Haberin yayım tarihi
2015-04-28
Haberin bulunduğu kategoriler

DİN VE SAĞLIK ALANINDA SÖMÜRÜ.

İzzet Dönmez Yazdı..
 

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta face sayfamda kayıtlıdır.

Küçükusta Hoca`da benim gibi yazmaya meraklıdır.

Bende Hoca`nın bütün yazılarını merakla okurum.

Katıldığı televizyon programlarını da mümkün olduğunca izlerim.

Prof. Dr. Canan Karatay hocayla birlikte bir avuç tıp adamı tek başlarına mücadele ediyorlar.

Benim yaş kuşağında ailemin tek okumuş-yazmış insanı olmam dolayısı ile.

Yakınlarımın sağlık sorunlarına çare olmak üzere, hem Sakarya`da, hem Sakarya dışında doktorlarla muhatap oldum.

Yüzlerce kez, binlerce kez, doktorlara bıçak parası ödedim.

Özellikle iki çocuğumun annesinin çok genç yaşta, 28 yaşında 1985 yılında vefat etmesi üzerine tebabet konusuna kafa yordum.

Yüzlerce, binlerce tıp kitabı okudum.

Kafayı yiyecek derecede tıp kitabı okumaya başladım.

Doktor-hasta ilişkilerinde iğrenç pazarlıklara şahit oldum.

Özellikle Özel Hastanelerde inanılmaz hasta sömürülerine şahit oldum.

Halende şahit olmaya devam ediyorum.

İlaç şirketleri ile doktorlar arasında pis, ahlaksızca ilişkileri bizzat gördüm ve yaşadım.

İlaç firmalarının bizzat işyerimden milyarlarca lira ödeyerek satın aldıkları kırtasiye malzemelerini, kendi ilaçlarını reçete etmek kaydı ile doktorlara bedava dağıttıklarını gördüm.

Bizzat gözlerimle gördüm ki; yazılacak ilaçlar için verilen kotaların doldurulması halinde doktorlara nice promosyonlar veriliyor.

Gerekli-gereksiz yazılan ilaçların parası, ya Devletin Sosyal Güvenlik Sandığından çıkıyor, ya da garip vatandaşın cebinden.

Peki para kimin cebine akıyor?

Üç kuruşluk promosyon karşılığı doktorlar kullanılarak ilaç kartellerinin, ilaç tröstlerinin cebine tabii ki.

Hayat bana şunu öğretti.

Zavallı insanoğlu iki konuda müthiş sömürülüyor.

Biri din konusunda. diğeri tıp ve sağlık konusunda.

İnsanoğlu ölmek istemiyor, yaşamak istiyor.

Olabildiğince daha fazla yaşamak istiyor.

Hastalanmadan, yatağa düşmeden olabildiğince uzun yaşamak istiyor.

Hatta hiç ölmek istemiyor da.

Bunun mümkün olmadığını görünce, modern tıbbı kullanarak çok uzun seneler yaşamak istiyor.

Ancak insanoğlu sağlığını bozmadan uzun yıllar yaşamak yerine, sağlığı bozulunca hemen doktora gidip, bir hap yutup, hemen iyileşmek istiyor.

İşte burada kişioğlu sağlık simsarlarının kucağına düşüyor.

Burada sömürünün sınırı, kesedeki para tükenene kadardır.

Ölmek istemeyen insanın, ölümün mukadder olduğunu gördüğü an, hayatın geçici olduğunu fark ettiği an, devreye din tacirleri giriyor.

Şimdi sömürü burada başlıyor.

Bu konuda dışarıdan konuşan biri değilim.

Bu dünyanın bizzat içinde geçti ömrüm.

Sömürü burada nasıl yapılıyor.

İnsanlar din kullanılarak.

Ölüm korkusu pompalanarak nasıl sömürüldüğünün, bizzat görerek, bizzat yaşayarak tanığıyım.

Burada samimi dindar insanları elbette ki suçlamıyorum.

Gerçek Allah dostlarına elbette ki çamur atmıyorum.

Dinini samimiyetle yaşayan, yaşatmaya çalışanlara elbette ki sözüm yok.

Bu sahte dinciler, bu sahte dindarlar, insanları ölümle korkutarak öyle bir soyuyor ve sömürüyorlar ki; aklın, mantığın ve vicdanın alacağı ölçülere sığmıyorlar bile.

Din kullanılarak toplumda öyle bir zenginleşme yaşanıyor ki; kendi sektörümden biliyorum, öyle bir zenginleşme yaşanıyor ki, gözünle görüp, hiç bir şey yapamamanın ızdırabını çekiyorum.

Din ve tebabet konusundaki somut sömürüleri ileride yazmaya devam edeceğim.

Yazık ülkeme, hemi de çok yazık!

Son Haberler

Hits: 5831 Visitors: 3052
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.