Haberin yayım tarihi
2009-01-08
Haberin bulunduğu kategoriler

Aydınlarımızı Seviyorum…

Güzel ülkemin herhangi bir köşesinde "Türkiye'de Ermeni konusu artık tartışılabiliyor!", "Türk aydınlar soykırımı tanıdı!", "Türkler sınırın açılmasından yana!" gibi manşetlerle karşılaşırsanız sakın aldanmayın, zira Türkiye'ye sözde soykırımı tanıtabilmek için başvurulan yeni taktik bu. Yani, her yerde olabileceği gibi, maalesef ülkemizde de, küçük gibi gözüken ancak hepimizin canını yakan ve hem geçmişimizi hem de geleceğimizi karartmayı planlayan üç-beş sözde aydın bulunabiliyor. Ve, Türklük ile ilgisi bulunmayan ve sadece Türkçe konuşan bu insanların çeşitli konferanslara katılımları sağlanarak "kültür-miras-barış-kardeşlik" gibi sözleri zikretmeleri isteniyor. Bu arkadaşların konuşmalarının satır aralarına da "Türkiye soykırımcıdır, bu yüzden soykırımı tanımalıdır" mesajı itinayla yerleştirilerek kamuoyuna "Türk halkı bile soykırımı tartışıyor/tanıyor" deniyor.
 
Ne diyeyim, açıkçası güzel taktik, medyanın gücünü de kullanarak çok güzel propaganda yapıyorlar, takdir etmemek elde değil. Düşünsenize, ortalama bir Avrupalı, sabah eline gazetesini almış başlıklara bir göz gezdiriyor, iç sayfalarda "Türkler tarihiyle yüzleşti, soykırımı tanıdı" şeklinde yer alan bir başlık adamın bilinçaltına yerleşiyor. Tahminen haberin içeriğini okumayacak, ama sadece göreceği o başlıktan "Türk halkı soykırımı kabul ediyor, ancak devleti itiraz ediyor" diye bir fikir oluşacak kafasında, işte size diasporanın hanesine yazılacak skor.
 
Bu yönlendirmelerle propagandanın yeni adresi artık Türkiye. Gazeteci-yazar-araştırmacı-akademisyen-hukukçu-sanatçı bazı aydınlarımız Türkiye'de soykırımın tartışılmakta olduğu izlenimine kapılarak durup durup bu konuyu Türkiye'nin gündemine taşımaya başladı. Bunun aksini belirtenler ise "resmi tarihin sözcüsü, örümcek kafalı, radikal milliyetçi, inkârcı, ırkçı vs" şeklinde susturuluyor.
 
Bu propaganda ile mücadeleyi zorlaştıran en önemli faktörlerden biri; Türkiye'de halkın Ermeni iddiaları ve geçmişte yaşananlar konusunda yeterince bilgi sahibi olmaması. Bugün birçok kişi 1.Dünya Savaşı sırasında Anadolu'da Müslüman ahalinin ne gibi acılar çektiğini, Ermeni çetelerin, köyün erkekleri cephede savaşırken, çoluk çocuk, genç yaşlı demeden insanları camilere doldurup diri diri yaktıklarını bilmiyor, hatırlamıyor. Türkler hiçbir Ermeni'ye zarar vermedi diyecek kadar naif ya da duygusal değilim merak etmeyin, ancak Ermenilerin Türklere verdiğinden daha az, ya da fazla değil.
 
Peki Türkler bunları niye bilmiyor da Ermeniler geçmişte yaşananların bu kadar farkında? Türkler, çekilen acıların sonunda Kurtuluş Savaşını kazandı, Lozan'ı imzaladı ve tünelin sonundaki ışığa ulaştı. Geçmiş acıların hesabını sormaya gerek yoktu, sorunlar hallolmuş genç Cumhuriyeti ayağa kaldırmak için geleceğe bakmak gerekiyordu. Öte yandan Ermeni halkı tünelin sonundaki ışığa hiçbir zaman ulaşamadı. Taşnak liderlerin halkın önüne sunduğu ve Türkiye topraklarını da içine dâhil eden o Büyük Bağımsız Ermenistan amaçlarına ulaşamadı. Ermeni diasporası Büyük Ermenistan idealine ulaşabilmek için geçmişte yaşananları elinden geldiğince diri tuttu. Yeni nesillerin Ermenilik bilincini kaybetmemesi için "Türklerin kendilerine nasıl acımasızca kıydığını" hem gençlerine hem de dünyanın geri kalanına anlattı. Nesilden nesile hikâyeler aktarıldıkça iyice çarpık bir hale büründü. Peki, Türkiye ne yaptı? Hiçbir şey, "geçmişe değil geleceğe bak" dedi, "çekilen acıları hatırlatmanın faydası yok" dedi. Türkiye doğru olanı yaptı gibi görünse de kendi hikâyesini anlatması gerekirdi belki de. Camilerde diri diri yakılan Müslümanları anlatması gerekiyordu, tecavüz edilen kadınlarını, kurşuna dizilen çocuklarını anlatması gerekiyordu belki de, çünkü bunu emin olun hiçbir Ermeni çıkıp da anlatmayacaktır, ya da kendini aydın zanneden adalet savaşçıları(!).
 
Sözde adalet savaşçıları, Türkiye'de azınlıklar zor durumda diye çığırtkanlık yaparken, Batı Trakya'da, Kıbrıs'ta ve Kuzey Irak'ta Türklerin ihlal edilen haklarını bilmezler, bilseler de ses çıkarmazlar. Hrant Dink için yas tutarlar, sorsanız "kaç diplomatımız şehit edilmiştir?" diye, sayısını bilmezler. Azerileri Ermenistan'la yakınlaşmanın önünde bir engel olarak görür ve Ermeni halkının ağır ekonomik şartlar altında ezildiğini söylerler, ama hiçbiri de Hocalı'da yaşananları ya da evinden, yerinden ve yurdundan sürülen bir milyon Azeri'nin yaşadığı şartları dile getirmezler. Adaletse maksadınız, herkes için adalet gösterin ve diğer tarafın neler çektiğini de bir dinleyin. İşinize gelirse, niyetiniz farklı değilse tabi.
 
Haluk Mergen
hmergen@globalyorum.com 
 

Son Haberler

Hits: 6230 Visitors: 3066
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.