Haberin yayım tarihi
2006-07-11
Haberin bulunduğu kategoriler

Mustafa Öztürk... Brüksel'in beyefendi yüzü/Hüseyin Dönmez

Mustafa Öztürk 1949 yılına Adana'da doğdu. Emirdağ Karacalar köyü kökenli olan Mustafa Öztürk ilk ve orta tahsilini İstanbul'da yaptı. 1964 yılında ailesi ile birlikte Belçika'ya geldi. Eğitimine Brüksel'de meslek, sanat okulunda okuyarak devam etti. Daha sonra bilgisayar kurslarını takip etti. Kursları bitirdikten sonra Schaarbeek Belediyesi bilgisayar bölümünde çalışmaya başladı. Ayrıca bir dönem ticari alanda faaliyetlerde bulundu.
Mustafa öztürk 2000 yılında yapılan yerel seçimlere MR listesinden seçimlere katılarak Schaarbeek Belediye Meclis üyeliğine seçildi. Mustafa Öztürk meclis üyesi olarak seçildikten sonra 6 yıl görev süreci içerisinde "Schaarbeek Belediyesi Nüfus İdaresi Komisyon Başkanlığı, Sosyal Konutlar İdare Heyeti üyeliği, Polis Konseyi üyeliği, Elektrik ve Gaz şirketi heyeti üyeliği" gibi alanlarda görevler üstlendi.
 
Mustafa Öztürk meclis üyeliği görevini üstlendiği günden itibaren bir çok konuda girişimlerde bulunarak topluma faydalı olmaya çalıştı. Mustafa Öztürk ile son 6 yılda siyasette yaşadıklarını konuştuk. Anlattıklarını kendi ifadesi ile okurlarımıza sunuyoruz. Lütfen dikkatlice okuyunuz.
 
Schaarbeek Belediye meclis Üyesi Mustafa Öztürk anlatıyor:
 
Benim için siyaset topluma hizmet demektir.
 
Siyasetçi olarak bugüne kadar yaptığım çalışmalarda toplumsal faydayı hep önde tuttum. Elbette her insan bir değerdir. Toplumu bireyler oluştur. Her insanın temel hak ve hukuku vardır. Bugüne kadar bir haksızlığa uğramış hiçbir vatandaşı geri çevirmedik. Görevimiz ve yetkilerimiz çerçevesinde her insanımıza faydalı olmaya çalıştık.
Toplumsal faydadan kastımız ise ortaya koyduğumuz bazı görüş ve hizmetlerin çok büyük bir kitleyi ilgilendirmesidir.
Belçika'da siyaset arenasında yeni yeni rol almaya başlayan insanlarımıza çoğu zaman farklı yönlerden baskılar da geliyor. Örneğin "sözde Ermeni soykırımı" konusundaki görüşlerimizden dolayı "inkarcı" suçlaması ile karşı karşıya kaldık. Veya düşüncelerinizi açıklamak, anlatmak için katıldığınız bazı platformlar dolayısı ile bazı haksız yakıştırmalarda oldu.
Bu tür yorumlar yapanların bir şeyi gayet iyi bilmeleri gerekmektedir. Siyasetçiler fikirlerini özgürce söyleyebilmelidirler. Demokratik bir ülkede insanlar arasında aşılmaz sınırlar da olmamalıdır.
Bazı guruplar kendilerini dünyanın merkezinde sanıyor. Kendilerini en doğru, en büyük vatansever ve her zaman haklı görenler olabiliyor. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Politika'da belli bir geçmişi olan bir kişi olarak dün olduğu gibi bugünde çizgilerimizi koruyarak her vatandaşımıza eşit mesafede durarak onların hizmetinde olmaya devam edeceğiz.
 
Biz kimsenin tayfası değiliz.
 
Bazen anlaşılmaz bir şekilde bizleri birilerinin adamı gibi göstermeye çalışıyorlar. Bir siyasetçi birilerinin gölgesinde, icazet alarak siyaset yapamaz. Böyle bir şey benim şahsım için söz konusu bile olamaz. Siyasette şayet kendi fikirleriniz, kişiliğiniz, yetenekleriniz siyaset yapmak için yeterliliğiniz yoksa ozaman siysetçiyim demeyeceksiniz. Onun dışında ancak memur olursunuz. Biz kimsenin tayfası değiliz. İşte savunduklarımız, işte yaptıklarımız ortada..
Elbette bir siyasetçini partisi ve partilileri olur. Ortak kararlar alınır, uygulanır. Bu farklı bir şey. Ancak siyasetçinin geleceğine halk, seçmen karar verir. Schaarbeek'te yaşayan vatandaşlara 6 yıldır hizmet ediyoruz. Geleceğimizi de onlar tayin edecek.
 
Basın mensupları seçimlerde tarafsız olmalıdır.
 
8 Ekim 2006 yerel seçimleri çok zorlu geçecek gibi gözüküyor. Burada önemli olan siyasi partilerin programlarına aldıkları görüşleri ve aday olan siyasetçilerin kaliteleridir. Ayrıca adayların seçilme şansları da çok önemlidir. Örneğin hiç bir seçilme şansı olmayan bir adaya giden oylar yüzünden kılpayı seçilemeyen bir çok kaliteli aday da olabilir. Elbette bunu seçmenler takdir edecek.
Fakat bu süreç yaşanırken çok önemli bir konuya değinmek zorundayım. Bilhassa Türk toplumu nezdinde önemli konumda olan kurum ve medya mensupları olabildiğince tarafsız olmalıdırlar. Şayet taraf olarak ısrarla seçmenleri abartılı ve doğru olmayan haberlerle etkileyerek yönlendirmeye kalkışırlarsa bu doğru bir yaklaşım olmaz. Bunda kaybenen yine halk ve genelde hepimiz oluruz.
Hepimizin büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket etmek zorundayız. Basının insanları yanlış tercih yapmaya zorlamadan kaçınması gerekmektedir. Basın ve sivil yoplum örgütlerine düşen en önemli görev adaylarla seçmenleri buluşturmak ve onların daha yakından tanınmasını sağlamaktır.
 
Hedefim Schaarbeek'de Eğitimden sorumlu Encümen olmaktır.

 
Bu seçimler sonrası seçmenlerimin yeterli desteği geldiği takdirde yeni yönetimde Eğitimden sorumlu Encümen olamak istiyorum.
Çocuklarımızın eğitimini birinci sorun olarak görüyorum. Bugün çocuklarımızın büyük çoğunluğu okula niçin gittiğini bilmiyor. Çocuklarımızın çoğunda okuma arzusu yok. Veliler olması gerektiği kadar bilinçli değil. Eskiden dar imkanlara rağmen okumaya teşvik daha fazlaydı. Okullarda disiplin, saygı ve sevgi ortamı gittikçe yozlaşıyor. Bu değerleri yeniden canlandırmak gerekmektedir. Veli-Öğrenci-Okul ilişkisini yeniden çok güçlü hale getirmeliyiz. Okullarda görev yapan öğretmenlerin eskiye göre şu an olması gereken manevi motivasyonu yok.
Ben şahsen gelecek için Schaarbeek'de eğitimde zayıflayan istek ve arzuyu yeniden tesis etmeye adayım. Seçmenlerimden bu yönde destek bekliyorum.
 
Mustafa Öztürk'ün göbeği yıldız görmez.
 
Bu sözü birkaç yerde kullandım. Bu söz mecazi anlamda yenilen pehlivan için kullanılır. Benim bu sözle vurgulamak istediğim nokta ise ilkelerimiz doğrultusunda yılmadan, usanmadan mücadele ettiğimizdir.
İnsanlara saygımız sonsuzdur. Fakat toplumun çıkarları  bize göre herşeyden önce gelir. Bir ceylan kadar mazlum, efendi kişiliğimize aldanıp kimse bizimle güreş tutmaya kalkmasın. Bugüne kadar evvel-Allah göbeğimiz yıldız görmedi. Bu sözlerimiz aklı-sıra farklı yorumlayarak "göbeği yıldız görmez ama alnı hep secdede" diyenler oluyor. Bir şeyin altını net şekilde çizmek istiyorum. Benim çizgimde zig zag olmaz. Ben vatansever, manevi değerlere saygılı ve inançlı bir kişiyim. Taşıdığım değerlerle de gurur duyuyorum. Halkımız bizleri bu yönümüzle takdir etti ve buralara getirdi. Biz bu halimizle varız. Bu çizgiyide ölene dek koruyacağız.
 
Ermeni meselesi
 
Bu konuda şahsen bir çok girişimlerim oldu. Öncelikle 8 Ekim 2000 belediye seçimlerinden sonra Schaarbeek belediyesi sınırlarında olası bir Ermeni anıtı dikilmesi konusunda kaygılıydım. Bu doğrultuda emsal bir karar gerekiyordu. O sıralar olası bri Ermeni anıtı önerisini baştan engellemek düşüncesi ile Fransızlar'ın Cezayir'de işlemiş oldukları katliamları öne sürerek onlar için bir anıt istedim. 16 Mayıs 2001 tarihli Belediye Başkanı ve sekreterinin imzasını taşıyan bir mektup aldım. "Bu mektupta Schaarbeek Belediyesinin bu konuda böyle bir yoktur" şeklinde bir açıklama yapmışlardı. Bu cevap bizim için Schaarbeek'te olası bir Ermeni anıtı dikilmemesi için önemli bir belge oldu.
Sözde Ermeni soykırım tasarısı son yıllarda Türk insanını en çok rahatsız eden konudur. Belçika'da yaşayan Türkler olarak bu konulara kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Örneğin soykırımı retdetmenin suç sayılması, okullarda "Türkler soykırım yapmıştır", şeklinde okul kitaplarına metinler konulması önerileri dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın bir Türk için kabul edilemez bir durumdur. Böyle bir önerinin kabul edilmesinin çocuklarımız için en kısa yorumu "katillerin çocukları" şeklinde olacaktır.
Bizler bu istek ve önerilerle "Ermenilerin" nereye varmak istediğini biliyoruz. Onlara yataklık edenleride çok iyi tanıyoruz.
Sözde soykırım tasarısı konusunda her Türk vatandaşı gibi bizlerde rahatsızız. Bu konuda Fransızca bir araştırma kitabı yazdım. Yıllarca yapılan titiz bir çalışmanın ürünü olarak yüzlerce belgeye dayanan Fransızca bir kitabı insanların sahte Ermeni soykırım iddialarının asılsızlığını daha iyi görmeleri sağlamak için yazdık. Bu çalışma dar ve kısıtlı bir bütçeyle, hatta tüm özel maddi kaynaklarımızı zorlayarak hazırlanmıştır.
Bu doğrultuda yaptığım bir diğer girişim ise Belçika siyasi partilerini sahte Ermeni iddiaları konusunda uyarma adına çeşitli yazışmaların yapılmasıdır. Örneğin Birinci Dünya savaşı sırasında Osmanlı Türkler'inin Ermenilere karşı soykırım uyguladıklarını ileri sürerek 23 Mart 1995 yılında çıkartılmış olan bir kanun maddesine Ermenilerin de dahil edilmesi için FDF Partisi Başkanı Olivier Maingain tarafından meclise sunulan kanun değişikliği önergesi nedeni ile MR Partisi Başkanı Didier Reynders'e bir mektup gönderdim. Bu mektupta Ermeniler konusunda sözde soykırım iddialarına destek vermenin hiç bir haklı grekeçesi olmadığını ve muhtemel bir desteğin insanlık adına büyük bir talihsizlik ve haksızlık olacağı vurgulanmıştır.
 
Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır.
 
Bugüne kadar üstlendiğimiz en küçük bir görevi en iyi bir şekilde yapmaya çalıştık. Bazende durumdan vazife çıkararak farklı konularda gönüllü olarak hizmet ettik. 6 yıllık belediye meclis üyeliği süresince "Schaarbeek'te Ermeni Anıtının yasaklanması, TV antenleri konusu, 21 Temmuz Belçika Milli bayramı konusu, sözde Ermeni soykırımı konusu, Belçika devletinin bütünlüğü, "Le Pouvoir du Lobbie" adlı kitabın yazılması, kimlik kartları konusu, belediye gişelerinde yaşanan yoğunluğun önlenmesi, Chaussé de Haecht caddesindeki Bulgar kaçakların durumu, sokakta yatan evsizlerin durumu ve güvenli bir Schaarbeek'in yaratılması konusunda ortaya koyduğum öneri ve çalışmalarımız bizlerin karnesidir.
8 Ekim 2006 seçim gününe kadar bugüne kadar yaptığımız çalışmalar ve gelecek için düşündüklerimiz konusunda vatandaşlarımıza bilgi vermeye devam edceğim. Biz onları hiç yanlız bırakmadık. Onlarda mutlaka gerekeni yapacaklardır. Ben halkıma ve seçmenlerime güveniyorum.
 
2006 yerel seçimlerinin Belçika'da yaşayan herkese hayırlı olması dileğiyle.

Son Haberler

Hits: 9436 Visitors: 3221
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.