıyanlar adres değişikliğini yirmi gün içerisinde İl İlçe Nüfus Müdürlüğüne bildirmek zorundalar.

Devamını oku