Haberin yayım tarihi
2012-07-10
Haberin bulunduğu kategoriler

Başkasına Ait Bir Yaşam.

Yazan Sevim Ünal

Adam ve kadın ilişkilerinin sonuna geldiklerinin farkındaydılar. Bu farkındalık onları yormuş, bitkin düşürmüştü. Son savaş alanı ve son buluşma yeri olarak mutfağı seçmiş gibiydiler. İkiside derin bir sessizlik içerisinde oturmuş kahvelerini yudumluyorlardı. Aslında kahve içtiklerinin farkında dahi değillerdi. Herşey her zanam yapılan bir ritün içerisinde kendini tekrar ediyordu.

Sabah erkenden kalkımak, hazırlanmak, kahvaltı için mutfağa gitmek ve daha sonra evden işe gitmek için hızla çıkmak. Yedi yıl boyunca kadın ve adam aynı şeyleri tekrar edip durdular. Adam için farkli bir çok şey vardı, çünkü o bu ülkenin insanı değildi. Ülkesindeki monoton hayatı burda kurmayı başarmıştı. Çok zor olmuştu ama başarmıştı. Uzun zaman önce geldiği bu ülkeye kendisini tam yerleştirmek adına didinip durmuştu. Elindeki kahveden bir yudum alarak ‘ orda herşey farklı olabilirdi. En azından kadınlar daha saygılı’ diye düşündü.

Kadın kendi ülkesindeydi. Adamla tanıştığında kısa kesilmiş saçları, kaşının üzerine yaptırdıği pirsingi onun tercihlerini yansıtıyordu. Hernekadar teninin beyazlığından kurtulmak için solaryumlara avuç dolu para döküyor olsa dahi ‘ mutluydum’ diye düşündü. Kahvesini yudumlarken adamla göz göze gelmemeye çalışiyordu. Geçen her dakika daha çok gerilmelerine yolaçıyor ve bir birlerinden uzaklaştırıyordu adamla kadını. Konuşmak yerine aynı mekanda karşılıklı veya yan yana oturup televizyon dahi seyrederken aslında düşünüyorlardı. Bir yol bulmak adına, kafa patlatmak gerekiyordu.

Kadın kendi kendine cesaret vererek, kahvesinden ayırdı gözlerini ve adamın yüzüne dikti. Adam nekadar çok değişmişti. Tanıştıklarındaki o centilmen, romantik, yakışıklı ve içten kişi gitmişti. Sürekli kendisinden değişmesini isteyen ısrarlı  ve ısrarlardında çok ciddi olan birisi gelmişti. Kadın adamı seviyordu, sevgisi için istenen değişikliklere ‘evet’ demişti.

-Bizim ülkeden birşeyler giysen sana çok yakışır’diye başlamıştı adam. O zamanlar sesi, yumuşacık ve sevecendi. Kadın adamın isteğini yaparken, onun mutlu olacağını düşünmüştü.

-Saçlarını uzat, hatta simsiyaha boya ve ör’ diye bir öneride bulundu. Kadın bunu yapmak istemedi. Adam, ‘Sen beni sevmiyorsun’ diye söylenmişti. İşte, herşeyiyle yavaş yavaş tipik bir Hindistan kadınına dönüşmüş, geleneksel yemekler pişirip, evini tütsülüyor, eşinin kültürüne ait ne varsa yapmaya çalışıyordu. Oysa ona çok uzak bir kültürdü. O Avrupalıydı.

Adam, kadının bakışlarını yüzünda hissettiğinde, oda baktı. Göz göze gelmişlerdi.  Gözleri öfkeyle ayrıldı.

Kadın ‘Yeter artık’diye bağırdı. Sesi oldukça kararlı ve yüksek çıkmıştı. Adam bundan hoşlanmamıştı. İşte herşey biranda olup bitmişti. Adamın, kadının yüzüne hızla inen tokadı, kadının oturmuş olduğu sandalyeden sarsılarak yere düşmesine neden olmuştu. Mutfağın duvarlarına çarpan porselen kırığı parcacıkları arasında adama öfkeli ve kararlı gözlerle bakan kadın artık adamın istediği görmeyi arzuladığı kadın değildi. Yerde ikiye bölünmüş bir Hindistan kadını biblosu duruyordu, kırılan biblodan Avrupalı kadın çıkmış ve hiçbirşey söylemeden dış kapıyı çarparak çıkmıştı.

Son Haberler

Hits: 7792 Visitors: 3112
Copyright © GUNDEM.be
Site içeriği ve dizaynın tüm hakları GÜNDEM.be websitesine aittir.
Kopyalamak ve izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.