Haberin yayım tarihi
2012-05-05
Haberin bulunduğu kategoriler

CHP'de Kılıç Operasyonu Çöküyor.

Birol Ertan

Küresel güçlerin dünyayı, bölgemizi ve ülkemizi biçimlendirme planlarının en son ayaklarından birisi olan CHP’deki Kılıç Operasyonu başarısızlığa uğramak üzere. “Kılıç Operasyonu da nereden çıktı ?” diyeceksiniz. Açıklayayım.

Soğuk Savaş sonrası dünyayı yeniden şekillendirme planları, gelişmiş kapitalist ülkeleri etkileyen küresel ekonomik kriz nedeniyle hızlı biçimde yürürlüğe kondu. Küresel planın en önemli ayağı, petrol coğrafyası olan Orta Doğu’nun yeniden biçimlendirilmesi olarak belirlendi. Küresel güçler, Orta Doğu operasyonunda edindikleri deneyimler ile yeni bölgesel operasyonlar yapıp yapmayacaklarına ve yapacakları operasyonların şekillerine karar vereceklerdi. Peki, Orta Doğu operasyonu ne âlemde?

Orta Doğu operasyonlarını bir halk ayaklanması ve Arap Baharı gibi göstermek için çalışmalar 10 yıl öncesinden başlatılmıştı. Bu operasyonda sivil toplum örgütleri, ABD ve AB merkezli istihbarat bağlantılı kuruluşlar, yerli işbirlikçiler ve internet örgütlenmeleri etkili olmuştur. Ne var ki, bu hazırlıkların yeterince olgunlaştırılmadan düğmeye basıldığı anlaşılıyor. Irak ve Afganistan başarısızlıklarından sonra, Mısır başta olmak üzere Suriye ve İran konusunda da hüsrana uğrayan küresel güçler, yeni planlar üretmekten geri durmuyorlar. Irak, Afganistan ve Libya gibi deneyimlerden sonra, doğrudan askeri müdahale yerine ülkelerin yönetimlerini ele geçirmek, ayak direyen yönetimlerini değiştirmek, bu da olmazsa hedef ülkeleri komşularıyla savaşa sokmak konusunda yeni stratejiler benimsenmiş görünüyor. Bu stratejilerinde de başarılı olmaları kolay değil. Çünkü, yıllar boyunca yan yana yaşamış ülkelerin yapay nedenlerle savaş noktasına getirilmesi kolay değil. Ülke yönetimleri buna ikna edilse bile, halkın direnişiyle karşılaşacakları kesin görünüyor.

Küresel planlar bölgesel çapta planlanıp uygulanmaya başlamışken, tek tek ülkeler bazında da projeler yürürlüğe sokulmuştur. Bu projelerin yalnızca Orta Doğu coğrafyasında değil, Kafkasya’dan Uzak Doğu’ya, Afrika’dan Amerika kıtasına kadar her yere uzandığı görülmektedir. Gürcistan operasyonunda görece başarılı olan küresel güçler, Ukrayna ve eski Sovyetler Birliği coğrafyasındaki diğer ülkelerde kesin yenilgiler almaya başladılar. Afrika’da Sudan’a kadar uzanan projeler ile ülkeler bölünmeye ve yeni çatışma alanları yaratılmaya devam ediliyor. Bu süreçte beklenmeyen gelişme ise Çin’in küresel bir ekonomik güç olarak yükselmesi; Rusya’nın Avrupa enerji politikasını kontrol eder noktaya gelmesi; Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika’nın oluşturduğu BRICS isimli ekonomik işbirliği bloğunun yanına İran gibi ülkelerin de eklenerek yeni bir dünya kampının ortaya çıkmaya başlaması oldu. Soğuk Savaş dönemindeki iki kutuplu dünya yıkıldı derken, küresel kapitalizmin karşısında yeni bir blok oluşmaya başlamıştır. Bu beklenmeyen gelişme, küresel güçleri, bölgesel ve tek tek ülkelerle ilgili planlarına hız vermesi ve hazır olunmayan projeler konusunda düğmeye basması noktasında bir yanlışa sürükledi. Sonuç olarak da karşımıza Afganistan ve Irak işgalleriyle başlayıp Libya işgali ile süren, Tunus, Mısır, Suriye ve İran’a kadar uzanan yeni küresel planlar çıktı. Peki, bütün bunların Türkiye’yi ilgilendiren yanı neresidir?

Irak işgali ile Türkiye’nin kapısına bir Kürt devleti dayatıldı. İşgal sonrası boşlukta Irak’ta üstlenen ve halen Kuzey Irak’ta konuşlanmış terör odaklarının saldırıları ile Türkiye’de terör eylemleri sürüyor. Küresel güçlerin Suriye projesi, Türkiye’yi başta mülteci akınları olmak üzere birçok konuda sıkıntıya sokuyor. Bu süreçte Türkiye, Suriye ile bir çatışma noktasına sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya. İran üzerine oynanan oyunlar, Türkiye’de üstlenen NATO füze kalkanı projesi ve İran’a uluslararası ambargo konulması baskıları başta olmak üzere Türkiye-İran ilişkilerini gerginleştirmeye devam ediyor. Küresel planlar, Afganistan’da Türk askeri varlığı, Irak’ta Kürt devleti ve terör odakları, Suriye ve İran ile ilişkilerin gerginleşmesi başta olmak üzere Libya’dan tutun da Sudan’a kadar her konuda Türkiye’nin ulusal çıkarlarını yakından ilgilendiriyor.

Bütün bunların Kılıç Operasyonu ile ilgisi nedir? Kılıç Operasyonu nedir?

Küresel planların bölgemizde her ülkede projeleri varken, Türkiye konusunda bir proje üretilmemiş olması düşünülebilir mi? Elbette, düşünülemez. Bu projelerin iktidarı ilgilendiren yanına hiç değinmeyeceğim. Bu konuda çok şey yazıldı, söylendi ve yazılıp söylenmeye devam edecek. Benim üzerinde durmak istediğim, muhalefet partilerine yönelik projelerdir. Bu konuda herkes kafasını kuma gömmüş durumda.

Amerikan dışişleri belgelerini açığa çıkaran WikiLeaks belgelerinde Türkiye’de muhalefet partilerine ilişkin planlar konusunda ciddi ipuçları ortaya çıktı. Seçim öncesinde MHP’ye yapılan gizli kameralı operasyonların nedeni meçhul (!) kalırken, CHP operasyonu konusunda daha net ipuçları elde edildi. Amerikan Büyükelçiliği yazışmalarında dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın değişmesi ve yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi durumunda nasıl gelişmeler yaşanacağı konusunda yazışmalar yapıldığı biliniyor. Ne tesadüf ki, bu yazışmalardan sonra, malum (!) güçlerin gizli bir kaset operasyonu ile Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığı’nı bırakıyor ve CHP Kurmay Heyeti’nin tam desteğiyle Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkanlık koltuğuna oturtuluyor. Ne tesadüf değil mi?

Deniz Baykal’ın istifa ettirilip Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı yapılmasını, “Kılıç Operasyonu” diye isimlendirmek istiyorum.  Operasyona “Kılıç” dememin nedeni, bu operasyonda rol alanların bir bir temizlenerek kılıçta geçirilmesidir. Önce operasyonda en önemli rol sahibi Baykal döneminin CHP Genel Sekreteri Önder Sav ve ekibi bütünüyle tasfiye ediliyor, daha sonra CHP’de uzun yıllar görev yaparak isim yapmış bütün kadrolar birer birer CHP’den uzaklaştırılıyor, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Genel Başkanlık koltuğuna oturtan il başkanları milletvekili adayı yapılmayarak devre dışı bırakılıyordu. Tasfiye operasyonu bununla da kalmayacaktı.  Devamı gelecekti.

“Her devrimin kendi çocuklarını yediği” deyişinde olduğu gibi, Kemal Kılıçdaroğlu, kendisini Genel Başkanlık koltuğuna getiren herkesi birer birer tasfiye etmeye devam ediyor. Son operasyon ise CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’e yapıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı ile parlayarak Genel Başkan adaylığı noktasına gelmesinde emeği büyük olan Gürsel Tekin, Kılıçdaroğlu-Ayaydın-Toprak üçlüsünün operasyonu ile İstanbul’da devre dışı bırakılıp istifa etmek zorunda kalıyordu.

Yeni CHP’de Aydın Ayaydın ve Erdoğan Toprak gibi küresel güçlerle yakın ilişkileri bulunan isimler yükselip CHP örgütleri ve sosyal demokrat tabandan gelme çok sayıda isim tek tek tasfiye edilirken, Kılıçdaroğlu ve küresel güçlerin etkisindeki ekibinin yeni tasfiyeler konusunda duraksama göstermeyeceği de anlaşılıyor. Yeni tasfiye edilecekler konusunda şimdiden siyasi kulislerde isimler ortaya atılmaya başladı :

-         Emine Ülker Tarhan

-         Birgül Ayman Güler

-         Süheyl Batum

-         Umut Oran

-         Muharrem İnce

-         Kamer Genç

Küresel güçlerin “Kılıç Operasyonu” ile CHP’de oluşturulan yeni yönetim, kendi çocuklarını yemeye devam edecek gibi görünüyor. Böyle olunca da bu operasyonun başarısız olacağı anlaşılıyor. Bunun nedeni; kan kaybına uğrayan ve kendi kendisini yönetemez duruma gelen CHP’de yönetim değişikliğinin kaçınılmaz olarak gündeme geleceği ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk seçim sonrasında koltuğunu bırakmak zorunda kalacağıdır.

CHP’deki “Kılıç Operasyonu” başarısızlığa uğramak üzeredir. Önümüzdeki günlerde CHP’de yeni yönetim arayışları gündeme gelirse şaşırmayalım. Bekleyelim ve görelim.

Son Haberler

Hits: 8751 Visitors: 3170
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.