Haberin yayım tarihi
2007-09-08
Haberin bulunduğu kategoriler

Saf olmamak lâzım

Kiliselerimiz boşalıyor. Camiler doluyor. Yirmiyediler Avrupa'sında şu anda 23 milyon müslüman yaşıyor. Belçika'dakilerin sayısı, marjinal yeni dönmelerin yanında, özellikle göçmen kökenli 400000 ilâ 500000 arasında. Şayet (70 milyon nüfuslu) Türkiye AB'ye girmiş olsa, Avrupa'da en fazla ibadeti yapılan din islam dini olurdu. (Katolikler artık ibadet etmiyorlar.) Bu perspektif birçok kişiyi korkutuyor. Pax Europa'nın kurucusu, eski Alman gazeteci Udo Ulfkotte « Avrupa'nın islamlaştırılmasına karşı » 20000 göstericiyi Brüksel'de yürütmeyi düşünüyordu. 11 Eylül günü -yani El Kaide'nin ABD'deki suikastinden altı yıl sonra - yapılması öngörülen gösteriye Brüksel belediye başkanı izin vermedi. Kendi ülkelerinde yakında ortaya çıkarılan suikast projesinin şokunu henüz atlatamayan bazı Almanlar bu yasağı hiçe sayabilirler. 

Bizde bile, islam korkutuyor. Madenlerimize ve fabrikalarımıza ilk göçmenler 1960'lı yılların başında geldiler. Onlardan beklenen Belçikalıların yapmak istemediği işleri yapmalarıydı, ibadet etmeleri veya inanç yayma yöntemlerine başvurmaları değildi. Son yıllar boyunca, genç kızlar kendi annelerinin bile takmayı bıraktığı bir başörtüsü için gösteri yaptılar, sınıfta başlarını açmayı reddettiler, erkek öğrencilerle birlikte havuza gitmeyi reddettiler,vb… Kamusal alan ile özel alanı ayırmayı reddeden, kapalı cemaat yaşamını tercih eden, moderniteden çekinen, hatta ona düşman, bu « yutucu » İslam Batılıları şok etti. 

Bu gidişat rahatsız ediyor. Zira bu bizim uyum politikamızın başarısızlığı anlamına geliyor. İslam dini Belçika'da 1974 yılından beri resmen tanınıyor. Fakat, günümüzde, örneğin islam dini dersinin düzenlemesi hâlâ memnuniyet verici değil. Dahası : 1974 yasasına uygun olarak kurulan Müslümanlar Temsil Kurumu'nun (Exécutif des Musulmans) itibarı ile oynandı ve kurum yediemine tevdi edildi. Peki niye ? Belçika'da ve başka göç ülkelerinde, İslam dininin temsil kurulları ya siyaset dünyasının yegâne muhatabı haline gelen aktivist islamcı, ya da çıkarcı bir azınlığın işgali altındalar. Halbuki Müslüman Kardeşler gibi köktendinci bir hareket islam hukukunu modernleştirme iddiasında. Hoş gelen sözler, ama yalan. Şunu yüksek sesle ifade etmekte yarar var : Sorun yaratan islam dini değil. Fakat İslamcılık. 

Korku çözüme yardımcı olmaz. Müslümanların önemli bir bölümünün (sessiz çoğunluk) inançlarını, başka inançlara ve laiklere saygılı bir şekilde, her türlü kökten militanlıktan uzak, yaşadığını görmeye engel teşkil eder. Cehaletimiz, ilgisiz ve kapalı oluşumuz sonucunda saf (naïf) kaldık. Demokrasilerimiz sözde modernci söylevlere kanarak narkozlanmamalıdır. Şimdi bu islamı veya daha doğrusu bu islamları eleştirel bir yaklaşım ile tartışmaya açma zamanı. Bir yandan aşırı dinci eğilimleri acımasızca ifşa ederken, diğer yandan da hoşgörülü, insancıl ve özgürlükçü islamı savunanları desteklemeliyiz. 

Pratikte, islam dini demokrasi ve insan hakları ile mükemmelen barışabilir. Müslümanların çoğunluğu da zaten bunu istiyor. İslam dini en aşırı uçların söylemlerine indirgenemez. Dahası da var : Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar aynı Tanrıya inanırlar. Hazreti Muhammed İbrahim, Musa ve İsa peygamberlerin dinlerine saygıyı savundu. Kısacası, İslam dini de Avrupa tarihinin bir parçasıdır. Bunu tanımak bile aşırı uçların gerilemesine şüphesiz katkı yapacaktır. 

Dorothée Klein
Le Vif/L'Express dergisi yazıişleri müdiresi
 
Kaynak:Yakup YURT/Belexpresse/Belçika
 

Son Haberler

Hits: [srs_total_pageViews] Visitors: [srs_total_visitors]
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.