Haberin yayım tarihi
2011-12-06
Haberin bulunduğu kategoriler

Dersim; ya da dersimiz.

  • BENİM PENCEREMDEN – İzzet DÖNMEZ

Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran kadro’nun tamamı Osmanlı’nın asker, bürokrat , sivil kadrolarıdır. Hepsi Osmanlı’nın okullarında yetişmiş , hepsi  Ulusal Kurtuluş Mücadelesine başlayıncaya kadar  Osmanlının hazinesinden maaş almıştır

Ne oldu’da merkezi hükümetle , yani İstanbul hükümeti ile ipler tamamen

koptu ?

Çok genç yaşta bir kurmay subay olarak Osmanlı ordusuna katılan Mustafa Kemâl ‘ in bütün hayatı cepheden cepheye savaşla geçmiştir.

Balkan savaşı , Çanakkale savaşı , Filistin  harbi , Trablusgarp…

Mustafa Kemâl , bu cephelerde paltosunu katlayarak başının altına yastık  yaparak uyumaya çalıştığı geceler belli ki ülkenin kurtuluşunun planlarını da yapmaktan  uyumaya pek fırsat bulamamış.

Balkanlarda Bulgarların , Sırpların , Yunanlıların ve Arnavutların isyan ederek imparatorluktan ayrılıklarının akabinde Ortadoğuda da Arapların isyan ederek ayrılması  yüreği vatan sevgisiyle kavrulan katıksız bir Türk Milliyetçisi olan Mustafa Kemâl ‘ in beyninde ne büyük travmalar yarattığını bütün gençliğini bu işlerle tüketen  bendeniz için anlamak çok kolaydır.

Hangi coğrafyada nasıl bir devlet kurulacağının planları o cephelerde uyku vakti uyumadan yapıldı.

Hepimiz  biliyoruz ki  , Mustafa Kemâl önderliğindeki Ulusal Kurtuluş hareketinin öncüleri  “ idam fermanları ”  ceplerinde yaşamışlardır.

20 Milyon kilometre kareyi aşkın bir coğrafyaya hükmeden bir devletin mensupları olan bu insanlar, “  ellerinde anavatan ”  diyebilecekleri bir toprak parçasını bile savaşla geri almışlardır.

Her taraftan ihanet akıyor.

Müslimi, gayri müslimi , sünnisi,  alevisi …  Her tarafta ihanet akıyor.

Ermeni ‘ si ayaklanmış , Rum’ u ayaklanmış , Kürdü ayaklanmış , Kızılbaşı ayaklanmış .  Adapazarı , Düzce , Bolu  ayaklanmasının ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz.

Büyük taarruz arefesinde cepheye 400 bini aşkın asker toplanmış .  Tam büyük taarruz başlayacak,  Mustafa Kemâl cephe komutanlarına  yeniden asker sayımı yaptırır. 200 bin firar var.  Mustafa Kemâl buna çok üzülür.   “Hain’ide , gafili’de  bol milletiz , vesselâm” der.

Savaş yorgunu millet cepheden kaçmıştır…   Maalesef ,  İstiklal Mahkemelerinde  asılanların çoğu asker kaçağıdır.

Tarihte yaşanan her olayı kendi şartlarında  değerlendirmek gerekir.

Kurtuluş  Savaşından sonra yeni devlet kurulurken yapılan her şeyin …  Bu günkü kriterlerimize  göre doğru  yapılanında  , yanlış yapılanında …  Bu gün altına imzamı atarım.

Sayın Başbakanın dediği gibi “yok öyle 25 kuruşa simit”   O gün neler yapıldığını doğru tahlil edebilmek için o günü yaşamak gerekir.

Bunu söyleyince birileri rahatsız oluyor ama , Anadolu hem etnik bakımdan, hem dinsel ve mezhepsel bakımdan tam bir mozaik. Bu hetorejen yapıdan Cumhuriyet, homojen bir ulus yaratmaya çalışmıştır. Dersim dahil bütün sıkıntılarda bundan doğmuştur.

Cumhuriyet bu konuda kısmen başarılı olmuş.  Kısmen de başarısız olmuştur.

Bu saatten sonra’da geçmiş ola.

Bu günkü küresel dünya düzeninde etnik yada dinsel homojenitenin devri çoktan geçmiştir.

Artık yeni şeyler söylemek, yeni çözümler üretmek zorundayız .

Atatürk yaşadığı sürece yurttaşlarına her zaman “aklın ve bilimin yolunu rehber edinin” tavsiyesinde bulunmuştur.

Kendisi de sağlığında yanlış olduğunu düşündüğü birçok reformdan’da vazgeçmiştir.

Atatürk’ ün “despot  bir diktatör olduğunu düşünenler” kesinlikle yanılıyorlar.

Kurtuluş savaşına başlarken işleri mutlaka bir “Meclisle”  yürütmeye çalışması,  zor dönemlerde iki defa çok partili siyasi hayata geçiş denemeleri onun  “  Çağdaş bir Türkiye,  Demokrat bir Türkiye ”  hayalinin göstergesidir.

Bu gün “ ben Kemalistim , Atatürk çü’yüm ” diyenleri dinledikçe hayretler içinde kalıyorum. Atatürk’ün gelecekte nasıl bir Türkiye hayal ettiğini anlayamadıklarını görüyorum.

Nasıl ki  Atatürk ,  yaşadığı dönemde halkının yüz yıl ilerisinde idiyse  bugünkü  “ sözde Kemalist’ lerde ” halkın yüz yıl gerisindedir.

Doğru olan ; Atatürk ‘ ün sağlığında ne yaptığına değil, Türkiye için gelecekte neyi hayal ettiğine bakmak lazımdır.

Dersim’e  vali atanıyor. Vali dersime  giremiyor. Elazığ’ da oturuyor.Garnizon  komutanı  atanıyor. Göreve  başlayamıyor. Elazığ’da oturuyor.

Dersim’ de olanlar için söylenecek söz şudur.

Dersim’ de kantarın topuzu fazla kaçmıştır.

Bunun için özür dilemekte Türkiye ‘ ye bir şey kaybettirmez.

İddia edildiği gibi Türk Milletinin  tarihinde utanacağı çok fazla sayfalar yoktur.

Ona bakarsan Kafkasya dan yüzbinlerce Çerkez kardeşimiz Anadolu’ ya turistik geziye gelmediler.

Balkanlardan milyonlarca insan çiftini , çubuğunu bırakarak Anadolu ya  çok heveslerinden gelmediler.

Yollarda yüzbinlercesi telef oldu.

Her milletin tarihinde biraz utanacağı, biraz zorlanacağı sayfalar vardır.

Dersim olayından başka,  6 – 7  Eylül olayları , varlık vergisi , Ermeni tehciri v.s. konuları da tartışılıyor.

Eğer devletin bu konularda özür dilemesi barışı , kardeşliği , kucaklaşmayı tesis edecekse bence hiçbir mahzuru yoktur.

Eğer bu konular kaşınarak  bir bedel ödettirilmeye çalışılıyorsa, artık Türk Devleti ‘nin ödeyeceği bir bedel yoktur.

Osmanlı  Devleti 1. Dünya Savaşına girerken  6  milyon km² toprağa sahipti. 1.Dünya Savaşının  devamı olan Kurtuluş savaşından sonra ise 780 bin km² toprağımız kaldı elde… Bedelini yüzbinlerce şehit ve gaziyle ödeyerek…

Herhalde  Dersim ‘ ize daha çok çalışacağız.

Son Haberler

Hits: 6234 Visitors: 3067
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.