Haberin yayım tarihi
2012-11-13
Haberin bulunduğu kategoriler

Aklıma Boraltan Köprüsü ve Dönek Kardaş Geldi

Boraltan Köprüsü Türk’ün tarihteki kara sayfalarından birini kaplamaktadır. Bu köprü 146 Azerbaycan Türk’ünün katliamına açılan kapıdır.

Yıl 1944, Stalin zulmünden kaçan 146 Azerbaycan Türk’ü bu Boraltan Köprüsünden geçerek Türkiye’den iltica talebinde bulunur. Devrin tek partili iktidarı Moskova’dan gelen geri iade talebini kabul eder ve 146 Türk’ü bu köprüden tekrar Kızıl Stalin’in yönetimine teslim eder.

Lütfen bizi o azılı düşmanlara teslim etmeyin, bizi siz öldürün. Kendi vatanımızda, kendi bayrağımızın altında ölmüş oluruzyalvarışlarına kulak asmayan devrin Ankara hükümeti göz göre göre 146 Türk’ün katliamına ortak olur. Teslim edilir edilmez kurşuna dizilen Türklerin infazı köprünün Türkiye tarafında bulunan Türk askerleri tarafından da izlenir. Ne yapsın asker, teslim emri büyük yerdendir. Karakol komutanı bu acıya dayanamaz ve intihar eder.

Evet, Boraltan Köprüsünün kısaca bana hatırlattıkları bu yukarıda yazılı olanlardır, Türk’e ihanetin ta kendisidir.

Milliyetçi Hareket Partisinin 10. Olağan Büyük Kurultayına her zaman olduğu gibi yine Türk Dünyasından davetliler vardı. MHP’den de elbette bu beklenir, herhalde bir Türk katilini davet edip bir de Türkiye seninle gurur duyuyor gibi ihanete girişemezdi, Türk’e ihanet edemezdi.

Kurultay salonunda Azerbaycan bayrağından tutun da, Gök Bayrak, KKTC bayrağı ve Türkmeneli bayraklarına kadar çeşitli Türk bayrakları dalgalanıyordu. Türk diyarlarından onlarca önde gelen misafirler yerlerini almıştı. Davetlilerden ikisi vardı ki maalesef Ankara’nın engelleri dolayısıyla Kurultay’a katılamamışlardı. Bunlar Dünya Uygur Kurultayının (WUC) başkanı Rabia Kadir ve Güney Azerbaycan Milli Uyanış Hareketi (GAMOH) lideri Dr. Mahmutali Çöhreganlı’dır.

Rabia Kadir’e, yani Rabia anaya, Ankara yine vize vermemişti ve böylece Kurultay’a katılımına engel olunmuştu. Çöhreganlı ise vize olmasına rağmen ve gereken görüşmelerin yapılmasına rağmen Türkiye’ye sokulmamıştır. Ankara Esenboğa Hava Limanına inmiş, içeri sokulmamış ve uçağa bindirilip geri gönderilmiştir. Ankara’nın tavrı netti, giremezdi Oğuzlar diyarı Anadolu’ya, tıpkı 1944’te Boraltan Köprüsünden teslim edilenler gibi. Türk’e Anadolu yasak edilmişti, yine iktidarı tek başına elinde bulundurulanlar tarafından.

Rabia anaya vizenin verilmeyişi, Çöhreganlı’nın Esenboğa’dan geri çevrilmesi bana Boraltan Köprüsünü hatırlattı. 1944’te olduğu gibi baskılara boyun eğen tek başına bir iktidar, Türklüğe ihanet içinde olan tek başına bir iktidar. Suriye’de, Türkmeneli’nde, Doğu Türkistan’da ve diğer Türk diyarlarında ezilen, katledilen, tecavüze uğrayan Türk’e sahip çık(a)mayanlara elbette Kurultay arifesinde yaşananlardan dolayı şaşmamak lazım. Hele anayasadan Türk kavramı bir çıkarılsın bakalım, bu aziz millet daha neler görecek?

146 Türk’ün Kızıl Stalin’e teslim edilişi ve katliama uğramaları sonrası Azerbaycan’ın yiğit şairi Elmas Yıdırım’ın “Dönek Kardaş” adlı kaleme aldıği şiiri, halen mevcut durum için de geçerliliğini korumaktadır. Elmas Yıldırım der ki:

Türk denince özü, sözü mert olur,
Dost deyince ayrılmaz bir fert olur,
Kardeş deyip dara düşsem, sığınsam,
Şimden geru bu bana bir dert olur.
Ben ne diyem bu vefasız dağlara,
Öz kardaşı dönek olan ağlara!

Türk; o Altayların dünkü eri mi?
Yolunda can koydum, verdim serimi,
Düştüğü ağlardan kurtulsun diye,
Serdim ayağına doğma yerimi
Kardaş armağanı, dökülen kanlar,
Bana mükâfat mı giden kurbanlar?

Ben diyorum, Kayıhan’dır soyumuz,
Bir kaynaktan varlığımız, boyumuz,
Dilim dili, yolum yolu, emel bir,
Bir bayrakta, yıldız’ımız, ay’ımız.
Azerî, Türk, Türkmen; var mı ayrılık,
Nerden doğdu bu imansız gayrılık?

Alnımın yazısı, karadır kara,
Karadan bir mendil yolladım yara,
Yol uzun, el uzak, yetişmez eller,
Türklüğün kanayan kalbini sara.
Felek kıymış beslenen bu dileğe,
Lânet Türk’ü hançerleyen bileğe.

Bir suç mu düşmana göğüs gerdiğim?
Günah mı Türklüğe gönül verdiğim?
Rusların açtığı yaradan derin,
Anayurtta öz kardaştan gördüğüm.
Seslenseydim, ses çıkardı her taştan,
Ne beklersin sağırlaşan bir baştan.

Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan,
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda,
Girdiğim öz yurttan döndürülürken,
Kanımın aktığı sınır boyunda
Açan lâlelerden bir çelenk örsem,
Türklük dünyasına armağan versem.

 

Ya işte böyle, son yaşananlar bana Boraltan Köprüsü ve Dönek Kardaş adlı şiiri hatırlattı. Ne yapalım bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete. Allah sonumuzu hayretsin!

 

Murat Gedik, 8 Kasım 2012

E-posta: muratgedik@muratgedik.nl

Son Haberler

Hits: 7869 Visitors: 3116
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.