Haberin yayım tarihi
2014-12-25
Haberin bulunduğu kategoriler

700 BİN DOLARLIK SAAT MESELESİ.

BİR SİYASETÇİ 700 BİN DOLARLIK SAAT TAKABİLİR Mi?

Hemen cevap vereyim; Takamaz.

Canım, siyasetçi çok zengin ise.

Çok parası, çok mal varlığı var ise de yine takamaz mı?

El cevap: Yine de takamaz.

Eğer o iş adamı hiç siyasete girmez de.

Sadece iş adamı olarak kalır ise, istediği haltı işleyebilir.

Kimsede bir şey demez.

Sadece gazetelerin magazin sayfalarında boy gösterir.

30 yıldır yazdığım, çizdiğim, söylediğim bir kural vardır.

Nedir o?

Bir faninin bu dünya da kariyer yapacağı meşru üç alan vardır.

1. İlmi kariyer alanı.

2. Siyasi kariyer alanı.

3. Akçeli ( Maddi, dünyevi) kariyer alanı.

Kişi bunlardan sadece birini seçer ve yoluna orada devam eder.

Başarılı olur ya da olamaz.

O bahtına.

İkisini ya da üçünü bir arada yapamaz.

Yapmamalıdır.

Bilim adamı siyaset yapamaz.

Bilimle siyasetin doğruları örtüşmez.

Siyaset adamı akçeli işler yapmamalıdır.

Yaparsa hiç bir şey olmasa bile kenefte sakız çiğneme durumları olur.

Şu olabilir.

Kişi bir kariyer alanını bırakır.

Diğer sahada kariyer yapabilir.

İkisini bir arada yapamaz.

Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, bilim adamıydı.

Şimdi siyasetçi.

Bu olur.

Zafer Çağlayan Ankaralı bir sanayici.

13 yılda Ankara Sanayi Odası Başkanlığı yaptı.

Sanayiciliği bıraktı.

Siyasete girdi.

Çok zenginde olabilir.

700 bin dolarlık saat takacak parası da olabilir.

Zafer Çağlayan`ı ben talebelik yıllarından beridir tanırım.

Zafer Çağlayan benim seçim bölgemden milletvekili adayı olsa.

Hem de benim resmi kayıtlı üyesi olduğum partiden de aday olsa.

Bende onun 700 bin dolarlık saat taktığını bilsem.

Ben o adaya kesinlikle oy vermem.

Geçmişte de bunun sayısız örneklerini yaptım.

Yurttaş olarak, seçmen olarak önüme konulan adayın benim vicdanımda kabulü yoksa asla siyasi müktesebatıma göre oy vermedim.

Bundan sonra da oy vermem.

Sen, Rıza Zerrap denilen kişinin satın alıp, sana verdiği saati koluna takıyorsun.

"Parasını, satın alırken o verdi ancak ben daha sonra kendisine ödemeyi yaptım" diyorsun.

Sayın Çağlayan, bizzat senin de imzanla çıkan bir kanun var.

Hatırlıyor musun? "5 bin TL`nin üzerindeki mal ve hizmet alımlarının ödemesi banka kanalı ile yapılacaktır" diye.

O yasa maddesinin altında bizzat senin de imzan var.

Yoksa o yasanın altında bir şerh mi var?

"Bu yasadan Bakanlar Kurulu Üyeleri müstesnadır" diye.

Böyle bir istisna mı var Sayın bakan? Sen her gün 700 bin dolar banknotla mı geziyorsun?

En azından Rıza Zerrap`a ödenmek üzere banka hesabından parayı çektiğine dair bir dekont göster kardeşim.

Ayrıca sen Bu Rıza Zerrap denilen herifin özel uçağı ile maaile umreye gitmişsin.

Umre’ye gittiğine göre, dini bütün bir insansın, anlaşılan.

O zaman bilirsin hac ve umre mali bir ibadettir.

Parası olmayana mecburiyeti de yoktur.

Kendi imkanlarınla bu ibadeti yapacak gücün mü yoktu Sayın Bakan?

Bu işlerin paralel yapılık bir tarafı var mıdır? Biz paralel yapının kendisine karşı duruşumuzu gösterdik.

Bundan sonra da gerekirse göstermeye devam edeceğiz.

Ancak Sayın bakan, şunu bil ki.

Ak Partiye gönül vermiş milyonlarca insanda bunu savunmakta güçlük çekiyor.

Ak Partinin kuruluşundan beri Ak Partinin çeşitli kademelerinde görev almış bir dostumla karşılaştım bu gün.

Bana dedi ki " Hocam yazılarını hayranlıkla okuyorum.

Sana bravo.

Bu bakanlardan bizde çok rahatsızız.

Ancak biz senin gibi rahat konuşamayız".

Bende "Yazılarımı madem okuyorsun.

Herkes altına yorumlar yapıyor.

Sen niçin yorumlamıyorsun" deyince.

"Aman hocam, ‘’Tövbe, Tövbe’’.

Bizim partiyi biliyorsun.

İma ile bile konuşsam bizim partide işim biter.

Ben gelecekte daha üst kademelerde siyaset yapmak istiyorum.

Seninle bu konuşmayı yaptığımı bile kimse bilmesin.

Partide bir çok kişi seni hayranlıkla gizliden gizliye okuyor.

Haberin olsun" dedi ve kayboldu.

Sayın Çağlayan, zat-ı alinin ve diğer bakanların yapacağı tek şey var.

Dokunulmazlığınızın kaldırılmasını bizzat kendiniz isteyin.

Milletvekilliğinden de istifa edin.

Çekilin kenara.

Ailenize de deyin ki " Biz bu işi beceremedik".

Siyaset yapan adamın adı pür-ü pak olmak zorundadır.

Siyasetçi buna mecburdur.

Adı üstünde devenin burnunun ucundaki toz zerresi misali şaibe olmamalıdır.

Sayın Bakan, bak beni iyi dinle.

Bende senin gibi bir iş adamıyım.

Hayatım boyunca hiç aktif siyasetle işim olmadı.

Ya da olamadı.

Üç dönemdir şehrimizde SATSO`da meclis üyesiyim.

Hem kendime, hem aileme, hemde üyesi bulunduğum kuruma zerrece bir şaibe gelmesin diye kılı kırk yararak yaşıyorum.

Bu gün SATSO`da meclis toplantısı vardı.

Gardrobumu açtım.

Son 10 yılda satın alınmış 10 tane takım elbisem var.

8 tanesinin astarı yırtık.

Elbiselerim son 10 yıl içinde alınmış.

Hepsi de eşim ve kızım tarafından doğum günü hediyesi olarak alınmış.

Devlete vergisi son kuruşuna kadar ödenmiş Sakarya ölçeğinde hatırı sayılır bir gelir sahibiyim.

Her ay 10 takım elbise alsam bütçemi sarsmaz.

Ancak 10 takım elbisemin 8`inin astarı paramparça.

Ben onları hala giymeye devam edeceğim.

Astar değiştirmeye kalksam, hani derler ya "Astarı yüzünden pahalı".

Aynen öyle.

Kolumdaki saat tam 29 yıllık.

40-50 lira değerinde.

Cebimdeki telefon 80-100 TL değerinde.

Bindiğim araba 8 yaşında.

Her tarafı dökülüyor.

İkide bir yolda kalıyorum.

Ama ben Sakarya`da vergi sıralamasında 87. sıradayım.

Sayın Bakan; ‘’İsraf haramdır, haram’’.

Sayın Bakan, yıllardır ben Üniversite de yoksul çocukları okutuyorum.

30 yıldır fakir çocukların kırtasiye malzemelerini bedelsiz veriyorum.

700 bin dolarlık saat takacağınıza bir kaç yüz öğrenciye burs verseniz daha iyi yapmış olmaz mısınız?

Siz aslen Muşlusunuz.

Zararı yok.

Muşlu hemşehrilerinizin çocuklarına verin.

Bu ülkeye inanılmaz büyük hizmetler etmiş bir siyasi hareketin daha fazla yıpranmasına sebep olmayın Sayın Çağlayan!

İzzet DÖNMEZ/Sakarya

Son Haberler

Hits: 5963 Visitors: 3055
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.