Haberin yayım tarihi
2015-05-08
Haberin bulunduğu kategoriler

REZA ZARRAB:BAK OYLAR BİZE HAAA..

Emin Çölaşan Yazdı..

Ey benim sayın ve muhterem, fakir fukara, işsiz, ayın sonunu getiremeyen vatandaşım…

Ekonomik durumun zor. Eğer şansın yaver gitti de iş bulduysan, büyük olasılıkla asgari ücrete talim ediyorsun.

Ya da dandik bir firmada hiçbir güvencen olmadan, sigortan bile yapılmadan taşeron işçi olarak günde 10 saat çalışıyorsun.

Belki kendine, eşine, çocuklarına iş arıyor ama bulamıyorsun. Bu durumda torpil arayışına giriyorsun. Araya tanıdıklar koyup AKP’li milletvekillerinin, genel müdürlerin kapısını aşındırıyorsun.

Feryadın fazla çıkmasın, daha fazla ağlaşmayasın diye sana gıda paketi ve 500 kilo kömür veriyorlar.

Gıda paketlerinde çoğunlukla son kullanma tarihi geçmiş, satıcı firmaların elinde kalmış en ucuz ve kalitesiz mallar yer alıyor.

Makarna, nohut, pirinç, salça, margarin…

Sana diyorlar ki “Bunları ye de aç karnını doyur!..”

Ondan sonra ekliyorlar:

“Bak, oylar bize haaa!.. Sakın ola ki başkasına oy verme. Sana yaptığımız bu kıyakların karşılığını oy vererek öde!..”

HHH

Ey benim bu durumda olan sayın ve muhterem, fakir fukara, işsiz, ayın sonunu getiremeyen milyonlarca vatandaşım…

Şimdi biraz düşün bakalım. Düşün ki bazı gerçekleri gör ve öğren!

Sana bunları söyleyen, seni makarna nohutla doyurmaya kalkışıp karşılığında oy isteyenlerin kollarında 700 bin liralık saatler olduğunu artık gördüğünü umarım.

Bu nasıl iştir yaaa?..

Sakın “700 bin liralık kol saati mi olurmuş” diye sorma.

İşte o saat Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan’ın kolunda!

O saatin bedelinin onda biri sende olsa, başını sokacak bir ev alırsın.

Ama seni makarna nohutla uyutuyorlar.

Üstelik önceki gün Meclis kürsüsünde itiraf etmek zorunda kaldı. Efendim, kendisi o saati İsviçre’ye tam sipariş ederken, rastlantıya bakın ki İranlı Reza Zarrab yanında imiş…

“Sayın Bakanım saati ben adamlarıma getirtirim, sen hiç zahmete girme” demiş ve getirtmiş.

Yine iddia ettiğine göre saatin faturası başkasının adına kesilmiş, garanti belgesinde ise kendisinin adı yazılıymış.

Dünyanın en pahalı kol saatlerini üreten bir İsviçre firması düşünün ki, faturayı “Parasını ödeyen Bakan Bey” değil de başkası adına kesiyor…

Niçin?..

Çünkü firmaya parayı ödeyen başkaları!

O halde şimdi bu saatin rüşvet olduğunu söylemek mümkün mü?

Vallahi değil billahi değil!

* * * *

Dünkü yazımda da belirtmiştim… AKP iktidar olduktan sonra ilk çıkardığı yasalardan biri, servet sahiplerine “Nereden buldun? Bu değirmenin suyu nereden geldi?” diye sormayı yasaklamak olmuştu.

(9 Ocak 2003 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 4783 sayılı Yasa.)

Dolayısıyla hiç kimse Zafer Çağlayan’a “Arkadaş sende nasıl bir para var ki, 700 bin liraya saat alıp koluna takıyorsun. Nereden buldun o kadar parayı?” diye soramaz.

Acaba aileden mi zengin?

Hiç sanmıyorum çünkü rahmetli babası Salih Çağlayan’ı tanırdım. Düzgün bir emekçiydi. Petkim’de kapıda durur, müracaat memuru olarak görev yapardı.

Bilemem, oğlu belki ticaret yapmış ve helal para kazanmış, kazancından bir bölümüyle o saati almıştır!

* * * *

Ey benim sayın ve muhterem, fakir fukara, işsiz, ayın sonunu getiremeyen vatandaşım…

Polis baskınlarında bu iktidar mensuplarının evlerinde ayakkabı kutularına, çelik kasalara gizlenmiş milyonlarca dolar çıktığından acaba haberin olmuş mudur!

Para sayma makineleri, çelik kasalar ne arıyordu o evlerde?

Aynıları sende de var mı muhterem vatandaşım!

Polis bunların telefon konuşmalarını dinlemişti… İçişleri Bakanı Muammer, İranlının önüne yatmaktan söz ediyordu… Al takke ver külah ilişkiler kurulmuştu…

O konuşmaların tamamı kayda alınmıştı.

O kadarcık para senin evde de mutlaka vardır benim ay sonunu getiremeyen sayın ve muhterem vatandaşım!

Ama benim çok değerli vatandaşım, bu pislikler 30 Mart seçimleri öncesinde belki senin de içinde olduğun yüzde 44’ü hiç mi hiç etkilemedi.

“Kime ne lan, soydularsa beni soydular” deyip oyunu yine bunlara verdin.

* * * *

Ey benim muhafazakar, inançlı, mümin, kendi halinde yaşayan sayın ve muhterem vatandaşım…

Senin oy verdiğin partinin AB eski Bakanı Egemen Bağış’ın kayda alınan konuşmaları yayınlandı.

Kuran ayetleriyle alay ediyor, Bakara makara diyor, her cuma günü internetten bir ayet salladığını söylüyordu.

İranlı, Egemen’in evine çikolata kutusunda rüşvet gönderirken adamına talimat veriyordu:

“Aman yanlışlık yapma, kutuya euro değil dolar koyacaksın haaa! (Dolar daha ucuz, maliyetten kurtarıyor!) Kutuyu hizmetçisi Marina’ya vereceksin.”

Sen bunları bile umursamadın, oyunu yine bunlara verdin!

Sana ne demeli, bilmem ki!..

* * * *

Çevre eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ı anımsadın mı benim sayın vatandaşım! Baskınlardan sonra paniğe kapılıp “Ben ne yaptıysam Başbakan’ın talimatıyla yaptım. Hem bakanlıktan, hem de milletvekilliğinden istifa ediyorum. Başbakan’ın da istifa etmesi gerekir” demişti.

O arkadaşın daha sonra 180 derece döndüğünü izledin mi, olanlardan ders aldın mı sayın vatandaşım! Önceki gün Meclis’te ağlıyordu!

Soruşturmayı yapan savcılar hükümet tarafından görevden alınmış, yerlerine yenileri getirilmişti. O yeniler, Meclis görüşmelerinden iki gün önce Erdoğan Bayraktar ve ekibi için takipsizlik kararı verdiler.

* * * *

Ey benim fakir fukara, işsiz, ayın sonunu getiremeyen, mümin, muhafazakar vatandaşım…

Bir yanda soyuluyorsun, öbür yanda oyunu gidip bunlara veriyorsun. Bu nasıl iştir, bir bilen olsa da anlatsa!

Haram para, rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, avanta, büyük kentlerin yağması, gırla gidiyor.

Sana ne demeli, bilmem ki!..

Biraz aç gözünü yaaa, artık anla ki bunların “Müslümanlığı” falan palavra. Seni kafakola almak için kullandıkları bir söylemden ibaret.

Sana nohut makarna, onlara servet!..

Hepinize en derin saygılarımı sunarım sayın yüzde 44, ama lütfen artık uyanmanızı dilerim.

Son Haberler

Hits: 5798 Visitors: 3049
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.