Haberin yayım tarihi
2007-06-15
Haberin bulunduğu kategoriler

Bir binbaşının şehit teğmen oğlunu anlatan mektubu!

Hafta sonu gazeteye gelen mektuplar arasından çıktı. Bana yazılmış fakat herkesin okuması gerekli diye düşündüm.

Yorum yapmayacağım.

Sadece paylaşacağım.

İşte mektup
 
Bir binbaşının şehit teğmen oğlunu anlatan mektubu!

Hafta sonu gazeteye gelen mektuplar arasından çıktı. Bana yazılmış fakat herkesin okuması gerekli diye düşündüm.

Yorum yapmayacağım.

Sadece paylaşacağım.

İşte mektup:

"Sayın Necati Doğru,

17 Eylül 1976 doğumlu tek oğlum, tek varlığım Rüstem Bora TAŞTEKİN, asteğmen olarak Van-Özalp ilçesi İran hududunda karakol görevini yaparken şehit oldu. Vefatıyla birlikte 29 yıllık anımız, emeğimiz bir anda uçup gitmiş, bir baba ve annenin yaşayabileceği kıyameti görmüş olduk.

Gelecek planlarımız.

Hayallerimiz.

Umutlarımız.

Bir anda mahvolmuştur.

Ben de Kemalist bir asker olarak oğlumu vatansever, Atatürkçü, insan sevgisi ile dolu bir birey olarak yetiştirdim... İdeallerle yetiştirdiğim oğlumu bu topraklar için kaybettim. Ancak şu anda "kendi kusuru ile vefat etti diye şehit kabul edilmediği" için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde davası görülmektedir. Şayet davayı kaybedersem mezar yerinin parasını ben ödeyeceğim. Yani bu vatan için gençliğini, ömrünü bu toprağa veren oğlumun yattığı 2.5 veya 3 metrekarelik vatan toprağını, babası olarak bedeli karşılığında satın alacağım ve mezarını yaptıracağım.

Bostancı'dan Pendik'e doğru giderken E-5'te Küçükyalı mezarlığına baktığınızda mezarlığın en üst zirvesinde bir bayrak göreceksiniz.

O bayrak benim şehit asteğmen oğlumun bayrağıdır.

Son günlerde verilen şehitlerden sonra üzüntülerim yeniden canlandı.

Sanki oğlumun vatan sevgisini size yazarsam içim ferahlar diye düşündüm.

Çünkü oğlum en çok sizin yazılarınızı okur ve yorumlardı.

Kendisi karakolda görevli iken telefon görüşmelerimde "Oğlum sıkılırsan, sevmezsen söyle seni daha merkezi bir yere aldırayım" dediğimde, "Baba 1071 Malazgirt Zaferi'nden beri atalarımız buraları beklemiş, biz de bekliyoruz. Hem ben buradan ayrılırsam 45 askerimin morali bozulur. Tüm gayretimle askerlerimin analarını ağlatmadan görevimi burada bitirmek istiyorum" derdi.

Ama ne fayda!

Kendi anası ağlıyor.

Ben merak ediyorum:

25 yıldır devam eden bu terör nedeniyle görev yapan Mehmetçiğimiz'in hudutlardaki nöbet yerinde korumasız, eskortsuz olarak bir milletvekili bir bakan, bir üst düzey diplomat veya bürokratımız onlarla birkaç gece geçirdiler mi? Yazın sıcağında, kışın ayazında gözetleme kulelerinde nöbet tuttular mı? Bunları yaşamayan, evladının acısını duymayan nasıl çözer bu sorunu?

Yine merak ediyorum:

Aday olanlardan acaba Güneydoğu'da askerlik yapan var mı?

Veya çocuğu o yörede asker olan var mı?

Parası olan, mevkisi olan zengin çocuklarını; asker kaçağı olarak arananları AB uyum yasaları nedeniyle artık yoklama kaçaklarını polis yakalayamıyormuş. Sadece o kaçağa rica ediyormuş "Askerlik şubesine başvurun" diye duyuru yapabiliyormuş.

Geçenlerde askerlik şubesinden bir subayla görüştüm. Her gün magazin dergilerinde ismi, resmi çıkan asker kaçaklarını vatan beklemeye götüremiyorlarmış.

Sayın Doğru,

İçimdeki 25 yıllık sızı, son 7 aylık alev topu. Oğlumun acısını belki biraz ferahlatır diye size yazdım.

Zamanınızı aldığım için özür dilerim.

Nasıl bir psikolojide olduğumu anlayacağınızı ümit eder, ifade ve yazım hatalarım için özür dilerim. Tüm vatan sömürücülerine rağmen vatan sağolusun.

Saygılarımla

Mehmet TAŞTEKİN Emekli Binbaşı"
 
Derleyen:Reyhan Gündoğmuş(Basından seçmeler*/Almanya) 
 

Son Haberler

Hits: 9436 Visitors: 3221
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.