Haberin yayım tarihi
2011-12-20
Haberin bulunduğu kategoriler

Cumhuriyet neyi yanlış yaptı – 2 ?

BENİM PENCEREMDEN – İzzet DÖNMEZ

 

Çocuktum , ufacıktım.

Doğup , büyüdüğüm Akyazı` nın Hanyatak köyü , şehir merkezine 35 Km. uzaklıkta , Samanlı dağlarının zirvesinde, Rakımı 1000 metrenin üzerinde , bir dağ köyüdür.

Çocukluğumda kışlar çok uzun ve şiddetli geçerdi. 4 – 5 metre kar yağdığı olurdu.

Uzun kış günleri , iş güç yok, komşu köyden de misafirlerimiz gelirdi.

Köy odasında , sobanın başında komşu köyden gelen misafirlerle aile büyüklerimiz tatlı kış sohbetlerine dalardı. Ben daha 7 – 8 yaşlarındayım , sohbetin içeriğinden fazla bir şey anlamıyorum. Merakta etmiyordum. Ancak , dışarıda metrelerce kar var. Sohbetleri zorunlu olarak dinliyordum.

O sohbetlerde komşu köyden gelen misafirler , şakayla karışık aile büyüklerime " Çepni, Alevi, Kızılbaş " gibi sözler sarfediyor. Aile büyüklerimiz bu sözlere aldırmıyorlar. " Hatta cevaben " tamam biz Aleviyiz ama Türküz , bakın bu devlet Türkiye, bizim adımızı taşıyor. Siz ise ahriyan` sınız. Yani dönmesiniz " diye cevap veriyorlar.

Her bir araya gelişte , birbirini kırıp incitmeden yıllarca bu atışmalar sürüp gitti.

Ne var ki ben Adapazarı`na gelip tahsil hayatına başlayınca , o komşu köyden gelen misafirlerin çocukları da birlikte olduğumuz da bizzat bana bu ithamları yapınca kafam karışmaya başladı .

Nasıl Alevi, Kızılbaş olabilirdik ?

Tamamda , beş vakit namaz kılan , oruç tutan, kurban kesen , hacca giden aile büyüklerimiz nasıl Alevi , Kızılbaş olabilirdi ?

Sakarya ilinin belKide en fazla Hafız yetiştiren köyü bizim köydü.

Meşhur Mehmet EREN hoca , nam-ı değer Asker Hafız Trabzon`dan hem -şehrimizdi . Hasırcılarda görev yaptığı yıllarda , bizim köyden, 1940 larda okuma çağındaki bütün çocukları almış , hafızlık yaptırmıştı. O yıllar da , köyden onlarca hafız yetişmişti. Bende , Asker Hafız`ın öğrencisi , köylümüz Muharrem ŞİMŞEK Hoca` da hafızlık yaptım.

Ancak kafamdaki karışıklıkta bir türlü gitmiyordu.

Ne kötü şeydi Alevilik ...Kestiği , pişirdiği asla yenilmez. Rus`la , Alman`la evlenilir ama Alevi ile asla evlenilemezdi . Alevi ile komşu bile olunmazdı. Onlar " Kızılbaş " tı. Kafası kesilesi Kızılbaş... Onlar " mum söndü " yaparlardı. Ar , namus , tertemizdi anlayacağınız.

Biz bu tanımlamalara uymuyorduk. Herhalde şaka yapıyordu komşu köylülerimiz. Türkçe` yi doğru dürüst konuşamasa da onlarda " ahriyan " değillerdi. Hep şakaydı bunlar.

Ama delikanlılık yıllarında arkadaşlarımın bana bakarak istihza ile " Çepni " demeleri yok mu. Beni çıldırtıyordu.

15 yıla yakın resmi ve özel din eğitimi almama rağmen , Alevilik ve Kızılbaşlılıkla ilgili tek kelime bilgi almamıştık. Bütün bilgilerimiz kulaktan dolmaydı.

Gelecekte kendisi hakkında özel yazı yazacağım dedem merhum Mehmet DÖNMEZ , hiç okul eğitimi almamasına rağmen hem Osmanlı Tarihini , İslam Tarihini hemde Cumhuriyet Tarihini mükemmel düzeyde biliyordu.

Bir gün kalktım köye gittim ve dedeme sordum " Dede , nedir bu bize yapılan Alevi , Kızılbaş ithamları ? "

Dedem, başını öne eğdi ve biraz durdu. Kelimeleri seçerek konuşmaya başladı ; " Oğlum bu iddİalar doğru. Biz Orta Asya dan gelme hakiki Türk`üz. Türkler hep mazlumdan yanadır. İslam tarihinde Hz.Ali ve Ehl`i beyt çok zulme uğramış. Bizde Müslüman olunca o mazlumların yanında saf tutmuşuz. Olay bu kadar basit. "

Osmanlı ile Şah İsmail arasındaki kavgada , Doğu Karadeniz Çepnileri , Anadolu` daki başka Türkmen`lerle Şah İsmail tarafını tutmuş. Savaşı Şah İsmail kaybedince Osmanlı , Anadolu`da müthiş bir Kızılbaş avına başlamış.

Anadolu` daki Kızılbaş Türkmenlerin bir kısmı İran` a göç etmiş , Bir kısmı Sünnileşmiş , bir kısmı da kuyulara doldurularak katledilmiştir. Kalanlarda Anadolu`nun dağlık , ormanlık bölgelerinde varlığını devam ettirmiştir.

Bu teferruatı bana dedem anlatmadı. Bunları Tarih kitaplarından öğrendim.

Yıllar önce dedem bana şöyle demişti " Bak oğul bizim Trabzon daki sülale adımız " Dervişoğulları " , köydeki diğer sülale adı " Bektaşoğulları ", bir diğer sülale adı " Seyyidoğulları " dır. Dervişlik , Bektaşlık , Seyyidlik Aleviliğe ait tanımlamalardır . Bizim böyle bir geçmişimiz vakıa. Bizim kasabamız Şal -pazarına Osmanlı döneminde Curoğlu Zade lakaplı , Fatih Medresesinde yetişmiş bir Sünni ulema gelmiş. Ağasar bölgesinde Alevi Türkmenleri gönüllü olarak Sünnileştirmiş. Kendi geçmişinle gurur duy oğlum, Alevi olduğumuzda da sapına kadar Türk ve Müslüman idik. Sünni olunca da sapına kadar Türk ve Müslümanız ."

Dedemin bana anlattığı diğer konuları bu sütunlara taşıyamam. Yaklaşık elli yıldır dinle , İslam dini ve dinler tarihi ile ilgili araştırmalar yapıyorum. vardığım kanaat şudur:

Bütün semavi dinlerde mezhepler ; siyasi kurumlardır, siyasi kaygılar ile üretilmiş kurumlardır.

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, kurucu otorite , siyasi tercihini şöyle yapmış; Etnisite olarak Türklüğü ve mezhep olarakta Sünniliği " Kurucu ortak payda " olarak kabul etmiştir.

Cumhuriyet , bu şablonun dışındaki unsurları yok varsaymış yada asimile etmeyi denemiştir.

Biz aile olarak etnik bakımdan Türk`üz Osmanlı döneminde `de Sünniliği seçmişiz. Yani sorun yok. En hakiki birinci sınıf vatandaşız.

Ancak geçmişte yaşadığım ve yukarıda bahsettiğim olaylar " farklı inanç ve kimlikler " üzerine farklı pencereden bakmama neden oldu.

Ben ki büyük büyük dedelerimden kalma inanç köklerimden dolayı sorgulanıyor dahası aşağılanıyorsam halâ bu kimlikte, bu inançta yaşayan insanların durumu nedir ?

Bilinenin aksine bu gün Türkiye` de bir tek hane Kürt - Alevi yoktur.

Türkiye` deki Kürtlerin tamamı Sünni`dir. Kürtler bir Anadolu haklıda değildir. Osmanlı döneminde, Sünni oldukları için , İran `dan ve Mezopotamya` dan Anadolu`ya getirilmişlerdir.

Anadolu` daki Alevilerin büyük çoğunluğu Türk`tür, Türkmen `dir. Yani Yörüktür. Sadece Dersim yöresi Zaza`larının bir kısmı Alevidir. Zaza`ların bir kısmıda Sünni `dir. Zazalar , Kürt değildir. Kürtlük ile uzaktan yakından alakaları yoktur. Zazalar , Anadolu` nun `otantik " bir halkıdır. Muhtemelen Orta Asya ` dan Anadolu` ya gelen Türkmen Alevi` lerden etkilenerek bu inancı benimsemişlerdir. Ancak resmi ideoloji bu insanları dışlamış ötekileştirmiştir. Bu dışlama ve ötekileştirme hem Osmanlı döneminde , hemde hiç değişmeden Cumhuriyet döneminde yapılmıştır.

Ne de olsa Cumhuriyetin Kurucuları , tüm kültürel birikimlerini Osmanlı` dan almıştır.

Cumhuriyet döneminde , Alevilere " şaşı bakış " Osmanlı`dan daha kati -olmuştur.

Tekke ve Zaviyeler kapatılınca , onların ibadet mekanları da resmen kapatılmış oldu. Aleviliğin yazılı kültürüde olmayınca , geçmişinden kopuk , sözlü , otantik bir inanç grubu olarak kaldı bu kitle.

Özellikle büyük şehirlere okumaya gelen Alevi gençler , inanç köklerinden kolayca koparılmış Marksist terör gruplarının ağına kolayca düşmüşlerdir.

Resmi ideolojiye muhalif safta olmakta işi kolaylaştırmıştır.

Gerçekte Alevilik , tertemiz bir Anadolu Türkmen inanç sistemidir.

Anadolu` yu bize vatan yapan inanç önderlerimizin hepsi , Şeyh Edebâli , Hacı Bektâş-i Veli , Yunus Emre , Mevlana Celaleddin-i Rumi esasta Alevi`dirler.

Aleviler , sapına kadar Müslüman ` dırlar. Sünnilerin içinde ne kadar

" Ateist " varsa Alevilerin içinde de o kadar " Ateist " vardır.

Ülkemizin farklı bir rengi , farklı bir kültür birikimi olan Alevileri ve Aleviliği artık varsaymalıyız.

Aleviler , namuslarına , edeplerine , örf ve geleneklerine o kadar bağlı ve temiz insanlar ki " Mum Söndü " iftiralarına bile yüzyıllarca tahammül edip , terbiyelerini bozmamışlardır.

" Eline , beline , diline sahip ol " diyen Ulu Hacı Bektaş-i veli`nin evlatlarından daha ne beklenirki.

İncinseler` de incitmemişlerdir.

Cumhuriyet , onlarla ` da barışmalıdır artık.

Son Haberler

Hits: 9518 Visitors: 3230
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.