Haberin yayım tarihi
2008-12-15
Haberin bulunduğu kategoriler

Marino Keulen:Türkiye AB'nin ticari rakibi değil, ortağı olacaktır..

Sayın Bakan;

Herşeyden önce reportaj isteğimize olumlu yanıt vermenizden dolayı teşekkür ederim.
Bu reportajın konuları daha çok Müslüman Temsil Kurumu(Moslim Executieve), Uyum, Vatandaşlık, Camiler, İmamların Eğitimi, ırkçılık, ayrımcılık ve patinizdeki yeni Belçikalılar'ın durumu üzerine olacaktır.

Hüseyin Dönmez:
Belçika'da kliseler ile ilgili kanun Fransız Devrimi sonrası iktidara gelen Napoleon zamanında yapılmıştır. 1802 yılında Fransa'da oluşturulan sistem Belçika bağımsız bir devlet olduktan sonra örnek olarak alınmış ve daha sonra 1870 ve 2004 yıllarında değişikliklere uğramıştır.

Belçika'da uzun yıllar kliseler ve çalışanlarla ilgili tüm ödemeler adalet bakanlığına bağlı temsil organı (Ministerie van Justitie - departement eredienst en kerkfabriek) tarafından yürütüldü.

Bu kanun 7 mayıs 2004 yılında değişiliğe uğrayarak son şeklini aldı. Bu tarihten sonra yetkiler daha çok bölgelere aktarıldı.

Müslümanları temsil eden organizasyon ise  farklı bir yapıda işliyor. 'Moslim Executieve' denen kurum adalet bakanlığına bağlı. Executif konusunda sistem içersinde adalet bakanlığı, iç işleri bakanlığı, eğitim bakanlığı ve Flaman bölgesi uyum ve iç işleri bakanlığı hepsi ayrı ayrı farklı konularda yetkili durumda bulunuyor. Oldukça karışık bir sistem oluşturuldu. Ayrıca valiliklerin ve belediyelerinde bazı konularda söz hakkı var.

Bu yapı sizce çok karışık, içinden çıkılmaz bir görüntü arzetmiyor mu?
 
Bakan Marino Keulen:
Bu soru bize sık sık soruluyor. Evet belki sistem biraz karışık gözükebilir. İslam Belçika devleti tarafından 1974 yılında tanındı. İslam dinin tanınmasından bugüne bir çok hizmeti hayata geçirmek için geciktik. Şimdi bir şekilde Belçika'da yaşayan Müslümanlara yönelik din hizmetleri alanında oluşturulan sistemi benimsemek gerekiyor.  Hizmet verebilmek için öncelikle sistemi öğrenmek gerekiyor.  Bugün için zor görülen bazı ayrıntılar temsilciler tarafından hızla öğrenilebilir. Bu konuda vilayet düzeyinde elbette gerekli eğitimler verilecektir. Unutmayın ki, Belçika'nın diğer ülkelerden farklı bir idari yapısı var. Hep birlikte ülkenin gerçeklerinden kaynaklanan yapılanmaya alışmamız ve sistemin çalışmasına katkı yapmamız gerekiyor.
 
Hüseyin Dönmez:
Müslümanlar Temsil Kurumu(Moslim Executieve) 1998'de kuruldu. Bugüne kadar kurumda iki seçim yapıldı. İkinci seçim daha çok bazı yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının gölgesinde gerçekleştirildi.

2004 yılında yapılan seçim sonrası oluşturulan yönetimde de benzer tartışmalar gündeme geldi. Bu durum Belçikalılar nezdinde olduğu kadar Müslüman toplum arasında da kurum hakkında güvensizlik duygusu yarattı. Kurum her düzeyde tartışılır hale geldi.

Bu gelişmeler ışığında camilerin resmen tanınması, imamların eğitimi, yeni personellerin işe alınması gibi bir çok önemli dosyada gecikmeler oldu.

Sizce niçin herşey bu kadar zor yürüyor?

Sorunlar sizce nasıl aşabilir? Sistemi nasıl işler hale getirebiliriz?
 
Bakan Marino Keulen:
Burada İslam Temsil Kurumuna(İslam Executieve) üye olarak seçilen temsilcilere büyük sorumluluklar düşüyor. Bu kurumda bir şekilde temsilci durumunda olan insanların üstlendikleri misyonu sağlıklı bir şekilde yürütmeleri sonuç almaları gerekiyor.

Bu ülkede İslam'a karşı olanlarıda hesaba katmak gerekir. Bu açıdan bakıldığında her seferinde Belçika'da yaşayan Müslümanları temsil etmek üzere görev üstlenenlerin kendi aralarında kavga etmeye başlaması normal bir durum olarak görülemez.  Örneğin Arap kökenli temsilcilerle Türk kökenli temsilciler arasında yaşanan anlaşmazlıklar veya bir şekilde guruplar arası çekişmeler ve ardından bir gurup üyenin kurum üyeliğinden istifa etmesi  kurumun temsil ve güvenirliğini tartışmalı hale getirmektedir. Burada en doğru yol bir şekilde anlaşarak, uzlaşarak ihtiyaçlara cevap verebilmektedir.
 
Bugün için Protestan inançlı insanlar arasında da bir çok farklılıklar bulunuyor. Lüternler, Kalvenistler gibi dine farklı açılardan bakanlar var. Ancak din hizmetleri söz konusu olduğunda aralarında uzlaşıyorlar. Bu aslında Belçika'da yaşayan Müslümanlar'a için de güzel bir örnek örnek olabilir.

İnsanlar farklılıklarına rağmen uzlaşmanın yolunu bulmalıdırlar. Uzlaşma ve ortak tavır sergileme Müslüman toplumun birliği ve güvenirliği için de çok önemlidir.  Bugün bir çok gurup İslam'ı saldırgan bir din olarak göstermeye çalışıyor. İslam ve Müslüman toplum üzerine bir çok eleştiri yapılıyor. Bizler elbette İslam dininin böyle olmadığını biliyoruz. Bu açıdan bakıldığında din hizmetleri konusunda Müslüman toplumun tek vücut olup devlet düzeyinde temsil edilmesi için herkesin sorumluluk içersinde hareket etmesi gerekiyor. Dışarıdan bakanların sizleri bir bütün olarak görmesi güvenirliği artıracak, yapılacak diğer işleride bir şekilde kolaylaştıracaktır.

Hüseyin Dönmez:
2007 yılında Valon Bölgesi bakanı Philippe Courard 43 camiyi resmen tanıdığını açıkladı. Fakat bugüne kadar hiçbir cami devletten bir kuruş para alamadı.

Siz ise 22 aralık 2007 tarihinde 7 camiyi tanıdığınızı ilan ettiniz. Bildiğimiz kadarı ile onlarda henüz devletten mali bir yardım alamadılar.

Diğer Camiler ne zaman tanınacaklar?

Tanınma prosedüründe ne tür kriterler uyuguluyorsunuz?

Belçika devleti tarafından resmen tanındığı ilan edilen camiler ne zaman mali yardım almaya başlayacaklar?

Mali yardımlar hangi bakanlık tarafından yapılacak?

Bakan Marino Keulen:
Flaman bölgesinde henüz 7 cami resmen tanınmış durumdadır. Bununla birlikte 17 yeni dosya bize ulaşmış durumdadır. Gerekli prosedür tanınacak yeni camiler için işliyor. Tüm dosyaların gözden geçirilmesi ve gerekli prosedürün tamamlanması için biraz zamana ihtiyacımız var. Yeni dosyaların 2009 haziran ayı öncesi tamamlanabileceğini düşünüyorum.

Tanınma prosedürü içersinde belediye ve valilikler tarafından verilen olumlu adviz ve ayrıca devlet güvenlik kurumunun onayı gerekiyor. Bununla birlikte tanınmak için müracaat etmiş camilerin yapıları da inceleniyor. Çünkü resmen tanınmış bir cami bir şekilde devletle çok ciddi bir ilişki içersine girmektedir. Tanınmış olacak bir caminin yöneticilerinin yeterliliği de önemlidir. Öncelikle iyi bir iletişim için Flamanca bilmek gerekiyor. Yazışmalar, muhasebe kayıtlarının kanunlara uygun bir şekilde tutulması gibi konular oldukça önem arzediyor. Bu açıdan tanınma prosedürü içersinde camilerin yapısal düzeni de önemli bir kriter oluşturuyor.

Herşeye rağmen bu süreçte bir çok engeli aşmış durumdayız. Şu anda önümüzde 17 dosya daha bulunuyor. Belki bazı engeller olmasa idi şu anda çok daha ileri bir safhada olabilirdik. Camilerin tanınması sürecinde İslam Temsil Kurumunda yaşanan sorunlar yüzünden çok zaman kaybettik. Camilerin tanınma dosyaları onlar tarfından hazırlanması gerekiyor. Katolik ve Portestanlar da ibadet merkezlerinin tanınması için de benzer prosedürler uygulanıyor. Sistem böyle.

Hüseyin Dönmez:
Bazı tanınmış camilerin dosyalarını geri çektiği söyleniyor. Ne diyorsunuz?

Bakan Marino Keulen:
Daha önce dosyları tamamlanarak resmen tanınan camilerle herhangi bir sorun bulunmuyor.  İlişkiler gayet sağlıklı bir düzeyde yürüyor. Ayrıca tanınmış camilerin yönetimleri ile çok düzeyli bir ilişki kurmuş bulunmaktayız.

Hüseyin Dönmez:
İmamlar kime bağlı olacak? Maaşlarını kim ödeyecek?

Bakan Marino Keulen:
İmamların maaşlarının ödenmesi konusu Federal düzeyde ele alınıyor. Bu konuda elbette Adalet bakanı Jo Vandeurzen ile günü geldiğinde gerekli köprüler kurulacaktır. Belçika'da diğer din adamlarına nasıl ödeme yapılıyorsa İmamlar'a da aynı şekilde ödemeler yapılacaktır.

Hüseyin Dönmez:
İmamların eğitiminin oldukça önemli bir iş olduğunu biliyoruz. Müslüman toplum içersinde farklı İslam anlayışları bulunuyor.  Türk, Arap veya Şii, Sünni gibi ayrışmalar var. Bunun yanında Camiler Flaman Bölgesinde bir ibadet merkezi olmanın dışında kültürel, sosyal bir çok etkin çalışmalar yapıyor.

İmamların eğitimi konusunda somut ne tür çalışmalar yaptınız?

Belçika devletinin Camiler ve İmamlar konusunda ne tür beklentileri var?

Bu konuda sizin kişisel düşünceleri nelerdir?
 
Bakan Marino Keulen:
İmamların yetiştirilmesi konusu daha çok eğitim bakanı Frank Vandebroucke'unun yetkisinde. Bu konuda daha önceleri bir hedef ortaya konulmuştu. İlk etapda daha çok Türkiye'de üniversite düzeyinde din eğitimi almış olanların açık öğretim modeli ile yetiştirilerek görevli olarak işe alınması düşünülmüştü. Bunun yanında yüksek okul veya üniversite düzeyinde eğitimi olmayan İmam adayları var. Onlar içinde özel bir eğitim modeli hazırlanması söz konusuydu. Bu yönde Anvers ve Leuven üniversitelerinde bazı girişimler olduğunu biliyorum. Tüm bu hazırlıklar için daha önceleri 2009 yılı bir hedef olarak seçilmişti. Burada asıl önemi olan nokta din adamlarının sadece din değil, aynı zamanda sosyal ve toplumsal konularda da hayatımıza katkı yapar durumda olmalarını sağlamaktır. 
 
Hüseyin Dönmez:
2004 yılında Müslüman din adamlarının yetiştirilmesi üzerine bazı öneriler yapıldı. Bu konuda Gent Üniversitesinde Meryem Kanmaz'ın düzenlediği bir forumda konuşan eski bakan Ludo Sannen bir Flaman Üniversitesinde fakülte açılarak eğitim verilebileceğini belirtmişti.. Sizde bir İslam Fakültesi gündeme geldiği tarihlerde bu öneriye yeşil ışık yaptığınızı belirmişsiniz.

Yeşil ışık yaktığınızı hangi anlamda söylediniz?

Bakan Marino Keulen:
Bu konu eğitim bakanlığına bağlı. Niçin bu kadar uzadı bilemiyorum. Bu sorunuzu asıl eğitim bakanına yöneltmeniz gerekiyor. Ancak bilinmelidir ki, bizler de İmamlar için iyi bir eğitim modelini isteyen tarafız. Bu nedenle bizler iyi bir eğitim almış, bu ülkenin şartlarını iyi bilen İmamların yetiştirilmesine taraf olduğumuzu vurguluyoruz.

Hüseyin Dönmez:
Vlaams Belang partisinden Senatör Anke Van Dermerche Türkiye'nin Avrupa Birliğine üye olmasına karşı olduklarını belirtiyor. Van Dermersche Türkiye'nin AB'ye üye olması halinde Avrupa'nın yönetilemez hale geleceğini hatta gerçek anlamda Avrupalı olmayan eski Sovyetler Birliği ülkelerinide üye yapmak durumunda kalacağını ve bu şekilde Avrupa'ya daha geniş çapta Müslüman akınının kapısının açılacağını iddia ediyor.

Siz bu açıklamalara ne diyorsunuz?
 
Bakan Marino Keulen:
Milletvekili Van Dermersche(VB)'in görüşlerine katılmamız mümkün değil. Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu modern, laik Türkiye Cumhuriyetinin AB üyesi olması bizleri daha güçlendirecektir. Bu sayede Türkiye AB'nin ticari rakibi değil, ortağı olacaktır.

Türkiye'nin AB üyeliğine biraz Win-Win(Kazan kazan) anlayışı ile bakalım. Bu açıdan hem Türkiye ve hemde Avrupa için böyle bir birliktelik kazanç getiren durum yaratacaktır.

Geçmişte Güney Avrupa ülkelerinin üyeliği  içinde bir çok eleştiri yapılmıştı. Zamanında Güney Avrupa ülkelerinin AB'ye büyük mali sorunlar getireceği söylenmekteydi. Sorunlar aşıldı ve 80'li, 90'lı yıllarda AB ülkesi olan ülkeler bize mali yükler getirmek yerine bizi daha da zengin yaptı.

AB bugün aynı zamanda bir refah ve değerler bölgesidir. AB'ye katılan ülkelerde hem büyük bir iç pazar oluşturduk, ve hemde siyasi açıdan büyük bir güç olduk.

AB projesi aynı zamanda bir barış projesidir. Fransa ve Almanya geçmişte birbirlerine düşmandılar. Bugün omuz omuza yürüyorlar. Bu durum AB'nin aynı bir barış projesi olduğunun kanıtıdır.

Hüseyin Dönmez:
İslam Flaman toplum tarafından daha çok kadınların yok sayıldığı bir erkek toplumu olarak görülüyor. Bu arada başörtüsü tartışmaları da bu görüşü detekler şekilde yansıtılıyor.
Ayrıca Anvers ve Gent şehirlerinde başörtüsü tartışmaları uzun bir zaman gündemden düşmedi. 

Sizce başörtüsü tartışmaları toplumda nasıl bir izlenim yaratıyor?

Başörtüsü yasağını nasıl yorumluyorsunuz?

Bakan Marino Keulen:
Gent ve Anvers belediyeleri böyle bir karar almak konusunda haklıdırlar. Hangi düzeyde olursa olsun devlet veya özel sektör kurumu sizin işvereniniz olarak bir kılık kıyafet yönetmenliği(Dres Code) ortaya koyabilir. Bu konuda Anvers ve Gent belediyelerinin böyle bir uygulama yapması nedeniyle parmakla gösterilmesini üzücü ve haksız buluyorum.

Bir belediyede halkla irtibatlı olan bir işte görevdirilen personelin hangi dine ait olursa olsun bir dini sembol veya farklı görüntü içersinde olmasını doğru bulmuyorum. İnsanlar elbette kendi özel yaşantısında istediği gibi giyinebilirler. Fakat kamu görevi yapanlar için elbette bir yönetmenlik olacaktır.

Gent ve Anvers belediyeleri üzerinde gereksiz polemikler yapılıyor. Aslında bu iki belediye yönetimi göçmen kökenli gençleri kendi bünyesinde istihdam etmek için çok yoğun çaba harcamaktadırlar. Şu anda bu belediyelerin bünyesinde çalışan bir çok göçmen kökenli insan bulunuyor. Bu insanların buralarda çalışmaktan mutlu olduklarını ve bir sorun yaşamadıklarını düşünüyorum.

Bu tartışma zaman zaman okullara da taşınıyor. Şayet bir okul öğrenciyi kayıt etmeden önce okul yönetmenliğini beyan etmişse herkes bu kurallara uymak zorundadır.

Şu anda bir çok alanda bizlere danışmanlık yapan göçmen kökenli personelimiz var. Özellikle Gent belediyesinde partimizde göçmen kökenli üyelerimiz çok başarılı işler yapıyorlar. 

Bakanlığımız da çalışanlarda işlerini gayet güzel yapıyorlar. Göçmen kökenli vatandaşlarımız farklılıklarla değil daha çok yetenekleri ile ön plana çıkmalıdırlar.
 
Hüseyin Dönmez:
Irak'da yaşanan savaş, Amerika dünya ticaret merkezinin bombalanması, Türkiye'de yaşanan başörtüsü tartışmaları, İsrail ve Filistin arasındaki savaş gibi konular her vatandaş gibi burada yaşayan Müslümanlar tarafından da yakından izleniyor.

Sizce burada yaşayan Müslümanlar bu durumu nasıl algılıyorlar?

Flaman bölgesinde yaşayan Müslümanların bu savaşlar ve tartışmalarda etkilendiğini düşünüyormusunuz?
 
Bakan Marino Keulen:
Dünya'da din adına, Allah adına terör hadiselerinin olması aslında genel anlamda Müslümanlar ve İslam adına üzücü bir durumdur. Bazı güçler aslında tamamen din, peygamber ve Allah olgusunu kötüye kullanmaktadırlar. Bu tür terör hareketleri ile milyonlarca Müslüman töhmet altında bırakılmaktadır.

Müslümanlar aslında barışçıl insanlardır. Müslüman kökenli sade vatandaşlar dünyada diğer insanlar gibi kendi ekmeğinin peşinde koşmaktadırlar. Onların birinci önceliği çocuklarına iyi bir gelecek bırakmaktır. Bu açıdan bakıldığında Allah adına terör yapanlar sade vatandaşaların hayatına, geleceğine zarar vermektedirler.

Ben bir çok vesile ile Müslüman toplumun temsilcileri ile bir araya geliyorum. Onların ne kadar dürüst ve barışçıl insanlar olduğunu biliyorum. Örneğin Ramazan veya Kurban Bayramlarında fakir insanların düşünülmesi, yardımlaşma, dayanışma ruhu bunun  en canlı örneğidir. Bu  açıdan birkaç teröristin yaptığı eylemin diğer insanlara zarar vermesi üzücüdür.

Hüseyin Dönmez:
Belçika medyasının İslam dini ve  Müslümanlar hakkında yaptığı haberlere bakılırsa insan oldukça kötümser bir görüntü ortaya çıkıyor. İslam dini bir çok basın kurumu tarafından sert kuralları olan, tehlikeli ve acaip bir din olarak gösteriliyor.  Bu yaklaşım Flaman vatandaşlarda ırkçı duygu ve düşünceleri körüklüyor.

Siz Belçika'da yaşayan Müslüman topluluğu gayet yakından tanıyorsunuz. Sizin Müslüman toplumu temsil eden bir çok sivil toplum örgütü ile sıcak ilişkleriniz var.

Bazı Flaman basın kurumlarının önyargılı yaklaşımını nasıl yorumluyorsunuz?

Bakan Marino Keulen:
Medyanın zaman zaman anlaşılmaz tutumları oluyor. Bir politkacı yüzlerce güzel iş yapar, fakat gündeme çok azı gündeme getirilir. Politikacı küçük bir hata yaptığında çok vahim bir durummuş gibi abartılarak yansıtılır.

Bazen bu durum dinler içinde geçerlidir. Bir dinin toplumun hayatında bir çok olumlu etkisi vardır. Ancak bir olumsuz olay tüm diğer güzel şeyleri gölgeleyebiliyor. Şu anda İslam ile ilgili yapılan haberlere bakılırsa daha çok terör, şiddet, silahlı mücadele görüntüleri medyada yer buluyor. Halbuki milyonlarca Müslüman dinlerinin gereği olarak oldukça barışçıl bir hayat yaşıyor. Kısaca medyada Müslümanlar ile ilgili pozitif konular oldukça az yer buluyor. Örneğin açık cami günleri, iftar yemekleri, özel günler gibi bir çok önemli buluşmaya medyada az yer veriliyor. Buna karşın küçük bir problem abartılarak sunulabiliyor.

Burada Müslüman toplumu temsil eden sivil toplum örgütlerine çok iş düşüyor. Bu konularda daha etkin bir duruş sergileyebilirler. Haksız bir itham ve yorum söz konusu olduğunda itiraz edebilirler.
 
Hüseyin Dönmez:
Vatandaşlaştırma ve Uyum süreci oldukça uzun bir yol. Siz bakan olduktan sonra oldukça aktif bir yaklaşım sergilediniz.

Ortaya koyduğunuz projelerden ne tür somut pozitif bir sonuçlar aldınız?
 
Bakan Marino Keulen:
Uyum projeleri bağlamında yaptığımız iş bölgemize yeni gelen insanlara ortak yaşama gereği gibi katılımını kolaylaştırmaktır. Bu bağlamda Flamanca dil kursları ve meslek kurslarına büyük önem veriyoruz. Göreve geldiğim andan itibaren başlattığımız projelerin ne kadar haklı olduğu bugün herkes tarafından görülüyor. Bu projeleri geliştirerek devam ettireceğiz.

Bugün geçmişte göçmen olarak buraya gelmiş olanların çocuklarının üniversitelerde okuyarak başarıl olduklarını görüyoruz. Bu çok güzel bir görüntüdür. Demek ki fırsat verildiğinde insanlar kendilerini giderek geliştirebiliyorlar. Bu bağlamda bir diğer cesaret verici örnek ise göçmen kökenli müteşebbislerin yaptığı başarılı çalışmalardır. Bazıları bir çok Flaman girişimciden daha başarılı iş yapabiliyor. Bu durumu çok önemsiyoruz.  Çünkü ülkemizde daha çok iş alanına ihtiyacımız var. Örneğin medya sektöründe yetişmiş yetenekli gençlere ihtiyaç var. Standard Gazetesinde yazılar yazan Meryem Kanmaz'ı ilgi ile izliyorum. Kendisi çok başarılı bir örnek. Belki kendisi bir istisna olarak görülebilir. Ancak başka başarılı örnekler de var.

Kısaca Flaman Bölgesinin artık renkli bir görüntüsü var. Bu görüntü gelecekte daha da renkli hale gelecek.

Hüseyin Dönmez:
Mezarlıklar konusunda bazı şikayetler ve talepler. Bu konuda ayrıca bazı mevzuatların değiştiği yönünde bilgiler var.

Mezarlıklar konusunda ne tür değişikliklere yer verdiniz?

Bakan Marino Keulen:
Mezarlıklar konusunda bazı değişiklikler yapıyoruz. Özellikle diğer dinlere mensup insanlar için bazı öngörüler olacaktır. Müslümanların vefat eden yakınlarının defnedilmesi konusunda kendilerine göre geleneksel usülleri var. Yeni uyarlamada bunları gözönüne alarak değişikler yapıldı. Örneğin Müslüman birinin Mekke'ye dönük bir şekilde gömülmesi söz konusu. Bu konularda belediyeler de anlaşılmayan bir konu olursa ilgililer beni arayabilirler.
 
Hüseyin Dönmez:
Kuban kesimi konusunda geçtiğimiz yıl açıklamanız oldu. İnsanların daha çok bağış yaparak daha yararlı bir iş yapabilecekleri anlam gelen bir açıklamanız oldu. Bu sözleriniz bazı polemiklere sebep oldu.

Aslında bu konuda ne demek istediniz?

Bakan Marino Keulen:
Devlet olarak kurban kesimini mümkün kılmak için bir çok çaba harcıyoruz. Bunun bir mali boyutu var. Kurulan geçici kesim merkezleri için Federal düzeyde kaynak ayrılıyor. Ayrıca sağlık ve hijyen konusunda zaman içersinde alınan genel kurallara uyulması gerekiyor.
Aslında insanların manevi yönden duyarlıklarını göstermeleri açısından alternatifleri de olması gerekiyor. Kurban kesimi konusunda devletin ortaya koyduğu kurallara uymak şartı ile herkes kurban kesebilirler. Fakat bunun yanında dünyada zor durumda olan insanlara da bağış yoluyla yardımda bulunmak isteyenlerin yolu da açık bırakılmalıdır. Aç ve sefalet içersinde olan insanlar için bağış yapmak erdemli bir davranış olarak görülmelidir. Biz daha önceleri yaptığımız açıklamalarda bu düşünceye vurgu yapmak istemiştik.

Hüseyin Dönmez:
Flaman Bölgesinin siyasi partileri Yeliller(Groenen), Spa(Sosyalistler), CD&V(Hristiyan-Demokratlar), geçtiğimiz seçimlerde yeni Belçikalılar'a listelerinde yer verdiler. Buna karşın Open-VLD bu konuda biraz geride kaldığını görüyoruz. 

Limburg Bölgesinde partinizin listelerinde ilk isim Hakan Çeliköz oldu. Fakat son zamanlarda partinize katılan yeni isimleri görüyoruz. Örneği Av Hakan Erzurumlu partinizde önemli bir görev üstlendi.

Önümüzdeki yıl haziran ayında Bölge Seçimleri yapılarak parlementonun yeni üyeleri belirlenecek. Bu seçimlerde listelerinizde yeni Belçikalılar'a hangi oranda yer vereceksiniz?
 
Bakan Marino Keulen:
7 haziran 2009 tarihinde yapılacak olan seçimlerde Open-VLD listelerinde yeni Belçikalılar'ı göreceksiniz.  Artık Belçika'da bir siyasi partinin gerçek anlamda halkın bütününü temsil eden bir görüntü sergileyebilmesi için yeni Belçikalılar'a da listelerinde orantılarını yansıtacak şekilde yer vermelidirler.

Bizler Open-VLD olarak bu konuda çalışmalarımıza oldukça geç başladık. Bu konuda kendi adresimize yönelik bir öz eleştiri yapıyorum. Artık geri dönüşü olmayan bir yola girdik. Bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Bu sayede temsil edilme ve muhatap bulma açısından oldukça önemli kazanımlarımız olacaktır. 

Hüseyin Dönmez:
Sayın Bakan, Sorularımıza büyük bir içtenlikle cevap verdiniz, teşekkür ederiz..

Bakan Marino Keulen:
Sizlerin aracılığı ile Türk toplumuna selam ve sevgilerimi iletir, çalışmalarınızda başarılar dilerim..



Son Haberler

Hits: 5959 Visitors: 3055
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.