Haberin yayım tarihi
2018-11-29
Haberin bulunduğu kategoriler

SİYASETİN ÇİRKİNLİKLERİ

İlhan KARAÇAY

Sevgili ve değerli okurlarım,

Siyaset, dünyanın her tarafında aynı dokulara sahip olan bir kavramdır. Dokular, maalesef olumsuzluk taşır. Siyaseti olumlu hale getiren politikacı hemen hemen yok gibidir.

Siyaset, başlı başına çirkindir.

Ama siyaseti izleyenler de bazen etki altında kaldıklarından çirkinleşmektedir.

Ben şahsen 55 yıllık gazetecilik yaşamımda, siyasete hiç bulaşmak istemedim. Haber, yorum ve TV programlarımda bunu başardım.

Ne var ki bir defasında, ister istemez siyasete bulaşmış oldum.

1984 yerel seçimlerinde, Mersin belediye başkanlığı için aday olmuştum. Hoş, ben yine de siyasete bulaşmış görünmemek için,  ‘Belediye Başkanlığı, siyasetin dışında bir görevdir ve bu görev halkın her kesimine hizmet etmektir’ dediysem de pek inandırıcı olamadım.

Benim, CHP kökenli bir ailenin ferdi olarak CHP’li olduğumu herkes bilir. Ağabeylerim Ocak, Bucak Başkanlıkları, naçizane şahsım ise Mersin İl Gençlik Kolu Başkanlığı yapmışımdır.

Buna rağmen, 1984 yılındaki Belediye Başkanlığı seçiminde, Mersin için Doğru Yol Partisi adayı olmayı kabul etmiştim. Kabul edişimin en büyük nedeni, rahmetli Süleyman Demirel’in etkisidir.

Siyasetin çirkin olduğunu o zamanlar anlamıştım.

Her şey geçmişte kaldı ama, Sizlere yine de iki çirkinlik anlatacağım.

Seçimler öncesinde yapılan propaganda programlarında, işçi haklarından, ırk ve din ayrımcılığından, Hollanda modeli belediyecilik yapacağımdan söz ediyor ve seçmenler üzerinde iyi bir etki bırakıyordum. O zamanki hükümetin başı rahmetli Turgut Özal, kendi adaylarının kazanması halinde Mersin’e para akıtılacağını anlatıyordu. Ben ise o zaman, ‘Mersin’in limonunu Özal’a yedirmem, Hollanda’ya satarım, yine de para kaynağı bulurum’ diyordum.

Mersin’de Arap kökenli seçmenlerin bana oy vereceğinden korkan rahmetli Özal, o zaman tam üç defa Mersin’e gelmişti. Hatta son seçim konuşmasını dahi Mersin’de 15 dakika gecikmeyle yapmıştı.

Özal’dan,  ‘ Bu Hollandalıyı alt etmek için ne lazımsa yapın’ talimatını alanlar, öncelikle Doğru Yol Partisi’nin yönetimindeki pek çok kişiyi, tavuk yemeği ile ünlü Dalakderesi’nde  toplamışlar ve orada satın almışlardı. Yani, Doğru Yol Partisi yönetimin yarısından çoğu, partiye ihanet etmişti. Aynı gece sokaklara dalan ekipler, kapıları teker teker çalarak, ‘İlhan Karaçay, ANAP lehine feragat etti’ yalanını yaymışlardı. Çok yakın arkadaşım Ergun Dinçkal’ın annesi bana bizzat atlatmıştı. Rahmetli olan anne, ‘Dün akşam evime gelenler, senin ANAP lehinde feragat ettiğini söylediler. Ben de sana çok kızdım ve oyumu sana vermedim’ demişti.

Siyaset işte böylesine çirkindir.

Bir başka çirkinlik de şöyle yaşandı: Mahallemizin saygın ailelerinden biri benim çok yakın arakadaşımdı. Çalışmalar sırasında yanımdan ayrılmadı ve hep destek oldu. Neden sonra, kendisinin Belediye Meclisi’ne girmek istediğini söyledi. Ben de bunu parti yöneticilerine aktardım. Parti yöneticileri bu arkadaşı listenin dördüncü sırasına koymuşlardı. Arkadaşım buna çok kızmış ve ‘Neden birinci sırada değilim’ diyerek istifasını vermiş. Benim girişimim fayda etmediği gibi, bu arkadaşım istifasını medyaya da duyurarak, aleyhimde laflar bile etmişti.

Eeee, siyaset böylesine çirkindir işte.

Haaa, unutuyordum. 1984 seçimlerinden birkaç yıl sonra Amsterdam’a gelen rahmetli Turgut Özal ile, bir toplantıdaki masada yan yana oturmuştuk. Özal, elini bacaklarıma vurarak, ‘Mersin’de durum nasıl Karaçay’ diye sorarken, ‘Mersin’de seni nasıl yedim’ demek istediğini anlamıştım tabii.

Son Haberler

Hits: 8834 Visitors: 3180
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.