Haberin yayım tarihi
2015-04-21
Haberin bulunduğu kategoriler

ÜÇ DAMLA

(Not:Haksızlık ve zulüm karşısında boyun eğmeyen medya mensuplarına ithaf olunur)

Gecenin karanlığında, gurbetin yalnızlığındayım. Sönüyor ışıklar bir bir gözlerinde sevdaların. Sönüyor lambalarında sokakların ve yollarında uzakların .Benimse,karanlığın fay hatlarından depremler devşirmede yüreğim.

’Yazmalısın,yoksa öleceksin!’ diyor içimden bir ses,bir yankı. ’Evet yazmalıyım, ama neyi, nasıl bilmiyorum!’ diye mırıldanıyor dudaklarım. Ve sonra başlıyor ürkek ürkek karalamaya parmaklarım, geceye, karanlığa bembeyaz bir sayfa eklemek için.

İstanbul’da mevsim bahar, ılık bir rüzgar okşuyor tomurcuk güllerin yapraklarını. Uzun geçen bir kışın ardından uyanıyor baharın sabahına kır çiçekleri. Yaralı bir adam oturmuş ağlıyor. Eliyle bastırdığı yüreğinden kan damlıyor. Gözyaşları bu sefer bir taraftan kan damlalarına, bir taraftan yağmur damlalarına dokunuyor.

Yere her üç damla da aynı anda düşüyor bazen. Bazen yan yana,bazen üst üste, bazen de iç içe sarmaş dolaş. Nisan yağmurları her ikisinide yıkıyor durmadan. Durmadan ağlıyor adam, durmadan kanayan yarasıyla.

İstanbul’da mevsimin adı bahar, tadı hazan. Bütün çiçekler bende kırmızı. Umutlar hala derin bir kış uykusunda. İnsanlar asırlık bir uykunun kollarında ve korkunun rüyasında asılı duruyor.

Ey yüreği zulmün şiddetiyle sarsılmış mazlum adam. Haydi kalk ayağa. Yağmur damlalarıyla birlikte yıkanan gözyaşlarını da topla yerden. Avuçla onları ve gönlüne doldur. O damlalar ki; onlarla temizleyeceğiz, tüm nefretle kirlenmiş kalpleri, örselenmiş hayalleri, esaret zindanlarının duvarlarını, dünyanın günahkar yanlarını. Onlarla sulayacağız bir ömür boyu dağları, ovaları ve dahi yolda kalmışları, umuda susamışları.

Parmakların arasından süzülen kan damlası, bırak karışsın toprağa. Çiçeklere rengini o verecek, güllere, toprağa ve bayrağa. Yeryüzü tarlaları onunla bereket bulacak, meyveler onunla hep taze kalacak. Ve toprak onunla kimlik kazanacak, vatan olacak.

Bırak karışsın gitsin toprağa. O hep nesilden nesile miras kalacak. Gün gelecek yeniden damarda dolaşacak, gün gelecek yine toprağa akacak. Onunla insanlar habil yada kabil olacak. Asırlar geçecek, devran dönecek,dünün mazlumları bugün zalim, bugünün zalimlari yarın mazlum olacak.

Ve gün gelecek insanoğlu anlayacak herşeyi. Hatırlayacak kardeş olduğunu. Utanacak mı bilmiyorum yaptığından, ‘pişman olup tövbe edecek mi?’ dersen onu da bilmiyorum. Ama toprağa dönecek yüzünü. Gölgesiyle sarmaş dolaş olacak. Yıllarca bastığı ayaklarının altından usulca sıyırıp, üzerine alacak bir yorgan misali,örtecek üzerine.

Sonra hesap verecek. Yaptığı ya da yapmadığı, söylediği yada söylemediği herşeyden dolayı hesap verecek. Gittiği ya da gitmediği her yoldan, döndüğü ya da dönmediği her yönden dolayı hesap verecek. Ya da hiç bir şeyin hesabını veremeyecek.

İşte o gün, sen gönlünde kalan son damlalarınla onların imdadına koşacaksın, çatlayan dudaklarına süreceksin, yükselen alevlerini söndüreceksin ve bir kere daha onları gönlüne alacaksın. İşte o gün Anadolu’da mevsim, adıyla tadıyla bahar olacak, çiçekler ve güller rengarenk açacak. Ve o gün, ’bayram o bayram’, ‘bahar o bahar’ olacak.

İşte bu, günü geldiğinde, bir kere daha tüm zalimlere bir ders ve bir ibret vesikası olacak.

Daha da bundan başka ne dileyebilirim ki!...

Hüsnü Can

Tarih:21 nisan 2015 saat:02.50

Son Haberler

Hits: 5803 Visitors: 3049
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.