Haberin yayım tarihi
2019-03-29
Haberin bulunduğu kategoriler

TARRANTİZM?

Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı

Avustralyalı beyaz ırkçı Brenton Tarrant’ın Yeni Zelanda’da gerçekleştirdiği ve 50 Müslümanın ölümü ile sonuçlanan terör saldırısı sonrasında, terörü bir yöntem olarak kullanan ırkçılığın ve aşırı sağın nasıl tanımlanması gerektiği tartışması yeniden gündeme geldi. Hali hazırdaki yaygın adlandırma “islamofobik terör”, “İslam karşıtlığı/düşmanlığı”, “anti-İslamizm” şeklindedir.

Anti-Semitizm, Anti-İslamizm

20. yüzyılda Batıda yaşanan Yahudi nefreti ve Yahudilere karşı yapılan insanlık dışı muameleler, yaygın bir kabulle, anti-semitizm olarak adlandırılmaktadır. Benzer bir şekilde Müslümanlara yönelik gittikçe artan şiddet ve terör eylemlerini anti-islamizm, islam düşmanlığı gibi kavramlarla adlandırmak, hem insanlık dışı bir trajediyi çağrıştırmak hem de anti-islamizmi anti-semitizm ile birlikte mahkum etmek açısından işlevsel olabilir. Bununla birlikte bu tür adlandırmalar, sorunun esas kaynağı olan zihniyeti ele vermemektedir. Sorunu daha çok mağdurlar üzerinden tanımlamakta, sorunun taşıyıcısı olan zihniyeti ve failleri gölgelemektedir.

Diğer taraftan Batıdaki yakın ve gerçek tehdit sadece İslam karşıtlığını içermiyor. Tarrant’ın Batı toplumlarında, beyaz ırk dışındaki toplulukları öldürmekten başka yolun olmadığını detaylı bir şekilde açıkladığı terör manifestosunda görüldüğü gibi, beyaz ırk dışındaki bütün farklılıklar tehdit altında. Irkçı Beyazlar ve aşırı sağ için beyazlık, Batı dışı toplumlardaki beyazları dışarda bırakacak şekilde Avrupa’daki beyaz ırkı kapsıyor.

Faşizm, Nazizm, Siyonizm

Aradığımız kavram aslında çok yeni, çerçevesi çok bilinmez bir kavram değil. Kavramın üst başlığını biliyoruz: Irkçılık. Ama halihazırda karşı karşıya kaldığımız durumu ifadede ırkçılık çok yetersiz kalıyor. Mevcut durum, kendi halinde kendi ırkını sevmeyi, onun için çalışmayı, onu öne çıkarmayı amaçlayan bir ırkçılık hali değil. Bunun çok ötesinde kendi ırkı, yaşam biçimi için başka ırkları, farklı yaşam biçimlerini yoketmeyi amaçlayan bunun için Avrupa’da sıklıkla görüldüğü gibi mabetleri, insanları evlerinde canlı canlı yakmayı, her türlü terör saldırısını bir yöntem olarak benimseyebilen bir ırkçılık hali. Benzer durumlar için literatürde kullandığımız yeterince kavram var. Faşizm bir tür devlet ırkçılığı olarak görülebilir. Nazizm ise, devleti de kendisi için araç gören, Almanların üstünlüğüne dayanan Millet ırkçılığı. Siyonizm ise hem millet hem de din ırkçılığının birleşik hali görülebilir. Siyonizm, Thedore Herlz tarafından geliştirilen, Yahudilerin seçilmiş millet olduğunu, Tanrının, Türkiye’nin bir kısmını da içerecek şekilde belirli toprakları (arzı mevud=vadedilmiş topraklar) kendilerine vadettiğini, bu nedenle bu toprakları elde etmek için herşeyi yapmanın meşru olduğunu savunan siyasal ideoloji olarak görülebilir. Roger Garaudy’nin ifadesiyle ırkçı ve sömürgeci bir ideolojidir. İsrail’in BM kararlarını, uluslararası hukuku, insan hakları ve temel özgürlükleri hiçe sayarak Filistinlilere yaptığını pek çok düşünür ve insan hakları aktivisti Hitler’in Yahudilere yaptığı ile kıyaslamaktadır. Kuşkusuz bütün Yahudiler siyonizmi paylaşıyor değildir. Siyonizmi tamamen reddeden, Yahudilerin bir devlet kurmasını dinlerine aykırı bulan bu nedenle israil’i tanımayan ortodox Yahudiler de vardır.

Whiteizm?, Wasizm?, Tarrantizm?

Faşizmi devlet ırkçılığı, Nazizmi millet ırkçılığı, Siyonizmi din ırkçılığı olarak tanımlarsak ihtiyaç duyduğumuz kavram esasen renk ırkçılığıdır. Beyaz üstünlüğü (White supremacy), terörü bir yöntem olarak kullanan beyaz ırkçılığını ifadede son derece yetersiz ve masum kalmaktadır. Çünkü gelinen noktada beyaz ırkın üstünlüğü bir inanç olmaktan çıkmış, bu inanç terörün gerekçesine dönüşmüş durumdadır.

İhtiyaç duyulan kavrama tam olarak karar veremesek de nereden üretilmesi, neye işaret etmesi gerektiğini biliyoruz. Kavram terörü ve şiddeti bir yöntem olarak benimseyen beyaz ırkçıların zihin dünyasından üretilmelidir. Bu noktada faşizmi ve Nazizmi çağrıştıracak ve onlarla birlikte mahkum edecek şekilde wasizm ya da whiteizm (beyazcılık) kavramları üretilebilir. Wasizm, yaygın bir kullanım söz konusu olursa beyaz ırkçı terörü, dışlamayı, nefrete işaret eden bir kavram olarak kısa sürede kabul görebilir. Ama böyle bir durumda, geçen hafta işaret ettiğimiz sorunla karşı karşıya kalınacaktır. Hıristiyanlık adına yapılan teröre Hristiyan terörü, İslam adına yapılan teröre islam terörü denilmesi bu inanç gruplarındaki çok büyük orandaki makul çoğunluk için bir bühtan olacaktır. Böylesi kullanımlar ya da kamplaştırmalar terör örgütlerine daha fazla yarayacaktır. Benzer şekilde beyaz ırk adına teröre başvuranlar nedeniyle bütün beyazları zan altında bırakacak bir dil kullanmaktan kaçınmalıyız. Nazizmi Almanlardan ayrıştırarak bir millet ırkçılığı, siyonizmi Yahudilerden ayrıştırarak bir millet ve din ırkçılığı olarak görüyorsak, beyaz ırkçılığını da bunu benimsemeyen beyazlardan ayırarak mahkum edecek bir terminoloji kullanmamız gerekir. Bu noktada manifestosunu da yazdığı için beyaz ırkçılığa dayanan teröre Tarrantizm demek akla gelebilir. Tarrantizm, bütün beyazları değil, manifestosunda işaret edildiği şekilde terörü bir yöntem olarak meşru görenler için kullanılabilir. Başka kavramlar da önerilecekse, bu ayırımı dikkate alan bir kavramsallaştırma olmalıdır.

Sonuç olarak, temel hak ve özgürlükleri, ifade özgürlüğünü, yaşama hakkını hiçe sayan, terörü bir yöntem olarak kullanan beyaz ırkçılığı ya da aşırı sağ terörü için yeni bir kavram ihtiyacı ortadadır. Üretilecek her kavram, mağdurları merkeze alan değil, suçlunun zihin dünyasını ele veren ve bu zihniyeti mahkum eden bir kavram olmalıdır. Yani faşizm, Nazizm ve Siyonizmi çağrıştıracak ve onlarla birlikte mahkum edecek şekilde, beyaz üstünlüğünden üretilen, ama bütün beyazları da suçlamayan bir kavram...

Son Haberler

Hits: 8834 Visitors: 3180
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.