Haberin yayım tarihi
2014-12-14
Haberin bulunduğu kategoriler

SAHTEKARLIĞIN BİNİ Bİ PARA.

İzzet DÖNMEZ

Rahmetli babam işçi olarak Batı Avrupa ülkelerine ilk gidenlerden.

Babamla beraber bir çok akrabamda Batı Avrupa ülkelerine çalışmaya gitti.

Bundan yaklaşık elli yıl önce anlatırlardı.

Biz çocuklarda hayretler içinde dinlerdik.

Neydi anlatılan?

Almanya`da her köşe başında sigara, coca cola otomatları varmış.

Bu otomatlara 1 mark, 2 mark konarak cola ya da sigara alınıyormuş.

Bizde o yıllar böyle uygulamalar olmadığı için, bize hayret verici gelirdi.

Buraya kadar normal.

Bundan sonra Türk`ün pratik zekası devreye girermiş..

Nasıl mı?

Şöyle.

Türk, kaldığı Heim`da 1 markları buzdan kalıplara koyuyor, bu kalıplarda yüzlerce buzdan 1 mark üretiliyor.

Bu buzdan 1 marklarla otomatlardaki sigaralar boşaltılıyor.

Otomatlardan sigaraların bittiğini gören görevli memur paraları almak için otomatı açınca ne görsün?

Otomatın içinde sadece su!

Alman görevliler dehşete düşerler.

Sigaralar bitmiş.

Ancak otomatta para yerine erimiş buz var.

Tabi Alman polisi duruma el koyar ve bu sahtekarlığı yapanları enseler.

Enselerde ne olur?

Becerikli gurbetçilerimiz başka alanlarda icra-i sanat eylemek için faaliyete başlamıştır bile.

Mesela benim bildiğim bir kaç sahtekarlık örneği şunlardır;

Adamın biri resmi nikahlı, diğeri imam nikahlı iki hanımı var.

Bu hanımları tek pasaportla ve sırayla Almanya’ya yanına götürüyor.

Bunu nasıl yapıyor?

Onu anlatamam, ama yapıyorlar.

Anadolu`da bunu yapan binlerce gurbetçimiz vardı.

Bu günkü pasaportlarla yapılabilir mi? Bilemem.

Bir başkası;

Gurbetçinin kardeşleri var, işe ihtiyacı var, ancak kardeş aile birleşimi yoluyla Almanya ya götürülemiyor.

Peki ya ne yapılıyor?

Kardeşler önce nüfusta öldürülüyor, ölüm kaydı alındıktan sonra gurbetçi bir tane yalancı anne buluyor.

Gurbetçi güya Türkiye`deki resmi evliliğinin yanında gayri resmi olarak bu hanımla birliktelik yaşadı.

Bu çocukları da üzerine kaydedemedi, şimdi ekonomik durumu düzeldi, nedamet getirdi ve çocukları üzerine kaydetmek istiyor.

Türkiye`de poligaminin yaygın olduğunu Alman hükümeti biliyor.

Çocukları üzerine kaydeden baba, aile birleşimi yasasından yararlanarak Almanya ya götürüyor.

Yani öz kardeşleri çocukları olmuş oluyor.

Tabii ki babanın yani ağabeyin ölümü halinde miras paylaşımı nasıl oluyor? Bilmem.

Bir başka yolsuzluk;

Gurbetçi, gurbete gittiğinde Türkiye`deki çocuklarını yanına götürmek ister.

Çocuklarından bekar olanlar sorun değil.

İçlerinde evli, barklı olanlar var.

Onlar ayrı aile varsayıldığından "Aile birleşimi" yasasından yararlanamıyorlar.

Gurbetçi çocuğunu yanına götürüyor, oturma ve çalışma izni istiyor.

Çocukların Türkiye`de bekar olduğunu belgelemeleri gerekiyor.

İşte meşhur "Patatesten mühür" burada devreye giriyor.

Almanya`da devlet vatandaşının beyanına -aksi ortaya çıkıncaya kadar- güveniyor.

Gurbetçimiz, nüfus dairesinden alınmış gibi evrak düzenliyor "Bekardır" diye.

Oturma ve çalışma izni alıyor.

Çalışıp, biraz para kazandıktan sonra anlaşmalı boşanma oluyor.

Boşandıktan sonra, yeniden evleniyorlar.

İlk defa evlenmişler gibide, yeni eş olarak hanımı Almanya`ya alıyor.

Bu arada yol kazaları da olmuyor değil.

Gurbetçi anlaşmalı boşanmadan sonra Ayşe`ye, Fatma`ya madik atarak, Sofiya`ya, Margaret`e nikahı basıyor.

Bunlar niçin aklıma geldi?

Kanserli ayakkabılardan sonra şimdide bir haber gazetelerde yer alıyor.

LPG dolum tesislerinde araçlara LPG yerine aeresol koyuyorlarmış.

Parlayıcı, yanıcı gaz olan aresol çok tehlikeli ama LPG satıcılarının kazancına kazanç katıyormuş.

Şanlı ve Kahraman Türk milletinin hünerleri çok vallahi.

Anlatmakla bitmez!

Son Haberler

Hits: 6230 Visitors: 3066
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.