Haberin yayım tarihi
2012-04-26
Haberin bulunduğu kategoriler

Fransa Nereye Koşuyor?

Doç. Dr. Birol Ertan

Fransa’da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu yapıldı. Fransa Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda Sosyalistlerin adayı François Holland % 28.6, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ise % 27,1 oranında oy alarak 6 Mayıs`ta yapılacak ikinci tura katılmaya hak kazandılar. Fransız seçimlerinde Sosyalist aday ve Sarkozy’nin ikinci tura kalacağı tahmin ediliyordu. Ancak, seçimlerin en önemli sürprizi, radikal hareketlerin oy oranlarının yükseltmesi oldu.

Fransız Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda seçime katılım oranı % 80 dolayında gerçekleşti. İkinci tur şansını yakalayan Sosyalist aday Holland ve liberal-muhafazakârların adayı Cumhurbaşkanı Sarkozy dışındaki diğer yarışanlardan ırkçı parti Front National’ın adayı Marine Le Pen, % 18 oy oranı ile ciddi bir başarı elde etti. Front National, 2007 milletvekilliği seçimlerinde % 4.3 oy almıştı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda, soldaki radikal parti Komünist Parti`nin desteklediği Jean-Luc Melanchon ise % 12 oy alabildi. Komünistler, 2007 milletvekilliği seçimlerinde ırkçı parti Front National gibi % 4.3 oy almıştı. Sağ ve soldaki iki radikal partinin 2007 seçimlerindeki % 8.6 olan oy oranı (2007 seçim sonuçları için bakınız ; http://www.parties-and-elections.de/france.html ), Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde % 30 dolayına yükselmiştir. Bu durum, Fransız seçmeninin üçte birinin radikal hareketlere doğru kaydığını göstermektedir. 

Fransa’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu, mevcut Cumhurbaşkanı’nın ilk turda ikinci sırada oy alması açısından dikkat çekici olduğu gibi, sağda ve solda aşırı uçlardaki partilerin oy oranlarının % 30 dolayına yükselmesi açısından da dikkat çekicidir. Fransız Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk turda seçimin kazanılması elbette beklenmiyordu, ancak aşırı uçların bu derece oy artışı sağlayabilmeleri, AB sürecinde başta Almanya olmak üzere bazı ülkeler açısından kaygı verici bir sonuç olarak yorumlanacaktır.

Fransa Üzerine

Fransa, yarı-başkanlık sistemiyle yönetilen bir AB üyesi ülke olarak 65 milyon dolayındaki nüfusuyla ekonomik olarak Avrupa’nın Almanya’dan sonra en güçlü ülkelerinden birisidir. Katolik nüfusun ağırlıkta olduğu Fransa’da % 5-10 arasında Müslüman nüfus bulunduğu tahmin edilmektedir. Fransa, Akdeniz’e komşu olmak dışında Atlantik Okyanusu ve Manş Denizi ile bağlantılıdır.

Avrupa ülkeleri arasında ırkçı hareketin geliştiği ülke olan Fransa’da yapılan 2002 seçimlerinde % 11.3 oy alan ırkçı parti Front National, 2007 seçimlerinde % 4.3 oy alarak büyük güç kaybına uğramıştı. 2012 Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda ise ırkçı parti Front National, % 18 oy oranına ulaştı. Bir süre önce gerçekleştirilen yerel (kantonal) seçimlerin ilk turunda da ırkçı parti lideri Marie Le Pen, büyük başarı kazanmıştı. Son kantonal seçimlerin ilk turunda Fransız Devlet Başkanı Sarkozy’nin partisi Ulusal Cephe (UMP) % 17, Bayan Marie Le Pen liderliğindeki Milliyetçi Cephe (Front National) %15 oy almıştı. Sosyalistlerin % 25 oy oranı ile birinci olduğu seçimlerden sonra yapılan yorumlarda, Bayan Marie Le Pen liderliğindeki ırkçı parti Front National’ın (Ulusal Cephe) sağda birinci parti olmaya doğru gittiği yorumları yapılmıştı. Cumhurbaşkanı Sarkozy’ye destek veren Liberal muhafazakarlar ve Hıristiyan demokratların partisi olan Ulusal Cephe UMP (Union for a Popular Movement), 2007 seçimlerinde % 39.5 oy oranı ile Parlamentodaki 577 sandalyenin 313’ünü kazanmıştı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerin ilk turunda Sarkozy’nin aldığı oy oranına bakınca, Ulusal Cephe’nin ciddi güç kaybettiği görülmektedir. Buna karşın, aşırı sağcı Front National, oy oranını % 18’e çıkararak ciddi bir sürpriz yapmıştır. İleride sağda birinci parti olmaya dönük bir çıkış yakalayan ırkçı partinin Avrupa’da yükselen ırkçı hareketler ve partiler konusunda endişeli olanların uykularını kaçıracağı söylenebilir.

 İkiyüzlü Fransız Politikası

Fransa, bir yandan ırkçı partinin hızlı yükselişi ile gündeme gelirken, diğer yandan son dönemde iç siyasi sorunları ve ekonomik kriz nedeniyle emperyalist dış politikada etkin bir konumda yer alma uğraşısı içine girmiştir. Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan ve “sözde” uygarlaşmanın ve çağdaşlığın geldiği son aşama olarak önümüze konan Fransız “medeniyeti”, aslında dar ulusal çıkarlara dayalı ikiyüzlü iç ve dış politikanın örneğidir. 21. yüzyılın başlarında Fransa, göçmenlerin banliyölere hapsedildiği, ırkçılığın hızla yükseldiği bir çürümüşlük örneğidir.

Sömürgeci geçmişiyle dünyaya insan hakları ve demokrasi dersi vermeye kalkışan bir ülke olarak Fransa, Cezayir’de milyonlarca Müslüman katlederek adeta bir soykırım örneği sergilemişti. Cezayir’de gemilerle top ateşine tutarak on binlerce masum insanı birkaç saat içinde katleden Fransız sömürgeci anlayışı, bir yandan bugün batı tarzı demokrasi savunuculuğu yaparak diğer yanda ise yayılmacı emelleri yansıtan yeni sömürgecilik politikası peşine düşerek ikiyüzlülüğünü kanıtlamaktadır.

İ. Selamet’e göre, Afrika kıtasındaki Fransız soykırımı, yalnızca Cezayir ile sınırlı kalmamış; sömürgeci geçmişiyle insan hakları ve demokrasi havariliğine soyunan Fransa, Benin, Burkina-Faso, Cibuti, Çad, Gabon, Gine, Kamerun, Komor Adaları, Moritanya, Nijer, Senegal ve Tunus’ta da soykırımlar yapmıştır  

( http://www.turkpartner.de/Yazarlar/ISelamet/IkyFrn.htm ).

İç politikasında dış politikayı malzeme olarak kullanan, politikacılarının kimliksizliği ve kişiliksizliği ile dünyaya örnek olan, sahte Ermeni iddialarını 400 bine yakın Ermeni’nin oyunu almak için pişirip pişirip iç politika malzemesi yapan, Girit’teki Türk katliamı dâhil olmak üzere her konuda Türk düşmanlığını kanıtlamış Fransızlar, kendi ülkelerinde gettolara hapsettikleri Kuzey Afrikalı göçmenlere karşı uyguladıkları dışlayıcı, ırkçı ve insanlık dışı uygulamaları hiçbir zaman değiştirmemişlerdir. Uluslararası alanda yeni bir oyuncu olmak adına Kuzey Afrika’da sömürgeciliğe soyunan Fransa, geçtiğimiz aylarda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yakın ilişkiler kurarak Kıbrıs adasında bir Fransız üssü edinebilme uğraşısı içine girmiştir. Düşmanımın Düşmanı Dostumdur anlayışı ile hareket eden Fransız dış politikası; Türkiye ile ilişkileri sorunlu olan başta Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Ermenistan gibi ülkelerle Türkiye karşıtı ortak politikalar geliştirmek konusunda ciddi anlaşmalar ve görüşmeler içine girmiştir. Fransızların bu ikiyüzlü dış politikası, başka bir yazının konusu olacak kadar geniş ayrıntılar içermektedir.

Irkçı hareketlerin hızla güç kazandığı Avrupa ülkelerinden en önemlisi olan Fransa, ülkesinde gettolara hapsettiği vatandaşlarına Avrupa nimetlerini kullandırmamak konusunda çok kararlı davranmaktadır. Fransa deyince, yukarıda açıkladığımız sömürgeci geçmişi ve ikiyüzlü dış politikasının hatırlanması gerektiğini düşünüyorum.

Avrupa ülkelerinde ırkçı ve aşırı sağcı partilerin ve siyasal hareketlerin hızla güç kazanması, Avrupa’da ırkçılık tehlikesini gündeme taşımaktadır. Avrupa ülkelerinde ırkçılık tehlikesi, ne yazık ki, yalnızca Fransa ile sınırlı değildir. Irkçı hareketlerin hızla yükseldiği diğer ülkeler arasında Hollanda, Avusturya, Almanya, İskandinav ülkeleri, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya ve İzlanda ve hatta İsviçre de bulunmaktadır. Örneğin, ırkçılığın giderek yaygınlaştığı İsviçre’de aşırı sağcı ırkçı parti İsviçre Halk Partisi giderek tabanda destek buluyor. Geçtiğimiz günlerde Brezilyalı hamile bir avukat bayanı kaçırıp işkence yapan ırkçı parti yandaşları, ırkçılığın ne dereceye geldiğinin bir örneğidir.

Avrupa Birliği’nde Almanya, Fransa, İngiltere ve bir ölçüde de İtalya-İspanya’nın temel karar mekanizması olduğunu biliyoruz. AB politikalarında İngiltere’nin engellemelerine karşın Almanya ve Fransa, karar alma sürecinde etkilidir. Bu süreçte hem nüfus, hem de genç işgücü olarak bu iki ülkenin egemenliğini tehdit edecek yeni bir ülkenin (Türkiye) AB bütünleşmesine dâhil edilmesi hiç de kolay değildir. Fransız Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda ortaya çıktığı gibi, yabancı düşmanlığından beslenen ırkçı partilerin güç kazanması sürecinde Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerinin daha da gerginleşmesi kaçınılmaz görünüyor.

Son Haberler

Hits: 9477 Visitors: 3224
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.