Haberin yayım tarihi
2017-03-15
Haberin bulunduğu kategoriler

AVRUPA İLE İLİŞKİLER..

NEREDEN, NEREYE.

İzzet Dönmez Yazdı..

Türklerin ilk Avrupa ile tanışması, Büyük Hun İmparatoru Atilla (Attila) ile başlamıştır.

Atilla, Orta Asya bozkırlarından çıkıp, bugünkü Rusya Steplerini de çiğneyerek, Orta Avrupa`ya inmiştir.

Orta Avrupa`yı ve tüm Balkanları egemenliği altına almıştır.

Miladi 4. yüzyıl sonlarına doğru 5. yüzyıl başlarında Atilla, Roma İmparatorluğu Başkentini kuşatmış durumdaydı.

Atilla`nın çok enteresan bir şekilde ölümü üzerine, Hun Orduları geri çekilmiştir.

Türklerin, askeri ve siyasi anlamda Avrupa ülkeleri ile 2. tanışması Osmanlı ile olmuştur.

Osmanlı, Anadolu`da bir Beylik iken, Çanakkale Boğaz`ından Balkan`lara akınca, Devlet`e dönüştü.

Bilinenin aksine Osmanlı Devleti, bir Balkan Devleti, dolayısı ile bir Avrupa Devleti`dir.

Başkent Edirne, bir Avrupa toprağıdır.

Osmanlı, Edirne`de Devlet İstanbul`un fethiyle, İmparatorluk olmuştur.

Başkent İstanbul, yine Avrupa toprağıdır.

Yani Osmanlı Devleti, Avrupa topraklarında genişleyerek, bir İmparatorluğa dönüşmüştür.

Bir ucu, İstanbul Boğazı, diğer ucu, Viyana ovasıdır.

Osmanlı, İmparatorluk olduktan sonra, Anadolu`ya, Arap topraklarına, Kuzey Afrika`ya doğru genişlemiştir.

Beşyüz yıl boyunca Osmanlı, Batı ile hep savaş halinde olmuştur.

1699 Karlofça anlaşmasına kadar Osmanlı hep kazanan ve genişleyen taraf olmuştur.

Karlofça`dan itibaren, Çanakkale`ye deniz muharebelerine kadar da toprak kaybeden taraf olmuştur.

Büyük Selçuklu Devleti ile aktığımız Anadolu ise son barınağımız, son yurdumuz olmuştur.

Aslında bu topraklarda Doğu Roma`nın , ya da Bizans`ın olduğu varsayıldığı için, buralarda dahi istenmiyoruz.

Türk Milleti, 1. Dünya Savaşı ile birlikte, güdülebilir, kontrol edilebilir hale gelince iyi ilişkiler kurulmaya başlanmıştır.

10 milyon civarında nüfusu olan toplu iğne dahi üretemeyen ekonomik gücü olan piyade tüfeği dahi üretemeyen askeri gücü olan bir Türkiye vardır orta yerde.

Dün "Efendi Toranaga" olan Türk, dün duruşu ile Dünya`yı titreten Türk bugün Batı Avrupalılar’ın kenefini temizler hale gelmiştir.

İşte bu Türk`le Batı, her türlü siyasi, ekonomik, askeri antlaşmalar yapabilmiştir.

Şimdiki Türkiye`de vaziyetler değişmiştir.

Almanya hariç Türkiye, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tamamından büyüktür.

Almanya ile de aynı nüfusa sahiptir.

Türk pasaportu taşıyan 8 milyon Türk`te yurtdışında yaşamaktadır.

O nüfusla birlikte Türk nüfusu 88 milyondur.

Sadece 4 milyona yakın Türk, Almanya`da yaşamaktadır.

Birkaç yıl sonra, Avrupa`da Türkiye nüfusu Alman nüfusunu aşacaktır.

Kendi silah ve savaş sanayiini kuran Türkiye.

Bütün topraklarını bir uçtan diğer uca, otoyollarla döşeyen Türkiye.

Nükleer enerji yatırımları dahil, çok büyük enerji yatırımları yapan Türkiye.

Dünya`nın en büyük Hava Liman`ını yapan Türkiye.

Dünya`nın bütün ülkeleri ile ticaret yapabilen bir Türkiye.

Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde bütün Avrupa`yı sollayan bir Türkiye.

Birde, üstüne üstlük, Birleşmiş Milletler toplantısında, adamların yüzüne karşı "Sizler emperyalistsiniz. Sizler sömürgecisiniz. Kan sülüğü gibi, yoksul ülkelerin milli kaynaklarını emdiniz ve talan ettiniz" diyen de bir lidere sahip bu ülke.

Dahası var, bundan 50-60 yıl önce, Geçici-Vasıfsız-Düzenli işçi olarak, Anadolu`dan koparılıp, Avrupa`ya getirilen yüzbinlerce Türk, şimdi 5.5 milyon olmuş durumda.

Madenlerde çalıştırılan, çok ağır işler olan kimya sanayiinde, demir çelik sanayiinde, temizlik işlerinde çalıştırılan Türkler, şimdi işveren olmaya başladılar.

Milyarlarca Euro`yu yönetiyorlar.

O işçilerin çocukları şimdi, doktor, mühendis, mimar, avukat oluyor.

Belediye Başkanı, Milletvekili, Bakan oluyor.

Kurdukları ticari işletmelerde onbinlerce Avrupalı`yı istihdam ediyorlar.

Hele 20-30 sene sonrayı düşünmek bile istemiyorlar.

Kendi nüfusları hızla azalıyor ve yaşlanıyor, genç Türk nüfusu ise hızla çoğalıyor.

İşte, Batı`yı korkutan, Batı`yı ürküten tablo, bu tablodur.

Batı`daki ırkçılık ve yabancı düşmanlığı, aslında Türk ve İslam düşmanlığıdır.

Batı`nın Türk düşmanlığı, Recep Tayyip Erdoğan`ın şahsında sembolleşmiştir adeta.

Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye`yi 200 milyar dolar civarında Gayrisafi Milli Gelir`den 1 trilyon dolar Gayrisafi Milli Gelir rakamlarına ulaştırmıştır.

Hadise sadece budur.

Tek kelimeyle budur.

Dün, Abdülhamid`e Le Sultan Rouge niçin deniyorsa, bugün tıpa tıp aynı gerekçe ile Recep Tayyip Erdoğan`a diktatör deniyor.

Gerekçe aynı.

Hele Türkler, referandumda bir "EVET" çekerlerseee, yandı gülüm keten helva.

Türk Milleti, son vesayet kabuklarını da kırıp, özüne dönerseeee, batı için bütün umutlar sönecek.

Artık herkes biliyor ki; 1960`dan günümüze, bütün askeri müdahaleler, batı patentlidir.

Türk`ün lehine olacak askeri darbe olur mu?

Türk`ün iradesine kement vuran darbeden ülkeye hayır gelir mi?

Son darbenin bütün alçak piyonlarının Batı`ya kaçması sizce tesadüf müdür?

DHKP, PKK, FETÖ, Daha nice alçak ve vatan haini örgüt, bugün nerede barınıyor?

Dost ve müttefik bir ülke, bu kadar vatan hainini toprağında barındırır mı?

Sadece Almanya, yüzbinlerce vatan hainine siyasi mülteci sıfatı ile milyarlarca Euro maaş veriyor.

Sizce sebepsiz mi?

16 Nisan`da vereceğiniz "EVET" oyu, Türk`ün makus talihini yenmede çok önemli bir basamak olacaktır.

Ya teslim olup, diz çökeceğiz, yok olacağız.

Ya da dik durup, yeni Ergenekonlara doğru yol alacağız.

Bu topraklarda ya da yurtdışında "Hayır`a" çalışanlar, tıpkı Orhun Abidelerinde yazdığı gibi "Çin`in ipeğine ve kadınına aldanan" gafil ve hainler sürüsüdür.

Herşey, bu kadar net ve bu kadar kesindir.

Son Haberler

Hits: 8870 Visitors: 3182
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.