Haberin yayım tarihi
2006-11-29
Haberin bulunduğu kategoriler

Bu kin, bu öfke niye?.

Belçika'da yaşayan Türkler Genk şehrinin ismini duyar duymaz hemen tebessüm ederler. Bu olumlu görüntünün bir çok sebebi vardır.
 
Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

1:Genk Belediye başkanı olan Jef Gabriels'in Belçika'da bir çok çatı kuruluşu, dernek, federasyon ve kurum tarafaından en büyük Türk dostu olarak seçilmiştir.

2:Belçika'da tesisleri ile, başarıları ile en üst düzey futbol oynamış Türk futbol takımı Genk'de bulunmaktadır.

3:Belçika'da din hizmetleri konusunda en örnek ve başarılı çalışmalar Genk şehrinde yapılmaktadır. Genk şehrinde 4 tane Türk camisi bulunmaktadır. Hele hele Genk-Sledderlo Camisi mimari özellikleri itibari ile Belçika'da Türkler tarafından yapılan en güzel camilerimizden biridir.
 
4:Genk şehri Türkler'in en iyi örgütlendiği bir kenttir. Genk Türk Dernekler Birliği tüm Türk kökenli sivil toplum örgütlerinin bir araya geldiği bir çatı kuruluşu olarak Belçika'da yaşayan tüm Türk toplumuna örnek teşkil etmesi gereken bir organizasyondur. Bu oluşumun kuruluşunda büyük çaba harcayan genç politikacı Ali Çağlar'ı kutlamak gerekir.
 
5:Genk şehrinde yaşayan gençlerin kurduğu ve büyük başarılarını sık sık alkışladığımız derneklerimizi görmemezlikten gelmek, bu gençleri inkar etmek anlamına gelir ki, buna kimsenin hakkı yoktur. Tügök(Türk Gençlik ve Öğrenci Kuşağı), Tgt(Türk Gençlik Tiyatro gurubu), Türk Eğitim ve Kültür merkezi ve Okul Aile birliği, Genk Türk kadınlar birliği, genç fotoğrafçılar, sanatçılar ve daha bir çok kültür ve sosyal dayanışma dernekleri bir çok ortaklaşa etkinlik yaparak gerek Genk'te yaşayan insanlara, gerekse Türkiye'de yaşayan mağdur ve muhtaç insanlara yardımlarda bulunmaktadırlar. Politikacı Ali Çağlar ise tüm bu organizasyonlarda bir gönüllü vatandaş olarak derneklerin hep yanında olmuştur. Bu derneklerin Ali Çağlar'a olan sempatisi de bundan kaynaklanmaktadır.
 
Bu örnekleri daha da uzatabiliriz. Fakat öncelikle bunları niçin yazma gereği gördük onu açıklayalım.
 
Dün akşam bize ulaştırılan bir yazıyı gazetecilik etiği gereği yayınladık.  Bu yazının sahibi Genk belediyesinde son yerel seçimlerde başarılı olup meclis üyesi olan Havva Duman hanımefendidir. Kendisinin iddiaları gayet açıktır. Bizlerin bunları niçin böyle sıraladınız şeklinde bir yaklaşım sergilememiz mümkün değildir. Her politikacının kendi duruşu ve kendi görüşü elbette olacaktır. Bu doğrultuda Havva Duman'ın görüşlerine saygı duyarız. Ancak bizim kültürümüzde "Yiğidi öldür, ama hakkını ver" diye bir söz vardır. Bu anlamda bizlerinde Genk şehri söz konusu olduğunda elbette söyliyeceklerimiz olacaktır.   
 
Seçim öncesi gerginlikler ve seçim atmosferinin gereği uç söylemler olabilir. Fakat seçim sonrası son derece agresif, uç siyasi söylemlerin kamuoyunda pek kabul görmediğini siyasete yeni başlayan kardeşlerimiz için hiç bir avantaj sağlamayacağını hatırlatmak isterim.
 
Havva Duman'ın iddiaları:
 
Sözde akıl Hocaları ve kazanmak için her şey mübahtır anlayışı…

 
Genk belediye meclis üyesi Spa'lı Havva Duman'ın yazısında değindiği konularda birisi‚ 'Ali Çağlar'ın' taraftarlarının iddiaları ve sözleri ile ilgili eleştiridir. Her politikacının bir taraftarı olur. Havva Duman'ın taraftarları ile de zaman zaman bir araya geldiğimiz olmuştur. Hatta seçim öncesi Havva Duman taraftarı birinden Genk'de oluşabilecek siyasi tablo konusunda girdiğimiz bahis sonucu hala bir takım elbise alacağım bulunmaktadır. Seçim süresince Havva Duman'ın taraftarlarının ağıza alınmayacak küfürleri ve suçlamalarını bizde çok dinledik. Bunları tamamen engellemek mümkün olmuyor. Nihayetinde siz ne söylerseniz söyleyin, hakem rolünü seçmen oynamaktadır. Ve seçmen tercihini büyük ölçüde Ali Çağlar'dan yana yapmıştır. Bu durumda diğer insanlara düşen görev buna saygı duymaktır. 

Ramazan çadırı olayı…
 
Ramazan çadırı projesi Ali Çağlar'ın tek taraflı aldığı bir kara değil, bilakis Genk Dernekler Birliği üyelerinin ortak bir kararı olmuştur. Bu çadırda bir çok kişi, işadamı, dernek ve kurum iftar yemeği vermiştir. Genk Ramazan çadırı sadece Genk'liler değil aynı zamanda Belçika'da yaşayan tüm Türk toplumunun dikkatini çekmiş, aynı zamanda Belçikalılar'da büyük ilgi göstermişlerdir. Bu çadırın daha önceleri yapılmak istenmesine rağmen gerçekleştirilememesi ilgili şahısların bir başarısızlığı olsa gerek. Şayet Ali Çağlar bu konuda bu derece başarılı olmuşsa bizlere sadece onu tebrik etmek düşer. Ben bizzat bir kaç akşam Genk iftar çadırında orada yaşayan yüzlerce insanla birlikte oldum. Bugüne kadar da kimseden olumsuz bir eleştiri duymadık. Havva Duman kardeşimizin bu konuda ki düşüncesini yeniden gözden geçirmesini tavsiye ederiz.
 
Encümenlik veya Belediye Başkan yardımcılığı konusu…
 
Belçika'da ki siyasi ünvanların tam karşılıkları maalesef Türk toplumu tarafından tam olarak bilinmemektedir. Sistem gereğide zaten her uygulamanın karşılığı Türkiye'de de yoktur. Örneğin Brüksel Hükümeti bakanı olan Emir Kır devlet sekreteri görevi olmasına rağmen, bizler onu bakan olarak tanımlamaktayız. Bu tanımlama Emir Kır'ın siyasi ve idari açıdan üstlendiği görevin Türkiye'de pratikte olan karşılığı şeklinde değerlendirilmektedir. Türkiye'de belediye başkanları seçimlerde direkt olarak seçilmektedirler. Belçika'da ise siyasi etik gereği en büyük partinin içinden parti tarafından o göreve uygun görülen şahıs, belediye meclisinden güven oyu aldıktan sonra belediye başkanı olabiliyor. Encümenler içinde durum buna benzer bir prosedürle oluşuyor.

Ayrıca bugüne kadar encümenler konusunda görev tanımlaması yapılırken 1. encümen veya ikinci, üçüncü gibi bir sıralama yapılmadı. Örneğin Sait Köse, Nezahat Namlı, Selahattin Koçak veya Gökay Elkılıç için hiç bir zaman sıralamada nerede bulunduğu gündeme getirilmedi. Elbette Belçika yasalarına göre yetki ve etki yoğunluğu konusunda 1. sırada bulunmak önemlidir. Fakat Genk şehri için hiç bir zaman Ali Çağlar 1. encümen olacak diye bir açıklama yapılmamıştır. Ayrıca Genk şehrinde ilk defa bir Türk kökenli şahsın kim olursa olsun Encümen olarak belediye meclisinde görevlendirilmesi önemli bir hadisedir. Bunun gölgelenmeye çalışılması ise hiç de şık bir durum değildir.
 
Kim kimi dışlıyor……
 
Genk belediye meclis üyesi Havva Duman'ın iddialarından biride CD&V partisinde Türkler'in dışlandığı ile ilgilidir. Bu konuda şayet Spa veya PS Belçika'da yaşayan Türkler'e daha fazla şans veriyor demek istiyorsa kendisine hak verilebilir. Evet doğrudur. Fatma Pehlivan ilk girdiği seçimlerde yeterli oy almadığı halde partisi tarafından iki yıl sonra Senatoya taşınmıştır. Cemal Çavdarlı Gent Spa listesinden 3. yedek olarak girdiği seçimlerde milletvekili yapılmıştır. Emir Kır PS tarafından bakan yapılmıştır. PS'li Emin Özkara Brüksel parlementosu milletvekilidir. Bunları kimsenin inkar ettiği yok. Fakat sayın Havva Duman'ın bilmediği veya farkına varamadığı başka bir gerçek bulunmakatadır. Kendisine aşağıda sıralayacağımız bazı durumları dikkatlice okumasını tavsiye ediyorum:
 
1:Spa partisi sol görüşlü, ateist ve maksistlerin daha yoğun olduğu bir parti olarak biliniyor. Bu bir şuç değildir. Bir duruş ve siyasi tercihdir. Fakat örneğin Gent şehrinde solcu ve marksist bir ekolden geldiği bilinen Fatma Pehlivan ile tam zıt fikirleri ile tanınan sağ görüşlü Cemal Çavdarlı aynı partide siyaset yapmaktadır. Bu durumu Fatma Pehlivan'a sorduğumuzda kendisinin cevabı ‚'artık siyasi partiler oy uğruna tüm etik değerlerini yitirdiler" oldu. Bize göre Fatma Pehlivan çok haklıydı. Son yerel seçimlerde Spa ve PS listelerinden seçilen Türk kökenli adayların ezici bir çoğunluğunu sağcı gençlerden oluştuğunu acaba sizler biliyormusunuz?..

2:Anvers belediyesinde Spa listesinden meclise giren toplam 6 Müslüman kökenli meclis üyesinin 3'ü Türk kökenlidir. Bir diğer Türk kökenli üye ise oldukça yüksek oyla il genel meclisine girmiştir. Ve bu arkadaşlarımızın hiç birine Ali Çağlar'a layık görülen yetkiler verilmemiştir. Spa Anvers'de iktidar partisidir. Anvers'de yaşayan Türkler'in önemli bir çoğunluğu Spa'ya oy vermiştir. Belediye başkanı Patrick Janssens bu durum kendisine sorulduğunda Müslüman kökenli meclis üyelerini kastederek "onların öğreneceği daha çok şey bulunduğu ve henüz görev üstlenecek bir durumda olmadıklarını" belirtmiştir.

3:Sayın Havva Duman Houthalen belediyesinde Spa'nın başarısından bahsetmektedir. Kendisine Houthalen'de Spa tarafından tam bir siyasi cinayet işlendiğini söylesem acaba ne düşünür?. Acaba kendisi Belediye başkanı adayları olan Alain Yzermans tafarından yaratılan siyasi kaos neticesinde partisinin başkanı ve bir seçim öncesi belediye başkanı olan ve aynı zamanda son dönem Vali yardımcılığı(Depute) yapmış olan partinin en önemli isimlerinden biri olan Jules D'Oultremont'u partiden dışlandığından haberiniz var mı? Türk kökenli meclis üyesi Mustafa Aytar ve Faslı Khalid Assacour'un seçim kampanyaları boyunca kendi parti arkadaşlarına karşı kampanya yürüttüklerinin ortaya çıkması ile bir hesaplaşma sürecine girdiklerinden haberiniz var mı? Seçim öncesi CD&V ile yapılan koalisyon sözleşmesini, seçim sonrası inkar ederek farklı bir yola giren Spa'lı belediye başkan adayı Alain Yzermans'ın şu anda Houthalen'de ‚'Persona no grata" pozisyonuda olduğundan haberiniz var mı?
 
4: Genk belediyesinde 1. Encümen olacak olan şahıs Wim Dries bir önceki dönemde görev almış ve oldukça birikimi olan bir kişidir. Wim Dries'in 1. encümen olarak görevlendirilmesi ise parti organlarının uzun bir değerlendirme sonucu oluşmuştur.
Üzerinde spekülasyon yapılan bir diğer isim ise Eric Gerits'ir. Sayın Havva Duman bu şahsın yeni bir meclis üyesi olmasına rağmen CD&V geleneğine aykırı bir şekilde encümen yapıldığı iddia edilmektedir. Genk şehrinde CD&V partisi tarafından geleneksel hale getirilen bir uygulamaya göre daha önce meclis uyesi olmamış birisi doğrudan encümen olamıyor. Bize verilen bilgiye göre Eric Gerits de ancak 4 yıl sonra encümen olacaktır. Her ne şekilde olursa olsun siyasi partilerin kendi iç kararları toplumsal bir zarar söz konusu olmadığında bir başka partinin sözcülerinin siyasi malzemesi olmamalıdır. En azından bu etik bir yaklaşım değildir.
 
5:Siyaset uzun soluklu bir iştir. Ali Çağlar'ın neden encümenliğinin daha önceleri gündeme getirilmediğini Genk belediye başkanı Jef Gabriels'e soran belkide ilk ve tek kişi benim. Jef Gabriels bu soru ile karşılaştığı zaman şunları söyledi: ‚'Ali Çağlar yetenekleri olan bir genç. Ali Çağlar'ı aldığı oyların karşılığı hemen ağır bir sorumluğun altına itmek, onu bile bile ateşe atma ve yok etmek anlamına gelirdi. Ali Çağlar hem Genk'de, hem de Belçika siyasetinde daha uzun yıllar faydalanacağımız biridir. Onu hem korumak zorundayız, ve hemde gelişmesine, güçlenmesine katkı yapmak zorundayız. Günü gelince Ali Çağlar'ın ne tür görevler üstleneceğini herkes görecektir". İşte gün gelmiştir. Ali Çağlar artık Genk belediyesinde Encümen olmuştur. Ben şahsen Ali Çağlar'ın ilerleyen yıllarda dah da önemli misyonlar üstleneceğinden eminim. 
 
6:Spa ve CD&V arasında en büyük fark ise Spa oy uğruna tüm siyasi gelenekleri yerine göre hiçe sayabiliyor. Buda çok oy almasını sağlıyor. CD&V'de ise her şeyin sindirilerek, belli bir zaman süreci sonrası kalıcı bir sürecin başlatılması ile oluyor. Birinde süreklilik, gelenek, kalıcılık ve istikrar. Diğerinde ise popülizm. Tercih sizin.
 
Seçimlerin hemen sonucunda gösterdiği başarıdan dolayı Havva Duman'ın Ali Çağlar tarafından nazik bir şekilde tebrik edildiğini biliyoruz. Şimdi sayın Havva Duman'a sormak istiyoruz. Bu kin, bu öfke niye….
 
 

Son Haberler

Hits: 9518 Visitors: 3230
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.