Haberin yayım tarihi
2011-12-13
Haberin bulunduğu kategoriler

Cumhuriyet neyi yanlış yaptı – 1 ?

BENİM PENCEREMDEN

İzzet DÖNMEZ

Bir önceki yazımda “Türkiye Cumhuriyeti kurulurken , bugün’kü kriterlerimize göre doğru yapılanında yanlış yapılanında …Altına bugün ben imzamı atarım” demiştim.

O günün şartlarında dozu kaçmış bazı işlerin hoş görülmesi gerektiğine vurgu yapmış, ancak”  dersimize daha çok çalışacağız “ diyerek yazımı bitirmiştim.

Bütün çocukluğum çok muhafazakar, şiddetli bir Atatürk ve İnönü düşmanlığı yapılan bir ortamda geçti. Ben çocukken aile ortamında kimse Atatürk’ e Atatürk demez,  kimse İnönü’ye İnönü demezdi. Aile büyüklerimiz , Atatürk’ ten bahsedecekse “kör”,  İnönü’den bahsedilecekse “sağır” derdi. Hatta Karadeniz şivesi ile sağır kelimesi’  “zaar” olarak teleffuz edilirdi. Anlarsınız yani.

“Biz kör denince” onun Atatürk olduğunu , “sağır denince” de İnönü olduğunu anlardık. Biraz büyüyünce, bu kullanımın aile ortamı dışında da yaygın olduğunu fark ettim.

Anadolu’da bu kitle Demokrat Parti’nin “ana tabanını” oluşturuyordu.

Bu sözcükleri kullananların tamamı Demokrat Partiliydi. Yani siyasi rekabet duyguları çok etkiliydi.  Köyde ilkokulu bitirince muhafazakâr ailem beni yatılı bir tarikat kursuna verdi. Burası muhtemelen kaçak bir yatılı kurstu. Muhtemelen Adalet Partisi iktidarının toleransı ile faaliyette idi. Halbuki köyde ilkokul öğretmenlerim aileme sürekli normal okullara kaydolmam için yalvarmışlardı. Çok başarılı bir öğrenciydim. Ailem ikna olmadı.

Kaydolduğum Kur’an kursu,  müthiş bir Cumhuriyet, Atatürk ve rejim düşmanıydı. Tam da ailemin istediği yer…

Yaklaşık iki yıl kaldığım bu kursta Osmanlı Medrese usûlü Arapça eğitimi almıştım. Kursunda en başarılı ve en popüler öğrencilerinden biriydim. Artık köy camilerinde vaaz verir hale gelmiştim.

Bir akşam birkaç arkadaşımla kurstan kaçarak İslam’ın ilk yıllarını anlatan “Cennet Fedaileri” adlı bir filme gitmiştik. Kurs hocası merhum İrfan TOKCAN hoca efendi beni ve arkadaşlarımı falakaya yatırarak dövdü. Bizde kurstan ayrıldık.

Ailem uzunca bir süre beni eve sokmadı. Aylarca samanlıklarda yattım. Daha sonra İzmit te bir başkşa kursa yerleştirildim. Orası biraz daha serbest idi. Orada beş altı arkadaş hafızlık yapıyorduk. Hafta sonlarıda sinemaya kaçıyorduk. O zamanlar İzmit’in Oğuz sineması , Karaçetin sineması çok ünlüydü.

Milli Bayram günleri bu sinemalar film aralarında birkaç dakikalığına Atatürk ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili parçalar koyardı. Bu görüntülerden müthiş etkilenmiştim. Birkaç dakikalık bu görüntüleri izlemek için aynı filme 4-5 kere gittiğim oluyordu.

O güne kadar öğrendiklerimle o kısacık filmlerde gördüklerim beynimde müthiş bir karışıklık ve müthiş bir travma yaratmıştı.

Adeta kontrolden çıkmıştık. Hoca, birazda bizden kurtarmak için sevgili arkadaşım merhum Ahmet MERT’le beni Adapazarı İmam Hatip Lisesine gönderdi.

1968 yılında kaydolduğum Adapazarı İmam Hatip Lisesi hayatımın akışını değiştirmişti. Hem dinimizi doğru kaynaklardan öğreniyoruz , hemde Matematik , Fizik , Kimya , Felsefe , Mantık , Sosyoloji öğreniyorduk.

Her genç insan gibi hafta sonu sinemaya gidiyorduk. Arkadaşlarla Santral kahvesinde tavla atıyorduk. Sakarya Spor’un maçlarını kaçırmıyorduk. Kız Meslek Lisesinde sevgililerimizde vardı.

O tarikat kurslarında baskı ve dayaktan dolayı soğuduğumuz dinimizle de barışmıştık. Mezunu olmakla gurur duyduğum Adapazarı İmam Hatip Lisesi bu günkü kişiliğimin oluşmasındaki en önemli faktördür. Oradan aldığım bilgilerle hiç dersane yüzü görmeden Hacettepe Üniversitesi İşletme Fakültesini kazandım.

İmam Hatip Liseleri – “birileri beğense de beğenmese de”  Cumhuriyet tarihinin en önemli projelerindendir. İmam Hatip Liseleri devletle mütedeyyin kitleler arasında köprü olmuştur.

Cumhuriyetin en büyük yanlışlıklarından biri olan mütedeyyin , muhafazakâr  kitlelerin yok varsayılması hatasından dönülmüş, bu büyük kitle sisteme dahil edilmiştir.

“Keşke açılmasaydı “ diyenlere cevabım şudur: O gizli tarikat okullarında  yetişenler , sizleri Pala ile keserlerdi. Haberiniz ola…

Bu gün Türkiye’yi yaklaşık on yıldır. İmam Hatip Lisesi mezunu bir Başbakan yönetiyor. İçerde darbe teşebbüsleri, etnik temelli iç isyan…

Dışarı da eşi görülmemiş bir küresel ekonomik kriz… Buna rağmen Türkiye dünyanın en hızlı gelişen , büyüyen üç yıldız ülkesinden biri.

Ülkeye hizmeti ibadet şuuruyla yapıyor. Gece , gündüz demeden , sağlığını hiçe sayarak… Başbakan oluncaya kadar hiçbir şeyi olmayan sayın Erdoğan bugün ileri derecede şeker hastası. Ciddi bir ameliyat geçirdi. Allah şifa versin. Tarih bunu mutlaka yazacaktır. Hasımları dudak büksede söyleyeyim;

Gelecekte Sayın Erdoğan Cumhuriyet tarihinin en başarılı başbakan’ı olarak anılacaktır. Çünkü o asım’ın neslidir.

Gelecek yıllarda daha çok İmam Hatip kökenlilerle devletin tepe noktaları tanışacaktır.

Devlet Mütedeyyin kitlelerle barıştı dedik.

Şimdi sıra geldi Kürtlerle ve Alevilerle barışmaya…

Bu ülkede , bugüne kadar yok varsayılan bu iki kitleyle devlet mutlaka barışmalıdır. Devlet,  Solcularla, Sosyalistletle , Komünistlerle , Dinsel Azınlıklarla da barışmalıdır.

Tam demokratik, çoğulcu,  çok sesli,  çağdaş Türkiye’yi kurmanın  başka yolu yoktur. Bundan otuz yıl önceye kadar benim için en iyi Kürt “Ölü” Kürt tü. Benim için en iyi Alevi “Ölü” Alevi idi. Benim için en iyi Solcu “Ölü” Solcuydu.

Hem aile ortamı , hem resmi ideoloji beni zehirlemişti.

Aile ortamının baskısı , resmi ideolojinin manüplasyonlarından kurtulunca, her şeyi doğru kaynaklardan öğrenince , bütün görüşlerim değişti.

Yani anlayacağınız ben “Döndüm”

Bu gün geldiğim noktaya bakın ki o kitlelerin hukukunu savunmak bana düştü. 1970 – 80 ‘ li yılların kavga ortamından kurtulup; Alevi yada Aleviliği… Kürdü yada Kürtçülüğü…  Solu yada Solculuğu…Doğru kaynaklardan öğrenince yine büyük travmalar yaşamaya başladım.

Soğuk savaş dönemi açıkça kandırılmıştık.

Moskova ‘ da ki mezarından çıkararak , yeniden öldürmeyi düşündüğüm Nazım’ı 50 yaşından sonra şimdi okuyorum.

Gelecek yazılarımda Alevilik ve Kürtlük’le ilgili olacaktır.

Biz ne kötü kandırılmışız yahu…

Dersimize daha çok çalışacağız.

Son Haberler

Hits: 9477 Visitors: 3224
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.