Haberin yayım tarihi
2008-11-13
Haberin bulunduğu kategoriler

Belçika'da 'Zeybek Rüzgarı'nın' Ardından…

Namık Kemal Zeybek ve Atatürk..

Belçika'da geçtiğimiz hafta boyunca adeta bir 'Zeybek' rüzgarı esti. Uzun yıllardır Belçika'da yaşayan Türkiye sevdalısı dinamik bir camia tarafından heyacanla beklenen eski kültür bakanlarımızdan Namık Kemal Zeybek bir hafta boyunca yaptığı temaslarda ve verdiği konferanslarda insanlarımızın gittikçe karamsarlaşan ruhlarına adeta bir can suyu serpti.

Zeybek Beringen ve Brüksel'de yaptığı konuşmalarında kendini dinlemek üzere Belçika'nın değişik bölgelerinden gelen vatandaşlarımıza Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Milletini,n varoluş mücadelesinde yaşananlardan kesitler sunarak geleceğe yönelik projeksiyonlarda bulundu.

Namık Kemal Zeybek Kimdir?

1944 yılında Bayburt'ta doğan Namık Kemal Zeybek,Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Tarım ve Toprak Reformu Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı, Gümrük ve Tekel Bakanlığı Müsteşarlığı ve Bakanlık Müşavirliği, Özel Sektör Yöneticiliği, Başbakan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı, Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı, XVIII.ve XX. Dönem İstanbul Milletvekilliği ile 2. Özal Hükümeti'nde (46. Hükümet )- Yıldırım Akbulut Hükümeti'nde (47. Hükümet) Kültür Bakanlığı ve Refahyol Hükümeti'nde (54. Hükümet) Devlet Bakanlığı görevlerini başarılı bir şekilde ifa eden Zeybek Evli ve 2 çocuk babasıdır.


Namık Kemal Zeybek'in altını özenle çizdiği konuların başında şunlar bulunuyor;

-Türklerin tarihin eski zamanlarından beri Tuna'da da, Kırım'da da, Ant dağlarından Büyük Okyanus'a kadar olan coğrafyada da yaşamaktadır..Mustafa Kemal  ve Kuvayi Milliyeci subaylar zamanında Türk Milleti için en uygun sınırları tespit etmişler ve bu şekilde Türk devleti Anadolu ve Trakya coğrafyası üzerinde kurulmuştur.. Keşke şimdi Atatürk sağ olsaydı. Şimdi onun tam zamanıydı çünkü. Düşünün 13 milyonluk bir ülke. Nüfusun çoğunluğu kadınlar ve ihtiyarlardan oluşan, harap bir ülke. Yeniden vatanlaştırılan bir ülke. Mustafa Kemal Atatürk ve onun etrafındaki Türk milliyetçisi subaylardan meydana gelen bir kadro Osmanlı'dan kalan toprak parçasında neresinin vatan yapılabileceğine karar verdi..Ve bu şekilde bir millet meydana getirildi..

-Atatürk'ün kurtuluş savaşı mücadelesini başlattığı tarihlerde  tarihte kuzeyde SSCB dosthane ilişkiler dönemi oluştu.. Atatürk Lenin'den genç Türkiye için yardım istedi. Lenin Türkistan coğrafyasındaki Türklerden yardım alarak Türkiye'ye iletti.. İran da dost. Büyük Rıza Şah diyor ki, Mustafa Kemal Abimiz ne derse o olur. Afganistan da kendisini Türkiye'ye bağlı görüyor. Atatürk savaşıp yendiği Yunanistan'ı da kendisiyle birlikte pakt yapmaya zorluyor. Yugoslavya Kralı'nın bir sözü var. 'İngilizler Anadolu macerasını Yunanlılardan önce bize teklif ettiler ama reddettim.' Atatürk de buna '..Ya öyle mi? Size çok geçmişler olsun' der. İşte bu sayede Atatürk lider. Bu sayede o zayıf Türkiye, bölgenin lideri durumunda. Bu tarihi olaylardan ibret almak gerekir.

- Dünya'da en zengin, en eski dil Türkçe'dir. Kendine güveneceksin. Atatürk'ün de yaptığı buydu. İnandı ve inandırdı. Bizim de yapacağımız bu. Sen kendini nereye koyarsan yerin de orası olur..

-Atatürk'ün okuduğu kitapların sayısı 3997'dir.  Bunlar tespit edilenler, tahminen Atatürk'ün 5 bine yakın kitap okuduğu sanılıyor. Okuduğu kitaplar içersinde en çok tarih, Dil ve din kitapları, Ekonomi,  Felsefe, Edebiyat ve şiir kitapları bulunuyor.  Atatürk okuduğu kitapları bütün aklıyla okuyor.  Beğendiği yerleri onaylayan işaretler ve eklemelerle, beğenmezse belirterek, yanlış buluyorsa doğrusunu yazarak, hızını alamayıp boş yaprak yüzlerine şiirler yazarak sindire sindire okuyor, inceliyor.

-Atatürk hakkında çok içerdi deniyor. Atatürk "Genç Kalınız" adında bir kitap okumuş ve "İçkiden uzak durunuz" cümlesinin altını da kalınca çizmiş. Ben bukonuda "Keşke Atatürk içki içmeseydi" diyorum. Genç kalırdı, daha çok yaşardı ve ülkesine daha çok hizmet ederdi.

-Mustafa Kemal Atatürk'ün Ramazan gecelerinde, kandil gecelerinde ve Fevzi Çakmak'ın konuk olduğu gecelerde içmediğini biliyoruz. "Mareşal böyle şeylerden hoşlanmaz" diyerek içki getirilmemesi konusunda çalışanları uyardığını da biliyoruz. Atatürk kendi anlayışınca dindardı. Kendi anlayışının dışında dindar olanlara da saygılıydı.

Ben Siyasetten Anlamam..

Namık Kemal Zeybek Bürksel ve Limburg bölgesinde konferanslar dışında bir çok dernek, federasyon temsilcisi ile de bir araya geldi. Limburg bölgesinde BTDB(Belçika Türk Dernekler Birliği) ne bir ziyarette bulunan Zeybek kurum yöneticilerinde yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler aldı.


Kısa adı BTSF olan Belçika Türk Spor ve Kültür Federasyonu başkanı Hüseyin Dönmez ve arkadaşları ile Heusden-Zolder'de bir araya gelen Zeybek kendisine yöneltilen sorulara oldukça içtenlikle cevaplar verdi. Namık Kemal Zeybek'in yorum yapmak istemediği tek konu ise Türkiye'de ki, iç siyasete yönelik sorular oldu. Zeybek polemik konusu olabilecek soruları geçiştirmek üzere biraz da espiri ile karışık 'ben siyasetten anlamam'  diyerek yanıtsız bıraktı.

Türkiye'de aydın, deneyimli ve vizyon derinliği güçlü yönüyle oldukça az rastlanan bir örnek olmasına rağmen günümüzde meclis dışı kalmış olmasını ülkemiz için bir kayıp olarak görüyoruz.

Koordinasyon Kurulu Var Mı, Yok Mu?

Belçika'da bir diğer tatışma noktası ise 'kim gerçek anlamda sivil toplum örgütü, kim değil' şeklinde yapılan tartışmalardır.

Zaman zaman 'Koordinasyon Kurulu'da neyin nesi', şeklinde eleştirilere bizlerde bizzat şahit olduk.  

Geçtiğimiz ay içersinde Türkiye'de iktidar partisi AKP güdümünde olan bir kuruluş AP' bünyesinde bir konferans düzenledi. Bir yerel haber istersinde yayınlanan fotoğraflardan katılımcı sayısını tespite çalıştık. Toplam 35 kişi katılmış. Bunların 20 tanesi yönetici durumunda. 5 tanesi konuşmacı, geriye kalanlarda resmi temsilcilerimiz. Dinleyici durumunda olanlar ise 3 veya 5 kişi.


Burada söyelemek istediğimiz konu 'tabansız bir kurumun' lüks otel salonlarında büyük meblağlarla düzenlediği özel resepsiyonlar dışında yaptıkları etkinliklere ilginin ne düzeyde kaldığıdır.

Bu durum tespiti ile maksadımız birilerini küçük düşürmek veya rencide etmek değildir. Bilakis ülkemizin ve insanlarımızın yayarına olacak her türlü girişimi etkinliğe bir kişi de katılsa ciddiye alırız. Burada asıl vurgu yapmaya çalıştığımız nokta ise adı büyük puntalarla yazılı tabelalarda asılı olan bazı kurumların isimde varlığı, icraatta ise yokluğudur. Sorun sadece haksız itibardır.

Ancak uzun yıllar bir gönüllü vatanserlik örneği sergileyen 'Koordinasyon Kurulu' üyeleri ve bu oluşuma katkı veren camia'nın hiç yerine konulmasının da oldukça haksız bir yaklaşım olduğunu ifade etmek istiyoruz.

Koordinasyon Kurulu aslında Belçika'da yaşayan Türk toplumunun sorunlarını gündeme getiren demokratik bir platform'dur. Bu yıl içersinde bir çok konferans ve özellikle 'Avrupa'da Yaşayan Türklerin 5. Yılına Doğru" başlığı altında Brüksel'de yapılan sempozyum başlı başına tarihi bir girişim olduğu tartışmasız bir gerçektir. Atatürk'ün Anma  ve Anlama etkinliği olarak namık Kemal Zeybek'in Belçika'ya davet edilerek verdiği konferansların yankıları hala sürüyor.

Koordinasyon Kurulu ile birlikte hareket dinamiklerin dostluk ve işbirliğinin tarihçesi 30 yılı aşkındır. Günümüzde tarihi yeniden yazmak isteyenlerin geçmişten bihaber olmaları ise eksiklikten ziyade bir cahillik olsa gerek.

Ortak Nokta..

Belçika'da Türk toplumunu temsil eden sivil toplum örgütü temsilcileri zaman zaman birraya gelerek demokratik bir platform da çatısı altında nasıl biraraya geliriz sorusuna yanıt aradılar.

Bugüne kadar gerçek anlamda etkin ve dinamik bir yapı oluşturulamadı. Genellikle Türkiye'deki siyasi bölünmelerin etkisinde kalan temsilcilerimizin ortaya koyduğu çekinceler temsilcilerimizin kendilerini aşmasını hep engelledi.

Ancak günümüzde gittikçe gelişen bir ortak nokta'da buluma eğilimi bizleri yimser düşünmeye sevkediyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası ve Türk insanının mutluluğunu ön planda tutan aydın bir kitlenin gittikçe birbirlerine daha sıcak duygularla yaklaşmaları cesaret verici bir durum.

Namık Kemal Zeybek'in verdiği konferanslara olan çok yönlü ilgi bilinçli bir kitlenin 'ortak noktası' olarak yorumlanabilir. Burada Türkiye Cumhuriyeti'nin tam bağımsız , demokratik ve laik bir ülke olarak kalması gerektiği ve Atatürk İnkilap ve İlkelerine olan bağlılık farklı siyasi tercihlerin üzerinde tutulduğunu açıkça gösteriyor. Demek ki, adı konulmuş bir kurum olmasa da aydın Türk insanının bir doğal platformu her zaman bulunuyor.

Katılım Konusu ve  Apolitik Bir Nesil Eleştirisi...

Belçika'da yaşayan Türk gençliğinin Türkiye Politikası ile olan ilgisinin azlığı açıkça görülüyor. Bunun temelinde birçok farklı neden olabilir. Dil yetersizliği, Belçika'da doğmuş, büyümüş olma, Türkiye hakkında yetersiz bilgi sahibi olma, zaman ve makan farklılığı gibi konular ilgi azlığına neden olarak sayılabilir. Buna halka, gençliğe ulaşma konusunda kullanılan iletişim metodundaki yanlışlıkta eklenebilir.

Günümüzde kültürel etkinliklere katılımın azlığı artık bir gelenek hale geldi. Bu durumu her alanda görüyoruz. Bazıları insanların ilgi alanlarının değiştiğini, bir 'Apolitik Gençlik'in devreye girdiğini belirtiyorlar..

Siyasi, sosyal ve kültürel etkinliklere yönelik atılım azlığı genelde "80 sonrası oluşan apolitik gençlik" şeklinde ifade ediliyor. 1980 sonrası yetişen kuşakları tanımlamak için kullanılan ifadeler içerisinde en yaygın olanı bu ifade. 12 Eylül'ün darbesiyle acılar çekmiş bir neslin kendinden sonraki ürünüdür bu kuşak(lar). 90'ların o ışıltılı, bol televizyonlu günlerine doğan o çocuklardan, babalarının, annelerinin gençliklerini, yaşadıklarını öğrenmek isteyen eden bazı meraklı olanları dışında, çoğu için politika, yozlaşmış, büyüklere bırakılması gereken, günlük hayattan uzak tutulan bir olgu olarak görülüyor.

Bu konuda ayrıca çok farklı yorumlarda yapılabilir. Örneğin tiyatro, eğlence ve farklı etkinliklere olan katılım daha yoğun bir düzeyde. Belkide iletişim ve yaklaşım konusunda klasik metodların bırakılması gerekiyor.

Kıyaslama yaptığımız da, özellikle Belçika'da yaşayan Türk geçliğinin yapısını ve neye hangi düzeyde tepki göstereceğinin özel olarak incelenmesi gerekiyor.  Onları 'Tepkisiz, Apolitik Gençlik'  şeklinde suçlayıcı bir yaklaşımla değerlendirmenin haksızlık olacağını düşünüyorum. Buna örnek olarak Türk Milli takımının başarında ortaya konan tepkileri, tiyatro, sanat gibi etkinliklere olan ilgi ve Türkiye'de terör olaylarına yönelik tepkileri unutmamak gerekiyor.

Fakat tüm bu eksikliklere rağmen gerçek bir Türk aydını, düşünürü olan Namık Kemal Zeynek'in Belçika'da kendisini dinlemeye gelenlere verdiği değerli bilgilerle nasıl etkilediğini hep birlikte gördük. Zeybek'in gelecekte özel olarak Belçika'da eğitim gören üniversiteli Türk gençleri ile buluşturulmasının önemini burda belirmeliyim.

Bu arada böyle önemli bir etkinliğe destek veren başta Koordinasyon Kurulu olmak üzere, BTDB, EYAD, AİMEE, BTSF, BADD, DOĞUŞ, gibi derneklerin yöneticilerini, Evere-Brüksel Belediye Meclis Üyesi Nebahat Acar ve İşdamı Rüştü Erbaş'ı bu özel etkinlik için katkılarından dolayı kutluyorum.
 
     
      

     
      

     
      

     
      

     
      

     
      

     
      

     
      

     
      


Son Haberler

Hits: 5807 Visitors: 3049
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.